Şirketiniz için teklif alın

Bu form üzerinden hassas bilgileri (kredi kartı numarası, şifre, vb.) kesinlikle paylaşmayın.

Romantik İlişkiler

Aşkın Gizli Hali: Platonik Aşk Nedir?

Psikologca 10 Temmuz 2024
Aşkın Gizli Hali: Platonik Aşk Nedir?

Şarkılara, filmlere ve hatta şiirlere konu olmuş bir duygudan söz ediyoruz. Platonik aşk nedir denildiğinde herkesin aklına tek taraflı sevgi gelir. Bu, kısmen doğru olsa da eksik olduğu bilinmelidir. Köken ve anlam açısından bakıldığında ilişki içerisinde olunan bir partnere karşı da platonik olunabilir. Bunun için kavramı ve kökenini daha yakından tanımak gerekir.

Öncelikle bu kelimenin şu anki anlamının, ortaya çıkış hikayesiyle ilgisi bile olmadığını belirtelim. Antik Yunan çağ filozoflarından Platon’un adı verilmiştir. Sebebi ise Platon’un kaleme aldığı bir tartışma kitabıdır. Bu diyalogda Sokrates ile olan tartışmalar anlatılır. Burada her iki filozof da gerçek aşkın, salt duygusal olması gerektiğini savunmuştur. Yani gerçek anlamda platonik aşk, fiziksel veya cinsel temas içermemelidir. Yalnızca sevilmelidir.


İşin daha şaşırtıcı tarafı ise buradan sonra başlıyor. Sokrates’in bahsettiği aşk ise bir kadın değil, erkeğe duyulan aşktır. Evet, ünlü düşünür kadınları sevmenin imkansız olduğundan bahseder. Dolayısıyla kastettiği saf aşk, eşcinsel bir birlikteliğin arzusudur.


Bu tarihlerden sonra ise artık platonik aşk , salt sevgi anlamında kullanılmaya başlandı. Yani işin eşcinsellik kısmı ortadan kalktı denilebilir. Karşı cinse duyulan ve cinsel arzular içermeyen sevgi, bu isimle anılıyordu.

Artık modern çağlara geldiğimizdeyse yepyeni bir form ortaya çıkmıştı. Artık, kavuşulması imkansız olan aşklar için bu kelime kullanılıyordu.


Şöyle bir kronolojik sıralamayla bu durumu özetleyebiliriz:

1)    Hemcinse duyulan, cinsellik içermeyen salt sevgi

2)    Karşı cinse duyulan, yine cinsellik olmayan salt sevgi

3)    Kavuşulması imkansız olan karşı cinse duyulan sevgi


Günümüzde ilk iki anlamında tamamen unutulduğunu söyleyebiliriz. Platonik aşk nedir denince artık herkes tek taraflı sevdiği ve kavuşamayacağı kişileri aklına getiriyor. Öyle ki artık orta okul seviyesinde bile yaşanabilen platonikler, bazen de yaşlılık yıllarında ortaya çıkıyor. Buradaki kilit nokta ise karşı tarafla kavuşmanın imkansız olmasıdır. Çeşitli sebepler bu imkansızlığa neden olabilir. En yaygın olanlarına baktığımızda ise:

·       Ekonomik koşullar

·       Karşı tarafın makam, mevki, sosyal statü bakımından üstün olması (öğretmen, ünlüler vb.)

·       Karşı cinsin toplum ahlaklarına göre kabul edilemeyecek biri olması (akraba, aile üyesi, yaş farkı vb.)

gibi durumlar ön plandadır.


Elbette bunlarla sınırlanması da söz konusu değildir. Bireyin ve aşık olduğu kişinin sahip olduğu hayat dinamiklerine göre bu listenin epey uzaması mümkün olabilir. Dikkat edilirse uzak mesafeli ilişkisi  yaşayanlar, hatta hiç yüz yüze görüşmeyenler için platonik aşıklar denilmez. Platonikten söz edebilmemiz için bir ilişki olmaması gerekir. Karşı cinsin maddi, manevi veya sosyal olarak ulaşılmayacak bir yerde olması aranır.


Oysa Platon ve Sokrates, platonik aşk nedir deyince, birlikte olunan kişileri de kapsayan bir tanım yapar: Madde teması olmadan, sadece aşık olmak. Bu aşkın içerisinde sarılmak, koklamak veya cinsel ilişki yoktur. Sadece seversin. Tekrar Antik çağlardan çıkarak günümüz ilişkilerini ele almaya dönelim.



Platonik Aşk Belirtileri Nelerdir?

