Kendi öz saygımı nasıl kazanabilirim
Evliliğimde, ilişkimde sürekli veren, çaba gösteren taraf oldum. 4 senedir kendimi kaybettim. Artık psikolojim bozulmuş bir durumda ve kendimi çok kötü hissediyorum. Kendime saygımı, değerimi, sevgimi, kadınlığımı kazanmak istiyorum. Karşımdaki kişi beni fark etsin, bağlansın istiyorum. Bunu nasıl yapabilirim ve gerçekten iyileşmek istiyorum. Çünkü çok bunaldım ve ne yapacağımı bilmiyorum. Her şeyden yoruldum. Çok bunaldım. Artık yaşama hevesim kalmadı bile yardım edin 🥹
Bu soru 30 Mart 2026 12:56 tarihinde Uzman Klinik Psikolog Doğa Tuğla tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danisan,
Yaşadığınız bu yoğun yorgunluk ve tükenmişlik hali aslında uzun süredir ilişkinizde sürekli emek veren, çaba gösteren taraf olmanızın çok anlaşılır bir sonucu; çünkü her ilişki emek ister, ancak karşı tarafın ihtiyaç ve isteklerini duymamız kadar kendi ihtiyaçlarımızı da duyabilmemiz gerekir. Kendi isteklerinizi geri plana atmaya ve her şeyi sadece karşı taraf için yapıyormuş gibi hissetmeye başladığınızda, sizin de fark ettiğiniz gibi tükenmişlik duygusu kaçınılmaz hale gelebilir. Bu noktada “ne yapmalıyım?” sorusundan önce biraz durup şunları düşünmek kıymetli olabilir: Karşı tarafın her istediğini yapmazsanız ne olacağını düşünüyorsunuz? Bu bir kaybetme korkusu mu, kırmaktan çekinmek mi, yoksa başka bir endişe mi? Bu sorular, kendi davranışlarınızın altında yatan duyguları fark etmenize yardımcı olur. Bunun yanı sıra, romantik ilişkiniz haricinde de sınır koymakta zorlandığınızı ve kendi taleplerinizi dile getirirken kaygılandığınızı fark ettiğiniz durumlar oluyor mu?
Kırıcı olmadan sınır koyabilmek öğrenilebilir bir beceridir ve küçük egzersizlerle oldukça gelişir. Öncelikle “dur ve fark et” egzersiziyle başlayabilirsiniz: Sizden bir şey istendiğinde hemen cevap vermek yerine birkaç saniye durup “Ben bunu gerçekten yapmak istiyor muyum?” diye kendinize sorabilirsiniz; bu kısa duraklama, otomatik “evet” deme alışkanlığınızı fark etmenize yardımcı olur. İkinci olarak “ben dili” egzersizi uygulayabilirsiniz; suçlayıcı olmadan kendinizi ifade etmeyi içerir. Örneğin “Sen hep benden bunu istiyorsun” yerine “Ben bunu yapmak istemediğimi fark ettim” demeyi deneyebilirsiniz. Üçüncü olarak “tekrar etme” egzersizi: Karşı taraf ısrar ettiğinde açıklamanızı uzatmadan aynı cümleyi sakin bir şekilde tekrar etmek (“Sizi anlıyorum ama bunu yapmak istemiyorum”) sınırınızı korumanıza yardımcı olur. Dördüncü egzersiz “küçük hayırlar”: Gün içinde büyük konular yerine daha küçük ve risksiz durumlarda hayır demeyi deneyebilirsiniz; bu, özgüveninizi adım adım artırır. Beşinci olarak “alternatif sunma” egzersizi uygulayabilirsiniz; tamamen reddetmek zor geliyorsa, “Bunu yapamam ama şu şekilde yardımcı olabilirim” gibi bir yaklaşım geliştirebilirsiniz. Son olarak aynanın karşısında ya da yazılı olarak sınır cümlelerinizi prova etmeniz de oldukça etkili bir yöntemdir; çünkü pratik yaptıkça bu ifadeleri gerçek hayatta daha doğal ve rahat bir şekilde kullanabildiğinizi fark edebilirsiniz. Bu süreç tabii ki bir anda değil, adım adım ve küçük ilerlemelerle yol kat edilebilecek bir süreçtir. Yıllarca sürüp giden alışkanlıklar da tabii ki bir anda değişmeyebilir, ancak kendi ihtiyaçlarınızı duyabilmek ve kendinize şefkatle yaklaşmak, güzel bir başlangıç olabilir.
Son olarak, “yaşama hevesimin kalmadığını” ifade etmeniz, durumun yalnızca ilişki boyutuyla sınırlı olmadığını, ruh sağlığınız açısından da dikkatle ele alınması gereken önemli bir sürece işaret ediyor olabilir. Bu noktada, bir ruh sağlığı uzmanından destek almanızın oldukça faydalı olacağını özellikle belirtmek isterim. Mümkünse bulunduğunuz yerde bir psikologla birebir görüşme sağlamanız ve zorlandığınız anlarda sizi güvende hissettiren biriyle paylaşım yapabilmeniz süreci daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olabilir. Eğer böyle bir yola çıkmak isterseniz, bu yolculukta size eşlik edebilirim. Ayrıca, bu süreçte aklınıza takılan başka konular olursa benimle tekrar iletişime geçebilirsiniz.
Sevgiyle kalın.
Klinik Psikolog Doğa Tuğla
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.