Aile

parentification ve aile ile barışma

Gizli Kullanıcı9 Mayıs 2026 19:19

tekrardan merhabalar,

ben 20 yasindayim, ve universiteye gidiyorum. ben 17 yasimdayken, bir kardesim dunyaya geldi. ve kendisi istenilen bir cocuk degildi. annem 17 sene sonra bir bebege bakmak istemesede yinede kardesimi dunyaya getirdi. o dogdugunda cok sey degisti. annem alisamadi, babamda oyle. abim zaten okula gidip geliyordu sadece. annemle babamin arasi pek iyi degildir. evliler ama gorucu usulu, ustelikte cok anlasamiyorlar ama ayrilmak biraz "tabu" gibi. kardesim dogduğunda ben lisede cocuk gelisimi okuyordum. ve onla surekli ilgileniyordum, yemek yapiyor ve camasirlari katliyordum. cok yalniz biri oldugumdan, disarida cikmazdim. zaten 4 senedir depresyonla mucadele etmis birisiyim. annem kardesim 6 aylikken ise basladi. saat 6 dan 12ya kadar (oglen). ben ise okuldan gelince, tatillerde ve hafta sonlarinda besik salliyordum. bunlarin olmasi gereken bir sey oldugunu soyluyordu annem "sen onun ablasisin". ben kendimi iyice izole ettim, herkesten. hic kimseyle konusmuyor geceleri ise odamda agliyordum. 2 sene oncesine kadar ailecek tatile gidince, onlarla surekli beraberdik. onlara o kadar ofkeli davraniyordum ki? anlamiyordum. gecen sene mesafe koydum terapi aliyorum, antidepresanda kullaniyorum. ama hala ara sira agliyor ve derin bir aci hissediyorum. cocukken cok yalniz birakildim annem hep dertlerini anlatir ama, ben hic. abimle kiyasladilar, notlarim kotuydu zorbaliga ugrardim. simdi ise onlari affedemiyorum. artik ofkeli degilim, ama aci hissediyorum.

Bu soru 10 Mayıs 2026 12:25 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Anlattıklarınızdan ne kadar karmaşık duygular içerisinde olduğunuzu ve hala bu konunun sizin için ne kadar önemli bir yerde olduğunu görmek çok zor... Sanki büyük bir yorgunluk üstünüzde birikmiş gibi... Anlattıklarınızı teker teker ele almak isterim.


Öncelikle 17 yaş gerçekten de kişinin hem kendini hem de çevresini fark ettiği, kendi kimliğini oluşturmaya çalıştığı ve kendini var etmeye çalıştığı oldukça önemli bir yaştır. Ve bu yaşta beklenmedik bir şekilde kardeşinizin olduğunu öğrenmek oldukça kafa karıştırıcı bir deneyim olmuş gibi... Sanki o dönemde sizin ihtiyaçlarınızı ve duygularınızı merkeze alan bir alan çok oluşmamış gibi...


Özellikle anne babanın anlaşamadığı bir ortamda büyümek ve buna şahit olmak, beraberinde ciddi bir sorumluluk hissi de getirmiş gibi... Kardeşiniz doğduğunda ev içinde daha fazla sorumluluk almış ve bakım verme rolüne daha çok girmişsiniz. Bu süreçte kendinizi, kendi gelişiminizi sürdürmeniz gereken bir dönemde daha çok başkalarının ihtiyaçlarına odaklanırken bulmuşsunuz ve bu durumun size ağır gelmiş olması oldukça anlaşılır.


Ve tüm bunları yaparken belki de en çok ihtiyaç duyduğunuz şeylerden biri takdir ve görülmekti; ancak size sıklıkla “sen onun ablasısın, zaten yapman gerekir” yanıtının verilmesi, kendi ihtiyaçlarınızın geri planda kalmasına neden olmuş gibi görünüyor...


Şimdi burada birkaç noktayı birlikte ayırt etmek isterim. Yaşadığınız durumda annenizin çalışma koşulları ve yaşanan aile içi zorluklar sizi bu role daha fazla itmiş olabilir; ancak bu, sizin çocukluk ve ergenlik ihtiyaçlarınızın geri plana atılmasını açıklamaz ya da doğrulamaz. Siz o evin içinde hem çocuk, hem abla, hem de zaman zaman bakım veren bir rol üstlenmişsiniz. Bu durumun sizde ihmal edilmişlik ve yalnızlık hissi bırakması oldukça anlaşılır. Çünkü bu süreç, sosyal ilişkilerinizden kendinizi keşfetme alanınıza kadar birçok şeyi etkilemiş gibi görünüyor...


Tüm bunlar, anlattıklarınızda öfkenin neden tek başına kalıcı bir duygu olmadığını da açıklıyor. Öfkenin altında çoğu zaman engellenmişlik, hayal kırıklığı, acı ve üzüntü gibi duygular bulunabilir. Ve bu duyguların bir arada yaşanması da oldukça anlaşılırdır...


Ayrıca, burada kendi ihtiyaçlarınızı fark etme ve dile getirme alanının yeterince oluşmadığı da dikkat çekiyor. Sanki uzun süre “Ben ne istiyorum? Benim hayattan beklentim ne?” gibi sorulara alan açmak zorunda kalamamışsınız gibi...


Şunu da özellikle eklemek isterim; kendinizi şu an affetmeye hazır hissetmiyorsanız, bu bir sorun değildir. Bu durum, zamana ihtiyacınız olduğunu gösterir. Belki de önce kendinizi anlamaya, yaşadıklarınızı analiz etmeye ve ancak sonrasında bu konuda adım atmaya ihtiyacınız vardır. Bu nedenle, şu aşamada kendinizi anlamaya odaklanmanız size daha iyi gelebilir. Bunun için de kendinize, geçmişe ve bugüne yönelik iki ayrı mektup yazabilirsiniz. Geçmişte neye ihtiyaç duyduğunuzu ve bugün kendiniz için neleri farklılaştırmak istediğinizi yazmak bu açıdan anlamlı olabilir. Buna ek olarak, gün içinde yaşadığınız duyguları ve özellikle öfke anlarında bu öfkenin altında hangi duyguların olabileceğini (üzüntü, kırgınlık, yalnızlık gibi) fark etmeye çalışmanız, kendinize “şu an neye ihtiyacım var?” sorusunu sormanız ve çocukluk döneminizde üstlendiğiniz roller ile bugün size ait olan rolleri ayırt etmeniz de süreci anlamlandırmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca kendinize zaman zaman “şu an hissettiklerim anlaşılır”, “kendime alan açabilirim” gibi küçük izin cümleleri kurmanız da bu süreçte destekleyici olabilir.


Unutmayın ki, geçmiş ve aile değiştirilemese de, geçmişe yüklediğimiz anlam ve gelecekteki davranışlarımız şimdiye göre şekillenebilir. Bu da elbette bizlerin elindedir.


Tekrardan sormak, danışmak istediğiniz bir konu olursa buradan veya profilimden ulaşabilirsiniz.


Sevgiyle Kalın

Psikolog Ecem Bakıner

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular