Kız arkadaşımla çok kötü kavga ettik..
Kız arkadaşım ailesel sıkıntılarının olduğunu ve benimle olan ilişkisinin şu an için saklı kalması gerektiğini söyledi. Bunu duyunca kan beynime sıçradı ve onu çok suçlayıcı bir tavır içinde kavga etmeye başladım. Beni yedekte tuttuğunu, bana değer vermediğini, benimle ilgilenmediğini dile getirdim. Benim asla geriye atıp bekletilecek biri olmadığını, ayrılmak istiyorsa söylemesini, daha fazla uzatmamasını söyledim. İlk kez bu kadar ağır bir öfke patlaması yaşadım. İlişkimiz henüz çok taze; 1 hafta oldu. Benim kontrol ve kıskançlık krizlerim çok sert ve ağır oluyor. Maalesef insanların kalbini çok çabuk kırabiliyorum.
Bu soru 15 Mart 2026 09:33 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızdan gerçekten de duygularınızı bazı zamanlar ne kadar yoğun ve uçlarda yaşayabildiğinizi ve bunun da size zorlayıcı anlar yaşattığını tahmin edebiliyorum. Aslında burada dikkatimi çeken birkaç nokta var ve bu noktada size birkaç soru da sormak isterim.
Kız arkadaşınızın ailesel sıkıntıları olduğunu söylemesi ve bu nedenle ilişkinizin bir süre saklı kalmasını istemesi sizde tam olarak neyi uyandırdı? Örneğin bu durum içinizde “beni geri plana atıyor”, “beni yedekte tutuyor” ya da “bana değer vermiyor” gibi düşünceler mi oluşturdu? Yoksa bunun altında başka duygular da olabilir mi?
Bunu sormamın nedeni şu: Büyük bir öfkeden bahsediyorsunuz ve çoğu zaman öfke tek başına ortaya çıkan bir duygu değildir. Öfkenin altında çoğu zaman hayal kırıklığı, değersizlik hissi, incinmişlik, engellenmişlik veya terk edilme korkusu gibi başka duygular da bulunabilir. Bu nedenle bu durumun sizi bu kadar öfkelendirmesinin altında hangi duyguların olduğunu fark etmek oldukça önemli olabilir.
İlişkinizin henüz çok yeni olduğunu söylüyorsunuz. İlk bir haftada böyle yoğun bir patlama yaşamak bazen bize şunu da düşündürebilir: “Aslında içimde zaten bir süredir biriken bazı duygular var.”
Yani bu durum sadece bu ilişkiye ait olmayabilir; geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları, önemsenmeme ya da ikinci plana atılma gibi deneyimler de bu olayla birlikte tetiklenmiş olabilir.
Öfke patlaması sırasında kız arkadaşınıza onu sizi yedekte tuttuğunu, size değer vermediğini ve sizinle ilgilenmediğini söylediğinizi ifade etmişsiniz. Bazen yoğun duygular yaşadığımızda zihnimiz o anki durumu en olumsuz şekilde yorumlamaya eğilimli olabilir. Bu da düşüncelerimizin daha sert ve suçlayıcı bir hale gelmesine neden olabilir.
Burada aslında bir zincirlemeden söz edebiliriz: Yaşanan olay → o olayla ilgili düşüncelerimiz → hissettiğimiz duygular → verdiğimiz tepkiler.
Örneğin bu durumda olay kız arkadaşınızın ilişkiyi bir süre saklamak istemesi olabilir. Bu olayla ilgili zihninizde “beni yedekte tutuyor”, “bana değer vermiyor” gibi düşünceler oluşmuş olabilir. Bu düşünceler de yoğun bir öfke ve kırgınlık duygusunu tetiklemiş ve sonucunda sert bir tepki vermenize neden olmuş olabilir.
Bu zincirlemeyi fark etmek önemlidir çünkü bazen yaşadığımız duygunun şiddeti doğrudan olaydan değil, o olaya verdiğimiz anlamdan kaynaklanabilir.
Ayrıca “kontrol ve kıskançlık krizlerim çok sert oluyor” demeniz de aslında oldukça önemli bir farkındalık. Çünkü değişim çoğu zaman tam olarak bu fark edişle başlar. Kıskançlık çoğu zaman şu temel korkunun etrafında şekillenebilir:
“Ya kaybedersem?”
“Ya benim yerime başkası olursa?”
İnsan bazen bu korkuyu doğrudan ifade etmek yerine, karşı tarafa öfke olarak yöneltebilir. O an için bir rahatlama sağlasa da sonrasında pişmanlık, suçluluk ve kırılan ilişkiler bırakabilir.
