Psk. Meliha İrem Ergin
Kayseri
Ergen, Yetişkin ve Çift Terapisi, Bilişsel ve Davranışçı Terapi, Şema Terapi, Kriz, Travma ve Yas Terapisi, Depresyon, Anksiyete Bozuklukları, Obsesif Kompulsif Bozukluk [OKB], Panik Atak-Panik Bozukluk, Yeme Bozuklukları
Uzman Hakkında
Merhabalar! Ben, Psikolog Meliha İrem Ergin.
Lisans eğitimimi, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamladım. Lisans hayatım boyunca okulumun psikoloji kulübünde, yürütme kurulu üyesi olarak ayrıca "GİPDER (Girişimci Psikologlar Derneği)" ve "Psikoloji Mentorluk" isimli topluluklarda yer alarak çeşitli seminerler ve etkinlikler düzenledim, katılım sağladım. TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında "Problemli Sosyal Medya Kullanımı ve Fiziksel Karşılaştırmanın Beden Algısı ve Riskli Yeme Davranışları ile İlişkisi" başlıklı projem destek almaya hak kazanmıştır.
İlk stajımı, Rehberlik ve Araştırma Merkezi'nde gerçekleştirdim, çok sayıda otizmli ve öğrenme güçlüğüne sahip çocuk gözlemedim. İkinci stajımı, Rehber Klinik'te gerçekleştirerek; Temel BDT, Temel Spor Psikolojisi, Temel Sanat Terapisi ve Temel Mindfulness Eğitimlerimi tamamladım. Üçüncü stajımı özel bir klinikte, psikologlar ve psikiyatristler tarafından BDT, Şema Terapi, Mindfulness, Cinsel Terapi ve EMDR hakkında eğitimler aldım ve birçok sayıda objektif testi öğrenip, uyguladım. Hiç ara vermeden Ulusal Staj Programı kapsamında Devlet Hastanesi'nde dördüncü stajımı tamamladım. AMATEM ve yatılı serviste tedavi gören hastaları yakından gözlemledim ve psikologlar tarafından Alkol ve Madde Bağımlılığı, Şizofreni ve Bipolar Bozukluk başta olmak üzere bağımlılık, psikoz ve kişilik bozuklukları hakkında seminerlere katıldım ve bu hastalığa sahip hastalarla düzenlenen toplantılarda yer aldım.
Eylül ayı itibariyle Apa Psikoloji'de Ergen ve Yetişkin alanında danışan kabul etmekteyim.
Eğitim
- Nuh Naci Yazgan Üniversitesi - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- İleri Düzey Şema Terapi Eğitimi
- Kriz, Travma, Yas ve Ölüm Psikoterapisi Eğitimi
- Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi
- Aile Danışmanlığı Eğitimi (Devam ediyor)
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bilişsel ve Davranışçı Terapi (BDT)
- Şema Terapi
Cevaplar (22)
Merhaba sevgili danışan!Öncelikle bu soruyu benimle paylaştığınız için teşekkür ederim. 8 yıllık bir ilişkiye sahip olmanız, bağlanma ve uzun vadeli bir birliktelik kurma konusundaki kararlılığınızı ve bağlılığınızı gösteriyor. Bu tür uzun ilişkilerde zaman içinde değişen duygu durumları oldukça doğal olmakla birlikte, bu durumların nedenlerini anlamak ve doğru şekilde yönetmek oldukça önemlidir. Partnerinizle kafa yapınızın uyumlu olduğunu ve onunla iyi bir ilişki kurduğunuzu belirtmeniz, ilişkinizin sağlam bir temele dayandığını gösteriyor. Ancak cinsel çekimle ilgili yaşadığınız sorun ve başka kadınlara duyduğunuz ilginin artması, sizin için şu anda bir sorgulama ve çıkmaz sürecine neden olmuş gibi görünüyor. Bunun, nikahınıza 2 ay gibi kısa bir süre kala sizi daha da karmaşık bir ruh haline sokması oldukça anlaşılır bir durum. İlk olarak, uzun