Psk. Lara Yelda Aktaş
Eskişehir, Türkiye
Psikolog & Aile Danışmanı, Ergen/Yetişkin, Online Psikolojik Danışmanlık BDT, Aile Danışmanlığı, Çözüm Odaklı Terapi İnsancıl ve Varoluşsal Yaklaşım, Anlam Arayışı, Kendilik Algısı
Uzman Hakkında
Psikoloji lisans eğitimimi İngilizce olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde tamamladım. Eğitim sürecimde psikolojik değerlendirme ve test uygulamalarına odaklandım; Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi ve Beşiktaş Rehberlik ve Danışmanlık Merkezi’nde stajlarımı gerçekleştirdim. Terapi anlayışımda insancıl yaklaşımı merkeze alır, Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimi doğrultusunda danışan merkezli bir çerçevede çalışırım.
Eğitim
- İzmir Ekonomi Üniversitesi - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- Bilişsel Davranışçı Terapi Uygulayıcı Eğitimi, YPA
- Aile Danışmanlığı, Marmara Üniversitesi
- Çözüm Odaklı Terapi, YPA
- MMPI Uygulayıcı Terapi Eğitimi, YPA
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- BDT
- Humanistic Perspective
- Aile Danışmanlığı
- Çözüm Odaklı Terapi
Cevaplar (152)
Merhaba, yazdıklarını okurken içinde bir karmaşa ve aynı zamanda kendine dönük bir sorgulama hali olduğunu hissediyorum. Öncelikle şunu söylemek isterim ki hissetmiyor olman bir sorun ya da eksiklik olmak zorunda değil. Herkesin duygusal gelişimi, ilişkilerle kurduğu bağ ve çekim hissetme zamanı birbirinden farklı ilerler. Bu konuda tek bir doğru zaman ya da “olması gereken” yok. Hiç kimseye karşı çekim hissetmemiş olman birkaç farklı şeyle ilişkili olabilir. Bazen kişi gerçekten henüz karşılaşmamıştır kendisini duygusal olarak harekete geçiren biriyle. Bazen de kişi yakınlık kurmaya, duygusal olarak açılmaya bilinçli ya da bilinçdışı bir mesafe koyar. Bu mesafe genelde fark edilmez, sadece “bir şey hissetmiyorum” şeklinde deneyimlenir. Ayrıca bazı insanlar romantik çekimi daha az ya da farklı biçimde yaşayabilir, bu da tamamen insani bir çeşitliliktir. Ailenden gelen “nasıl evleneceksin” gibi soruların seni daha da sıkıştırıyor olması çok anlaşılır. Çünkü bu tür beklentiler, henüz senin içinde netleşmemiş bir alanı daha da görünür ve baskılı hale getirir. Ama bu senin hayatın ve duyguların. Henüz hissetmemek, ileride de hissetmeyeceğin anlamına gelmez. Aynı şekilde, hissetmek zorunda olduğun anlamına da gelmez. Burada kendine şu sorularla yaklaşmak faydalı olabilir:Yakınlık fikri sana ne hissettiriyor?Birinin sana yaklaşması seni rahatlatır mı yoksa biraz gerer mi?Hayatında biri olsa nasıl bir şey olmasını isterdin?Bu soruların doğru ya da yanlış cevabı yok. Ama sana kendi iç dinamiğini anlaman için bir kapı açabilir. Eğer bu durum sende bir eksiklik duygusu yaratmaya başladıysa ya da “benim sorunum ne” diye kendini sıkıştırıyorsan, bunu bir uzmanla daha derin konuşmak da iyi gelebilir. Çünkü bazen mesele hissetmemek değil, hissetmeye giden yolların farkında olmamaktır. Şu an olduğun halinle yeterli olduğunu bilmeni isterim. Duyguların da zamanı geldiğinde ve kendi hızında ortaya çıkar. Senin hikayen başkalarınınkine benzemek zorunda değil. Umarım yardımcı olabilmişimdir, istediğin zaman soru sorabilirsin, buradayım,sevgiler. .. 🤍Psikolog Lara Yelda Aktaş