Bu noktada size tekrar şunu sormak isterim:
Bu olayda sizi en çok öfkelendiren şey kız arkadaşınızın ilişkiyi saklamak istemesi mi, yoksa bunun sizde “beni bekletiyor”, “beni ikinci plana atıyor” gibi bir anlam oluşturması mı?
Anlattığınız durumda kız arkadaşınızın ailevi problemler yaşadığını ve bu nedenle ilişkiyi bir süre saklı tutmak istediğini görüyoruz. Bazen ilişkilerde sadece iki kişinin duyguları değil, dış koşullar ve ailevi dinamikler de süreci etkileyebilir. Bu noktada onun neden böyle bir istekte bulunduğunu gerçekten anlamaya çalışmak ve onu dinlemek de ilişkinin gidişatı açısından önemli olabilir.
Öfke geldiği anda hemen tepki vermek yerine kısa bir duraklama yaratabilmek de yardımcı olabilir. Örneğin o anda kendinize “Şu an gerçekten ne hissediyorum?” ya da “Beni en çok yaralayan şey ne?” gibi sorular sormak, duygunun biraz daha sakinleşmesine yardımcı olabilir.
Son olarak şunu söylemek isterim: İnsanların kalbini kırabildiğinizi fark etmeniz ve bunun sizi rahatsız etmesi aslında oldukça kıymetli bir farkındalık. Bu da duygularınızı daha iyi tanıyabilmeniz ve ilişkilerinizde daha sağlıklı bir iletişim kurabilmeniz için önemli bir başlangıç olabilir.
Tekrardan yazmak, sormak veya aklınıza takılan bir şey olursa her zaman buradan veya profilimden ulaşabilirsiniz.
Sevgiyle kalın
Psikolog Ecem Bakıner
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Nefes Sayma Tekniği
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.
Yorumlar
Gizli Kullanıcı
Beni en çok öfkelendiren şey beni ikinci plana atması yedekte tutuyor olarak görmesi bu düşünce
16 Mart 2026 06:52Psk. Ecem Bakıner
Sevgili danışan, bunu bu kadar net ifade etmeniz gerçekten önemli bir farkındalık. Sizi en çok öfkelendiren şeyin, durumun kendisinden çok “ikinci plana atılıyorum” ve “yedekte tutuluyorum” düşüncesi olduğunu görüyoruz. Burada birlikte durup bakabileceğimiz yer tam da burası olabilir. Bu düşünce geldiğinde, sadece öfke mi hissediyorsunuz, yoksa onunla birlikte incinmişlik, değersizlik ya da önemsenmeme hissi de eşlik ediyor mu? Veya hangi duygular bu düşünceye eşlik ediyor? Çünkü bazen yaşadığımız şey, doğrudan olayın kendisi değil; o olayın bizde uyandırdığı anlam oluyor. Şunu da merak ediyorum: Kız arkadaşınızın bu isteğini “beni yedekte tutuyor” olarak yorumladığınızda, bu sizin için ne anlama geliyor? Bu düşünce sizinle ilgili nasıl bir yere dokunuyor? Belki de burada “geri plana atılmak” sizin için hassas bir nokta olabilir. Bu his daha önce de hayatınızda tanıdık gelen bir his mi, bunu birlikte anlamak önemli olabilir. Çünkü bazen, çok yoğun hissettiğimiz anlar, bize geçmişten gelen tanıdık bir histen kaynaklı da ortaya çıkabilir. Öte yandan şunu da eklemek isterim; “ben ikinci plana atılacak biri değilim” demeniz aslında kendi değerinizi korumaya çalıştığınızı gösteriyor ve bu oldukça anlaşılır bir ihtiyaç. Burada belki de üzerinde durabileceğimiz şey, bu ihtiyacı karşı tarafa nasıl ifade ettiğiniz olabilir. Öfkenin yükseldiği anda bunu suçlayarak değil de, biraz daha kendi duygunuzu anlatan bir yerden ifade etmek, karşı tarafın sizi duymasını kolaylaştırabilir. Örneğin: “Böyle olduğunda kendimi ikinci planda kalmış gibi hissediyorum ve bu beni incitiyor.” Aynı zamanda o an zihninizden geçen düşünceleri de kısaca gözden geçirmek de yardımcı olabilir: “Kendimi yedekte tutuluyor gibi hissetmeme neden olan şey ne?” “Bu düşünce kesin bir gerçek mi, yoksa o anki duygumun etkisiyle yaptığım bir yorum mu?” “Bu duruma dair başka bir açıklama olabilir mi?” gibi soruları kendinize sorarak, ayrıca kız arkadaşınızla bu konudaki paylaşımlarınızı daha açık bir hale getirerek süreci daha net görme olanağınızı arttırabilir. Sevgiyle Kalın, Psikolog Ecem Bakıner.
17 Mart 2026 11:24