AZRA GÜÇLÜ

Psk. AZRA GÜÇLÜ

Türkiye,İzmir

Çocuk ve Ergen Danışmanlığı Ebeveyn Danışmanlığı Bireysel Danışmanlık Çift Terapisi Sınav Kaygısı Stres Yönetimi Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Akran İlişkileri ve Sosyal Uyum Akran Zorbalığı ve Psikososyal Müdahale Süreçleri Boşanma ve Ayrılık Süreci Öfke Problemi

5.0
(1 Yorum)

Uzman Hakkında

Psikolog Azra Güçlü. Lisans

eğitimimi İzmir Ekonomi

Üniversitesi Psikoloji (%100

İngilizce) programında

tamamladım. Eğitim sürecim

boyunca psikolojik bilgiyi sahaya

yansıtmanın, bireyi yalnızca

sorunlarıyla değil bir bütün olarak

ele almanın önemini benimsedim.

Özellikle çocuk ve ergenlerle

çalışırken güven ilişkisi kurmayı,

süreci yakından takip etmeyi ve

ailelerle iş birliği içinde ilerlemeyi

öncelik haline getirmekteyim.

Psikoloji alanında kendini

geliştirmeye istekli, sorumluluk

alan ve insanlara dokunmayı

önemseyen bir psikoloğum.

Eğitim

  • İzmir Ekonomi Üniversitesi - Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Oyun Terapisi
  • Çözüm Odaklı Terapi
  • BDT
  • Somatik Psikoterapi: Bedende Saklı Duygular
  • Rorschach Testi
  • Cinsel Terapi Eğitimi
  • Aile Danışmanlığı
  • Kaygı ve Yas
  • Yaygın Anksiyete Bozukluğu
  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Uzmanlık Alanları

Depresyon
Panik Bozukluk
Yas
Travma ve TSSB
Obsesif Kompulsif Bozukluk
Anksiyete
Öfke Yönetimi
Duygudurum Bozuklukları
Tükenmişlik
Yetişkin Psikolojisi
Ergen Psikolojisi
Özgüven Problemleri
Çocuk Psikolojisi
Değersizlik / Yetersizlik Hisleri
Duygular
Psikosomatik Bozukluklar
Yalnızlık
Bedenselleştirme-Somatizasyon
İletişim Problemleri
Mükemmelliyetçilik
Stres
Fobi
Sosyal Kaygı
Aile Danışmanlığı
Çocuk ve Ergen Psikolojisi
Evlilik ve Evlilik Öncesi Konular
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
Antisosyal Kişilik
Kariyer Rehberliği
Otizm
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği
Spor Psikolojisi
Dürtü Kontrol(Bozukluğu)
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Çift Terapisi
Oyun Bağımlılığı
Varoluşsal Kaygılar
Borderline Kişilik Bozukluğu
Narsistik Kişilik
Bağımlılıklar
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • PSİKOANALİTİK ve BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ

Cevaplar (3)

Merhaba sevgili danışan,İçerisinde bulunduğun durumun gerçekten zor ve yıpratıcı olduğu çok belli. Anladığım kadarıyla sen kız arkadaşına tüm saygın, sevgin ve nezaketinle yaklaşmana rağmen kız arkadaşının agresif ve kontrolsüz davranışları sebebiyle belkide iletişim kurmanız imkansız hale gelmiş hatta belki de küçük gözüken sorunlar dahi bu iletişimsizlik ve kız arkadaşının öfke dolu tepkileri sebebiyle çok daha fazla büyümüş. Bu süreç içerisinde yorgun ve tükenmiş hissetmen çok doğal. Bu tarz durumlarda önceliği kendine ve duygularına vermen, içsel dünyanı koruman açısından çok kritik bir noktada. Sen, kız arkadaşına tüm nezaketin ve sevginle adım attıkça onun seni öfkeyle geri püskürttüğü anlarda senin kendi sınırlarını koruman gerekiyor. Eğer ki tartışma esnasında karşı tarafın sesi normalin üzerinde yükselir, hakaret ve argo kelimeler kullanılır ve öfke patlamaları görülürse sen karşı tarafa ''Ben, sen sakinleşene kadar konuşmak istemiyorum, bu şekilde bir iletiim sürdüremem. '' tarzında sınırlarını belirtecek ve daha mesafe koyabileceğin cevaplar verebilirsin. Bu cevap, hem kendi duygusal dünyanı korumanın hem de ilişkinin dönülemeyecek noktalara gelmesinin önüne geçecektir. Ayrıca, anlattığın kadarıyla kız arkadaşının öfke patlamaları ve agresif tepkileri bir uzmandan destek almasının çok daha iyi olabileceğini bana düşündürttü. Kız arkadaşına profesyonel bir destek almasını tavsiye edebilir, onu bu konuda teşvik edebilirsin fakat bu durumun ancak kızarkadaşının tamamiyle bu öfke patlamaları ve iletişim problemlerinden arınmak istediği bi aşamada düzeleceğini de sakın unutma sevgili danışan. Eğer ki yaptığın hiçbir şey işe yaramıyor veya uyguladığın hiçbir yol sonuç vermiyorsa, ilişkini ve dinamiklerinizi tekrardan gözden geçirmekte fayda olacağını düşünüyorum. Çünkü tek taraflı çaba ve hoşgörü ile bir ilişki sürdürülemez, sürdürülse bile senin için çok yıpratıcı olması muhtemeldir. Bu süreci tek başına yönetemediğini veya yönetemeyeceğini düşünüyorsan da bir uzman desteği almanı öneririm. . Yeni bir soru sormak isterseniz burada oluyor olacağız. Aşağıya sizin için 2 tane egzersiz bıraktım, mümkün olduğu kadar uygulamanızı tavsiye ederim. Esenlikler dilerim. ..

