Kendimi kabul ettirme kendimi sevdirme ihtiyacımla nasıl bas edebilirim?
Kişilik olarak sessiz ve sakin biriyim belki de bu yüzden insanlar beni görsün istiyorum bu yıl mezuna bıraktım ve cok iyi bi seviyeden mezuna bırakmadım daha gelismemis duzeyde mezuna bıraktım ve dershaneye gidiyorum gecen sene gittigim dershaneye cok fazla uyum pronlemi yasamadım dershanenin duzenini ve hocaları tanıyordum zaten ama arkadaslarıma alısamadım kendimi onlara kabul ettirmeye calısıyorum iyi niyetli yaklaşıyorum onlara ama onlarda bu ters tepiyor herhalde arkamdan iste zehra cok kotu sınıftan dusmesi gereken kisilerden biri netleride kotu muhabbeti donmus bunu guvenlır bi kısıden duyduhum icin inanıyorum beni üzmemek için su ana kadar soylemedigini soyledi aslında hiç soylemeyecrkmis ama laf arasında soyledi iste bu da beni uzdu cunku ben onların yanlıslarında hatalarında nasıl gormezden gelip onlara iyi niyet gösterdiysem benim arkamdanda boöyle demeleri beni üzdü ayrıca hepimizde aynı seviyedeyiz bazı denemelerde onlar yüksek yapar bazılarınsa ben. bu konunun yanında bi geometri ogretmenimiz var onun dersinde normalde hic soru sormam ama dun sordum koklu ifalerde alakalı cevap verdi sonra ogrermen arkadmdan gidip be kadar saçma sorular soruyor falan diyip beni asagılamıs bi ohrencisi yanına gelmis biraz basit bi soru sormus ogrermende simdi senin zehradan ne farkın kaldı bu soruyu okumadın mı falan demis boyle seylerde beni etkiledi dun erkenden yattım ama uyuyamadım saatlerce dusundum bunu hem utamdım hem üzüldüm ve bu iki olayda aynı gün yasanınca dayanamadım sanırım
Bu soru 22 Aralık 2025 14:19 tarihinde Uzman Psikolog Gizem Yıldırım tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba, yazdıklarınızı okurken aslında bu sürecin sizi ne kadar da yıprattığını hissettim. Kabul görme, görülme, onaylanma ihtiyacıyla birlikte üniversite sınavına hazırlık sürecinde yaşadığınız bu zor süreç sizi çok düşündürüyor olmalı. Özellikle o “arkadan konuşma” kısmında ve öğretmenin sözlerinde… orada ciddi bir kırılma var gibi.
Sessiz ve sakin bir yapınız olduğundan bahsetmişsiniz. Belki de içten içe şunu düşünüyor olabilirsiniz :”Eğer bana bir alan açsalar, kendimi olduğum yere ait hissetsem her şey çok daha farklı olabilir.” Siz arkadaşlarınıza iyi niyet gösterip onların hatalarını görmezden gelerek bir şeyleri yoluna koymaya çalışırken onların sizin arkanızdan konuştuğunu duymuş olmak çok ağır gelmiş olmalı. Böyle bir durumda insanın içinde şu duygu oluşur: “Demek ki ben ne yaparsam yapayım, gene de onların gözünde değersizim.” Ve bu düşünce insanın içini kemirir, gece uyutmayan da çoğu zaman bu olur.
Br diğer taraftan da öğretmeninizin söylediği cümle de eklenmiş. Ancak burada çok önemli bir ayrıntı var: Soru sormak bir insanın öğrenmeye açık olduğunu gösterir. Öğrenmek istemeyen bir kişi zaten çabalamaz, fakat siz bunun için gayret gösteriyorsunuz. Ne yazık ki bazı öğretmenler öğrencilerinin hassasiyetlerini fark etmeyebiliyorlar. Bu durum da sizde “aptal mıyım?” hissiyatını tetikliyor. Öğretmen bir başkasına sizi örnek gösterdiğinde kalbinizin küçüldüğünü hissetmiş olmanız da yabancı değil bana... O an içinizde, sanki biri elindeki silgiyi tüm gururunuzun üstüne sürtmüş gibi.
Şimdi biraz daha gerçekçi düşünelim. Bir kaç insanın söylediği sert sözler, gerçekten bir anda sizin değerinizi düşürebilir mi? Öncelikle sizin anlattıklarınızdan aslında kendinizi geliştirmeye çalışan biri olduğunuzu görüyorum. Mezuna kalmak artık pek çok öğrencinin bir “tercih” haline getirdiği bir durum bile diyebiliriz. Çünkü bu bir süreçtir ve herkes vakit kazanıp daha iyisi için çabalar. Hal böyle olunca dershane dediğimiz yer bir nevi bir “yarış alanına” dönmüş oluyor. İnsanlar kendi yetersizlik korkusunu bastırmak için başkalarını küçültebiliyor. Bu, onların savunma şekli olabilir; sizin gerçeğiniz değil.
Herkesin aynı amaç uğruna olduğu o ortamda, bazen öyle durumlar yaşanabiliyor ki daha hassas ve kırılgan yapıdaki kişiler içten içe kendilerini daha soyutlanmış ve yalnız hissedebiliyorlar. Fakat unutmayın ki, öğretmen ve arkadaşlardan önce kendinize gösterdiğiniz destek ve şefkat daha önemlidir.
Sizden ricam, sakin bir kafayla bir kağıdı ikiye bölüp bir sütuna “onların sözleri” bir diğer sütuna da “benim gerçeğim” yazmanız olacak. Örneğin “Ayşe sınıftan düşmesi gereken biri” cümlesinin karşısına, siz duygusal olarak inanmasanız bile “ Ben çalışmaya devam eden ve başarmak isteyen bir öğrenciyim” yazmanızı istiyorum. Eminim düşündükçe pek çok örnek bulabileceksiniz. Bunu yazarken belki ilk başta inandırıcı gelmeyebilir ama önemli olan, zihninizde o karşı sesi uyandırmak. Zamanla bu alıştırmaları yaptıkça, düşüncelerinizin daha mantık çerçevesinde, duygu yoğunluğundan biraz daha arınmış hale dönüştüğünü fark edeceksiniz.
Son olarak da, bir insanın hassas olması ve incinebilen bir yapıda olması, duygusal olarak ne kadar da derin olduğunu gösterir. Bu yapınız ilerde çok daha derin ilişkiler kurmanızı da sağlayacaktır. Fakat bunun fazlası size daha da zarar verebilir. Bu konuda profesyonel bir destek alarak biraz daha güçlenmeniz gerektiği kanısındayım. Üniversite sınavına hazırlık süreci başlı başına stres yaratabilen bir durum olduğu için yaşananlar da sizi daha fazla etkilemiş olabilir. Şu anda burada bu soruyu paylaşıp bir çözüm yolu aramak istemeniz de başlı başına büyük bir adım. Bu yüzden kendinizi tebrik etmelisiniz… Öz şefkat, öz değer kavramları hakkında sormak istedikleriniz olursa seve seve destek olmak isterim.
Sevgilerimle ve başarı dileklerimle
Uzm. Psk. Gizem YILDIRIM
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.