Hatice Can

Psk. Hatice Can

Türkiye,Ankara

Online yurt içi / yurt dışı terapi, depresyon , kaygı , uyum bozukluğu, cinsel işlev bozuklukları , cinsel kimlik, ergen terapisi, yetişkin terapisi

4.6
(7 Yorum)

Uzman Hakkında

Lefke Avrupa Üniversitesi Psikoloji (İngilizce / Tam Burslu) mezuniyetimin ardından, edindiğim teorik bilgileri kamu ve özel sektördeki klinik stajlarımla pekiştirdim. Klinik Psikoloji yüksek lisans sürecim devam ederken ,Sırbistan’da Uluslararası Klinik Psikoloji Süpervizyon sürecimi tamamlayarak yetkinliğimi uluslararası düzeye taşıdım.

Kariyerim boyunca klinik çalışmalarımın yanı sıra çeşitli kurumsal akademilerde mülakat koordinatörlüğü görevini üstlenerek insan davranışlarını kurumsal ve bireysel perspektiflerden değerlendirme fırsatı buldum.

Uzmanlık ve Terapi Ekolleri

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

Şema Terapi

Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi

Madde Bağımlılığı Eğitimi (NAADAC)

Oyun Terapisi & Stres Yönetimi

MMPI, Projektif ve Objektif Testler Uygulayıcısı

Eğitim

  • Lefke Avrupa Üniversitesi - Lisans
  • Yakın Doğu Üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Oyun Terapisi
  • Stres Yönetimi
  • Projektif ve Objektif Testler
  • BDT
  • Şema Terapi
  • Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi
  • MMPI

Uzmanlık Alanları

Anksiyete
Öfke Yönetimi
Yalnızlık
Mükemmelliyetçilik
Stres
Fobi
İlişki Sorunları
Şema Terapi
Uyku Bozuklukları
Aldatılma
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
Tik Bozuklukları
Kardeş Kıskançlığı
Antisosyal Kişilik
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği
Dürtü Kontrol(Bozukluğu)
LGBT+
İnternet Bağımlılığı
Bağımlılıklar
Cinsel Terapi

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışçı Terapi
  • Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi
  • Şema Terapi
  • Oyun Terapisi

Cevaplar (31)

Sevgili danışan, şu an hissettiklerin o kadar insani ve tanıdık ki. .. Bir cenderenin içinde, hem dış dünyanın beklentileri hem de kendi iç sesinin acımasızlığı arasında sıkışmış hissettiğini anlıyorum. "Ezilmişlik" hissi genellikle sınırların belirsizleştiği ve kişinin kendi değerini başkalarının onayına endekslediği yerlerde filizlenir. Kendine karşı nazik olamamanın sebebi, muhtemelen zihninde sürekli seni yargılayan bir ses olmasıdır. Bu ses sana "yetersizsin", "hata yaptın", "herkes seni izliyor" diyor olabilir. Bu sesin senin özün değil, sadece bir düşünce bulutu olduğunu kendine hatırlatarak başlayabilirsin. En sevdiğin dostun seninle aynı durumda olsaydı ona "Ne kadar beceriksizsin" mi derdin, yoksa "Şu an zorlanıyorsun ama yanındayım" mı?Anksiyete, zihninin seni korumaya çalışma biçimidir ama biraz fazla mesai yapıyor diyebiliriz. Sıkışmış hissettiğinde vücudun "savaş ya da kaç" moduna girer. 4 saniye nefes alıp, 4 saniye tutup, 8 saniyede verebilirsin. Bu egzersiz, beynine "güvendeyiz" sinyali gönderir. Herkese nazik olup hak etmeyene de taviz vermen, sınırlarının ihlal edildiğini göstergesi olabilir. Herkese iyi davranmak bir erdemdir ama bu kendinden vazgeçmek demek değildir. "Hayır" dediğinde karşıdaki kişi kırılıyorsa, bu onun problemidir, senin suçun değildir. İstemediğin bir kahve teklifine "Bugün uygun değilim, teşekkürler" diyebilmek, özgüven inşa etmenin ilk tuğlasıdır diyebiliriz. Dışarıya özgüvenli görünmek bir sonuçtur. Kendine bu durumu kanıtlamak için yeteneklerini yazabilirsin. Çok büyük şeyler olması gerekmez. "İyi bir dinleyiciyim", "Yemek yapabilirim", "Dürüstüm" gibi basit ama gerçek özelliklerini yazmak da farkındalık kazanmakta faydalı olabilir. Desteğe ihtiyacın olduğunda, senin için buradayım. ..

