Aslı Soylu

Uzm. Kl. Psk. Aslı Soylu

TÜRKİYE, İSTANBUL

Oyun Terapisi İlişki ve Evlilik Danışmanlığı Aile Danışmanlığı Çocuk ve Ergen Terapisi Resim Analizi Çocuk Objektif Testleri

5.0
(34 Yorum)

Uzman Hakkında

* Lisans eğitimimi Üsküdar Üniversitesi’nde başarı ile tamamladım. 

* Lisans eğitimimi tamamlarken eş zamanlı olarak Dünya Danışmanlık ve Psikoloji Merkezi'nde çalışma hayatıma ilk adımı atma fırsatı buldum.

* Lisans süreci boyunca, NP Beyin Hastanesi'nde Prof.Dr. Nevzat Tarhan ve Prof. Dr. Gökben Hızlısayar eşliğinde Klinik Psikoloji ders kapsamında vizitlerimi tamamladım. 

*Sancaktepe Şehit Prof.Dr İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gönüllü olarak stajımı yapmaya devam ederken uzman eşliğinde danışan gözlemi yapma ve çeşitli psikolojik değerlendirme testleri uygulama fırsatı buldum. Bununla birlikte farklı anaokullarında gönüllü olarak stajımı yapmaya devam ettim.

* Erenköy Ruh Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, Amatem Polikliniği Bahar Merkezi'nde gönüllü stajımı tamamladım. 

* Aynı zamanda Nar Masalları Derneği'nde gönüllü olarak çalışmalarıma devam ettim.

* Bununla birlikte Oyun Terapisi Uygulayıcı Eğitimi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi Eğitimi, Çocuk ve Ergenlerde Klinik Görüşme Teknikleri Eğitimi, İlişki ve Evlilik Danışmanlığı Eğitimi, Resim Analizi, Çocuk Değerlendirme Testleri (Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE), Bender Gestalt Görsel Motor Algı Testi, Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, Gesell Gelişim Figürleri Testi, Porteus Labirentleri Testi, Kent EGY Testi, Frankfurter Dikkat/Konsantrasyon Testi, Peabody Resim Kelime Testi, Goodenough-Harris Bir İnsan Çiz Testi, MOXO Dikkat Performans Testi ve Anaokulu Danışmanlığı eğitimlerimi başarılı bir şekilde uygulayıcı sertifikalarımı alarak tamamladım.

* 4 ay boyunca Dünya Danışmanlık ve Psikoloji Merkezi’nde Kurumsal Danışmanlık ve Akademi Koordinatörü pozisyonunda çalıştım. 

* Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Şuan Yeşilköşk Anaokulu Psikoloğu olarak çalışmaktayım.

Sizlerle birlikte bu yolda ilerlemek benim için harika bir başlangıç olacak. 🌸

Eğitim

  • ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ - Yüksek Lisans
  • ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ - Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Aile Danışmanlığı Eğitimi Başkent Üniversitesi Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Merkezi, Uzm. Psk. İlker Küçük
  • Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi Eğitimi Uygulayıcı Sertifikası, Ev Okulu Derneği, Uzm. Psk. Dan. Ersel Kocaboz (
  • Oyun Terapisi Uygulayıcı Sertifikası, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi,Bilginet Akademi, Uzm. Klinik Psikolog Fundem Ece
  • İlişki ve Evlilik Danışmanlığı Uygulayıcı Sertifikası Başkent Üniversitesi Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Merkezi, Uzm. Psk. İlker Küçük
  • Moxo Dikkat Testi
  • Resim Analizi Uygulayıcı Sertifikası
  • Çocuk Objektif Testleri Eğitimi

Uzmanlık Alanları

Öfke Yönetimi
Çocuk Psikolojisi
Motivasyon Sorunları
Aile Danışmanlığı
Mindfulness/ Farkındalık
Çocuk ve Ergen Psikolojisi
Kardeş Kıskançlığı
Kariyer Rehberliği
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

Çalışma Ekolleri

  • BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ
  • BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ

Cevaplar (102)