Merhaba sevgili danışan, Yaşadığın şey gerçekten çok sarsıcı ve zihninin bu kadar meşgul olması aslında çok anlaşılır. Bir anda yakınlık, umut ve buluşma planları varken ardından gelen bu ani geri çekilme ve engellenme durumu insanda sadece üzüntü değil aynı zamanda yoğun bir belirsizlik ve değersizlik hissi de yaratabilir. Özellikle hiçbir açıklama olmadan kesilmesi, zihninin sürekli “neden” sorusuna takılı kalmasına ve onu her an kontrol etme ihtiyacı hissetmene yol açıyor olabilir. Bu bir zayıflık değil, bağ kurduğun birinin ansızın yok olmasıyla oluşan duygusal bir kopuş tepkisi. Şu an yaşadığın kaygının önemli bir kısmı aslında cevap alamamaktan besleniyor. Zihin boşlukları kendi senaryolarıyla doldurur ve çoğu zaman bu senaryolar en olumsuz olanlar olur. Ama burada önemli olan şu: onun davranışı senin değerinle ilgili bir şey söylemez. Bir insanın bu şekilde aniden uzaklaşması çoğu zaman karşı tarafın içsel süreçleriyle ilgilidir, senin yeterliliğinle ya da sevilirliğinle değil. Kendini sürekli kontrol ederken yakaladığında küçük bir duraklama yapmanı öneririm. O an kendine şu soruyu sorabilirsin: “Şu an bunu kontrol etmek bana gerçekten iyi geliyor mu yoksa kaygımı artırıyor mu?” Eğer artırıyorsa, dikkatini yavaşça başka bir şeye yönlendirmek önemli olur. Mesela bulunduğun ortamda gördüğün üç şeyi saymak, nefesine odaklanmak ya da kısa bir yürüyüş yapmak zihni biraz sakinleştirir. Bu süreçte en zor olan şey kabul etmektir ama iyileşme de tam olarak burada başlar. Her şeyin güzel olduğu bir yerden böyle bitmesi insanın içinde yarım kalmışlık hissi bırakır. Ama bu yarım kalan şey senin eksikliğin değil, onun tamamlayamadığı bir süreçtir. Şu an kendine biraz daha şefkatli yaklaşman, hissettiklerini bastırmadan ama onların seni tamamen ele geçirmesine de izin vermeden ilerlemen çok kıymetli. Zamanla bu yoğunluk azalır ama şu an hissettiğin şeyler çok gerçek ve geçerli. Kendini suçlamak yerine bu deneyimin sende bıraktığı duyguyu anlamaya çalışman seni çok daha sağlam bir yere taşıyacaktır. Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde istediğin zaman soru sorabilirsin, buradayım, sevgiler. .. 🙏🏻Psikolog Lara Yelda Aktaş
Merhaba sevgili danışan, yaşadığın durumun ne kadar yıpratıcı ve arada kalmış hissettirdiğini çok net hissedebiliyorum. Bir yanda eşinle kurduğun ilişkiyi korumaya çalışma çaban, diğer yanda ise kendini dışlanmış, değersizleştirilmiş ve sınırlarının ihlal edildiğini hissettiğin bir aile dinamiği var. Bu iki alan arasında sıkışmak insanda hem öfke hem de yalnızlık duygusu yaratır ve zamanla ilişkide güveni de zorlar. Eşinin seni korumadığını ya da yeterince yanında durmadığını hissetmen çok anlaşılır. Çünkü bir evlilikte kişi, partnerinin öncelikle kendi duygusal alanını gözetmesini bekler. Burada asıl zorlayıcı olan şey yalnızca eşinin ailesinin davranışları değil, eşinin bu davranışlar karşısındaki tutumu gibi görünüyor. Sen aslında sadece saygı görmek değil, eşin tarafından görülmek ve korunmak istiyorsun. Diğer yandan eşin de muhtemelen kendi ailesiyle olan bağını koparmak istemiyor ve bu durum onu iki taraf arasında denge kurmaya çalışırken pasif bir noktaya itiyor olabilir. Ancak burada önemli olan denge değil, sağlıklı sınırdır. Eşinin ailesiyle ilişkisi olabilir ama bu, senin incinmene rağmen sessiz kalmasını gerektirmez. Sağlıklı bir ilişkide eş, partnerinin duygusal güvenliğini önceliklendirir. Çocuğun üzerinden yaşanan bu gerilim ise durumu daha da hassas hale getiriyor. Senin “ben ayrı, çocuğum ayrı” demen aslında kendini koruma çabası. Ama aynı zamanda bu durum seni daha yalnız bir pozisyona da itiyor olabilir. Çünkü mesele artık sadece eşinin ailesiyle değil, eşinle kurduğun ortak sınırların olmamasıyla ilgili hale geliyor. Burada kendine şu soruyu nazikçe sorabilirsin: Ben eşimden neyi gerçekten bekliyorum ve bu beklentimi açık, net ve suçlamadan ifade edebiliyor muyum? Bazen haklı olduğumuz yerde bile anlaşılmayız çünkü ifade şeklimiz savunma yaratabilir. Eşinle konuşurken, odağı ailesinden çok senin duyguna getirmek işe yarayabilir. Örneğin “onlar böyle” demek yerine “ben bu durumda kendimi yalnız hissediyorum ve senin yanımda olduğunu duymaya ihtiyacım var” gibi. Ayrıca senin sınır koyma hakkın var. Görüşmemek, mesafe koymak ya da temasın şeklini belirlemek senin elinde. Ama bu sınırların eşinle konuşularak ortak bir zemine oturtulması ilişkinizi daha sağlam tutar. Aksi halde bu durum zamanla eşler arasında bir güç savaşına dönüşebilir. İstersen bir egzersiz önerebilirim. Bir kağıda üç başlık yaz. Beni en çok inciten davranışlar, eşimden ihtiyacım olanlar, benim koymak istediğim sınırlar. Bunları yazdıktan sonra sade bir dille eşinle paylaşmayı deneyebilirsin. Bu, konuşmayı daha net ve duygusal olarak düzenli hale getirir. Bu durum çözümsüz değil ama tek başına taşımak zorunda da değilsin. İhtiyaç halinde istediğin zaman soru sorabilirsin, buradayım, umarım yardımcı olabilmişimdir🙏🏻Psikolog Lara Yelda Aktaş
Merhaba sevgili danışan,Yaşadığın şey sadece bir kayıp değil, aynı zamanda bedende, zihinde ve kalpte iz bırakan çok katmanlı bir yas. İki bebeğini kaybetmek, üstelik bunu bir tıbbi zorunlulukla deneyimlemek, insanın içinde hem sevgi hem acı hem de çaresizliği aynı anda taşımasına neden olur. Bu yüzden aklına geldikçe ağlama krizleri yaşaman, onları unutamaman ya da bedeninden gittiklerine alışamaman aslında çok insani ve beklenen bir süreç. Burada dikkat çekmek istediğim önemli bir şey var. Sen bir kayıp yaşadın, bir hata yapmadın. Kalplerinin durması senin kontrolünde olan bir durum değildi. Ama zihin bazen kontrol edemediği şeyleri anlamlandırmak için sorumluluğu kendine yükler. Bu da “unutamıyorum” duygusunun altında çoğu zaman görünmeyen bir bağdır. Çünkü unutmak değil, aslında bağın form değiştirmesi gerekir. Onlar senin hayatından silinmesi gereken bir anı değil. Onlar senin anneliğinin bir parçası. Bu yüzden zihnin onları bırakmaya değil, onları kaybettiği yere anlam vermeye çalışıyor. Ve bu süreç aceleye getirilemez. Eşinin fiziksel olarak yanında olmaması ve çevrende anlaşılmadığını hissetmen de bu duyguları daha yoğun yaşamanı çok anlaşılır kılıyor. Yas en çok tanıklık ister. Anlaşıldığını hissetmediğinde acı daha da yalnızlaşır. Şu an yaşadığın korku da çok kıymetli bir ipucu veriyor. “Tekrar olursa” korkusu aslında gelecekle ilgili değil, şu anki kaybın henüz tam yerleşmemiş olmasından kaynaklanır. Yani zihnin diyor ki “ben bunu henüz sindiremedim, tekrar yaşarsam kaldıramam. ” Bu korku zayıflık değil, zihnin seni koruma çabası. Kendine küçük bir alan açmanı önereceğim. Çok basit ama derin bir egzersiz:Gözlerini kapatıp sadece şunu düşün“Onları kaybettim ama onları hissetme kapasitem hala benimle”Sonra içinden şu cümleyi yavaşça geçir“Ben elimden geleni yaptım ve bu yaşanan benim suçum değil”Bu cümle ilk başta içeri girmeyebilir. Ama tekrar ettikçe zihnin savunmayı yavaşça bırakır. İyileşmek burada unutmak değil. İlişkiyi acıdan sevgiye doğru dönüştürmek. Bu da zamanla olur, zorlayarak değil. Eğer bu süreçte ağlama krizlerin çok sıklaşıyor, günlük hayatını zorlamaya başlıyorsa bir uzmanla yüz yüze ya da online destek alman bu yükü tek başına taşımaman için çok kıymetli olur. Umarım yardımcı olabilmişimdir, istediğin zaman soru sorabilirsin, burada olacağım, sevgiler🤍