Bu soruyu iki yönlü düşünmek gerekir. Bir kişiye platonik olduğunuzu düşünebilirsiniz. Bu yüzden de duygularınızdan emin olmak için bazı belirtileri arayabilirsiniz. Öte yandan bir başkasının size platonik duyguları olup olmadığını anlamak için de aynı belirtilere ihtiyacınız vardır. Bundan dolayı da platonik aşk belirtileri iki farklı durum için anlatılmalıdır.


İlk olarak platonik aşkınız olup olmadığınız için arayacağınız belirtilerden bahsedelim:

  • Aşık olunan kişiye ulaşmanın imkansız veya buna yakın olması
  • Sürekli olarak aynı kişiyi düşünmek
  • Kavuşamayacağını bildiği halde onunla ilgili hayaller kurmak, planlar yapmak
  • · Hayatına başka bir duygusal ilişki kabul etmeme, sadece onu bekleme
  • Eğer mümkünse sürekli iletişimde kalmaya çalışmak (aramak, mesaj atmak, görüşmeyi istemek vb.)
  • İmkan varsa onunla yakınlaşmaya, fiziksel temas kurmaya çalışmak
  • Onun birlikte olduğu kişilere karşı kıskançlık, düşmanlık beslemek (bazı vakalarda bunun için kötü planlar yapmak)


Eğer siz de bu durumların çoğunu yaşıyorsanız platonik aşk yaşıyor olabilirsiniz. Yine de duygularınızı tanımanız için kendinize biraz zaman vermelisiniz. Çünkü insanlar belirli dönemlerde bazı kişilere karşı böyle hissedebilir. Bu, bazen gelip geçici bir durumdur. Hatta bazen imkansız aşklar cezbeder insanı. Sonrasında yapılan muhakeme ile bundan vazgeçilebilir. Platonik aşk söz konusu olacaksa bu durumun uzun süreli devam etmesi gerekir.


Peki ama ne kadar bir süre? Platonik aşklar genellikle yıllar sürer. Bazı vakalarda ömür boyu devam ettiği de görülür. Yine de çoğu vakada gençlik yıllarında başlayan platonikler, yetişkinliğe geçildiğinde sona erer; veya ermek zorunda kalır. Bunu da hayat şartları ile bağdaştırabilmek mümkündür. Neyse, unutma veya atlatma konusuna da alt başlıkta, daha detaylı değinelim.


Gel gelelim size platonik aşık olan kimse var mı? Karşıdaki kişinin duygu ve düşüncelerini okuyamazsınız. O yüzden de bazı davranışlarından ipuçları alabilirsiniz. Kabul edelim, herkes içten içe platonik bir aşkı olsun ister. Bu, bir nevi güvence gibi hissettirir. Doğru mu, toplum normlarına göre değil. Bakalım hangi davranışları gösteren kişiler size platonik aşk besliyor olabilir:


  • Sürekli sizinle görüşmek/konuşmak için bir sebep buluyorsa
  • Birlikte olduğunuzda gözlerini sizden alamıyorsa
  • Sizinle konuşurken gözleri parlıyorsa
  • İlişki yaşadığınız kişilerden asla hoşlanmıyorsa
  • Sık sık fiziksel temas kuruyor veya bunun için çabalıyorsa
  • İstediğiniz, sizi mutlu eden şeyleri yapmak istiyorsa
  • Sürekli size karşılıksız hediyeler alıyorsa

sizin de platonik bir aşığınız olabilir.


Tabii yine bu durumları uzun süre gözlemlemek gerekir.  Çünkü bunların bazılarını yakın arkadaşlarınız da yapabilir. Bu, onun bir platonik aşk yaşadığı anlamına gelmeyebilir. Bir platonikten bahsedebilmemiz için bunları uzun süredir devam ediyor olması gerekir.

Platonik Aşk Nasıl Unutulur?

Belki de en zoru budur. Yıllarca sevdiğinizden vazgeçmek, onu unutmaya çalışmak... Ama hayat devam ediyor. Peki bunu nasıl yapacağız? Bilinçli bir unutma mı olacak, yoksa kendiliğinden geçip gidecek mi? Platonik aşk nasıl unutulur sorusu karşısında işte bu sorular da beraberine gelir. Kısaca bunlardan bahsedelim.


İlk olarak gelip geçici olanlardan bahsedelim, ki bu en kolayıdır. Bazen birine tutuluruz, hiç vazgeçemeyeceğiz sanırız. Neyse ki bu durum bazen geçici bir duygu durumudur. Bir heves olarak da tanımlanabilir. Gerçeklikle kavuştuğunuzda, bu imkansız aşktan otomatik olarak vazgeçersiniz. Bunun için bir unutma sürecine de ihtiyaç duymazsınız. Hayatın normal akışı içerisinde bir bakmışsınız artık ismi geçmiyor bile.


