İş Hayatı

Korkularıma dalmalı mıyım , dalmamalı mıyım?

Gizli Kullanıcı18 Ocak 2026 01:03

Merhabalar, 20 li yaşların ortasındayım , şu an çalışmıyorum. Geçmişte iki iş satış tecrübem oldu ve ikisinde de mobbing uğradım ve tek yaşadığım evden ayrılarak aile evine döndüm. Çevremde çok tanıdık olmadığı için hep kendim bulmaya çalıştım iş. Bilgisayar muhasebe fotoğrafçılık gibi belgeler alarak iş hayatımda olasılıkları arttırmak istedim. Fakat o süreçte bulamadım ailemin yanına döndüğümde ise sınav çalıştım. Sonuçlar tabii ki de referanssız olmadı. Geçmiş tecrübeden dolayı tekrar ailemden ayrılıp tek eve çıkmaya cesaret edemiyorum çünkü hiçbir işin garantisi yok. İşverenler mobbingler yaparak biri çıkar öteki gelir mantığında . Daha ağır örneğin Tekstil ve benzeri işlerde de dayanıklı olamayacağımı düşünüyorum bir üniversite mezunu olarak. Ama evde de canım çok sıkılıyor. İş bulursam merkeze gidip ev tutmam gerekiyor. Nasıl desem kapana kısılmış hissediyorum kendimi. Köyden bir işe gitsem servisle şu an fabrikalar durgun işçi alımı yok. Eylülde KPSS var ya onu bekleyip iş aramalıyım ya da hayatı daha fazla ertelemeyerek birden dalmalıyım . İş ve KPSS bir anda gitmeli kendi evime çıkarak. Aslında iki senedir evde olduğum için artık ruhum çok daralıyor ve farkındayım ruhu beslemenin yolu oyalanmak. Siz bu süreçte nasıl bir tavsiye verirdiniz çünkü ben yol göremiyorum. Hiçbir şey olmayınca tekrar olmayacak gibi hissediyorum. Aslında biraz da gerçekler biraz sınanıyor gibi hissediyorum.

Bu soru 18 Ocak 2026 12:16 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba, yaşadıklarını okurken, asıl zorlayan şeyin ''ne yapacağını bilememek''ten çok, daha önce yaşadığın incinmelerin bugün verdiğin her kararı baskı altına alması olduğunu görmek mümkün. Mobbing deneyimleri, işten ayrılmak zorunda kalmak ve ardından güvenli alan olarak aile evine dönmek; zihinde ''dünya tehlikeli, risk almak bedel ödetir'' mesajını güçlendirmiş olabilir. Bu nedenle yaşadığın kararsızlık bir cesaretsizlik değil, öğrenilmiş bir korunma tepkisi gibi duruyor.

Zihninin iki uç arasında gidip geldiğini görüyorum: Bir yanda ''bir daha aynı şeyleri yaşarsam?'', ''tekrar ezilirsem?'', gibi korku temelli düşünceler; diğer yanda ise ''hayat erteleniyor'', ''evde kalmak beni tüketiyor'' hissi. Bu iki uç birbiri ile çatıştığında zihin genellikle hiçbir adım atmamak yönünde karar verir. Çünkü hareketsizlik kısa vadede daha az riskliymiş gibi gelir. Ancak uzun vadede bu durum sıkışmışlık ve umutsuzluk hissini arttırır.

Şunu özellikle söylemek isterim: Sen korkularına ''dalıp dalmamak'' arasında kalan biri değilsin, sen daha önce canı yandığı için temkinli davranan birisin. Bu çok anlaşılabilir bir durum. Ancak şu anda önemli olan nokta korkuyu tamamen yok etmek değil; onunla birlikte küçük kontrollü adımlar atabilmektir. Hayat genellikle ''ya KPSS ya her şey'' gibi iki seçenekli değildir; bu düşünce, zihnin seni belirsizliklerden koruma çabası olabilir ama aynı zamanda seni de kilitler.

Çözüm odaklı bakarsak aynı anda her şeyi çözmek yerine süreci parçalara ayırmak daha gerçekçi olabilir. KPSS yi beklemek ile hiçbir şey yapmamak aynı şey demek değildir. İş aramak ile hemen tek başına eve çıkmak zorunlu olarak birlikte olmak zorunda değildir. Şu anda sana iyi gelecek yaklaşım ''hayatıma birden dalayım mı?'' sorusundan ziyade şu soru olabilir: ''Kendimi tamamen güvende hissetmeden atabileceğim en küçük adım ne?''

Bu küçük adım yarı zamanlı bir iş araştırması, evden yapabilecek bir iş denemesi, kısa süreli bir kursa düzenli devam etmek, ya da haftada birkaç gün ev dışına çıkmayı içeren bir rutin kurmak olabilir. Amaç özgüveni tek hamlede geri kazanmak değil, hareket ettikçe zihne ''yapabiliyorum'' mesajını vermektir.

Ayrıca geçmişte yaşadığım olumsuz ''mobbing'' deneyimleri işverenlere dair genelleyici düşünceler oluşturmuş olabilir. '' Hepsi aynı'', ''biri çıkar diğeri gelir'' gibi düşünceler yaşanmışlıkların bir sonucu olarak anlaşılır olsa da, bugün seni hareketsiz bırakan güçlü zihinsel filtreler haline gelmiş olabilir. Bu düşünceleri biraz olsun hafifletmek ve üzerine çalışmak korkuyu azaltmasa da onun yönettiği kararları engelleyebilir.

Son olarak şunu söylemek isterim: Şu anda yaşadığın şey ''yanlış zamanda yanlış karar verme korkusu'' değil; ''doğru kararı tek seferde vermek zorunda olduğunu düşünmenin yükü''. Oysa hayat çoğu zaman deneme-durma-yeniden ayarlama sürecidir. Yol birden görünmek zorunda değil, bazen yol atılan küçük bir adımla birlikte ortaya çıkar. Umarım yardımcı olabilmişimdir, her zaman buradayım, sevgiler...

alinti

Çok açıklayıcı teşekkürler ❤️

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular