• Anasayfa
  • Sorular
  • Terk edilme korkusu ve yarım kalmışlık hissimle nasıl başa çıkabilirim..
Kaygı

Terk edilme korkusu ve yarım kalmışlık hissimle nasıl başa çıkabilirim..

freufreu3 Mart 2026 20:16

3-4 senedir neredeyse düzenli olarak terapi alıyordum. Ancak henüz üniversite okuyor olmamdan dolayı bir işte çalışmadığımdan ve ailem de artık maddi olarak yardım edemediğinden dolayı çok ani bir şekilde terapiyi bırakmak durumunda kaldım. Aslında kendi hayatımı elime alabileceğimi hissettiğim bir döneme denk geldi bu ani bırakma meselesi. Ancak 3-4 senelik terapi hayatımda yalnızca son 1 senede kendimi açabildiğimi ve terapistimle derinleşebildiğimi hissediyordum. Dolayısıyla tam da bu açılma döneminde bu imkanı kaybetmek; beni terk edilmiş ve bir anda hayatla baş başa kalmış hissettirdi. Yarım kalmış hissettirdi.

En son hayatımda duygusal olarak terk edilmiş hissettiğimden ve yalnızca çarpıtılmış bir düşünce olarak değil 'gerçekten' duygusal olarak terk edildiğimden bahsediyorduk. Bu terk edilmişlik beni derin yalnızlık duygusuna çekti. Birkaç ay kendimi inanılmaz derecede yalnız hissettim. Daha sonra bu yalnızlığı, bu duygusal görülmemişliği ailemden değil başkalarından da alabileceğimi anladım. Ancak bende şu geride kaldı: terk edilme korkusu. Şuan 3 aylık bir ilişkim var. Sevdiğim hatta harika diyebileceğim arkadaşlıklarım var. Ancak içimde devamlı bir terk edilme korkusu da var. Sevgilim birkaç saat mesaj atmadığında benden uzaklaşmak istediğini düşünüyorum ve korkuyorum. Arkadaşım birkaç kez bana soğuk gelen (ama eminim ki ona göre gayet normal mesajlardır) mesaj attığında, artık benimle vakit geçirmek istemediğini düşünüyorum.. kendi kendime düşünerek çözmeye çalışıyorum ancak yapamıyorum.. napabilirim?

Bu soru 4 Mart 2026 12:12 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,

Yazdıklarınızdan, terapi sürecinin sizin için yalnızca bir destek değil aynı zamanda güvenli bir alan olduğunu anlıyorum. Uzun süre düzenli terapi aldıktan sonra, özellikle de tam kendinizi açabildiğinizi hissettiğiniz bir dönemde bu sürecin ani şekilde kesilmesi birçok kişide benzer duygular yaratabilir. Bu durum bazen “terk edilme” gibi hissedilebilir; çünkü terapi ilişkisi insanın duygularını en kırılgan haliyle paylaşabildiği nadir alanlardan biridir. Bu nedenle yaşadığınız yarım kalmışlık hissi ve yalnızlık duygusu oldukça anlaşılabilir bir deneyimdir.


Aynı zamanda dikkat çekici olan şey, sizin bu duyguların farkında olmanız. Yazınızda yalnızlığın ve görülmeme hissinin sizi nasıl etkilediğini, hatta bunun bugünkü ilişkilerinize nasıl yansıdığını oldukça açık bir şekilde ifade etmişsiniz. Terapi literatüründe bu durum bazen “terk edilme şeması” ya da “duygusal güvensizlik beklentisi” olarak ele alınır. Kişi geçmişte gerçekten terk edilmiş veya yalnız bırakılmış bir deneyim yaşadığında, zihni ileride benzer bir durumun tekrar olabileceğini varsayarak sürekli tetikte kalabilir. Bu nedenle partnerin birkaç saat mesaj atmaması ya da bir arkadaşın kısa ve nötr bir mesaj yazması bile zihinde “benden uzaklaşıyor olabilir” düşüncesini tetikleyebilir.