süreli ilişkilerde karşılaşılan rutinleşme ve monotonlaşma konusuna değinmek önemlidir. İnsanlar, ilişkilerinde bir noktadan sonra günlük yaşamın getirdiği sıradanlık nedeniyle partnerlerini yeni bir bakış açısıyla görememeye başlayabilir. Bu durum cinsellik gibi ilişkinin önemli bir boyutunda heyecan kaybına yol açabilir. Özellikle ilişkinin başındaki yoğun duygusal ve cinsel çekim, zamanla alışkanlık hissine dönüşebilir. Ancak bu değişim, ilişkinizin sona ermesi gerektiği anlamına gelmez. Cinsel çekimin azalması, genellikle hem bireysel hem de ilişkisel nedenlerle ilişkilidir ve bu sorunlar üzerinde çalışıldığında genellikle çözülebilir. Önemli olan, bu konuda farkındalık kazanmak ve çözüm yollarını araştırmaya açık olmaktır. Cinsellik, bir ilişkinin duygusal bağını güçlendiren önemli bir bileşendir ve eksikliği çiftler arasında uzaklaşmaya neden olabilir. Sizin durumunuzda, cinsellikle ilgili hislerinizdeki bu azalma, ilişkinizin diğer boyutlarında yaşanan gizli bir sorunun dışavurumu olabilir. Örneğin, ilişkinizdeki duygusal yakınlık eksikliği ya da iletişim sorunları cinsel yaşamınızı etkiliyor olabilir. Diğer yandan, bireysel düzeyde yaşadığınız stres, beklentiler ya da fantezilerinizle ilgili tatminsizlikler de bu durumu tetikleyebilir. Bu nedenle, bu sorunun tam olarak nereden kaynaklandığını anlamak için hem ilişkinizin dinamiklerini hem de kendi duygularınızı derinlemesine analiz etmeniz önemlidir. Bu noktada, partnerinizle açık ve dürüst bir iletişim kurmanız son derece önemlidir. Yaşadığınız durumu partnerinize anlatırken onu incitmemek ve suçlayıcı bir dilden kaçınmak önemlidir. Hislerinizi nazik bir şekilde paylaşarak, ilişkinizin her iki taraf için de tatmin edici hale gelmesi adına birlikte bir çözüm arayışına girebilirsiniz. Örneğin, cinsel yaşamınızı canlandırmak adına yeniliklere açık olabilir, birlikte farklı aktiviteler deneyebilir ya da bir uzmandan destek alabilirsiniz. Cinsel terapi, özellikle uzun süreli ilişkilerde ortaya çıkan bu tür sorunların çözümünde oldukça etkili bir yöntemdir. Bu terapi süreci, yalnızca cinsellikle ilgili sorunları değil, aynı zamanda ilişkinin duygusal boyutlarını da ele alarak çiftlerin birbirini yeniden keşfetmesine olanak tanır. Bunun yanı sıra, başka kadınlara olan ilginizin artması ve bu durumu fark etmeniz, ilişkinizin sadece fiziksel boyutunda değil, duygusal boyutunda da bir sorgulama yaşadığınızı gösteriyor olabilir. Bu tür bir ilgi, genellikle bireyin ilişkide yaşadığı tatminsizlik ya da değişim arzusunun bir yansıması olabilir. Ancak burada, bu ilgiyi anlamlandırmak ve ilişkinize nasıl bir etkisi olacağını değerlendirmek önemlidir. Bu durum, sizi ilişkinizden uzaklaştıran bir dürtü mü yoksa yalnızca geçici bir dikkat dağınıklığı mı, bu ayrımı yapmanız gereklidir. Özellikle uzun süreli ilişkilerde bu tür duygular zaman zaman ortaya çıkabilir, ancak bunların ilişkinizin geneli üzerindeki etkisini değerlendirmek için kendinize karşı dürüst olmalısınız. Nikahınıza kısa bir süre kala böyle bir durumu yaşamanız, büyük bir sorumluluk duygusuyla hareket ettiğinizi ve partnerinizi yarı yolda bırakma