Gülüzar Raziye Devlet

Psk. Gülüzar Raziye Devlet

Mersin

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Psikoloji lisans eğitimimi yüksek onur derecesi ile bölüm üçüncüsü olarak 2025 yılında tamamladım. Rehber Klinik ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Klinik Psikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde stajlar yaptım. Bu süreçlerde terapi seanslarını gözlemledim, süpervizyon toplantılarına katıldım, vaka raporları hazırladım ve farklı terapi yaklaşımlarını yakından tanıma fırsatı buldum. Türk Psikologlar Derneği’nde gönüllü olarak bir süre çalıştım.Türk Psikologlar Derneği’nden Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi, İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nden MMPI ve Yetişkin Testleri Uygulayıcı ve Yorumlayıcı Eğitimi ve Hakan Türkçapar Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitim ve Araştırma Grubu’ndan BDT’de Uzmanlaşma Yolculuğu eğitmlerimi tamamladım. Ayrıca Johns Hopkins University’den Psychological First Aid ve University of Toronto’dan The Arts and Science of Relationships gibi mesleki gelişimime katkı sağlayacak kursları tamamladım.Şu anda ebeveyn tutumları ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide pozitif şemaların aracılık rolünü inceleyen araştırmayı yürütmekteyim. Ayrıca Bilişsel Davranışçı Terapi alanındaki süpervizyon sürecim devam etmektedir.

0.0
(0 Yorum)

Uzman Hakkında

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Psikoloji lisans eğitimimi yüksek onur derecesi ile bölüm üçüncüsü olarak 2025 yılında tamamladım. Rehber Klinik ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Klinik Psikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde stajlar yaptım. Bu süreçlerde terapi seanslarını gözlemledim, süpervizyon toplantılarına katıldım, vaka raporları hazırladım ve farklı terapi yaklaşımlarını yakından tanıma fırsatı buldum. Türk Psikologlar Derneği’nde gönüllü olarak bir süre çalıştım.Türk Psikologlar Derneği’nden Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi, İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nden MMPI ve Yetişkin Testleri Uygulayıcı ve Yorumlayıcı Eğitimi ve Hakan Türkçapar Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitim ve Araştırma Grubu’ndan BDT’de Uzmanlaşma Yolculuğu eğitmlerimi tamamladım. Ayrıca Johns Hopkins University’den Psychological First Aid ve University of Toronto’dan The Arts and Science of Relationships gibi mesleki gelişimime katkı sağlayacak kursları tamamladım.Şu anda ebeveyn tutumları ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide pozitif şemaların aracılık rolünü inceleyen araştırmayı yürütmekteyim. Ayrıca Bilişsel Davranışçı Terapi alanındaki süpervizyon sürecim devam etmektedir.

Eğitim

  • Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi - Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Türk Psikologlar Derneği- Psikolojik İlk Yardım
  • Türk Psikologlar Derneği -Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi
  • İstanbul Esenyurt Üniversitesi- İzmir Psikoloji Enstitüsü-MMPI ve Yetişkin Testleri Uygulayıcı ve Yorumlayıcı Eğitimi
  • Hakan Türkçapar Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitim ve Araştırma Grubu -Psikolojide Derinleşme: BDT’de Uzmanlaşma Yolculuğu İlk Aşama
  • Coursera- Johns Hopkins University- Psychological First Aid
  • Coursera- University of Toronto-The Arts and Science of Relationships: Understanding Human Needs
  • Coursera-University of Pittsburg-Gender and Sexuality: Diversity and Inclusion in the Workplace
  • Coursera- Wesleyan University-Suicide Prevention
  • Coursera-Wesleyan University-Understanding Memory: Explaining the Psychology of Memory through Movies
  • Coursera- University of Minnesota-Resilience in Children Exposed to Trauma, Disaster and War: Global Perspectives
  • Coursera-Yale University-Managing Emotions in Times of Uncertainty & Stres
  • Coursera- Johns Hopkins University-Major Depression in the Population: A Public Health Approach

Uzmanlık Alanları

Depresyon
Panik Bozukluk
Yas
Anksiyete
Yetişkin Psikolojisi
Özgüven Problemleri
Motivasyon Sorunları
Değersizlik / Yetersizlik Hisleri
Duygular
Yalnızlık
İletişim Problemleri
Stres
Sosyal Kaygı
İlişki Sorunları
Sınav Kaygısı
Zaman Yönetimi
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışçı Terapi Ekolü

Cevaplar (3)

Sayın Danışan, Yaşadığınız bu süreci, hissettiğiniz yorgunluğu ve uğradığınız haksızlık karşısındaki çaresizlik hissini son derece net bir şekilde ifade etmişsiniz. Kendinizi olduğunuz gibi ortaya koyarken iyi niyetinizin, sakinliğinizin ve arabulucu rolünüzün suistimal edildiğini hissetmek oldukça yıpratıcı bir deneyimdir. Yaşanan bunca karmaşanın ve hayal kırıklığının ardından "Buna sebep ben miyim?" sorusunu sormanız, aslında ilişkideki kendi konumunuzu anlamlandırma ve kendinizi koruma çabanızın bir parçası olarak görülebilir. Bir ilişkide suçluluk ya da sorumluluk paylaştırırken, kendi niyetimiz ile karşı tarafın bunu nasıl kullandığı arasındaki çizgiyi netleştirmek bu yükü hafifletmenin ilk adımıdır. İlişkilerde rollerimiz ve sınırlarımız üzerine düşündüğümüzde, ortamlarda kendinizi öne atmama ve uyumu yakalama çabanızın başlangıçta bağları koruma motivasyonu taşıdığı söylenebilir. Ancak bu sessizliğin, karşı tarafa sınırlarınızın esnetilebilir olduğu ya da tepki vermeyeceğiniz algısını yaratıp yaratmadığını incelemek faydalı olabilir. Kendi sınırlarınızı korumak veya bir duruş sergilemek için "damarınıza basılmasını" ya da tahammülünüzün tamamen tükenmesini beklemek, o ana kadar biriken yükün ve kırgınlığın daha yıkıcı olmasına yol açmış olabilir. Kendinizi sürekli açıklama ihtiyacı hissetmek ve bu döngüde yorulmak, aslında ne kadar anlaşılmak istediğinizi gösterir; ancak bazen bizi duymaya niyeti olmayan insanlara kendimizi anlatmaya çalışmak sadece kendi duygusal enerjimizi tüketmemize neden olur. Tahammülünüz bittiğinde onlara "onlar gibi" cevap vermek zorunda kalmanız, kendinizi savunmak için geliştirdiğiniz anlık bir koruma mekanizması gibi duruyor. Bu durumun, sizin özünüzdeki değerlerle ve doğal iletişim tarzınızla ne kadar uyuştuğunu, kendinizi korumanın onların yöntemlerini kullanmak dışında bir yolu olup olmadığını değerlendirmek derin bir içgörü sağlayacaktır. Bu insanları en sonunda hayatınızdan çıkarmış olmak, her ne kadar yorucu bir sürecin sonucu olsa da, kendi sınırlarınızı koruma noktasında kendinize verdiğiniz değerin bir göstergesidir. Yaşadığınız bu deneyim, karşı tarafın sinsi ya da çıkarcı dinamikleri kadar, sizin ikili ilişkilerde kendinizi nerede konumlandırdığınız ve sınırlarınızı hangi aşamada çizdiğinizle de ilgilidir; bundan sonraki bağlarınızda sessiz kalmayı seçtiğiniz anlarda kendinizden neleri ödün verdiğinizi fark etmek sizin için dönüştürücü bir adım olabilir.

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan,Anlattıklarını paylaştığında, uzun zamandır omuzlarında taşıdığın o yoğun yorgunluğu ve "kendin olamama" halinin getirdiği sıkışmışlığı hissedebiliyorum. 25 yıldır her an tetikte olmak, sanki her adımında bir eleştiriyle karşılaşacakmışsın gibi hissetmek seni bir hayli yıpratmış olabilir. Etrafında insanlar olsa da, en yakınlarının yanında bile gerçek duygu ve düşüncelerini saklamak zorunda kaldığını hissetmen, kalabalıklar içinde seni yalnızlaştıran bir yüke dönüşmüş gibi görünüyor. Hata yapma veya rezil olma endişesiyle sürekli kendini kontrol etme ihtiyacı duyman, hayatın her anında büyük bir efor sarf etmene yol açıyor olabilir. Çocukluktan itibaren zihnine yerleşen o "ayıp" ve "yanlış" seslerinin, bugün hem ilişkilerinde hem de iş hayatına dair atmak istediğin adımlarda birer engel gibi karşına çıktığını fark ediyorum. İlk ilişkinden itibaren hissettiğin o suçluluk duygusu, aslında sadece sana özgü bir durum değil, sana öğretilenlerin sende bıraktığı bir iz niteliğinde olabilir. Fotoğraflarında fark ettiğin o omuzlarındaki gerginlik, belki de zihninin ve bedeninin bu huzursuzluğu seninle birlikte taşıma şeklidir. İçindeki o tahammülsüzlük ve çabuk parlama hali, bunca yıl bastırılan ve görülmeyen ihtiyaçlarının artık bir çıkış yolu arayışı gibi duruyor. Hayatında güçlü birine ihtiyaç duyarken, aslında o yorgun omuzlarını yaslayabileceğin ve yargılanmadan kabul göreceğin bir alanın özlemini çekiyor olabilirsin. Şu an içinde bulunduğun bu durumu anlamlandırmaya çalışman ve tüm bu zorluklara rağmen bir çıkış yolu araman, bu farkındalığın iyileşme yolunda çok kıymetli olduğunu bilmeni isterim. İyi günler dilerim. Psikolog Gülüzar Raziye Devlet

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan,Abini askere uğurladığın, duygusal yükü zaten kendi içinde oldukça ağır ve hassas olan bir günde; evin mahremiyetinin ve senin kişisel sınırlarının ardı ardına hiçe sayılmasının sende yarattığı o yoğun sıkışmışlık ve "istila edilmişlik" hissini paylaştıklarından çok net bir şekilde görebiliyorum. Özellikle kendi yaşam alanında kontrolü elinde tutmaya, hijyen standartlarını korumaya ve bireysel alanını belirlemeye bu kadar önem veren biri olarak; kontrolün dışında gelişen bu olaylar zincirinin seni zihinsel olarak bu denli yorması ve tabiri caizse "aklım sınandı" noktasına getirmesi, maruz kaldığın durumun sendeki etkisini yansıtması bakımından son derece haklı ve anlaşılır bir tepkidir. Bir insan için evi; dış dünyadan kaçıp sığındığı, kapısını kapattığında kendini en güvende ve huzurlu hissettiği kalesidir. Senin bu güvenli alanda, yani kendi odanda, banyonda hatta kişisel dolabında bile kontrolün elinden alınmış gibi hissetmen, sadece bir titizlik meselesi değil, doğrudan senin bireysel varlığına ve özel alanına yönelik bir müdahale olarak karşılık bulmuş görünüyor. Özellikle senin için hayati önem taşıyan hijyen kurallarının başkaları tarafından "bir şey olmaz" denilerek küçümsenmesi veya "idare et" mantığıyla geçiştirilmesi; sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda senin kararlarının ve hassasiyetlerinin çevren tarafından yeterince ciddiye alınmadığı hissini de beraberinde getirmiş olabilir. Bu durum, hissettiğin öfkeyi perçinlerken bir yandan da çevrendeki insanlara karşı bir hayal kırıklığı ve anlaşılamama duygusu yaratmış gibi duruyor. Kuzeninin dolabını açması gibi durumlarda nasıl bir yol izleyebileceğine dair zihnindeki soru işaretlerini de anlıyorum. Bu noktada, tepkini o anki öfkeyle değil de daha sakin bir zamanda, "ben dili" kullanarak ifade etmek daha kalıcı bir çözüm sunabilir. "Dolabımın açılması kendimi istila edilmiş gibi hissetmeme neden oluyor, bu alanın bana özel kalması benim için çok kıymetli; bu yüzden eşyalarımı masanın üzerine bırakman beni daha rahat hissettirir" gibi net ve suçlamadan uzak bir açıklama, karşındaki kişinin senin sınırlarını daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. Kendi sınırlarını net bir şekilde çizmenin ve bu sınırların zorlandığı anlarda kendini bu şekilde ifade etmenin senin en doğal hakkın olduğunu fark etmek, bu yoğun duygu karmaşası içinde sana bir parça nefes aldırabilir. Tüm bu yaşananlar ve evin içinde maruz kaldığın o karmaşa içinde, seni en çok yoran kısım kişisel eşyalarının bir başkasıyla paylaşılmaya çalışılması mıydı, yoksa yakınlarının senin bu hassasiyetlerini "fazla" bulup seni yalnız bırakması mı oldu? İstersen bu noktada senin için en zorlayıcı olan kısmı yorumlarda paylaşabilirsin; üzerine düşünmek sana yeni bir farkındalık alanı açabilir. Umarım paylaştıklarım senin için faydalı olmuştur. Bu konuyla ilgili ya da zihnini meşgul eden herhangi bir başka durum olursa buradayım. Psikolog Gülüzar Raziye Devlet

Devamını Oku...

Değerlendirmeler (0)

No results
Henüz görüş bulunmuyor.