Psk. Aleyna Fikret 
Türkiye,Ankara
Depresyon,BDT,Mindfulness,Gottman çift terapisi, Çift Terapisi,OKB,Fobi,Travma,İlişki
Uzman Hakkında
Ufuk üniversitesi psikoloji bölümünden 2025 yılında lisans eğitimimi 3.33 not ortalamasıyla onur öğrencisi olarak tamamladım.2024 yılında Dr.Rıdvan Ege Ufuk Üniversitesi Hastanesinde gönüllü staj yaptım. Datem eğitim merkezi Ebru Şalcıoğlu’ndan ileri düzey bilişsel davranışçı terapi (BDT) eğitimimi tamamladım aynı merkezde mindfulness eğitimimi tamamlamış bulunmaktayım. İlişki alanını daha iyi anlamak ve geliştirmek için Gotmann çift terapisi eğitimine katıldım ve eğitimimi tamamlamış bulunmaktayım.
Eğitim
- Ufuk üniversitesi - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- İleri düzey BDT
- 1.düzey gottman çift terapisi
- Mindfulness eğitimi
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bdt
- Gottman çift terapisi ekolü
Cevaplar (8)
Merhaba Sevgili Danışanımız,öncelikle bizimle bunları paylaştığınız için teşekkür ederiz. Bahsettiğiniz tabloya baktığımızda aşk mı mantık mı ikliminden ziyade uzun süredir devam eden yorucu bir ilişki döngüsü görüyorum. Aslında ne olduğunu ,ilişkinin nasıl ilerlediğini ve işlediğini karşı tarafın davranışlarını net bir şekilde fark etmişsiniz sanırım sizi zorlayan kısım fark etmekle başa çıkmak aynı şey değil siz tam bu ikisi arasında kalmışsınız. Partnerinizin yaklaşımı sizi belirsizlik bekleme aşamasında tutuyor yani sizi tamamen seçmiyor ve tamamen de bırakamıyor size kapısında hiçbir zaman tamamen kapatmıyor bu da sizi belirsizlik ,bekleme ,anlaşılma ve açıklama çabası gibi duygulara ve bir döngüye sokuyor gibi görünüyor. Bu durumun insanı yorması çok normal çünkü ortada bir ilişki hem vardır ve hem yoktur bu yüzden duygusal yük olarak çok ağır gelebilir. Belirsizlik insan beyninde hep tamamlamaya mahkum bir sistemdir ve tamamlanmadığı sürece bir döngü halini alabilir. Sizin durumunuzda bu süreç bir döngü haline gelmiş ama döngüyü devam ettirme veya ettirmeme süreci sizin elinizde ve sizin iradenize bağlıdır. Sizin tarafınızdan sürekli bir anlaşılma bağlılık ve anlamdırma çabası görüyorum fakat sağlıklı bir ilişkide insan kendini sürekli bu kadar anlatmak zorunda kalmamalıdır ,anlaşılmak için bu kadar çaba harcanan bir yerde tekrar düşünmeniz gerekir çünkü orada duygusal bir eşleşme eksik demektir. Siz kendinizi karşı tarafa ifade ettikçe karşı taraf bunu artık bir strateji haline getirebilir bu da size değersizlik hissettirebilir. 3 aydır bir döngü içerisinde olduğunuzu belirttiniz bu bize şunu gösterir bu ilişki kendiliğinden düzelmeyecek partneriniz de olan roller değişmediği sürece bu döngüden çıkamayacaksınız ya da çıkmamızın tek yönlü belirgin sınırlar çizmek olacaktır. Sizin kendinizi farkında olarak bu döngüden çıkmaya karar verdim cümleniz çok kıymetli ama bu kararın sadece söz ve fikir olarak kalmaması davranışa da dönüşmesi gerekiyor çünkü bu ilişkilerde en zor şey fiziksel olarak değil duygusal olarak ayrılmakmaktır . İnsan çoğu zaman alıştığı bir şeyden,rutininden kolay kopamaz. Çoğu zaman olay kişi değil ihtimaldir. Aslında hissettiğiniz yalnızlık ve değersiz hissi çok anlaşılır çünkü bu süreçte enerjinizi duygunuzu odanızı ilişkiye vermişsiniz ve