Devamını Oku...

Sevgili danışan, yaşadığın bu durumun ne kadar yorucu ve yıpratıcı olduğunu tahmin edebiliyorum. Zihnin sanki hiç susmayan, sürekli en kötü senaryoları fısıldayan bir alarm sistemi gibi çalışıyor. Bu "aşırı düşünme" hali , seni korumaya çalışırken aslında hayatını zorlaştırıyor olabilir. Öncelikle şunu bilmelisin: Bu hissettiklerin senin bir "kusurun" ya da "karakter zayıflığın" değil; zihninin geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır diyebiliriz. Aynı zamanda bu mekanizmanın artık sana hizmet etmediğini de ifade edebiliriz. Cesur olmak, korkusuz olmak demek değildir; korkuya rağmen adım atabilmektir. Zihnin sana "Her şey kötü gidecek" dediğinde, bu bir gerçek değil, sadece bir tahmin olabilir. Rezillik çıkacak" demek yerine, "Şu an rezillik çıkacağına dair bir düşünceye sahibim" demeyi kendine alıştırabilirsin. Bu küçük dil değişikliği, düşüncenin seni ele geçirmesini engellemeye ve seni bir gözlemci yapmada fayda sağlayabilir. Aşırı düşünen insanlar genellikle "Ya hata yaparsam?" sorusuna takılır. Bu soru cevapsızdır ve kaygıyı besleyebilir. Korkunun temelinde genellikle "en iyisini yapma" ya da "hiç hata yapmama" isteği yatabilir. Kendine hata yapma kredisi verebilirsin. Cesur olmak için "mükemmel" olmana gerek olmadığını kendine hatırlatabilirsin. "Yeterince iyi" olmaya odaklanabilirsin. Bunlar, cesaret antrenmanının birer parçası olabilir. Kendinden bıktığını, özelliklerinden nefret ettiğini söylüyorsun. Ancak kendine bu kadar kızgınken kendini iyi hissetmen zorlaşabilir. "Şu an korktuğunu biliyorum, yanındayım ve bunu beraber aşabiliriz" şeklinde kendine telkin verebilirsin. Kendine karşı nazik olman, içindeki kaygıyı yatıştırmanda faydalı olacaktır. Desteğe ihtiyacın olduğunda, senin için buradayım. ..

Devamını Oku...

