Geri kalmış hissediyorum umutsuzum
İki kere kazandığım üniversiteye gidemedim, uzaklara gitmekten korktuğum için şimdi tekrar hazırlanıyorum. Ankara’ya da puanım yetmedi. 23 yaşındayım ve geri kalmış hissediyorum. Yedi yıldır panik atağım da var, ama şu anki olay umutsuzluk ve motivasyonum da yok. Nasıl çalışacağım, hocam? Ailemle de anlaşamıyorum, özellikle babamla, inatçı bir adam, görüşmüyoruz. Bir de kendimdeki sağlık sorunlarını çok önemsiyorum, kusmaktan falan çok korkuyorum.
Bu soru 2 Nisan 2026 23:32 tarihinde Uzman Klinik Psikolog Doğa Tuğla tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Öncelikle yaşadığınız süreci “geri kalmışlık” olarak değil, önemli bir içsel yükle ilerlemeye çalışmak olarak değerlendirmek daha gerçekçi olabilir. Herkesin hayat yolu farklıdır, gelişim aşamaları ve süreçleri farklıdır, sizin yürüdüğünüz yol da diğer herkesten ayrı ve kendine has. Üniversiteyi iki kez kazanmış olmanız, potansiyelinizi zaten somut bir şekilde ortaya koyuyor; burada sizi asıl zorlayan unsur akademik yetersizlik değil, uzun süredir devam eden kaygı, panik ataklar ve içsel çatışmalar gibi görünüyor. Özellikle uzaklara gitmekten kaçınma, konfor alanından uzaklaşma kaygısı, aileyle( özellikle babayla) yaşanan gerilim ve kopukluk gibi durumlar, sadece dışsal sorunlar değil; aynı zamanda içinizde ifade edilmemiş duyguların da bir yansıması olabilir.
Panik ataklar ve bedensel belirtilere aşırı odaklanma çoğu zaman yalnızca fiziksel bir sorun değildir; bastırılmış duyguların bedensel bir ifade biçimi olabilir. Ayrılma korkusu, öfke, kontrol kaybı hissi ya da yalnız kalmaya dair kaygılar doğrudan ifade edilemediğinde, beden bu duyguları bir şekilde daha fazla bastıramaz ve ortaya çıkartmanın yollarını arar, mesela panik atak şeklinde ortaya koyabilir. Özellikle kusma korkusu gibi yoğun bedensel odaklı kaygılar, çoğu zaman kontrol kaybı korkusu gibi temalarla bağlantılı olabilir. Bu nedenle belirtileri sadece bastırmaya çalışmak yerine, “Bu his bana ne anlatmaya çalışıyor?” sorusunu sormak önemli bir farkındalık sağlayabilir. Bedenimiz bize daima bir şeyler anlatmaya çalışır aslında, buna kulak vermek ve altında yatabilecek psikolojik süreçleri keşfetmek, bu noktada atabileceğimiz en kıymetli adımdır.
Atak anlarında baş edebilmek için bazı küçük ama etkili tekniklerden faydalanabilirsiniz. Belki bunlar zaten denediğiniz tekniklerdir ama atak geldiği sırada birtakım baş etme becerilerini belirtmemde yine de fayda var. Öncelikle dikkatinizi bedenden dış dünyaya yönlendirmek önemlidir. Bulunduğunuz ortamda gördüğünüz 5 nesneyi, duyduğunuz 3 sesi ya da fark ettiğiniz renkleri tek tek saymak zihni yeniden “şimdi ve burada”ya getirir. Sayı saymak (örneğin 100’den 3’er 3’er geriye gitmek) ya da zihinsel olarak basit işlemler yapmak da dikkati kaygıdan uzaklaştırır. Bunun yanında, ayaklarınızı yere bastığınızı hissederek bulunduğunuz ortama odaklanmak, elinizde bir nesneyi tutup onun dokusunu, sıcaklığını fark etmek gibi duyusal egzersizler de bedeni regüle etmeye yardımcı olur. Nefesi yavaşlatmak, özellikle nefes verirken süreyi uzatmak (örneğin 4 saniye alıp 6 saniye vermek) sinir sistemini sakinleştirir. Bu tekniklerin amacı panik hissini tamamen yok etmek değil, onunla baş edebildiğinizi deneyimlemenizi sağlamaktır.
Bunun yanısıra, motivasyonunuzdaki düşüşü bir “isteksizlik” ya da “yetersizlik” olarak değerlendirmek yerine, şu anki psikolojik yükünüzün doğal bir sonucu olarak görmek daha gerçekçi olabilir. Uzun süredir devam eden kaygı, panik ataklar ve içsel gerilimler yaşadığınızı, bunun zihinsel enerjinizi büyük ölçüde tüketebileceğini; bu da ders çalışmak gibi sürdürülebilir dikkat gerektiren alanlarda zorlanmanıza neden olabileceğini belirtmek isterim. Tek başınıza mücadele ettiğiniz birçok konu var, bu kadar uyarılmış bir halde olduğunuzda bunun motivasyonunuzu etkilemesi gerçekten çok doğal ve anlaşılabilir. Bu noktada kendinizden yüksek performans beklemek yerine, daha küçük ve ulaşılabilir adımlarla ilerlemek hem baskıyı azaltabilir hem de yeniden bir hareket alanı oluşturur. Önemli olan bir anda büyük bir değişim yaratmak değil, yeniden bir ritim kurabilmek ve kendinize, bedeninizin seslerine kulak vermek.
Şu anda yaşadığınız sıkışmışlık bir umutsuzluk değil, daha çok içinizde çözülmeyi bekleyen bir şeylerin işareti olabilir mi? Bu süreci anlamaya başladıkça, hem kendinizle hem de hayatınızla kurduğunuz ilişkinin yavaş yavaş değiştiğini fark edebilirsiniz. Bu konuda bir uzmandan ya da güvendiğiniz birinden destek alabilmenizin de çok kıymetli olabileceğini ayrıca belirtmek isterim. Aklınıza takılan bir konu olursa, bana ulaşabilirsiniz.
Sevgiyle kalın.
Klinik Psikolog Doğa Tuğla
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
5 Duyu Farkındalık Taraması
Nefes Sayma Tekniği
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.