Burada önemli olan nokta, bu düşüncelerin çoğu zaman duygunun etkisiyle hızla oluşan yorumlar olmasıdır. Yani zihnimiz, geçmişte yaşanan yalnızlık deneyimlerini bugünkü ilişkilere otomatik olarak genelleyebilir. Bu durum kişinin sevdiği insanlarla olan ilişkisini zorlaştırabilir; çünkü kişi bir yandan yakınlık isterken bir yandan da sürekli kaybetme ihtimaline karşı tetikte kalır. Bu oldukça yorucu bir döngü olabilir.


Bu döngüyü fark etmeye başladığınızda küçük bir egzersiz yardımcı olabilir. Özellikle partnerinizin veya bir arkadaşınızın davranışı sizi “terk ediliyorum” duygusuna götürdüğünde, düşünceyi doğrudan doğru kabul etmek yerine kısa bir durup yazma egzersizi deneyebilirsiniz.

-Bir kağıdı üçe bölerek ilk kısma aklınıza gelen otomatik düşünceyi yazın (örneğin: “Bana mesaj atmıyor, artık benimle ilgilenmiyor olabilir”).

-İkinci kısma bu düşünceyi destekleyen kanıtları yazın, üçüncü kısma ise bu düşünceyi desteklemeyen kanıtları.

-Çoğu zaman üçüncü sütunda, o kişinin aslında sizinle vakit geçirmek istediğini gösteren birçok veri olduğunu fark edebilirsiniz.

-Bu egzersiz zihnin otomatik olarak felaket senaryosu üretmesini yavaşlatmaya yardımcı olabilir.


Aynı zamanda terapi sürecinin kesilmesi, o süreçte edindiğiniz farkındalıkların kaybolduğu anlamına gelmez. Tam tersine, şu anda bu duyguları fark edip sorgulayabiliyor olmanız o çalışmanın hâlâ sizinle birlikte olduğunu gösterir. İmkanınız olduğunda yeniden terapiye başlamak elbette faydalı olabilir; ancak o zamana kadar duygularınızı gözlemlemek, onları bastırmak yerine anlamaya çalışmak ve güvenli ilişkiler içinde küçük küçük yakınlık deneyimleri biriktirmek de iyileştirici bir süreç yaratabilir.


Psikanalist Donald Winnicott’un şu sözü bu süreci güzel ifade eder: “İyileşme çoğu zaman yeni bir ilişki içinde değil, güvenli bir ilişki deneyimini içselleştirmekte başlar.”

Bazen terapi sona erse bile, o ilişkide yaşanan görülme ve anlaşılma deneyimi kişinin içinde yaşamaya devam eder.


Kendinize karşı sabırlı olmanız önemli. Çünkü terk edilme korkusu genellikle bir anda ortadan kalkmaz; fakat kişi bu korkunun geldiğini fark edip ona otomatik olarak inanmak zorunda olmadığını öğrendiğinde, ilişkiler giderek daha güvenli ve rahat bir hale gelebilir. Bu farkındalığı geliştirme çabanız ise zaten iyileşme sürecinin önemli bir adımıdır.

Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde benimle iletişime geçebilirsiniz 🤍


Psikolog Lara Yelda Aktaş

alinti

"Aynı zamanda terapi sürecinin kesilmesi, o süreçte edindiğiniz farkındalıkların kaybolduğu anlamına gelmez. Tam tersine, şu anda bu duyguları fark edip sorgulayabiliyor olmanız o çalışmanın hâlâ sizinle birlikte olduğunu gösterir." Sanırım gerçekten duymaya ve fark etmeye ihtiyacım olan temel cümle buydu. Gönül isterdi ki terapi deneyimimde giderdiğim güvenli alan ihtiyacımı bir şekilde karşılayabileyim. Ancak dediğiniz gibi "Bazen terapi sona erse bile, o ilişkide yaşanan görülme ve anlaşılma deneyimi kişinin içinde yaşamaya devam eder.". Bazen farkındalık sadece entelektüel olarak kalır içimde, şimdi yavaş yavaş farkettiğim bu korkunun asılsız olduğunu kendime deneyimler aracılığıyla kanıtlamam gerektiğini ve bunun için de sabırlı olmam gerektiğini anlamama yardımcı oldunuz. Elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı düşünüyorum, tavsiye ettiğiniz egzersizi de uygulamaya çalışacağım. Teşekkür ederim 🤍

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular

Kaygı

Duygumdan nasıl emin olurum

Ezgi hanım merhabalar💐,aslında genel olarakta anksiyeteye yatkın birisiyim örneğin bir misafir beklediğimde herşeyin mükemmel olmasını isterim en iyisi olsun isterim zamanında yetişsin isterim ve aşırı stres yaşarım,bu benim huyum sanıyorum çünkü hiç bırakamadım yani mutlu giden ilişkimde partnerim bianda soğuk olursa ve ben bunu hissedersem yemek yiyemem ondan mesaj beklerim bütün günüm mahvolur ki partnerim içinde bu böyle trip atıyorsam o hatalıysa gerçekten moralim düzelene kadar onunda morali bozuluyo beni o yüzle görmek istemiyormuş. Aslında benim duygusal ihtiyaçlarım bu ilişkide daha önceden çok daha karşılanıyordu ama yaklaşık 5-6 aydır bu eksik yeterince iletişim kuramıyoruz işlerinden kaynaklı ve ben haliyle bu duruma bozuluyorum çünkü en ufak bir afedersin kusura bakma konuşması yapmıyor direk benim hayatıma devam etmemi istiyor ve ben bunu kabul edemiyorum,zorundaymışım gibi bi tavır olarak görüyorum bu durumu ve kimse hiçbişeye zorunda değil. Ben naz yapmak istiyorum trip biz kadınların en doğal hakkıyken ben bundan da nasibimi alamıyorum yani ben bişey yapmadım kusura bakma diyo ki buluşma ayarlayamayan partnerim bu durumda. Yani şuanda daha öncede sizinle paylaştığım üzere de gelgitli bir dönemdeyim ama şununda farkındayım duygusal bir olgunluk yaşadım bunu çok zor geçirdim aşırı zor geçirdim yani kaç defa sizlere yazdım bilmiyorum ama çocuk gibi severken şimdi olgun gibi seviyorum bu bana yeni gelen bi duygu evet heyecan var ama o eski çocuksu şeyler yok daha olgun tavırlar ve düşüncelerdeyim daha kadın olduğumu hissediyorum. Evliliğe adım atmama sebebimde babamla yaşayamadığım anlar ve vakitler şuanda emekli oldu ve tamamen bizimle bu zamanların tadını çıkartmak istiyorum çünkü zaman çok kısa evet belki bizim içinde kısa ama bilemiyorum:(. Geçmişte yaşadığım hiçbir kaygım yok açıkçası en uzun ilişkimi yaşıyorum şuanda kimseyle evlilik düşünmemiştim biz evlilik için çeyizlik eşyalarımızı bile aldık o kadar ileri gittik ama o geçmişteki bendi Buda şimdiki ben istemiyorum tamamen değil sadece evlilik olgunluğu yuva kurabilme hissiyatı bunların üstesinden gelmem için gerçekten o kıvama gelmem lazım yoksa çabuk pes ederiz. Bu ilişkiye gerçekten çok değer veriyorum kendimi huzurlu hissettiğim mutlu hissettiğim sayısızca an var ve olmaya devam edeceğini düşünüyorum bilemiyorum tabiki ama henüz konuşamadık partnerimle iyi sonuçlanırsa inşallah böyle devam eder:). Ailemle ilişkimi hiç kıyaslamadım aslında Ezgi hanım çünkü burası çoğunluk ve alışılmış bir düzen diğer tarafta sadece ikimiz ve çok sakin bir ortam,ailemle beraberken herkes kendi düzenindeyken ben partnerimle beraber oluyorum yani mesajlaşıp konuşuyoruz her zaman hep beraber olamayız babam tv izlerken kardeşim ders çalışıyor ve ben tek kalıyorum kendisi de o durumda öyle tabi ama o tek çocuk evi kalabalık değil oda annesini bırakmak istemiyor benim gibi evlerimizde çok uzak şimdi o yakın istiyor annesine bende babama yakın istiyorum hatta alt katında yaşasak nasıl mutlu olurum ama bu süreç biraz zor olucak gibi görünüyor.