diğer alanlar biraz daha geri planda kalmış gibi. Bu döngüden çıkmaya çalışırken doğal olarak bir boşluk hissedebilirsiniz bu durum normaldir ama buradaki boşluk aslında bir kayıp değil yeniden kendi hayatınızı kurabileceğiniz bir alan ve bir değişimdir. Burada kendinizi şunu hatırlatmanız çok önemli birinin sizi seçmemesi sizin seçilmeye değer olmadığınız anlamına gelmez bazen kişilerin ilişki kurma biçimleri bizim ihtiyaçlarımızla uyumlu olmayabilir ve zaten bu ilişkide bunu çok net görebiliyorsunuz Aslında sizin ihtiyacınız olan şey netlik ve duygusal güven aynı zamanda karşılıklılık. Yapmanız gereken şey daha net bir duruş almak ve kendinizi daha fazla anlatmaya çalışmamak. Bu kişiyle olan bağınızı yavaş yavaş değil bilinçli bir şekilde çözmeye çalışmalısınız. Odağınız tekrar kendi hayatınıza çevirmeye yönelebilirsiniz. Zihninizde senaryo kurmayı fark ettiğiniz anlarda kendinizi durdurmayı dikkatinizi başka bir alana vermeyi deneyebilirsiniz. Şu an döngü içerisinde kendi yolunuzu kaybetmiş gibisiniz ama aslında yolunuz çok net. Partnerinizden ziyade kendi ne istediğinizle ve ihtiyaçlarınızla ilgilenmelisiniz. Partnerinizle ilişki biçiminiz ve fikirleriniz uyuşmuyor olabilir ve doğru olmayan bir kişinin yanında kalmak sizi daha değersiz hissettirecek. Size önereceğim bir diğer şey ise; kendinizi geri almanız olacaktır ama bunu birden yapamayabilirsiniz o yüzden aşama aşama ilerlemek daha kolay olabilir. İlk başta bunu kendinizle ve düşüncelerinizle ilgili bir şekilde başlatabilirsiniz örneğin aklınıza geldiğinde ,düşündüğünüzde ,kurmaya başladığınızda zihninizi fark edip “bu düşünce bana iyi gelmiyor “ diyip kendinizi durdurmaya çalışarak başlayabilirsiniz diğer aşama bağlantınızı kesmek ondan haber almamak olabilir. Sosyal medya üzerinden,arkadaş aracılığıyla bir haber ve bilgilendirme almamak ,görmemek ,gönderme yapmamak bunlar sizi daha iyiye taşıyacaktır. Çünkü bunlar olduğu sürece bu tarz ilişkiler genel olarak tekrar ve tekrar başlar evet başlangıçta siz uzaklaştığınızda daha net görülür ama siz tekrar yakınlaştığınızda o belirsizlik içinde yine kendinizi boğulurken kendinizi anlatmaya çalışırken bulabilirsiniz. Açıklama yapmak yerine direkt olarak sınırınızı koyarsanız davranışlarınıza daha net ve kararlı bir etki bırakabilirsiniz. Diğer bir önerim hayatımızdan çıkan bir insan bir bakıma hayatınızın alışkanlığı rutin haline gelmiş oluyor. Bu yüzden boşluk hissetmeniz çok doğal bu süreci o boşlukları daha az hissettirmek zihnimizi ve bedenimizi daha çok meşgul etmek üzere birkaç aktivite veya rutin oluşturarak doldurabilirsiniz. Örneğin bir spora başlayabilirsiniz, yürüyüşlere çıkabilirsiniz ,günün belli saatlerinde kitap okumaya, kendinize vakit ayırmaya ,alışveriş yapmaya ,dolaşmaya ,arkadaşlarınızla sohbet etmeye ,eğer evcil bir hayvanınız varsa onunla vakit geçirmeye ayırabilirsiniz Bazen birini çok sevmeniz kendinizi kaybetmeniz anlamına gelmez zaten kendinizi kaybettiğiniz bir yerdeyseniz o ilişkisi de size iyi gelmiyor demektir. Evet, her şeyin doğru olmasına tabii ki de gerek yok ama bir şeyin size iyi gelip gelmediği doğru veya yanlış olmasından çok daha önemlidir. Size daha iyi gelmesi dileğiyle. Hoşçakalın sevgili Danışanımız.
