Şirketiniz için teklif alın

Bu form üzerinden hassas bilgileri (kredi kartı numarası, şifre, vb.) kesinlikle paylaşmayın.

Psikoloji

Hayatın Amacı Nedir?

Psikologca 14 Eylül 2024

İnsanlık var olduğu günden bu yana bir çok insanın merak ettiği, sürekli düşündüğü bir şey: '' Hayatımızın Amacı '' .Neden var olduğumuzu anlamaya çalışmak... Ne yaptığımız, ne için yaptığımız, kim için yaptığımız kafamızda dönüp durmuştur.

Bazı filozoflara ve bu filozoflara katılan insanlara göre, hayatın amacı mutlu olmaktan geçer. Fakat ben buna katılmıyorum, mutluluk çok soyut ve ulaşılması neredeyse imkansız bir kavramdır. Çünkü insanın bitmek bilmeyen açlığı, hep en iyisine sahip olma isteği uyandırır insanda.


Bisiklet kullanan insan motor ister, motor kullanan araba ister, araba kullanan spor araba ister, spor araba kullanan helikopter ister falan diye uzaar gider.


Yani isteklerimiz asla ama asla bitmeyecek. Benim hayat felsefem gerçekten çok basittir ve anlaşılması cesaret ister fakat çokça basittir:


ASLA AMA ASLA ÇOK MUTLU OLMAYACAKSINIZ!


Ömrünüz boyunca asla yeterince mutlu olmayacağınızı her realist kafada insan söyler. Hayalperestler çoğunlukla asla gelmeyecek kadınlara/erkeklere aşık olur, asla gerçekleşmeyecek ve gerçeklik ile alakası olmayan hayaller kurarlar falan. Ve bu hayaller onlara mutsuzluktan başka bir şey sağlamaz. Hayal kurmaya karşı değilim fakat hayaller de realist olabilir, hayal dediğimiz oluşum yalnızca disney masalları gibi olmak zorunda değil. 'Hayatımın aşkını bulucam!' diyen biri hayatını o kişiyi bulmaya çalışmakla fakat asla da bulamamakla geçirecek. Bu gerçekçi bir hayal değildir.


 '10 yıl boyunca devasa bir şirket kurmak için her gün 6 saat çalışacağım'. İşte bu gerçekçi bir hayaldir, hayalperest olmak ile hedefleri hakkında hayal kurmak bambaşka şeylerdir. Bir hedefleri ve bu hedefleri doğrultusunda hayal kuramayan insan kendisini şanssız görebilir çünkü hedef belirlemek büyük bir başarıdır. Çoğu insan bir işi başarmakta değil, başaracak bir iş bulmakta problem yaşıyorlar. İçlerinden gelen o arzuya kulak veren insanlar, şuanda bizim 'milyoner' veya 'milyarder' dediğimiz büyük servetlere sahip insanlar. Hedeflediği şeyler para olmayabilir insanın, lakin siz arzuladığınız bir işi çok iyi yaptıktan sonra isteseniz de istemeseniz de para size doğru akmaya başlar!


Bunu tarihte birçok kişilikte rahatlıkla görebiliyoruz. Cristiano Ronaldo, gerçekten fakir bir ülkenin, koyu katolik bir ailesinde doğmuş bir adam. Cristiano'nun futbola olan ilgisi 8-9 yaşlarındayken annesi tarafından farkediliyor. Küçükken aslında bu kadar büyük hayaller kuramayacak bir halde olan Cristiano'nun şuan geldiği yeri hepimiz biliyoruz. Ronaldo'nun hayali dünyanın en iyi futbolcusu olmak değildi. Onun hayali, futbol yeteneğini yapabildiği kadar geliştirmekti. Çünkü futbolu para için falan oynamıyordu, gerçekten çok zevk alıyordu bu sporu yaparken. Futbol arzusu Cristiano'ya inanılmaz paralar kazandırdı. Fakat Cristiano bu paraları hedefleyerek çıkmamıştı yola. O kadar büyük bir tutkuyla oynuyordu ki futbolu, paranın ona gelmekten başka şansı kalmamıştı.