korkusu taşıdığınızı gösteriyor. Ancak bu tür kararlar, yalnızca sorumluluk duygusuyla değil, ilişkinizin sizin için gerçekten tatmin edici ve sürdürülebilir olup olmadığına bakılarak alınmalıdır. Evlilik, sadece duygusal ya da zihinsel uyumla değil, aynı zamanda fiziksel uyum ve karşılıklı çekimle de güçlenir. Bu nedenle, bu konuda aceleyle karar vermek yerine, hislerinizi ve ihtiyaçlarınızı daha derinlemesine değerlendirmek için kendinize zaman tanımalısınız. Bu süreçte, bireysel olarak bir psikologla çalışarak hislerinizi daha iyi anlamlandırabilir ve doğru bir karar verme sürecine girebilirsiniz. Ayrıca, bir çift terapistiyle görüşerek bu sorunu partnerinizle birlikte ele alabilir ve ilişkinizin geleceğiyle ilgili daha net bir yol haritası çizebilirsiniz. Unutmayın, bu tür süreçlerde profesyonel destek almak yalnızca sorunları çözmek için değil, aynı zamanda kendinizi ve ilişkinizi daha iyi anlamak için de büyük bir fırsat sunar. Sonuç olarak, yaşadığınız bu durum oldukça karmaşık ve duygusal açıdan zorlayıcı olabilir. Ancak bu, aynı zamanda kendinizi, ilişkinizi ve partnerinizi daha derinlemesine keşfetmek için bir fırsat olabilir. Kendinize dürüst olun, partnerinizle açık bir şekilde iletişim kurun ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Evlilik gibi önemli bir kararı verirken, yalnızca partnerinizi değil, kendinizi de düşünerek hareket etmeniz hem sizin hem de ilişkinizin geleceği için en sağlıklısı olacaktır. Umarım açıklamalarım yeterince faydalı olmuştur, geri bildirimleriniz benim için çok değerli, şimdilik kendinize iyi bakın!-Sevgiler, Psikolog İrem Ergin
Merhaba sevgili danışan!Bu tür bir durumun iş yerinde karşılaşabileceğiniz en zorlayıcı durumlardan biri olduğunu anlamak ve kabul etmek önemlidir. İş yerinde özel konuları paylaşmak, insan ilişkilerinde güven temel bir unsur olduğu için doğal bir eğilimdir. Ancak, profesyonel bağlamda kişisel bilgilerin paylaşılması risk taşıyabilir. Şimdi karşılaştığınız üzüntü, pişmanlık ve endişe hisleri oldukça doğaldır. Ancak, bu durumun sizin iş yerindeki genel duruşunuzu ve profesyonel itibarınızı kalıcı olarak etkilemesine izin vermemek önemlidir. Bu süreci daha sağlıklı bir şekilde yönetmek için bazı stratejiler geliştirebilir ve kendinizi bu tür durumlara karşı daha iyi koruyabilirsiniz. İlk adım olarak, yaşadığınız hayal kırıklığı, pişmanlık ve güvensizlik duygularını bastırmak yerine kabul etmelisiniz. Kendi kendinizi eleştirmek yerine, bu durumun insan ilişkilerinde zaman zaman yaşanabilecek bir durum olduğunu fark edin. Hepimiz zaman zaman insanlara güvenip özel konularımızı paylaşabiliriz. Önemli olan bu deneyimden ders alarak benzer bir durumu gelecekte nasıl yöneteceğiniz konusunda farkındalık kazanmaktır. Bu olayı bir hata olarak görmek yerine, profesyonel sınırların önemini anlamanıza katkı sağlayan bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirmeye çalışın. Yaşadığınız olayda, arkadaşınızın size olan duygularını ifade ettikten sonra ilişkinizin sınırlarını net bir şekilde belirlemeniz oldukça önemli bir adımdır. Ona karşı ilgi duymadığınızı ifade ederek dürüst