Öncelikle Merhabalar, Yazdıklarınızdan ne kadar incindiğinizi, kafanızın nasıl karıştığını ve bu durumun özgüveninizi nasıl etkilediğini gerçekten hissediyorum. Evliliğin ilk ayında, özellikle daha yakın ve bütünleşmiş bir ilişki beklerken partnerinizin cinsellikten uzak durması, sizi hem şaşırtmış hem de “Acaba bende bir problem mi var?” duygusuna sürüklemiş olabilir. Bu düşünceler o kadar doğal ki aslında. Böyle bir durumda kendinizi kötü hissetmeniz, sorgulamanız, hatta zaman zaman reddedilmiş gibi hissetmeniz çok anlaşılır. Eşinizin “canım istemiyor, yapmak zorunda mıyız, çok yorgunum” şeklindeki yanıtları da zihninizde daha fazla soru işareti yaratmış. Bir ilişkide cinsel uyum sadece bedenle ilgili değildir; duygusal yakınlık, stres, kaygı, geçmiş deneyimler, evlilik sürecinin getirdiği değişimler bile bu isteği etkileyebilir. Bu yüzden eşinizin bu tavrı tamamen sizin dış görünüşünüzle, kilonuzla ya da değerinizle ilgili olmak zorunda değil. Siz kilonuz nedeniyle kendinizi suçluyor gibi hissetseniz de, çoğu zaman bu durum partnerin içsel bir sıkışmışlığı, baskısı, performans kaygısı, stres veya duygusal zorlanmalarıyla ilgili olabilir. Ayrıca sevgiliyken ilişki sürse bile evlendikten sonra gerçeklik devreye girer. Sorumluluklar, aile baskıları, yeni düzen, taşınma stresleri… bunların hepsi cinsel isteği normalden çok daha fazla etkileyebilir. Birçok kişi evliliğin ilk döneminde bu tür dalgalanmalar yaşar, ama bunu konuşmak çoğu zaman zor geldiği için sessiz kalmayı tercih eder. Eşinizin bu kaçınmacı cevapları da belki tam olarak ne hissettiğini kendisinin bile çözememesinden kaynaklanabilir. Sizin hissettiğiniz hayal kırıklığı ve değersizlik duygusu ise çok gerçek. Çünkü reddedilmek, özellikle sevdiğiniz kişi tarafından olduğu zaman insanın öz saygısına dokunur. Fakat şunu bilmenizi isterim: Bu durum sizin çekiciliğinizle, kadınlığınızla, sevilebilirliğinizle ilgili bir kanıt değil. Bu şu anda sizin omuzlarınıza binen bir yük değil, ikinizin ortak alanında konuşulması gereken bir konu. Bu süreçte eşinizle suçlayıcı olmayan bir tonda, ''Ben kendimi bu şekilde hissediyorum” diyerek duygunuzu paylaşmanız, onun da iç dünyasını anlamanız için kapı aralayabilir. Birlikte bir çözüm bulmak mümkün ve cinsel uyum zamanla kurulabilen bir şey. Yalnız olmadığınızı bilmeniz önemli; bu duygular çok normal ve konuşulmaya değer. Hazır olduğunuzda, anlatmak istediğinizde bu konuyu daha detaylı konuşabiliriz. Sevgilerimle,Uzman Klinik Psikolog Aslı Soylu

Devamını Oku...

Öncelikle Merhabalar, Anlattıklarınızı okurken içinizde bir süredir birikmiş, sessizce büyümüş ve artık taşma noktasına gelmiş o öfkeyi gerçekten hissediyorum. İnsan sevdiği kişi tarafından anlaşılmadığını düşündüğünde, hele ki bu durum uzun süre devam ettiğinde, bir noktadan sonra artık sadece kırılmakla kalmaz… İçte biriken bir sıkışma olur, nefes daralır gibi hissettiren bir gerginlik olur. Sizinki de tam olarak böyle bir tabloya benziyor. Eşinizin sizi anlamadığını görmek, özellikle de ailesiyle ilgili çıkan sorunları ve onların size yönelttiği sözleri hafife alması ya da ciddiyetini fark etmemesi; insanın içinde derin bir yalnızlık duygusu yaratır. Benim hissettiğim neden görünmüyor? sorusunun cevapsız kalması, zamanla kırgınlıktan çıkıp öfkeye dönüşür. Çünkü insanın duygusunun görülmemesi, en çok örseleyen şeylerden biridir. Ve bu görülmeyen duygular, bir süre sonra başka yerlere taşmaya başlar. Sizin de “hak etmeyen insanlara patlıyorum” dediğiniz nokta aslında bu birikimin dışa vurumudur. Şunu bilmenizi isterim; yaşadığınız bu tepkiler sizin kötü biri olduğunuz anlamına gelmiyor. Bu, uzun zamandır bastırdığınız, konuşsanız da karşılık bulmadığını düşündüğünüz duyguların kendine başka bir çıkış yolu bulması. Yani aslında öfke, size bir şey anlatmaya çalışıyor: Artık sınırlarım aşılıyor, artık inciniyorum ve artık dayanmakta zorlanıyorum. Bu tür birikmiş öfkeyi yönetebilmenin ilk adımı, öfkeyi bastırmak değil, onu anlamlandırmak olur. Hangi cümle, hangi davranış, hangi ihmalkârlık sizde en çok yarayı açıyor? Kendinizi en çok ne zaman yalnız hissediyorsunuz? Bunları fark etmek, öfkenin köküne inmeye yardımcı olur. Bir diğer önemli nokta ise eşinizle sınır konuşmalarını daha açık şekilde yapmak. Ben bu konuda inciniyorum ve bunu sen göremediğinde yalnızlaşıyorum gibi duygu odaklı ifadeler, karşı tarafın savunmaya geçmesini engeller. Ancak tabii ki bu konuşmaların karşılık bulması için karşınızdaki kişinin de gerçekten duymaya niyetli olması gerekir ve bazen bu olmayınca öfke daha da artar. Sizi bu kadar yıpratan şeyi tek başınıza taşımaya çalışmanız da, bu sıkışmışlık hissini artırmış olabilir. Bu yüzden duygularınızı paylaşmanız, anlatmanız zaten çok değerli bir adım. İsterseniz öfkenizi tetikleyen durumları daha detaylı konuşabiliriz; birlikte nefes alanı açabiliriz. Ne zaman ihtiyaç duyarsanız buradayım, yalnız değilsiniz. 🌿Sevgiyle Kalın,Uzman Klinik Psikolog Aslı Soylu