Hayat, bize sunulmuş şahane bir şans. Milyonlarca olasılıktan biri olarak Dünya'ya gelen bizler, depresyona girme gibi haklara sahip değiliz. Çünkü hayat, evrene ufacık bir pencereden baktığımız oda gibidir. Sonsuz bir evrende, belki maksimum 100 yıl yaşayabilecek biz insanlar kendimizi çokça ciddiye alıyoruz. Henüz daha bir sperm iken annemizin yumurtasına ulaşma yarışını kazanan bizler, bu adına hayat dediğimiz; garip, acımasız, komik, eğlenceli, bazen de üzücü fırsatı bir kenara atacak hakka sahip değiliz.


Sizi yerin dibine kadar sokan da hayat, sizi göklere çıkaran da yine hayat. Ne olursa olsun, bu hayatta ne yaşarsanız yaşayın 'intihar' yapabileceğiniz en büyük ihanettir. Küçücük bir sperm iken bu yarışı kazanma cüretini gösteren sizler, kupayı kaldırmayı reddedemezsiniz. Sevgililer, arkadaşlar, aile bile gelip geçici dostlar. Bu hayatın sonunda sadece ve sadece kendimizle baş başa kalıyoruz. Ölüm döşeğindeyken yalnızca biz ölüyoruz, arkamızdakiler sadece ağlama işlemini gerçekleştirmek için oradalar.


Ve ölürken belki de kendimizi sonsuz bir boşluğa ve yalnızlığa bırakarak bu hayattan göçüp gidiyoruz!

Psikoloğa Ücretsiz Danış
İyi olmak hepimizin hakkı. Bir soru sorarak başlayabilir, psikoloğumuza ücretsiz danışarak yoluna ışık tutabilirsin.

Bazı filozoflara göre hayatın amacı mutlu olmaktan geçer. Peki ya sizin için hayatın amacı nedir? Bu sorunun cevabını bulabildiniz mi? Yoksa hala kafanızda bir sürü soru mu var ? Uzman psikologlarımıza sorun cevaplayalım.

Psikoloğa Soru Sor!

Etiketler:

hayatınamacı
neiçin
kimiçin
neden

Benzer Yazılar

Kontrol Yanılsaması Nedir?
Psikoloji

Kontrol Yanılsaması Nedir?