ve net bir yaklaşım sergilemişsiniz. Bu, sağlıklı iletişimin temel taşlarından biridir ve bu konuda kendinizi suçlamamalısınız. Ancak, şimdi kaygı duyduğunuz konu, paylaştığınız özel bilgilerin başkalarına anlatılma ihtimali olabilir. Bu endişeniz doğal olmakla birlikte, henüz kesinleşmeyen bir durum üzerine yoğunlaşmak sizi gereksiz bir stres altına sokabilir. Karşınızdaki kişinin böyle bir adım atıp atmayacağını bilemezsiniz; ancak, böyle bir durum gerçekleşirse bunun onun güvenilirlik ve profesyonellik anlayışıyla ilgili bir problem olduğunu unutmamalısınız. Bu, sizin değerlerinizi veya itibarınızı belirlemez. Bu olay, iş yerinde profesyonel sınırların ne kadar önemli olduğunu size bir kez daha hatırlatmış olabilir. İş ortamında samimiyetle kurulan ilişkiler, profesyonel yaşamı kolaylaştırabilir; ancak özel yaşamın detaylarının paylaşılması, iş yerindeki dinamikleri karmaşık hale getirebilir. Bundan sonraki süreçte, iş arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizi daha profesyonel bir düzeyde tutarak, hem özel hayatınızı koruyabilir hem de güven ilişkisini sağlam bir temele oturtabilirsiniz. İnsanlarla duygusal bir bağ kurmadan önce, onların tutumlarını ve iş yerindeki davranışlarını gözlemlemek, güvenilirliklerini değerlendirmek için faydalı olabilir. Arkanızdan konuşulan olumsuz yorumlar duymanız, sizi derinden etkileyebilir ve iş yerindeki huzurunuzu bozabilir. Ancak, insanların sizin hakkınızda ne söylediklerini kontrol etmek her zaman mümkün değildir. Bu tür durumlarda, kendi davranışlarınıza ve profesyonel tutumunuza odaklanmak, uzun vadede daha etkili bir yöntemdir. İşinizi doğru ve tutarlı bir şekilde yapmaya devam ettiğiniz sürece, hakkınızdaki olumsuz algıların yerini olumlu izlenimlere bırakacağını göreceksiniz. İş yerinde kimseyle doğrudan çatışmaya girmeden, sessiz ve güçlü bir duruş sergileyerek itibarınızı koruyabilirsiniz. Olumsuz yorumların sizi hedef aldığı durumlarda, kendi profesyonel imajınızı güçlendirmek, bu durumun üstesinden gelmek için etkili bir yoldur. Çevrenizdekilere karşı saygılı, işinize odaklı ve yapıcı bir tutum sergileyerek, uzun vadede bu yorumların etkisini ortadan kaldırabilirsiniz. Kendinizi sürekli ifade etmek veya savunmak yerine, profesyonel yeteneklerinizi ön plana çıkararak, iş arkadaşlarınızın sizi iş performansınızla değerlendirmesine olanak tanıyabilirsiniz. Ayrıca, iş yerinde yaptığınız katkıların görünür olmasını sağlamak için projelere ve iş birliği fırsatlarına katılmaya özen gösterebilirsiniz. İş yerindeki zorluklarla başa çıkarken, hem iş yerinde hem de dışarıda destek sistemlerinize başvurmanız faydalı olacaktır. İş yerindeki güvendiğiniz kişilerle sınırlı bir çerçevede konuşarak duygusal destek alabilir, aynı zamanda profesyonel bir danışman veya terapistten rehberlik almayı düşünebilirsiniz. Bu tür bir destek, duygusal yükünüzü hafifletmenize ve olaylara daha objektif bir bakış açısıyla yaklaşmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca, bu süreçte öz şefkat uygulamaları ve stres yönetimi tekniklerini öğrenmek, duygusal olarak daha güçlü hissetmenizi sağlayabilir. Eğer