Devamını Oku...

Öncelikle Merhabalar, Anlattıklarınızı okurken içinizde biriken hayal kırıklığını, uğradığınız kırılmayı ve bu süreç boyunca taşıdığınız yükü hissetmemek gerçekten mümkün değil. İki yıl önce başlayan bir ilişkide, karşı tarafın önce eski ilişkisine dair duygularını taşıdığını fark etmek, buna rağmen size pişman olduğunu söyleyip çaba göstereceğine inandırması sizi zaten duygusal olarak hassas bir noktaya getirmiş. Siz de güvenmek istemişsiniz, ilişkiyi yaşatmak için elinizden geleni yapmışsınız, hatta kendi benliğinizden bile ödün vermişsiniz. Bunların her biri, o ilişkiye ne kadar emek, ne kadar iyi niyet koyduğunuzu gösteriyor. Beklentileriniz çok doğaldı ; dürüstlük, netlik, sadakat, duygusal tutarlılık… Ama sizin partnerinize göstermenize rağmen, onda aynı karşılığı görememek, üstüne sürekli eskiye dair izlerle karşılaşmak haklı olarak içte derin bir güvensizlik ve yorgunluk yaratmış. Hele ki o gün arkadaş ortamında yaşadığınız o sessiz kırılma… İnsan bazen kelime bile edemeden içten içe paramparça olur ve sizin de o an bunu yaşadığınız çok belli. Ayrılma şekli de sizi iyice belirsizliğe itmiş; hem sizi suçlar gibi konuşması hem de ağlayıp pişman olmayız inşallah demesi, zihninizde kapısı aralık bırakılmış bir ilişki yaratmış. Bu belirsizlik zaten yaralayıcıyken, aylar sonra gizli numaradan araması, şarkılar göndermesi, sosyal medya üzerinden size mesaj vermeye çalışması… Bunların hepsi sizde “Acaba geri dönmek mi istiyor? Beni hâlâ düşünüyor mu?” sorularını tetiklemiş. Ve bu çok anlaşılır bir durum; insan bir bağdan çıkmaya çalışırken karşı tarafın bu tür belirsiz sinyaller vermesi, iyileşme sürecini daha da zorlaştırır. Sonrasında hiçbir şey olmamış gibi davranması ise, duygusal anlamda en ağır darbeyi vurmuş gibi görünüyor. Çünkü tüm bu süreç boyunca siz duygularınızın ağırlığını taşırken, o sanki kendi bıraktığı izlerin farkında bile değilmiş gibi davranmış. Bu da insanda derin bir değersizlik ve kandırılmışlık hissi yaratır. Bunca zaman neye inanmışım? Hissettiğim şey sadece benim tarafımdan mı yaşanmış? gibi sorular kaçınılmaz olur. Şunu bilmenizi isterim ki bu yaşadıklarınız sizin sevginizin, güveninizin ya da değerinizin eksikliği değil. Bu, karşınızdaki kişinin duygusal olarak tutarlı bir ilişki yürütecek olgunluğa sahip olmamasının yansıması. Siz elinizden geleni yapmışsınız. Bu yüzden bugün yaşadığınız hayal kırıklığı ne zayıflığınız ne de hatanız. İsterseniz bu döngünün sizde bıraktığı bu duyguları tekrar konuşabiliriz. Bu süreçte yalnız olmadığınızı bilmeniz çok önemli. Ne zaman isterseniz buradayım. Sevgiyle Kalın,Uzman Klinik Psikolog Aslı Soylu

Devamını Oku...