şey sanırım tükenmişlik sendromu??
Her şey ikinci sınıfın bahar dönemi için yurda gitmemden yaklaşık 2 ay önce başladı. Bir yaz akşamı sokaktaki küçük çocukların beni de oyunlarına dahil etmek istemesiyle onlarla keyifli bir vakit geçirdim daha sonrasında akşam yemeği için hepimiz dağıldık. Ailem farklı bir şehirde yaşıyor bense doğup büyüdüğüm yerdeki evimizde tek başıma kalıyorum alt katımda da halam oturuyor. Konudan sapmayayım; O gün yeterince yorulduğum için dışarıdan bir şeyler sipariş etmeye karar verdim. Fakat tam o anda içime bir sıkıntı girdi üzerinden epey geçtiği için pek anımsayamıyorum ama muhtemelen geçmişimle ilgili bir şeyler düşünürken boşluğa kapıldım yine de tavuk dürüm siparişimi oluşturmaktan geri kalmadım. İçerideki hava son derece bunaltıcı olduğundan laptopumu da alıp bahçeye kuruldum daha sonrasında tavuk dürümüm geldi. İzleyecek bir şeyler aradım rastgele bir yayıncının oyun videosuna tıklayıp yemeye başladım. 2. ısırıkta bana bir çarpıntı geldi, nefesim daralmaya başladı bu daha önceki ataklarımdan çok daha kuvvetliydi. Kendime alışık olduğum içinde panik atak geçirdiğimin farkındaydım sadece biraz daha fazla hissediyorum diye içsel bir şekilde rahatlamaya çalıştım ama geçmedi. Ağlama krizim tutunca da bahçeden eve geçip cenin pozisyonunda (rahatlatıcı bir etkisini gözlemledim bedenimin üzerinde) halamın işten dönmesini bekledim. Araba sesini duyduğumda kendimi dışarıya atıp evhamlı evhamlı ne olduğunu anlattım. Hastaneye gidelim mi diye sordu, ilk baştaki halimden daha iyiyim diyince yine de rahatlamam için arabayla gezintiye çıktık arkadan hafif müzik açıp dondurmacının önünde park etti. Dondurmalarımızı alıp biraz yürüdük sonra iyi olduğumu hissedince geri döndük bende onun yanında kaldım ama uyumakta zorluk çektim. Bu ataklar üst üste yine tekrarlanınca bir kardiyolojiye randevu oluşturdum. Sonuçlar temiz çıkmıştı ama içimdeki şüphe asla temizlenmedi, değişik bir şeyler vardı. 1 hafta boyunca uyku uyuyamadım doğru düzgün. Göz altlarım çökmüştü betim benzim atmıştı ve stres seviyem arşta olduğu içinde midem... Kilo verdim işte öf. Aile hekimine de bir randevu oluşturdum randevu günü doktorum sonuçların temiz turp gibisin diyince salya sümük ağlamaya başladım. Sonra beni rahatlatmaya çalıştı sonuçlarımı tekrar inceledi kansızsın diyince hali hazırda taşıyıcı Akdeniz anemisi olduğumu belirttim sonra diğer değerlerime baktı b12 iğnesi yazdı biraz rahatlamaya başlamıştım ki kızının kuantumla ilgilendiğini anlatmaya başlayana kadar. Korkma korktuğun şey başına gelir diyince bir endişeye kapıldım (ailemin 3 ferdi kanserden vefat etti. bu genetik olabilir.) Sağlıkla endişelerim işte o zamanlarda tetiklenmişti. 2 ay sonra yurda yerleştim, endişelerimide beraberinde getirmeyi unutmadım. İsteksizlik vardı üzerimde geçen yıl ki gibi canlı ve sosyal değildim bu durumda ilişkilerimi epey yıprattı. Şuan çok uzun olacağı için özet geçeceğim: odamızda o kişinin yaveri hariç herkes kızın kokusundan rahatsız oluyordu asla duş almıyordu ve her gün odanın içerisinde baharatlı şeyler tüketiyordu. Havalanması için açtığımız camları kapatıyor perdeleri de çekiyordu oda güneş almıyordu. Temizlik günlerinde bile (iki kişi iki kişi olarak belirlemiştik) kendisi yatıyor temizliği diğer arkadaşı yapıyordu. Bazı hassas konularda "cahilce ve canice" söylemleri oluyordu ve biz bundan rahatsızlık