özel bilgilerinizin paylaşıldığını öğrenirseniz veya bu durum itibarınıza zarar verecek bir noktaya ulaşırsa, bu konuyu İnsan Kaynakları veya iş yerindeki üst yönetimle paylaşmanız gerekebilir. Bu tür durumlarda, duygularla değil, olgularla hareket etmek önemlidir. Durumu sakince ve açık bir şekilde ifade ederek, çözüm odaklı bir yaklaşım benimseyebilirsiniz. İş yerinde bu tür bir şikayet sürecini yönetmek için profesyonel rehberlik almak, hem sizin için hem de iş yerindeki ilişkiler açısından daha sağlıklı bir yol haritası çizmenize yardımcı olabilir. Bu olay, sizin kim olduğunuzu veya profesyonel yetkinliğinizi tanımlayan bir durum değildir. İnsan ilişkilerinde zaman zaman hayal kırıklıkları yaşanabilir, ancak önemli olan bu olaylardan ne öğrendiğiniz ve kendinizi nasıl geliştirdiğinizdir. Kendi öz değerinizin farkında olun ve bu olayın sizi olumsuz tanımlamasına izin vermeyin. Bundan sonraki süreçte iş yerinde daha güçlü sınırlar koyarak, profesyonel yaşamınızda daha sağlıklı ilişkiler kurabilirsiniz. Unutmayın, güçlü bir profesyonel duruş, iş yerindeki en büyük gücünüzdür ve bu duruşu korumak, hem kısa vadede hem de uzun vadede sizin yararınıza olacaktır. Bu süreçte gerektiğinde profesyonel destek almayı ihmal etmeyin ve her şeyden önce kendi duygusal sağlığınızı ön planda tutun. Umarım açıklamalarım yeterince faydalı olmuştur, geri bildirimleriniz benim için çok değerli, şimdilik kendinize çok iyi bakın!-Sevgiler, Psikolog İrem Ergin
Merhaba sevgili danışan!Öncelikle bu soruyu benimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Yaşadığınız durum, hem duygusal hem de davranışsal olarak sizi derinden etkiliyor gibi görünüyor. Belirttiğiniz semptomlar oldukça karmaşık bir yapıya sahip ve birden fazla psikolojik boyut içerebilir. Öncelikle, bu durumu anlamlandırma ve iyileştirme çabasıyla burada olmanız, çözüm yolunda önemli bir adım atmış olduğunuzu gösterir. Ancak, yaşadığınız bu belirtileri derinlemesine anlamak, onların yaşamınızdaki etkilerini çözümlemek ve size uygun bir müdahale planı geliştirebilmek için mutlaka bir uzmandan destek almanız gerektiğini belirtmek isterim. Burada size genel çerçevede bir değerlendirme sunarak bu sürece katkıda bulunmayı amaçlıyorum. Öncelikle, nefes alamama hissi, göğüs bölgesindeki baskı ve her şeyin bir problemmiş gibi algılanması gibi belirtiler, sıklıkla anksiyete ve panik durumu ile ilişkilendirilir. Anksiyete, genellikle kişinin beynindeki tehdit algısının aşırı hassas hale gelmesiyle ortaya çıkar ve bu, hem fiziksel hem de duygusal belirtilere yol açar. Bu tür yoğun duygusal tepkiler, beynin tehlike durumunda devreye soktuğu “savaş ya da kaç” mekanizmasının tetiklenmesine benzer bir durum yaratır. Ancak, burada önemli olan, bu hissiyatın yalnızca bir anksiyete belirtisi mi yoksa başka bir fiziksel ya da psikolojik faktörle mi ilişkili olduğunu anlayabilmektir. Örneğin, nefes alma zorlukları, kalp ya da akciğer fonksiyonlarıyla ilişkili bir sağlık problemiyle de bağlantılı olabilir. Bu nedenle, öncelikle bir doktordan genel bir fiziksel değerlendirme almanız, bu tür olasılıkları dışlamak açısından faydalı