İşlerim bozuk ne yapacağım
İşlerim bozuk ödemelerim yapamadım eski sevgilim yeni sevgili yaptı çok seviyorum onu özlüyorum Aileme fevriyim canım hiçbir şey istemiyor uyuyup kalkamıyorum uyku düze yok huzur yok hep stres akşam üzüntü alkol başka bir hayat kalmamış bende işim zor hayatı sevmiyorum ölümden korkuyorum istediğim saatte yatıp istedim saatte kalkamıyorum insanlara borcum var hep çevrem utanıyorum onlara hayatım bitmiş benim kısacası
Bu soru 19 Şubat 2026 19:31 tarihinde Psikolog Ecem Derdiyok tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Yaşadıklarınızı hem kendinize hem de bana açık ve dürüst bir şekilde anlatmanız çok değerli. Yazdıklarınızın sizin üzerinizde bıraktığı ağırlığı anlıyorum. Üst üste gelen birçok stres faktörü olmuş: ayrılık, borç, uyku düzensizliği, üzüntünüze alkolün eşlik etmesi ve bunlarla baş etmeye çalışmanız. Bunların her biri tek başına bile insanı zorlayabilecek yaşantılar.
Şu anda “bitmiş” olarak yorumladığınız şey, hayatınızın bir döneminin parçası gibi görünüyor. Sizi zorlayan nokta, bu dönemin sizde yoğun bir tükenmişlik hissi yaratması olabilir. Anlattıklarınıza bakıldığında verdiğiniz tepkiler, aşırı yük altında birçok insanda görülebilen tepkilere benziyor.
Hayatınızın diğer alanlarında bozulmalar yaşandığında geçmişi daha güvenli bir liman gibi görmek ve eski sevgiliye yönelik özlemin artması da stres altında görülebilen bir yönelim olabilir. Onun hayatındaki değişikliği duymak ve bunun acısını hissetmek de bu bağlamda anlaşılabilir görünüyor. Bu noktada birlikte düşünmeye açık bir soru duruyor:
Onu özlemek sizin için daha çok neyin yokluğunu temsil ediyor?
(yakınlık, anlaşılma, güven, alışkanlık, başka bir şey…)
Baş etme yöntemleri genellikle kişinin duygusal dengesini yeniden kurma çabasıdır. Ancak bazı yöntemler kısa vadede rahatlatırken uzun vadede yükü artırabilir. Alkolün sizin için şu anda kısa vadeli rahatlatıcı, uzun vadede zorlaştırıcı bir döngüye girip girmediğine bakmak anlamlı olabilir.
Bu noktada merak ediyorum:
Akşam alkol aldığınız günlerle almadığınız günlerin ertesi sabahları arasında nasıl farklar gözlemliyorsunuz?
Sorunları bazen “kök sorunlar” ve “dolaylı sorunlar” olarak ayırmak tabloyu netleştirebilir. Örneğin:
• Borç stresi
• Ayrılık sonrası duygusal yük
• Uyku düzensizliği
• Alkol kullanımı
• Utanç ve kaçınma döngüsü
Bu başlıklara baktığınızda sizce hangileri daha çok kök, hangileri daha çok sonuç gibi duruyor?
Hayatı sevmemeye dair söyledikleriniz varoluşçu açıdan ele alındığında asıl odak çoğu zaman “hayat bitti” düşüncesinin kendisinden çok, bu düşüncenin hangi yaşantısal sıkışmışlıktan beslendiğini fark etmektir. Bu nedenle şu soruların sizin iç dünyanızda nasıl karşılık bulduğunu merak ediyorum: Hayatın kendisi mi size ağır geliyor, yoksa şu an yaşamakta olduğunuz hayat mı? Ölümden korktuğunuzu söylediğinizde en çok neyi kaybetmekten korktuğunuzu düşünüyorsunuz? Eğer mevcut yükleriniz belirgin biçimde hafifleseydi, hayata bakışınızda nasıl bir değişim olabileceğini hayal edebiliyor musunuz? Ve bugün, ne kadar küçük olursa olsun, sizi hayata bağlayan bir şey fark ediyor musunuz?
Bu soruların amacı sizi bir sonuca zorlamak değil; yaşadığınız ağırlığın hangi ihtiyaçlara, hangi kayıplara ve hangi tıkanmışlıklara temas ettiğini birlikte daha görünür kılabilmektir.
Bu nedenle burada soruların yönü size dönüktür. Çünkü sizin hayatınızın, acınızın, özleminizin ve korkunuzun anlamı en temelde sizin iç dünyanızda şekilleniyor. Benim rolüm cevabı size vermek değil; sizin zaten sahip olduğunuz içsel bilgeliğin daha duyulur hale gelmesine eşlik etmektir.
Bu yüzden, tüm yanıtların tek başına sizde olduğu gibi bir yükü de omzunuza bırakmak istemem. Bazen insan kendi gerçeğini tek başına görmekte zorlanır; yoğun stres, utanç, yorgunluk ve uykusuzluk zihnin görüş alanını daraltabilir. Burada yapmaya çalıştığımız şey, bu daralmış alanı birlikte, sizin hızınızda biraz genişletebilmek.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.