İlişkimi sabote ediyorum
Sanki sürekli ilişkimde bir sorun arıyorum. Bir ay içerisinde sevgilimin geçmişini benim ilk ilişkimde hastalık bulaştırmasını,o geçince maddiyatını o da geçince küfür etmesini o da geçince arkadaşlarıyla sınır koymammasını kafaya takıp onunla konuşuyorum. Hiç uymuyormuşuz gibi geliyor ama yan yana gayet uyumluyız saygılı olgun biri hepsini dinliyor düzeltmeye çalışıyor hak veriyor ama artık sanki bu bir rutin gibi bir şey düzelse ben başka bir şeyi takıyorum. Denk değilmişiz ve ben sanki onunla uyumlanmaya vakit harcıyor gibiyim. O bende hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmıyor ama ben çalışıyorum bunlar karakteristik şeyler değil . Benim ailemde hakaret bile yasakken onun rahat konuşması eski ilişkileri olması her durumda aklıma geliyor bunu konuşarak aşamıyoruz. Her seferinde o beni rahatlatıyor ama döngü yine sürüyor. Ben hep bir şey iyi giderken takacak bir şey buluyorum sanki ilişkiler her türlü bitecek de ben acı çekmeyeyim diye senaryolar kuruyorum ilkim olması ve onun geçmişi olması oradan bana hastalık gelmesi bana iğrenç hissettiriyor ama yine de devam ediyorum. Bunu aştım zannederken bir başkası çıkıyor.Her şey mükemmelken bir anda kuruluyorum psikologa gidyorum fakat o da beni anlamıyor gibi hissediyorum.Sürekli problem çıkartıyormuşum gibi geliyoe hep durup dururken ve sanki bir gün o da buna dayanamayacak sanki gitsin bıraksın diye uğraşıyorum ama bırakırsa yapamam gibi de
Bu soru 8 Mart 2026 21:35 tarihinde Psikolog Aleyna Fikret tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Anlattıklarınızdan, içinizde oldukça yoğun ve karmaşık duygular yaşadığınız çok açık görünüyor. Bir yandan partnerinizle yan yana olduğunda uyumlu olduğunuzu, onun seni dinleyen, olgun ve saygılı biri olduğunu fark ediyorsunuz; diğer yandan zihniniz sürekli ilişkide yeni bir sorun arıyor gibi çalışıyor. Bir mesele çözüldüğünde bir başkasının aklına gelmesi, sizi hem yoran hem de suçluluk hissettiren bir döngüye sokmuş gibi. Bu durumun farkında olmanız ve bunu ifade edebilmeniz aslında oldukça önemli bir içgörü.
Yazdıklarınızda birkaç farklı duygusal katman olduğunu görüyorum. Birincisi güven ve kontrol ihtiyacı. İlişki iyi giderken bile zihnin sanki “ya bir gün kötü olursa?” diye senaryolar üretmeye başlıyor. Bu çok sık gördüğümüz bir savunma mekanizmasıdır: kişi olası bir ayrılığın ya da hayal kırıklığının acısını yaşamamak için önceden tehdit aramaya başlar. Yani zihnin aslında seni korumaya çalışıyor olabilir, fakat bunu yaparken ilişkiyi sürekli bir alarm halinde tutuyor.
İkinci katman değerler ve geçmiş farkı gibi görünüyor. Sizin büyüdüğünüz ortamda hakaretin olmaması, ilişkiler konusunda daha farklı normların olması gibi şeyler, partnerinizin geçmişi ve bazı davranışlarıyla zihninde çatışma yaratıyor olabilir. Bu durum çoğu zaman “mantıksal olarak kabul ediyorum ama duygusal olarak içime oturmuyor” şeklinde yaşanır. Bu da konuşarak çözüldüğünü düşünseniz bile duygunun geri gelmesine neden olabilir.
Üçüncü katman ise ilk ilişki deneyimi ve yaşanan hastalık meselesi. İlk deneyimler duygusal olarak çok güçlü izler bırakabilir. Böyle bir deneyimin sizde“kirlenmişlik”, “iğrenme” ya da “adaletsizlik” hissi yaratması oldukça anlaşılabilir. Bu tür duygular bazen tamamen çözülmeden zihnin farklı konulara tutunarak aynı rahatsızlığı tekrar üretmesine neden olabilir.
Dikkatimi çeken bir diğer şey de şu: Bir tarafın “ilişkiyi korumaya çalışırken”, diğer tarafın sanki “ilişkiyi test ediyor” gibi. İçinde şu iki ses aynı anda var gibi görünüyor
“Bu ilişki doğru mu? Belki uyumlu değiliz.
“Ama giderse de çok zorlanırım.
Bu ikili duygu hali birçok insanda bağlanma kaygısı dediğimiz bir örüntüye benzeyebilir. Kişi hem yakınlığı ister hem de yakınlık arttıkça alarm sistemi devreye girer.
Şu noktada kendine şu soruları sormak bazen yardımcı olabilir:
Bir sorun aklıma geldiğinde gerçekten o anki davranış mı beni rahatsız ediyor, yoksa daha eski bir duyguyu mu tetikliyor?
Bu düşünce geldiğinde amacım ilişkiyi anlamak mı, yoksa kendimi korumak mı?
Eğer bu ilişki tamamen güvenli hissettirseydi zihnim yine de aynı şeyleri arar mıydı?Ayrıca ilişkide konuşma şeklinizi biraz değiştirmek de faydalı olabilir. Sürekli sorun çözme konuşmaları yapmak bazen ilişkiyi “problem toplantısı”na çevirebilir. Duyguyu anlatmak ile sorunu analiz etmek farklı şeylerdir. Örneğin “bunu yapman yanlış” yerine “bunu düşündüğümde içimde tiksinme/gerginlik hissi geliyor ve bunun nereden geldiğini anlamaya çalışıyorum” gibi bir dil bazen daha farklı bir alan açabilir.
Psikoloğunun seni anlamadığını hissetmen de önemli bir konu. Terapide anlaşılmış hissetmek çok değerlidir. Bu duyguyu doğrudan terapistinle paylaşman aslında sürecin bir parçasıdır. “Bazen sanki beni problem çıkarıyormuşum gibi gördüğünüzü hissediyorum” gibi açık bir ifade, terapinin daha derinleşmesine yardımcı olabilir.
Son olarak şunu söylemek isterim: Bu yaşadığınız döngü, “sizin problemli biri olduğunuz “anlamına gelmez. Zihniniz şu anda güven, değerler ve yakınlıkla ilgili bazı şeyleri çözmeye çalışıyor olabilir. Bunun farkına varmanız ve yardım arıyor olmanız zaten değişim için önemli bir adım.
Belki şu soruyu da birlikte düşünmek iyi olabilir:
İlişkide seni en çok tetikleyen şey gerçekten partnerinin davranışları mı, yoksa onun geçmişinin sende yarattığı duygular mı?
İstersen bunu biraz daha birlikte açabiliriz. Özellikle şu iki şeyi merak ediyorum:
1. İlişkide her şey yolundayken ilk tetikleyici düşünce genelde nasıl başlıyor?
2. Partnerinle değil de kendi içinde kaldığında bu düşünceler daha mı büyüyor?
Bu sorulara dilerseniz kendi içinizde cevap verebilirsiniz dilerseniz yorum üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz.
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
4-7-8 Nefes Tekniği
5 Duyu Farkındalık Taraması
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.