olacaktır. Sosyal medya hesaplarınızı kapatıp yeniden açma, ardından yeni bir hesap oluşturma ve sürekli olarak izleniyormuş hissine kapılma davranışlarınıza baktığımızda, bu davranışların altında bir kimlik arayışı, sosyal baskı ya da geçmişte yaşanan bir travmanın etkisi olabileceği düşünülebilir. Sosyal medya, modern çağda bireylerin kimliklerini ifade etme, onaylanma ve bağlantıda kalma ihtiyacını karşılayan bir araç olarak önemli bir rol oynuyor. Ancak aynı zamanda, bireyler üzerinde sosyal baskı yaratma ve kişisel benlik algısını zedeleme potansiyeline de sahip. İzlenme hissi, bir tür paranoid düşünce ya da obsesif bir düşünce döngüsü ile ilişkili olabilir fakat kesin bir yargıda bulunmak terapi sürecinden geçmeden pek sağlıklı olmayabilir. Örneğin, sürekli olarak “biri beni izliyor ya da takip ediyor” şeklindeki düşünceler, beyninizin tehdit algısına yönelik hassasiyetini artırabilir ve bu da günlük hayatınızdaki kararlarınıza yansıyabilir. Bu noktada işlevsellik etkilenir ve artık profesyonel yardım almak gerekir. Bununla birlikte, yaşadığınız sürekli fikir değiştirme, kararlarınızda tutarsızlık ve belirli bir eylemi sürdürememe durumu, duygusal dalgalanmalar ya da kararsızlıklarla bağlantılı olabilir. Bu tür davranışlar, bazı kişilerde yaşam koşulları ve stresle ilişkili geçici durumlar olarak ortaya çıkarken, bazı kişilerde daha derin psikolojik yapılarla bağlantılı olabilir. Yani duygusal regülasyon güçlükleri ve karar verme süreçlerindeki karmaşıklık da sık görülen bir durumdur. Ancak, böyle bir değerlendirme yapabilmek için uzman bir psikolog veya psikiyatristin detaylı bir değerlendirme yapması şarttır. Belirttiğiniz bir diğer durum da, kapattığınız sosyal medya hesaplarını tekrar açarken yaşadığınız "rezil olma" ya da "yanlış bir şey yapmış olma" hissiyle ilgilidir. Bu tür hisler, kişinin sosyal anksiyetesiyle ya da kendini diğer insanlarla kıyaslama eğilimiyle ilişkili olabilir. Sosyal medyanın özellikle bireyler üzerindeki etkisi, “sosyal onay” ihtiyacını artırabilir ve bu durum, kişinin sürekli bir memnuniyetsizlik veya hata yapma korkusu yaşamasına neden olabilir. Kendinizi sosyal çevrenizde sık sık yargılanıyormuş gibi hissetmeniz, sosyal kaygının bir göstergesi olabilir ve bu, bireylerin genellikle kendilerini ifade etmekten çekinmesine yol açabilir. Bu süreçte, duygu günlüğü tutup düşüncelerinizi ve duygularınızı daha rahat gözlemleyebilir ve olumsuz düşünce örgülerinizi somatik bir şekilde farkedebilirsiniz. Hobi edinmek de faydalı olucaktır. Kaygı durumunuzu kontrol edemediğinizde nefes egzersizleri yapabilir ve sakinleşebilirsiniz. Bu durum sizi çok rahatsız ederse terapi sürecine başlamak en doğru karar olucaktır ayrıca bu süreçte uyku ve beslenme düzeninize dikkat etmek de oldukça elzem. Sosyal medya kullanımınızı sınırlandırıp, kısa süreli dopamin üretimi yerine gerçek dopamin üreten aktiviteleri bol bol hayatınızda uygulayın. Doğa yürüyüşleri, sağlıklı beslenme, sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek, ilgilenmeyi sevdiğiniz bir alanda yeni şeyler üretmek olarak örnekleri çoğaltabiliriz. Eğer belirtiler