Neslihan Fındıkoğlu

Psk. Neslihan Fındıkoğlu

Kocaeli

Çözüm Odaklı Terapi Bilişsel Davranışçı Oyun Terapisi Çocuk Merkezli Oyun Terapisi

5.0
(2 Yorum)

Uzman Hakkında

Merhaba, ben psikolog Neslihan.Bu platformun kurulma amacına hizmet etmek ve değerli sizlerin sorularına yanıt vererek sizlere yardımcı olmak adına buradayım.

0

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Çocuk Merkezli Oyun Terapisi
  • Bilişsel Davranışçı Oyun Terapisi

Uzmanlık Alanları

Depresyon
Travma ve TSSB
Öfke Yönetimi
Yalnızlık
İlişki Sorunları
Sınav Kaygısı
Tik Bozuklukları
Kariyer Rehberliği
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Oyun Bağımlılığı
Varoluşsal Kaygılar

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışçı Terapi
  • Çözüm Odaklı Terapi

Cevaplar (6)

Merhaba,Verdiğin kararın bir karşılık bulup bulmayacağını düşünmen çok doğal ama aslında burada daha önemli olan şey, bu kararın seni nasıl etkileyeceği. Sen bu ilişkide hem çok yakınlık hissetmişsin hem de aynı anda yorulmuşsun. Bu ikisinin bir arada olması insanı en çok zorlayan şeylerden biri. Bir yandan çok özel bir bağ var hissi, diğer yandan bu böyle gitmez gerçeği. Vedayı nasıl yaptığını anlatışından şunu anlıyorum: İçinde kalacak bir şey bırakmamaya çalışmışsın. Onu anlamışsın, kırmadan konuşmuşsun, duygunu açıkça koymuşsun. Bu aslında kendi tarafını tamamlamak demek. “Onu olumlu etkiler mi?” kısmı ise biraz onunla ilgili. Belki etkiler, belki düşündürür ama bu onun ne kadar yüzleşebildiğine bağlı. Senin doğru davranmış olman onun mutlaka değişeceği anlamına gelmez. Şu an senin zorlandığın yer daha çok şu gibi duruyor: Hem onu anlıyorsun hem de onsuz kalıyorsun. Bu ikisini aynı anda taşımak kolay değil. Bu süreçte kendine şunu hatırlatman iyi olabilir:Sen bu kararı onu itmek için değil, kendini korumak için aldın. Bundan sonrası için en önemli şey, koyduğun sınırı koruyabilmek. Çünkü böyle ilişkilerde tekrar iletişim olursa, genelde aynı döngü yeniden başlar. Kısa süre iyi hissettirir ama sonra yine aynı belirsizlik gelir. Aklına gelmesi, özlemen, acaba demen çok normal. Bunlar kararının yanlış olduğu anlamına gelmez sadece duygunun hâlâ canlı olduğunu gösterir. Biraz zaman geçtikçe şu an çok yoğun olan o duygu yavaş yavaş yerini daha net bir bakışa bırakır. O zaman bu kararın neden gerekli olduğunu daha sakin bir yerden görebilirsin. Şu an yapabileceğin şey olanı zorla anlamlandırmaya çalışmak değil, biraz kendine alan tanımak. Çünkü sen zaten söyleyebileceğini söylemişsin. Bundan sonrası senin toparlanma sürecin.

Devamını Oku...

Bu durumun seni bu kadar yorması çok anlaşılır. Çünkü ortada sadece bir ayrılık yok; net olmayan, kapısı tam kapanmamış bir ilişki var. İnsan böyle durumlarda ilerleyemez, zihni hep “acaba”da kalır. Ama burada senin için önemli olan şey şu: Onun ne hissettiğinden çok, sana ne yaşattığı. Şu an sana yaşattığı şey netlik değil, belirsizlik. Ve belirsizlik, duygusal olarak en yıpratıcı durumların başında gelir. Davranışlarına baktığında aslında bir çelişki yok: Seninle bir gelecek kurmuyor, sorumluluk almıyor, doğrudan iletişim kurmuyor. Ama tamamen de çıkmıyor hayatından. Bu, bir ilişki sürdürmek değil; seni duygusal olarak bağlı tutmak. Senin “devam edemiyorum” demenin sebebi de bu zaten. Çünkü zihnin kapanış yapamamış. Ama şu gerçeği kabul etmek iyileşmenin başlangıcı olur: Bu kapanışı ondan alamayacaksın. Bu noktada kendine şu soruyu sorman önemli: Seni bu kadar belirsizlikte bırakan biriyle gerçekten güvenli ve huzurlu bir hayat mümkün müydü?Onu hâlâ seviyor olman çok normal. Ama sevgi, tek başına yeterli değil. Netlik, emek ve sorumluluk yoksa, o ilişki insanı iyileştirmez, yorar. Yapman gereken şey onu unutmaya zorlamak değil; onun bıraktığı bu belirsiz alanın dışına çıkmak. Bunun için de temasın her türlüsünü kesmeye devam etmen, gelen haberleri mümkün olduğunca duymamaya çalışman ve zihninde “belki” ihtimalini beslememeyi öğrenmen gerekiyor. Şu an zor olan kısmı yaşıyorsun ama bu his kalıcı değil. Netlik tarafına geçtiğinde, zihnin de duyguların da yavaş yavaş sakinleşecek.

Devamını Oku...

