Bu zamana kadar kimseyle birlikte olmadığım için pişmanım yaşlandım resmen gençliğimin tadını çıkaramadım çok üzgünüm
Merhaba. 28 yaşındayım 15 gün sonra 29 olacağım ama olmak istemiyorum. 30 olacağım hâla bakireyim korkunç! Bütün arkadaşlarım evlendi. Bu zamana kadar kimseyle birlikte olmadığım için pişmanım yaşlandım resmen gençliğimin tadını çıkaramadım çok üzgünüm. Ben kariyer basamaklarımı tırmanırken arkadaşlarım 3-4 çocuk yapma peşinde. Kimisi sevgilim bana evlenme teklifi etmiyor diye ağlıyor benim bir sene önceki halim gibi ayrılın diyorum etmez belli çünkü artık erkekleri gözünden tanıyorum. Evli olan arkadaşlarımla sadece merhaba merhaba onlarla görüşmek içimden gelmiyor çünkü tek muhabbetleri sen neden evlenmiyorsun evlen artık bilmem ne! Ya ben keyfimden mi evlenmiyorum? Bende sizin gibi evlenip mutsuz olup evde oturmak istiyorum fakat kariyer hayatım hayallerim buna izin vermiyor, aile baskısı buna izin vermiyor maalesef. Bıktım insanların bu tavırlarından. Sonra işlerine gelmedi mi çok havalısın hayat sana güzel diyorlar. Desinler çok önemli değil. İşin kötü tarafı artık bende evlenmek istiyorum daha doğrusu hayatıma biri girsin istiyorum. Maalesef 2 sene beni oyalayan sevgilimden sonra birileriyle tanışmak konuşmak zor geliyor ve gerçekten kalbim bu devrin insanı değil. Şimdiki insanların tek derdi cinsellik olmuş maalesef ben 30 yıldır kimseyle birlikte olmadım. Pişmanım keşke yapsaymışım belki daha çabuk evlenirdim. Böyle dediğimizde kimsenin inanası bile gelmiyor devir öyle bir devir olmuş artık. Gerçekten yoluma nasıl devam edeceğim..
Bu soru 25 Aralık 2025 19:33 tarihinde Uzman Klinik Psikolog Gül Buket Mınak tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yazdıklarını çok dikkatle okudum. İçinde yas, öfke, pişmanlık, yalnızlık ve özlem aynı anda var. Bu kadar karışık duygularla ayakta durmaya çalışmak gerçekten çok yorucu. Şunu bilerek başlayayım: Senin yaşadığın şey bir “geç kalmışlık” değil, toplumsal baskıyla ağırlaşmış bir kimlik çatışması. Önce şu “30 olacağım ve bakireyim” cümlesine değinmek istiyorum. Bunu “korkunç” yapan şey senin hayatın değil; sana yıllardır fısıldanan “şu yaşta şunu yapmış olmalıydın” cümleleri. Cinsellik bir başarı rozeti değildir. Ne erken yaşanmış olması bir artı, ne de yaşanmamış olması bir eksikliktir. Senin bedenin ve sınırların, senin hızınla ilerlemiş. Bu, yanlış değil. Ama şunu da dürüstçe söylüyorsun:
“Pişmanım.” Bu çok önemli. Çünkü pişmanlık çoğu zaman “keşke farklı olsaydım” değil, “keşke kendimi bu kadar ertelemeseydim” demektir. Sen yıllarca güçlü olmayı, kariyeri, ayakta durmayı seçmişsin. Bunun bedeli de duygusal tarafın biraz geri planda kalması olmuş. Bu bir hata değil, bir hayat tercihi. Şimdi içindeki başka bir ihtiyaç sesini yükseltiyor: bağ kurmak. Arkadaşlarına baktığında hissettiğin şey kıskançlık değil aslında; yas.
“Benim hayatım neden böyle olmadı?”
Ama aynı anda da onların mutsuzluklarını görüyorsun ve şunu diyorsun:
“Ben de böyle bir evlilik istemiyorum.”
Yani sen ikisinin arasında sıkışmış durumdasın:
Yalnız kalmak istemiyorsun, yanlış bir hayatın içine de girmek istemiyorsun.
Sürekli sorgulanmak.
“Neden evlenmiyorsun?”
Bu soru zamanla insanın içine zehir gibi akar ve kişi kendini savunur hale gelir. O yüzden evli arkadaşlarından uzaklaşman çok anlaşılır. Bu bir kibir değil, kendini koruma refleksi.
“Kalbim bu devrin insanı değil” dediğinde şunu duyuyorum: Sen bağ kurmak istiyorsun ama hızlı tüketilen, yüzeysel, sadece cinselliğe odaklı ilişkiler seni ürkütüyor. Ve evet, şu an flört dünyası senin değerlerinle örtüşmeyebilir. Bu seni “uyumsuz” yapmaz; sadece seçici yapar.
“Keşke birlikte olsaydım, belki daha çabuk evlenirdim” düşüncesi ise şu duygudan geliyor:
“Bir şeyleri kaçırdım ve artık geç.”
Ama bu düşünce çok acımasızca kendini suçlayan bir düşünce. İnsanlar birlikte olduğu için değil, uyum bulduğu için evlenir. Birçok insan da cinsel deneyimi olmasına rağmen yalnız ve mutsuz.
Şimdi en önemli soruya gelelim:
Buradan sonra yoluna nasıl devam edeceksin?
- Kendinle barışmadan biriyle bağ kurmak çok zor.
- Şu an sen kendine çok sert davranıyorsun. “Yaşlandım”, “geç kaldım”, “eksik kaldım”… Bunlar gerçeğin kendisi değil, yorgun bir zihnin cümleleri.
- Yas tutman gerekiyor.
- Yaşamadığın gençliğin, yaşamadığını düşündüğün deneyimlerin yasını tutmadan ileriye bakmak zor. “Evet, bazı şeyleri yaşamadım ve buna üzülüyorum” demek iyileştiricidir.
- Evlenme isteği ile yalnız kalma korkusunu ayır.
- Gerçekten bir hayat paylaşmak mı istiyorsun, yoksa artık dışlanmamak mı? Bu ikisi çok farklı motivasyonlar.
- Kalbin bu devrin insanı değilse, herkesle uyum sağlamak zorunda değilsin.
- Az insan, ama sana benzeyen insanlar. Bu daha geç olabilir ama daha sağlam olur.
Son olarak şunu söylemek istiyorum:
29 yaşında olmak bir son değil. Ama şu an yaşadığın ruh hali sana “bir şeyler değişmeli” diyor. Bu değişim evlilik olmak zorunda değil; kendinle daha şefkatli bir ilişki kurmak olabilir.
Eğer istersen bir sonraki adımda şuna birlikte bakabiliriz:
– Gerçekten nasıl bir ilişki istiyorsun?
– Seni insanlardan soğutan şey ne?
– Bağ kurmaktan mı korkuyorsun, yoksa yanlış bağlardan mı yoruldun?
Yolun bitmedi. Sadece yön tabelaları değişiyor. Seans içerisinde daha detaylı görüşebiliriz bana profilimden ulaşabilirsiniz.
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
5 Duyu Farkındalık Taraması
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.