duyuyorduk. Yine de koku meselesini belki bir hastalığa sahiptir diye açmamıştık. Söylemeyi unuttum birde kapıları pat pat vurarak açıyordu çok gürültülü bir insandı fakat bizim en ufak tıkırtımızda kendi kendine söylenirdi. Bizim katımızdaki odalarda olan diğer kızlarla da gürültülü telefon konuşmaları yüzünden bir husumet çıkmıştı önceki yurdundan da yine kendi ahmaklığı yüzünden geçmiş sanırım bu yurda. Neyse böyle birisiydi işte. Alt ranzamda yatan sevdiğim arkadaşım bazı arkadaşlarıyla ayrı eve çıkmışlardı bu durum zaten beni çok üzüyordu bahsettiğim kız ve onun hakaret yemekten keyif alan mazoşist beyin yoksunu arkadaşı pardon "kölesi" sürekli kendi aralarında gülerek odamızdan giden arkadaşımız hakkında atıp tutuyorlardı ve yeni gelen kızı altı boş cümlelerle doldurmaya çalışıyorlardı. O günlerde kavga etmemek için kendimi ne kadar zor tuttuğumu hatırlıyorum. Deniz hayatımda tanık olduğum kendini geliştirmeye adamış, olaylara çok yönlü bakabilen, sosyal zekası oldukça kuvvetli bir kızdı. Onun hakkında bile iğrençleşerek konuşabilecek ahmaklarla aynı odada olmaktan tiksinti duyuyordum. Sonra bir patlama noktam oldu zaten. Bu sefer de benim hakkımda konuştuklarını duydum. Masamdan şikayet etmeye başlamışlardı. Bölümüm gereği masamda bir çok teknolojik ekipman ve kitaplarım var ayrıca ortak prizde tam masamın üzerinde olduğu için diğer arkadaşım benim masamda çalışıyordu. Bu yüzden biraz dağınık gözüküyordu. Ama dağınıklığımı "pislik" olmamla ilişkilendirecek kadar hadsizleşmişti ve kavga etmeye başladık. Yeni gelen kız, kölesi ve zanlı olmak üzere üçü birden üzerime yürüyüp sakin bir şekilde yürütmeye çalıştığım tartışmayı höt höt bağırarak devam ettirince bir yıllık kinimi kustum bende ve asıl pisliğin haftada 0 kez duş alan kendisi olduğunu söylediğimde ağzından köpükler çıktığını hatırlıyorum. Ve sonra evet ölüm tehditleri. Uzatmadan idareye gittim durumu anlattım idare de ilkokul çocuğuymuşuz gibi sarılıp barışın diyince nakil talebi oluşturdum ve bu avelin sağı solu belli olmaz diye geceleri nöbet tutarak geçirdim. Nakilim 2 gün içerisinde çıktı. Yeni yurduma yerleştim fakat hâla bir tetikte olma durumum olduğundan psikolojik olarak çöküşteydim. Sonra... yankı fanusuna hapsoldum. Medyada karşıma sürekli olumsuz haberler çıkıyordu ve hepsi aynı türdeydi. Normalde görüp yaşlı insan hurafesi işte diye adlandırıp gülüp geçeceğim durumlara o dalga geçtiğim insanlar gibi bakar oldum. Bir haftada 3 kez acile kaldırıldım, ve yaklaşık üç ayım daha hastane köşelerinde geçti. En sonunda yine bir terapiste gittim ve ilaç tedavisine başladık. Bu üç ay çok zor geçti o kadar stresliydim ki bruksizm, kaşınmalar, uykusuzluk, aile tartışmaları bir çok şeyle savaşmam gerekliydi en çokta soğukla... Oda da nefes alamadığım için sık sık dışarıya çıkıyordum ve neredeyse sabahlayıp soğuktan donana kadar içeri girmiyordum (bu yüzden zatüreye yakalandım) Ama bir bug bulmuştum. İnsanın temel ihtiyacı> istekleri. Ve bazen yurtta kalmak istemek için kendimi soğuğa maruz bırakıyordum bu sayede isteğimle girecek ve uyuyabilecektim. Yine bu olanların üzerinden bir ay geçti şimdi uyku problemleri çekmiyorum ve bazı sorunları aştım da. Artık bir kimlik çatışmasının içerisine düştüm ve hayatta kalmaya çalışan biri olmaktan yaşayan biri olarak beni bulamıyorum bu süreçte çok yıprandım belirsizlikle savaşmaktan da...
- Paylaş: