eşim cinselliğin hiç bir türüne yanaşmıyor.
Ben 42 yaşındayım, eşim (karım) 40 yaşında Severek evlendik. Sevgimizin de azalmadığını düşünüyorum. Çocuğumuz şu an 13 yaşında. Eşimin babasının 12 yıl önceki vefatı sonrası cinsel birlikteliklerimiz azaldı. Ayda bire düştü o da hatırlatırsam . bıraksam hiç aramıyor. bu tamamen birliktelik değil sarılma öpme anlamında da asla sırnaşıklığa tahammülü yok. defalarca konuşuldu. Kayınbabamın vefatından etkilenmesi azalsa bile durum düzelmedi. hatta hobiler yetenekler edindiğimde beni desteklemek yerine beceremezsin diyor. en ufak şeyde aşağılıyor.
Eşim her zaman tatmin oluyor numara değil zaten ben ona uğraşıyorum.. fizyoloji ve anatomiye hakimim. ben yarı yolda kalıyorum. basit olan fantazilere bile direk hayır deyip sorgulamıyor. bir gün benden cinsellik bekleme diyecek diye korkuyorum ama hovardalıkla çözmem asla. eşimi seviyorum , ayrılmak istemiyorum. kendi psikoloğuma bir kere götürdüm ama egosu öyle sağlam ki bunu bir sorun olarak görmüyor. böyle işine gelirse diyor. Sanırsınız evin kadını benim de o anlamayan erkeği. ben bilgisayar oyunu severim ama hiç aksatmadım onu ilgisiz bırakmadım. ev işlerinin de çoğu bendedir. o telefondan bir oyuna takıldı mı veya alışverişe başbaşa olan zamanımızı harcıyor. sonra da kulağım başım omzum ağrıyor zaten hastayım görmüyor musun diye beni suçlu hissettiriyor.
Bu soru 25 Şubat 2026 00:28 tarihinde Psikolog Aleyna Fikret tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Sizi dikkatle okudum. Anlattıklarınız, uzun süredir duygusal, bedensel ve ilişkisel olarak tek taraflı yük taşıdığınız bir evlilik tablosu çiziyor. Burada mesele yalnızca cinsel sıklık ya da istek farkı değil; yakınlığın, saygının ve karşılıklılığın giderek kaybolması.
Eşinizle yaşadığınız problem sadece “cinsellik istememesi” değil.
Sarılma, öpme, tensel yakınlığa tahammülsüzlük, Sizin ihtiyaçlarınızı önemsizleştirme,sizi küçümseme,ilişkiyi tek taraflı bir zemine çekme,sizi suçlu hissettirme…
Bunlar size ben görülmüyorum,istenmiyorum,değersizim algısı yaratır.
Bir kaybın ardından cinsel isteğin azalması anlaşılabilir ancak 12 sene geçmiş yani yasın akut dönemi bitmiş. Burada o travma yaşadı tablosu bu durumu meşrulaştırmaz.
Anlattıklarınıza göre siz hep veren taraf gibi görünüyorsunuz ama karşılığında yarı yolda kalan siz oluyorsunuz. Bu özsaygıyı aşındıran bir ilişki biçimidir.
Eşinizin terapiyi kabul etmeme davranışı aslında bize sorumluluk almama davranışını gösteriyor. Burada kendinize şunları sormanızı istiyorum
Ben bu ilişkide erkek olarak, eş olarak, birey olarak kendimi değerli hissediyor muyum?
Yakınlığın tamamen bitmesi halinde, sadece sevgiyle bunu ne kadar sürdürebilirim?
Bana “böyle işime gelirse” denilen bir yerde, benim payım nerede?
Bu tablo böyle devam ederse ben kim olurum?
-Ne yapabilirsiniz?
Bu bir rica değil, çerçeve koyma konuşması olmalı:
Ben cinselliğin, temasın ve saygının olmadığı bir evlilikte tükeniyorum.
Bu benim için temel ihtiyaç
Bu şekilde devam edemem
Çift terapisi için net bir teklif
Kendi terapinizde odağı değiştirin:
Benim sınırlarım ne,neyi kabul ederim neyi edemem?
İlişkide kalmamın bedeli ne?
Siz seviyorsunuz, sadıksınız, çabalıyorsunuz.
Ama sevgi, tek başına bir evliliği taşımaya yetmez.
Yakınlığın, saygının ve karşılıklılığın olmadığı bir ilişkide,insan zamanla kendini kaybeder.
Hala bir yol var mı yok mu bunu eşinizin sözleri değil, davranışları belirleyecek.
Ve siz, bu süreçte kendi ruhsal sağlığınızı feda etmek zorunda değilsiniz.
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
4-7-8 Nefes Tekniği
teşekkürler...
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.