Psikoloji

Kendimi hep bir mutsuz hissediyorum

Gizli Kullanıcı22 Şubat 2026 21:33

Bilmiyorum aslında sadece galiba birilerine bir şeyleri anlatmak içimdekiler artık atmak istedim için buradayım bir anda modum düşüyor hayattan soyutlanmak istiyorum sanki benim değer verdiğim insanlar dan aynı karşılığı da görmüyorum hep bir yetersiz miş gibi davranılıyor ama her koşulda ben varım yarım ediyorum , yaptıklarım görülmüyor sürekli bir baskı sürekli bir eleştiri ben insanlara hep güzel yaklaşırken onlar hep bi kendine olarak bakıyorlar

Bu soru 24 Şubat 2026 12:08 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,

Yazdıklarını okurken en çok şu cümle içime dokundu: “Ben her koşulda varım, yardım ediyorum ama yaptıklarım görülmüyor.” Görülmemek insanı yorar. Sevilmemek kadar, görülmemek de insanın içini sessizce tüketir. Çünkü insan sadece vermekle değil, karşılık bulmakla da beslenir.

Bir anda modunun düşmesi, hayattan soyutlanmak istemen… Bunlar genelde birikmiş duyguların işaretidir. Sürekli güçlü duran, anlayan, yardımcı olan taraf olunca, içerde bir yerde “Peki ya ben?” diye soran bir taraf büyür. Ama o taraf çoğu zaman sesini çıkaramaz. Çünkü sen alışmışsın güçlü olmaya, idare etmeye, alttan almaya.


Şunu fark etmeni isterim: Hep veren tarafta olmak bir erdem gibi görünse de uzun vadede tükenmişlik yaratır. Eğer ilişkilerinde denge yoksa, bir süre sonra değerli değilmişsin gibi hissetmeye başlarsın. Oysa sorun senin yetersizliğin değil; karşılıklılığın eksikliği olabilir.

“Yetersizmiş gibi davranılıyor” demişsin. Bazen bu dışarıdan gelen gerçek bir eleştiri değil; içerideki hassas bir inancın tetiklenmesi de olabilir. Eğer insanın içinde “yeterince iyi değilim” diye eski bir kayıt varsa, küçük bir eleştiri bile büyük bir kanıt gibi hissedilir. Ama bu his, gerçeğin tamamı değildir.


Modunun aniden düşmesi de önemli bir işaret. Bu genelde bastırılmış kırgınlıkların ya da karşılanmamış ihtiyaçların sonucudur. Sürekli anlayan olmak, ihtiyaçlarını ertelemek demektir. Ertelenen ihtiyaçlar ise bir noktada mutsuzluk olarak geri döner.


Rainer Maria Rilke’nin bir sözü vardır: “Belki de aradığımız şey, bizi arıyordur.”

Sen değer görmek istiyorsun. Anlaşılmak, emeklerinin fark edilmesini istiyorsun. Bu çok insani bir ihtiyaç. Zayıflık değil.


Kendine şu soruyu sor: İnsanlara verdiğim şefkati, kendime ne kadar veriyorum? Çünkü bazen başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimize göstermiyoruz. Kendini sürekli eleştiren bir iç ses varsa, dışarıdaki eleştiriler daha da ağır gelir.


Şunu da düşünmeni isterim: İnsanlara güzel yaklaşmak çok kıymetli ama sınır koymadan yapılan iyilik zamanla içsel bir kırgınlığa dönüşebilir. Belki de biraz “Ben de önemliyim” deme pratiğine ihtiyacın var. Küçük küçük. Herkese yetişmeye çalışmadan. Her sorumluluğu üzerine almadan.

Eğer mümkünse şunu dene: Bir hafta boyunca, biri senden bir şey istediğinde otomatik “tamam” demeden önce bir nefes al ve şunu sor: “Şu an gerçekten bunu yapmak istiyor muyum?” Küçük bir sınır, büyük bir iç huzur başlatabilir.


Unutma, sürekli mutsuz hissetmek senin kimliğin değil; bir sinyal. İçeride bir ihtiyaç karşılanmıyor. Belki görülme, belki takdir, belki eşitlik.

Ve şunu bil: Değer, başkalarının fark etmesiyle başlamaz. Senin kendine verdiğin yerle başlar.

Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde benimle iletişime geçebilirsin🤍


Psikolog Lara Yelda Aktaş

alinti

Teşekkür ederim :)

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

Peki ya sana hep haklı olsan bile ailen tamam diceksin diyorsa Herseye susacaksın diyorsa etrafındaki insanlar hep onlar haklı sen haksızmış gibi seni susturmaya calsırıyor sa yeri gelince büyüksün sen deyip iş yaptırıp sen bir şey isteyince hep hayır oluyorsa ve annen seni hep eski yaşantısında çektikleriyle kıyaslayarak büyütmeye calsıyorsa yoruldum yani anlaşılmamaktan sürekli susturulmaktan her isteğime hayır denmesinden …

24 Şubat 2026 21:39

Cevaplanmış benzer sorular