Anlattıklarınızdan, içinizde oldukça yoğun ve karmaşık duygular yaşadığınız çok açık görünüyor. Bir yandan partnerinizle yan yana olduğunda uyumlu olduğunuzu, onun seni dinleyen, olgun ve saygılı biri olduğunu fark ediyorsunuz; diğer yandan zihniniz sürekli ilişkide yeni bir sorun arıyor gibi çalışıyor. Bir mesele çözüldüğünde bir başkasının aklına gelmesi, sizi hem yoran hem de suçluluk hissettiren bir döngüye sokmuş gibi. Bu durumun farkında olmanız ve bunu ifade edebilmeniz aslında oldukça önemli bir içgörü. Yazdıklarınızda birkaç farklı duygusal katman olduğunu görüyorum. Birincisi güven ve kontrol ihtiyacı. İlişki iyi giderken bile zihnin sanki “ya bir gün kötü olursa?” diye senaryolar üretmeye başlıyor. Bu çok sık gördüğümüz bir savunma mekanizmasıdır: kişi olası bir ayrılığın ya da hayal kırıklığının acısını yaşamamak için önceden tehdit aramaya başlar. Yani zihnin aslında seni korumaya çalışıyor olabilir, fakat bunu yaparken ilişkiyi sürekli bir alarm halinde tutuyor. İkinci katman değerler ve geçmiş farkı gibi görünüyor. Sizin büyüdüğünüz ortamda hakaretin olmaması, ilişkiler konusunda daha farklı normların olması gibi şeyler, partnerinizin geçmişi ve bazı davranışlarıyla zihninde çatışma yaratıyor olabilir. Bu durum çoğu zaman “mantıksal olarak kabul ediyorum ama duygusal olarak içime oturmuyor” şeklinde yaşanır. Bu da konuşarak çözüldüğünü düşünseniz bile duygunun geri gelmesine neden olabilir. Üçüncü katman ise ilk ilişki deneyimi ve yaşanan hastalık meselesi. İlk deneyimler duygusal olarak çok güçlü izler bırakabilir. Böyle bir deneyimin sizde“kirlenmişlik”, “iğrenme” ya da “adaletsizlik” hissi yaratması oldukça anlaşılabilir. Bu tür duygular bazen tamamen çözülmeden zihnin farklı konulara tutunarak aynı rahatsızlığı tekrar üretmesine neden olabilir. Dikkatimi çeken bir diğer şey de şu: Bir tarafın “ilişkiyi korumaya çalışırken”, diğer tarafın sanki “ilişkiyi test ediyor” gibi. İçinde şu iki ses aynı anda var gibi görünüyor“Bu ilişki doğru mu? Belki uyumlu değiliz. “Ama giderse de çok zorlanırım. Bu ikili duygu hali birçok insanda bağlanma kaygısı dediğimiz bir örüntüye benzeyebilir. Kişi hem yakınlığı ister hem de yakınlık arttıkça alarm sistemi devreye girer. Şu noktada kendine şu soruları sormak bazen yardımcı olabilir:Bir sorun aklıma geldiğinde gerçekten o anki davranış mı beni rahatsız ediyor, yoksa daha eski bir duyguyu mu tetikliyor?Bu düşünce geldiğinde amacım ilişkiyi anlamak mı, yoksa kendimi korumak mı?Eğer bu ilişki tamamen güvenli hissettirseydi zihnim yine de aynı şeyleri arar mıydı?Ayrıca ilişkide konuşma şeklinizi biraz değiştirmek de faydalı olabilir. Sürekli sorun çözme konuşmaları yapmak bazen ilişkiyi “problem toplantısı”na çevirebilir. Duyguyu anlatmak ile sorunu analiz etmek farklı şeylerdir. Örneğin “bunu yapman yanlış” yerine “bunu düşündüğümde içimde tiksinme/gerginlik hissi geliyor ve bunun nereden geldiğini anlamaya çalışıyorum” gibi bir dil bazen daha farklı bir alan açabilir. Psikoloğunun seni anlamadığını hissetmen de önemli bir konu. Terapide anlaşılmış hissetmek çok değerlidir. Bu duyguyu doğrudan terapistinle paylaşman aslında sürecin bir parçasıdır. “Bazen sanki beni problem çıkarıyormuşum gibi gördüğünüzü hissediyorum” gibi açık bir ifade, terapinin daha derinleşmesine yardımcı olabilir. Son olarak şunu söylemek isterim: Bu yaşadığınız döngü, “sizin problemli biri olduğunuz “anlamına gelmez. Zihniniz şu anda güven, değerler ve yakınlıkla ilgili bazı şeyleri çözmeye çalışıyor olabilir. Bunun farkına varmanız ve yardım arıyor olmanız zaten değişim için önemli bir adım. Belki şu soruyu da birlikte düşünmek iyi olabilir:İlişkide seni en çok tetikleyen şey gerçekten partnerinin davranışları mı, yoksa onun geçmişinin sende yarattığı duygular mı?İstersen bunu biraz daha birlikte açabiliriz. Özellikle şu iki şeyi merak ediyorum:1. İlişkide her şey yolundayken ilk tetikleyici düşünce genelde nasıl başlıyor?2. Partnerinle değil de kendi içinde kaldığında bu düşünceler daha mı büyüyor?Bu sorulara dilerseniz kendi içinizde cevap verebilirsiniz dilerseniz yorum üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz.