Sevgili danışan, dört yıl boyunca uzaktan sevdiğin, hayalini kurduğun o "ulaşılmaz" kaleye sonunda girdin; ancak yazdıklarından içindeki o huzursuz sesin, oraya ait olmadığını fısıldadığını anladım . Öncelikle şunu bilmelisin: Hissettiklerin hem çok insani hem de "platonik aşkın somut gerçeğe dönüşme" sürecinin klasik bir yan etkisi diyebiliriz. Yan etkisi ne demek dediğini duyar gibiyim. Açıklamak gerekirse dört yıllık süreçte kendini o kadar o kişiye layık hissetmemişsin ki şu an zihnindeki yetersizlik kendini yeniden gösteriyor olabilir. Cümlelerin arasında en dikkat çekici olanı: "Benimle çıkıyor, inanılır gibi değil. " Bu ifade, senin zihninde kendini ondan daha "aşağıda" konumlandırdığını gösteriyor. O kişi seninle "lütfettiği" için değil, sende bir şeyler gördüğü için beraber. Onu bir kaideye oturtup kendini onun ayaklarının dibine koyduğunda, sağlıklı bir ilişki kurabilmen güçleşir; daha çok bir "hayranlık" sürdürebilirsin diyebiliriz. Onun da hataları, sabah mahmurluğu, saçma korkuları olan "sıradan" bir insan olduğunu kendine hatırlatabilirsin. Onu idealleştirmeyi bırakmadığın sürece, sevgisine inanman güçleşebilir. Güzellik özneldir. O seni seçtiyse, senin görevin onun seçimini sorgulamak yerine, bu seçimin tadını çıkarmaktır. Sen kendini sevmeye başladığında, onun seni sevdiğine ikna olabilirsin. "Her an gidebilir" korkusuyla yaşamak, seni ilişkide "tetikte" ve "gergin" yapabilir. Bu gerginlik de zamanla ilişkide iletişim problemleri oluşturabilir. Bazen zihnimiz, hayal kırıklığından korunmak için "zaten beni sevmiyor" savunma mekanizmasını kullanır. Böylece o giderse "zaten biliyordum" diyebileceksin. Bu, kendini korumak için mutluluğunu sabote etmektir. Dört yılın hasretiyle, ilişkinin 10 adım sonrasını düşünmek yerine, şu an elini tutuyor olmasının keyfini çıkarman daha faydalı olacaktır. Desteğe ihtiyacın olduğunda, senin için buradayım. ..

Devamını Oku...

Sevgili danışan merhaba, bu durumun sizi ne kadar zor bir durumda bıraktığını ve kalbinizin nasıl kırıldığını çok iyi anlıyorum. Bir yanda 14 yıldır hayatı paylaştığınız eşiniz, diğer yanda ise size her zaman destek olan, emeğini esirgemeyen anne ve babanız var. Arada kalmak, adeta iki ateş arasında kalmak gibi hissettirmiş olmalı. 14 yıl sonra eşinizin böyle bir tepki vermesi bir "nankörlük" gibi görünebilir ama altında başka sebepler yatıyor olabilir. Eşiniz artık dükkanı tek başına çekip çevirebileceğini, rüştünü ispat ettiğini kanıtlamak istiyor olabilir. "Ben artık burayı tek başıma yönetebilirim" mesajı vermeye çalışıyor olabilir. "Kontrol edilmeyi sevmem" cümlesi anahtar cümledir. Muhtemelen babanızın iyi niyetli yardımlarını, kendi üzerinde bir "denetim" veya "yetersizlik hatırlatıcısı" olarak algılamaya başlamış. Kendi kurallarını koymak, sabahları dükkanda kendi rutinini oluşturmak istiyor olabilir. Anne ve babanız için bu dükkan sadece bir iş yeri değil, muhtemelen sizinle bağ kurdukları bir sosyal alan. "Gelmenize gerek yok" sözünü "Size ihtiyacımız yok, artık istenmiyorsunuz" olarak tercüme etmiş olabilirler. Onlara durumu yumuşatarak anlatabilirsiniz. "Eşim dükkanın sorumluluğunu tamamen üzerine alıp sizi artık yormak istemiyor, sizin dinlenmenizi ve emekliliğin tadını çıkarmanızı istiyor" gibi bir yaklaşım, "istenmiyoruz" hissini "düşünülüyoruz" hissine çevirebilir. Eşinizin bu çıkışı ailenize olan sevgisizliğinden değil, kendi bireysel alanını koruma ihtiyacından kaynaklanıyor olabilir. Bu durumu bir "taraf seçme" savaşına dönüştürmeden, eşinizin özerklik ihtiyacı ile ailenizin değer görme ihtiyacı arasında bir köprü kurmanız aile ilişkileriniz açısından fayda sağlayabilir. Desteğe ihtiyacınız olduğunda,sizin için buradayım. ..

Devamını Oku...