Öte yandan bu bir heves değil, gerçekten uzun ömürlü bir aşksa? Ne yapacağız? Bazen gençken, bazen yaşlıyken bazen de evliyken imkansız bir aşka tutulabiliriz. Unutmanız gerekir, ama nasıl yapacağınızı bilmezsiniz. İşte bu durumdakiler için platonik aşk nasıl unutulur sorusunun yanıtları:

  • Görüşme imkanınız olan bir kişiyse görüşmeyi azaltmaya hatta hiç görüşmemeye çalışın.
  • Size onu hatırlatan eşya, mekan ve kişilerden uzak durmaya gayret edin.
  • Kendi yaşamınıza odaklanmaya çalışın. (okul, iş, aile, ilişkiler vb.)
  • Gerçeklikle yüzleşin, gerekiyorsa bunun için terapi desteği alın.
  • Sosyal ilişkilerinizi güçlü tutun. İnsan gerçekten de başkalarıyla birlikteyken bu tarz şeyleri daha kolay atlatabiliyor. Tek başınıza mücadele etmeniz görece daha zordur.


Bu ipuçlarının yazıldığı kadar kolay olmadığının elbette farkındayız. Bu yüzden son maddeye çok önem vermek gerekir. Sosyal bir varlık olan insan, başkalarının desteğiyle zorlu süreçleri daha kolay geçirebilir. Platonik aşk nedir, nasıl unutulur dendiğinde de yine sosyal desteğin önemi büyüktür.

Her şeye rağmen sevmek güzel şey...

Sayfa içeriği yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir uzmana başvurunuz.

Psikoloğa Ücretsiz Danış
İyi olmak hepimizin hakkı. Bir soru sorarak başlayabilir, psikoloğumuza ücretsiz danışarak yoluna ışık tutabilirsin.

Bu yazı dizimizde platonik aşk kavramından bahsettik. Yaşadığınız hissin platonik mi olup olmadığından emin değilseniz , lisedeki platonik aşkınızı hala unutamıyorsanız , veya kafanıza takılan her ne varsa uzman psikologlarımıza sorabilirsiniz.

Psikoloğa Soru Sor!

Etiketler:

platonikaşk
saltsevgi
karşılıksızsevgi

Benzer Yazılar

Kontrol Yanılsaması Nedir?
Psikoloji

Kontrol Yanılsaması Nedir?