Devamını Oku...

Sizin yazdıklarınızı okurken omuzlarınızda biriken yorgunluğu çok net bir şekilde hissettim. Bu durum çoğu kişinin düşündüğünden çok daha yorucu ve zor bir deneyim çünkü konu sadece 'bir yol tarifinin doğru olup olmaması değil', sizin sürekli olarak karşınızdaki kişiye kendinizi, fikrinizi, algınızı ve hissettiklerinizi savunmak ve açıklamak durumunda kalmanızdır. Bir kişinin defalarca 'hayır sen yanlış hatırlıyorsun', 'hayır o öyle olmadı' gibi ifadelerle karşı karşıya kalması kişide iki farklı önemli duyguyu beraberinde getirebilir:Birincisi, değersizlik ve kimse tarafından anlaşılamıyormuş hissi, ikincisi ise kişinin kendi algısından ve fikrinden şüphe etme durumu. Bu sürecin çok uzun süre sürmesi halinde kişinin daha kırılgan, daha içe dönüş ve izole bir hayat yaşamak istemesi oldukça anlaşılır bir durum. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise insanların bazen bir durumu farklı şekilde hatırlayabilmesidir. Çünkü bazen hafıza yanılabilir. Buradaki önemli olan nokta ise hafızanın oynadığı bu yanılma oyununun bir kaosa dönüşüp sizin algı, duygu ve düşüncelerinizin geçersiz kılınmasıdır. Sizin kendinizi açıkladığınız olaylarda karşınızdaki kişinin bu durumu büyük bir probleme dönüştürmesi sizi duygusal olarak kırabilir. Aynı zamanda okuduğum kadarıyla bu durumun sizin geçmişte yaşadığınız bazı yıpratıcı olaylara dokunduğunu anlayabiliyorum. Şimdiki zamanda yaşadığımız bazı durumlar bu bir söz de olabilir, bir bakış veya bir hareket de olabilir. Bu tarz küçük ve önemsiz görünen şeyler insanı geçmişte yaşadığı zor ve yıpratıcı olaylar silsilesine götürebilir ki bu çok da doğal bir durumdur. Bu noktada sizin yapmanız gereken ilk şeylerden biri kendinize ''ben sürekli kendimi açıklamak zorunda mıyım?'' sorusunu sormak olmalıdır. Bazen kendimizi savunmak yerine sınırımızı çizmek: ''ben hatırladığım şeyden eminim her daim aynı düşünemez, hatırlayamayız'' cümlesi gibi olayı tartışmaya çevirmeden, düşüncemizi canla başla savunmadan, kendimize güvenerek 'ben dilimizi' kullanmak çok daha etkili ve sağlıklı olabilir. Yazdığınız şeyler bir zayıflık değil, uzun sürelerce anlaşılamamış ve görülememiş bir kişinin yorgunluğunu çok güçlü bir şekilde dile getirmesidir. Fakat eğer ikili ilişkilerinizde sürekli olarak düşünce ve duygularınızı savunma ihtiyacı duyuyorsanız, ilişki dinamiklerinizi tekrardan gözden geçirerek 'sen dili' yerine 'ben dili' geliştirmek için bir adım atabilirsiniz. Anlaşılmak, görülmek ve değer görmek her insanın en temel ihtiyaçlarındandır. Eğer ki bu süreci tek başınıza yönetmekte zorluk yaşıyorsanız, bir psikolog desteği ile kendinizi ve sınırlarınızı daha iyi belirleyebilmek adına adım atabilirsiniz.

Devamını Oku...