Araştırmalar, bu yanılsamanın çok yaygın olduğunu gösteriyor çünkü hepimiz kontrol yanılsamasına yatkınız. Kontrol duygusu rahatlatıcı ve arzu edilir olduğundan, bu yanılsama çok uzun süredir var olan bir duygudur! Etrafımızdaki şeyleri etkileme gücüne sahip olduğumuza inandığımızda kendimizi iyi hissederiz, ancak kontrolümüzü kaybetmiş ve çaresiz hissetmek derinden rahatsız edici olabilir. 1970'lerin başında yapılan bir çalışmada Glass ve meslektaşları katılımcılardan, arkaplanda rastgele aralıklarla yüksek ve rahatsız edici bir uğultu sesi çalarken basit bir görevi tamamlamalarını istediler. Katılımcıların bir grubu " Kontrolü olan " gruba, araştırmacılara gürültünün durmasını istediklerini ancak bunu yapmamalarının çok tercih edildiğini bildirmek için bir düğmeye basabilecekleri söylendi. "Kontrolü Olmayan " grupta ise böyle bir talimat verilmedi. Her iki grup da görevleri tamamlasa da, sıkıntı seviyeleri de ölçüldü. İlginç bir şekilde, çalışma katılımcıların neredeyse tamamının düğmeye basmadan aktivitenin sonuna ulaştığını gösterirken, Algılanan Kontrolü Olmayan grubunun önemli ölçüde daha sıkıntılı olduğunu ve daha fazla hata yaptığını gösterdi. Bu sonuç, sadece hoş olmayan bir durumu durdurabileceğimize inanmamızın bile buna tahammül etmemizi kolaylaştırdığını gösterdi! Yani, bir yandan, kontrol yanılsaması bizim için iyidir - kontrol ihtiyacımızı tatmin eder ve bizi çaresiz hissetmekten korur. Ancak, karanlık bir tarafı da vardır. Dış olaylar üzerindeki kontrolümüzü abartmak da zihinsel sıkıntımıza katkıda bulunabilir. Kontrol edilemeyen sonuçlar üzerinde kontrolümüz olduğuna inanmak, etkisiz, yararsız veya hatta zararlı eylemlere zaman ve enerji harcama olasılığımızı artırır. Kaynaklarımız, sonucu hiç etkilemeyen davranışlarda bulunarak boşa harcanır ve hayatımıza gerçekten fayda sağlayan diğer şeylerden uzaklaşırız. Bu, endişelenmeye veya kaçınmaya yol açabilir. Örneğin, sosyal kaygısı olan kişiler başkalarının kendileri hakkındaki algıları konusunda endişeli olabilir. Nasıl göründükleri, konuştukları ve davrandıklarıyla meşgul olabilirler ve sevilmelerini etkilemesi umuduyla tüm "doğru" şeyleri yaptıklarından emin olabilirler. Başkalarının bakış açıları üzerindeki bu aşırı kontrol, bunun yerine artan kaygıya ve gerçek ve tatmin edici bağlantılar kurma zorluğuna yol açabilir. Sonunda, kontrol sahibi olma ihtiyacı bizi kontrol etmeye başlar!Sonuçlar bizim istediğimiz gibi gitmediğinde, bunun üzerinde kontrol sahibi olduğumuzu varsaymak kendimizi suçlamaya, pişmanlığa, hayal kırıklığına ve düşünmeye yol açabilir. Aramızda hangimiz hüzünlü olmadık ve bir durumu değiştirebilecekleri tüm yolları düşünmedik ki?Örneğin arkadaşım COVID-19 testi yaptırdı ve sonucunun çıkması 6 gün sürdü. Bu 6 günlük izolasyon sırasında, farklı bir test merkezine gitmesi gerekip gerekmediğini merak etti ve başkalarının sonuçlarını daha çabuk aldığını duyduğunda kötü bir seçim yaptığı için kendini suçladı. Testi nerede yaptırırsa yaptırsın sonucun ne zaman geleceği üzerinde hiçbir etkisi olmadığını bilmesine rağmen, kontrol yanılsaması pençelerini derinlere batırdı ve o 6 günü acı dolu hale getirdi. Bu size tanıdık geliyor mu? Kendimizi azarlıyor ve suçluyoruz, yapmamız ve yapmamamız gereken her şeyi düşünüyoruz, zihnimiz aynı düşünceleri tekrar tekrar geçiriyor. Ancak bildiğimiz gibi, gerçek muhtemelen kararlarımızın sonuç üzerinde sınırlı bir etkiye sahip olduğu ve farklı davranmış olsak bile işler daha iyi olmayabilirdi. Pişmanlık doğal ve geçmiş hatalardan ders çıkarmak büyümenin ayrılmaz bir parçası olsa da, değiştirilemeyen geçmiş bir olaya odaklanmak bir kontrol yanılsamasıdır. Peki, şimdi kontrol yanılsamasını bildiğimize göre, bu konuda ne yapabiliriz?Zihinsel sağlığın temel taşlarından biri esnekliktir; düşünme, davranma ve duygularımızla ilişki kurma biçimimizde. Kontrol ihtiyacına odaklanmak genellikle esnekliği engeller ve tatmin edici ve ilgi çekici bir hayatın tadını çıkarma kapasitemizi sınırlar. İronik olarak, katı kontrol duygusunu bırakarak, esnek bir pozisyondan daha fazla "kontrol" elde edebiliriz. Bu, hayatın farklı alanlarında sahip olduğumuz kontrol derecesinin sınırlı olduğunu kabul etmeyi ve her şeyi dar bir şekilde tanımlanmış bir konfor alanında tutmak için çaba harcamak yerine bu fikirle rahat olmayı içerir. Etki alanımızda neyin olduğunu ve neyin olmadığını anladığımızda, enerjimizi gerçekten üretken olan yollarla yeniden yönlendirmeye başlayabiliriz. Etki alanımızı bilmek, sonuca aşırı odaklanmaktan geri adım atabileceğimiz ve bunun yerine sürece ve anlamlı bir hayatı teşvik eden şeylere odaklanabileceğimiz anlamına gelir. Esnek olmak ayrıca kontrolümüz dışındaki durumları bırakma yeteneğimizi geliştirir ve bizi tüm kendini suçlama ve düşünmeden korur. Kontrol yanılsamasına kurban gittiğiniz durumları fark ettiniz mi acaba? Bunu fark etmek ve etiketlemek, abartılı bir kontrol duygusunu sürdürmeye yönelik beyhude çabalarımızdan vazgeçmeye doğru atılacak harika bir ilk adımdır.

Psikologca 20 Ekim 2024