Araştırmalar, bu yanılsamanın çok yaygın olduğunu gösteriyor çünkü hepimiz kontrol yanılsamasına yatkınız. Kontrol duygusu rahatlatıcı ve arzu edilir olduğundan, bu yanılsama çok uzun süredir var olan bir duygudur! Etrafımızdaki şeyleri etkileme gücüne sahip olduğumuza inandığımızda kendimizi iyi hissederiz, ancak kontrolümüzü kaybetmiş ve çaresiz hissetmek derinden rahatsız edici olabilir. 1970'lerin başında yapılan bir çalışmada Glass ve meslektaşları katılımcılardan, arkaplanda rastgele aralıklarla yüksek ve rahatsız edici bir uğultu sesi çalarken basit bir görevi tamamlamalarını istediler. Katılımcıların bir grubu " Kontrolü olan " gruba, araştırmacılara gürültünün durmasını istediklerini ancak bunu yapmamalarının çok tercih edildiğini bildirmek için bir düğmeye basabilecekleri söylendi. "Kontrolü Olmayan " grupta ise böyle bir talimat verilmedi. Her iki grup da görevleri tamamlasa da, sıkıntı seviyeleri de ölçüldü. İlginç bir şekilde, çalışma katılımcıların neredeyse tamamının düğmeye basmadan aktivitenin sonuna ulaştığını gösterirken, Algılanan Kontrolü Olmayan grubunun önemli ölçüde daha sıkıntılı olduğunu ve daha fazla hata yaptığını gösterdi. Bu sonuç, sadece hoş olmayan bir durumu durdurabileceğimize inanmamızın bile buna tahammül etmemizi kolaylaştırdığını gösterdi! Yani, bir yandan, kontrol yanılsaması bizim için iyidir - kontrol ihtiyacımızı tatmin eder ve bizi çaresiz hissetmekten korur. Ancak, karanlık bir tarafı da vardır. Dış olaylar üzerindeki kontrolümüzü abartmak da zihinsel sıkıntımıza katkıda bulunabilir. Kontrol edilemeyen sonuçlar üzerinde kontrolümüz olduğuna inanmak, etkisiz, yararsız veya hatta zararlı eylemlere zaman ve enerji harcama olasılığımızı artırır. Kaynaklarımız, sonucu hiç etkilemeyen davranışlarda bulunarak boşa harcanır ve hayatımıza gerçekten fayda sağlayan diğer şeylerden uzaklaşırız. Bu, endişelenmeye veya kaçınmaya yol açabilir. Örneğin, sosyal kaygısı olan kişiler başkalarının kendileri hakkındaki algıları konusunda endişeli olabilir. Nasıl göründükleri, konuştukları ve davrandıklarıyla meşgul olabilirler ve sevilmelerini etkilemesi umuduyla tüm "doğru" şeyleri yaptıklarından emin olabilirler. Başkalarının bakış açıları üzerindeki bu aşırı kontrol, bunun yerine artan kaygıya ve gerçek ve tatmin edici bağlantılar kurma zorluğuna yol açabilir. Sonunda, kontrol sahibi olma ihtiyacı bizi kontrol etmeye başlar!Sonuçlar bizim istediğimiz gibi gitmediğinde, bunun üzerinde kontrol sahibi olduğumuzu varsaymak kendimizi suçlamaya, pişmanlığa, hayal kırıklığına ve düşünmeye yol açabilir. Aramızda hangimiz hüzünlü olmadık ve bir durumu değiştirebilecekleri tüm yolları düşünmedik ki?Örneğin arkadaşım COVID-19 testi yaptırdı ve sonucunun çıkması 6 gün sürdü. Bu 6 günlük izolasyon sırasında, farklı bir test merkezine gitmesi gerekip gerekmediğini merak etti ve başkalarının sonuçlarını daha çabuk aldığını duyduğunda kötü bir seçim yaptığı için kendini suçladı. Testi nerede yaptırırsa yaptırsın sonucun ne zaman geleceği üzerinde hiçbir etkisi olmadığını bilmesine rağmen, kontrol yanılsaması pençelerini derinlere batırdı ve o 6 günü acı dolu hale getirdi. Bu size tanıdık geliyor mu? Kendimizi azarlıyor ve suçluyoruz, yapmamız ve yapmamamız gereken her şeyi düşünüyoruz, zihnimiz aynı düşünceleri tekrar tekrar geçiriyor. Ancak bildiğimiz gibi, gerçek muhtemelen kararlarımızın sonuç üzerinde sınırlı bir etkiye sahip olduğu ve farklı davranmış olsak bile işler daha iyi olmayabilirdi. Pişmanlık doğal ve geçmiş hatalardan ders çıkarmak büyümenin ayrılmaz bir parçası olsa da, değiştirilemeyen geçmiş bir olaya odaklanmak bir kontrol yanılsamasıdır. Peki, şimdi kontrol yanılsamasını bildiğimize göre, bu konuda ne yapabiliriz?Zihinsel sağlığın temel taşlarından biri esnekliktir; düşünme, davranma ve duygularımızla ilişki kurma biçimimizde. Kontrol ihtiyacına odaklanmak genellikle esnekliği engeller ve tatmin edici ve ilgi çekici bir hayatın tadını çıkarma kapasitemizi sınırlar. İronik olarak, katı kontrol duygusunu bırakarak, esnek bir pozisyondan daha fazla "kontrol" elde edebiliriz. Bu, hayatın farklı alanlarında sahip olduğumuz kontrol derecesinin sınırlı olduğunu kabul etmeyi ve her şeyi dar bir şekilde tanımlanmış bir konfor alanında tutmak için çaba harcamak yerine bu fikirle rahat olmayı içerir. Etki alanımızda neyin olduğunu ve neyin olmadığını anladığımızda, enerjimizi gerçekten üretken olan yollarla yeniden yönlendirmeye başlayabiliriz. Etki alanımızı bilmek, sonuca aşırı odaklanmaktan geri adım atabileceğimiz ve bunun yerine sürece ve anlamlı bir hayatı teşvik eden şeylere odaklanabileceğimiz anlamına gelir. Esnek olmak ayrıca kontrolümüz dışındaki durumları bırakma yeteneğimizi geliştirir ve bizi tüm kendini suçlama ve düşünmeden korur. Kontrol yanılsamasına kurban gittiğiniz durumları fark ettiniz mi acaba? Bunu fark etmek ve etiketlemek, abartılı bir kontrol duygusunu sürdürmeye yönelik beyhude çabalarımızdan vazgeçmeye doğru atılacak harika bir ilk adımdır.

Psikologca 20 Ekim 2024