Sevgili danışan,yazdıklarını dikkatle okudum. Hissettiklerin çok anlaşılır ve oldukça yoğun görünüyor. Birini uzun süre sevmek, onun küçük davranışlarından anlam çıkarmaya çalışmak insanı hem umutlandırır hem de zaman zaman kafa karışıklığına sürükler. Onun sana bakması, gülümsemesi ya da seni fark ettiğini gösteren davranışlar elbette hoş ve anlamlı hissettirebilir. Ancak şunu unutmamak önemli: Bu tür işaretler her zaman romantik bir duygunun kesin göstergesi olmayabilir. Bazen insanlar sadece tanıdıkları birine karşı sıcak davranabilir, bazen de farkında olmadan karşı tarafa umut verecek şekilde davranabilirler. “Beni seviyor mu?” sorusunun net cevabını ne yazık ki dışarıdan bu davranışlara bakarak kesin olarak vermek mümkün değil. Ama şunu söyleyebilirim: Birinin gerçekten ilgisi varsa, bu genellikle daha net, daha tutarlı ve daha doğrudan bir şekilde kendini gösterir. Sadece bakışlar ya da arada sırada gelen davranışlar yerine, iletişim kurma çabası olur. Senin için en sağlıklı yol, tamamen varsayımlar üzerinden ilerlemek yerine durumu biraz daha netleştirmek olur. Hemen duygularını açmak zorunda değilsin ama küçük bir adım atabilirsin. Mesela onunla basit bir konuşma başlatmak, selam vermek, kısa bir iletişim kurmak sana daha gerçekçi bir fikir verebilir. Onun sana nasıl karşılık verdiğini görmek çok daha belirleyici olur. Ayrıca şunu da düşünmeni isterim: Onu seviyor olman çok değerli ama bu süreçte kendi duygularını yıpratmamak da en az onun kadar önemli. Sürekli “acaba seviyor mu, sevmiyor mu” düşüncesi seni yorabilir. Eğer zamanla iletişim kurabilirsen ve onun da sana karşı bir ilgisi olduğunu hissedersen, o zaman duygularını daha açık ifade etmeyi düşünebilirsin. Ama şu an için önce küçük ve doğal bir iletişim kurmak daha sağlıklı bir adım olur.

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan, Anlattıklarınız uzun süredir içinizde biriktirdiğiniz, sizi gerçekten yoran ve duygusal olarak yıpratan bir süreci gösteriyor. Özellikle bir zamanlar kendinizi güvende ve değerli hissettiğiniz bir ilişkinin değiştiğini fark etmek insan için oldukça sarsıcı olabilir. Bu nedenle yaşadığınız kırgınlık, kafa karışıklığı ve içe çekilme duyguları çok anlaşılır. Evliliğinizin ilk yıllarında eşinizle aranızda daha yakın, paylaşımın olduğu bir ilişki olduğunu anlatıyorsunuz. Böyle bir bağın zamanla değişmesi çoğu zaman kişide “Nerede yanlış yaptım?” ya da “Beni artık eskisi gibi sevmiyor mu?” gibi sorulara yol açabiliyor. Özellikle eşinizin ailesiyle ilgili koyduğunuz sınırlar sonrasında ilişkinizde bazı gerilimlerin ortaya çıkmış olması da sizin zihninizde bu değişimin nedenini sorgulamanıza yol açmış gibi görünüyor. Burada önemli bir noktaya değinmek isterim: Bir insanın saygı görme ihtiyacı ve özellikle başkalarının yanında küçük düşürülmemek istemesi son derece temel ve sağlıklı bir beklentidir. Eşinizin sizi kıran davranışları karşısında rahatsızlık duymanız ya da bunu dile getirmeniz “takıntılı olmak” anlamına gelmez. Aksine, bu durum sizin duygusal sınırlarınızı korumaya çalıştığınızı gösterir. Diğer taraftan eşinizin davranışlarının tamamen tek bir nedene bağlı olması da her zaman mümkün olmayabilir. Bazen zamanla değişen yaşam koşulları, iş ortamı, aile dinamikleri veya kişisel stresler ilişkideki iletişim biçimini etkileyebilir. Ancak sebep ne olursa olsun, ilişkide saygının ve karşılıklı anlayışın korunması oldukça önemlidir. Şu an sizin için en zorlayıcı olan şeylerden biri de sanırım kendinizi ifade ettiğinizde anlaşılmadığınızı hissetmeniz. İnsan anlaşılmadığını düşündüğünde zamanla geri çekilir, sessizleşir ve iç dünyasında daha fazla düşünmeye başlar. Sizin “neşemi kaybettim” şeklindeki ifadeniz de bu içe çekilmenin bir sonucu gibi görünüyor. Böyle durumlarda bazen eşler birbirlerinin ne hissettiğini gerçekten duymakta zorlanabilirler. Bu yüzden sakin bir zamanda, suçlayıcı olmayan bir dille sadece kendi duygularınızı anlatmaya çalışmanız faydalı olabilir. “Böyle yaptığında kendimi değersiz hissediyorum” gibi ifadeler, karşı tarafın savunmaya geçmeden sizi duymasını bazen kolaylaştırabilir. Şunu da unutmamak önemli: Bir ilişkide sevgi kadar saygı, incelik ve karşılıklı değer görme hissi de çok kıymetlidir. Sizin yaşadığınız kırgınlıklar gerçek ve anlaşılır duygular. Kendinizi suçlamak yerine duygularınızı fark etmeniz ve onları ifade edebilmeniz aslında oldukça güçlü bir adımdır. Zaman zaman ilişkiler zor dönemlerden geçebilir; önemli olan bu süreçte kişinin kendi değerini unutmaması ve duygularını yok saymamasıdır.

Devamını Oku...