Merhaba. Öncelikle yaşadığın bu durumu dile getirmen çok kıymetli. Paylaşımımızın için teşekkür ederiz. Öncelikle şunu söyleyebilirim:Yaşadıkların senin “sorunlu” olduğun için değil, sınırlarının sistematik biçimde ihlal edildiği için bu kadar yorucu. Olan biteni birlikte netleştirelimAnlattıklarında birkaç temel durum var:1. Değer çatışması:Siz muhafazakar olmayan birisiniz eski partneriniz ise muhafazakar. İlişki başında karşılıklı fedakarlıklar yapılmış ama zamanla fedakarlık tek taraflı çabaya dönüşmüş. Yani “sen uyum sağla,sen değiş,sen yap” mantığına dönüşmüş. 2. Gizliliğin ihlali ve güven kırılışıEn yakın arkadaşınızın yaptığı bu davranış güven ihlalidir. 3. Psikolojik etiketleme ve yalnızlaştırmabu durum sizin kendinizi sorgulamanıza neden oluyor olabilir 4. Sizin tepkilerinizgeri çekilme,laf sokma gibi. Bunlar bir noktada kötülük değil yorulmuş bir insanın tepkileri gibi görünüyor. Arkadaşınızın beni kıskanıyor yorumu çok yanlış. Çünkü siz onun hayatını didiklemiyorsunuz veya özelini başka yerlere taşımıyorsunuz ama o size bunu yapıyor. Bu kıskançlık değil sınır koymaya çalışan birinin suçlanmasıdır. Asıl mesele bu ortamın içinde hep onlara uyumlu olmanız bekliyor. Sizi olduğunuz gibi kabul etmemeleri. Bu yüzden yaşadığınız kafa karışıklığı çok normal. Bu sizin eksikliğiniz değil. Ne yapabilirsiniz onlara bakalım. 1-kendinizi anlatmaya çalışma döngüsünden çıkabilirsiniz. Sürekli açıklama yapmak sizi zayıf gösterebilir. 2-bu çevreden duygusal olarak geri çekilmeniz daha sağlıklı olabilir ve bunu zaten yapmışsınız. 3-Şu cümleyi içselleştirebilirsiniz: “ben herkesin değerlerine uyum sağlamak zorunda değilim”4-Yalnızlık yanlış olmak demek değildir. Bunu bilmeniz çok önemli. Bazen yalnızlık yanlış yerde kalmaktan çok daha sağlıklıdır. Son olarak dengesiz,sorunlu,kıskanç değilsiniz. Sınırları aşılmış yargılanmış birisiniz.
Merhaba. Yazdıklarınızı çok dikkatle ve ciddiyetle okudum. Yaşadığın durum yalnızca cinsel bir sorun değil, uzun zamandır biriken duygusal yalnızlık, görünmeme ve reddedilme acısı barındırıyor. Bu hislerin çok anlaşılır. Eşin uzun süredir yalnızca “anne” rolünde kalmış gibi görünüyor. Bazı kişilerde özellikle ilk çocuktan sonra: Eş rolü geri plana itilirBedensel temas yalnızca çocukla sınırlanır, Cinsellik “yük”, “görev” ya da “hızlı bitsin” algısına dönüşür. Bu senin çekiciliğinle, yeterliliğinle ya da erkekliğinle ilgili değil. Reddedilmenin sizde yarattığı kırılma“Artık sana ihtiyacım var diyemiyorum” cümlesi çok ağır bir cümle. Talep etmek = incinmekYaklaşmak = küçülmekİstemek = utançBu noktada insan isteklerini bastırır, sonra da içten içe eşinden kopmaya başlar. Sen şu an tam bu eşiktesin. Burada sorun mastürbasyon değil. Sorun şu düşünce Ben evliyim ama cinsel olarak tek başımayım. Ne yapılabilir? Cinsellikten önce duyguyu konuşmak Eşinle “neden benimle yatmıyorsun?” diye konuşmak şu an ters teper. Ama şu cümle çok başka bir kapı açar. Seninle aynı yatakta uyumayı, sana sarılmayı, eşin olmayı özlüyorum. Bu aralar kendimi sadece evin içinde var olan biri gibi hissediyorum. Tarzında konuşabilirsiniz. Çocuklar üzerinden değil, eşlik üzerinden konuşmak Çocuklar yüzünden” söylemi savunma yaratır. Onun yerine Biz ne zaman yan yana olmayı bıraktık? Bu düşündürür kavga çıkarmaz. Kendini tamamen geri çekmemek İçinde oluşan “nasıl olsa reddedilecek” düşüncesi çok anlaşılır ama tehlikelidir. Çünkü bir süre sonra: Sen istememeye başlarsın o da zaten ihtiyacı yok zanneder ve sessiz kopuş gerçekleşir. Bu durum kendi kendine düzelmez. Konuşulmazsa donuklaşır. Çift terapisi alabilirsiniz. Kendiniz ayrı bireysel terapi alabilirsiniz. Çünkü yalnızca eşinizi değil kendinizi de kaybetmeye başlayabilirsiniz. İstemek ayıp değil yakınlık aramakta zayıflık değil. Durum duygu ve ihtiyaçlarınızı eşinizle konuşmanızı öneririm