çok yoğun ve günlük yaşamı ciddi anlamda etkiliyorsa, terapi önerilebilir. Profesyonel destek ve kişisel çaba ile de pekiştiğinde belirtilerinizi anlamanız ve etkili başa çıkma yolları geliştirmeniz mümkündür. Psikoterapi süreci, hayat kalitenizi artırarak kendinizi daha güçlü hissetmenize yardımcı olabilir. Bu nedenle, bir uzmandan destek alarak bu zorluğun üstesinden gelmek için ilk adımı atmanız önemlidir. Umarım açıklamalarım yeterince faydalı olmuştur, geri bildirimleriniz benim için çok önemli, şimdilik kendinize iyi bakın!-Sevgiler, Psikolog İrem Ergin
Merhaba sevgili danışan!Yaşadığınız zorluklar, birbirine bağlı bir dizi problem gibi görünüyor ve bu durum hem fiziksel hem de psikolojik sağlığınızı etkileyebilir. Tüm bu süreçte yapmanız gereken en önemli şey, sorunları küçük adımlarla ele alarak kendinizi destekleyecek sağlıklı bir yaşam düzeni oluşturmak ve gerektiğinde profesyonel yardım almaktır. Öncelikle, kalabalık yerlerde hissettiğiniz kaygı ve stres, sosyal anksiyete bozukluğu belirtileri olabilir. Bu tür durumlar genellikle başkalarının hakkınızda olumsuz düşünceler geliştireceğine dair bir korkudan kaynaklanır. Bu nedenle, bu kaygılarınızı anlamak ve yönetmek için maruz kalma tekniklerini deneyebilirsiniz. Küçük ve daha az kaygı uyandıran sosyal ortamlarda bulunarak, kendinizi bu tür durumlara alıştırabilirsiniz. Bunun yanı sıra nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri gibi stres yönetimi yöntemleri, bu duygularla başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Kaygı yaşadığınız anlarda bu teknikleri uygulamak, kısa vadede rahatlama sağlayabilir. Pornografi ve mastürbasyon bağımlılığı, genellikle kişinin stresle başa çıkma mekanizmalarından biri haline gelir. Ancak bu alışkanlıklar, uzun vadede kişinin kendine olan saygısını azaltabilir ve suçluluk duygularını artırabilir. Bu döngüyü kırmak için bağımlılığınızı tetikleyen durumları belirlemek önemlidir. Örneğin, yalnız kaldığınızda, canınız sıkıldığında veya stresli olduğunuzda bu davranışlara yöneliyor olabilirsiniz. Bu tetikleyicileri fark ettikten sonra, yerlerine geçebilecek sağlıklı aktiviteler belirlemek faydalı olacaktır. Spor yapmak, kitap okumak, bir hobiye yönelmek ya da arkadaşlarınızla vakit geçirmek, bu süreçte destekleyici olabilir. Ayrıca, bağımlılık yönetimi için oluşturulan destek gruplarına katılmayı düşünebilirsiniz. Bu gruplar, benzer deneyimlere sahip bireylerle dayanışma içinde olmanızı sağlayabilir ve motivasyonunuzu artırabilir. Uyku düzeninizin bozuk olması, gün içindeki enerjinizi ve ruh halinizi olumsuz etkileyebilir. Uyku sağlığınızı iyileştirmek için düzenli bir uyku rutini oluşturmanız önemlidir. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya çalışmak, vücudunuzun biyolojik ritmini düzenleyebilir. Ayrıca, yatmadan önce ekran kullanımını sınırlandırarak beyninizi uykuya hazırlayabilirsiniz. Uyku öncesi gevşeme egzersizleri, meditasyon veya sakinleştirici bir kitap okumak da daha kaliteli bir uyku almanıza yardımcı olabilir. Sosyal ilişkilerde zorlanmanız ve sıkılma hissiniz, ilişki kurma becerilerinizi geliştirme gerekliliğini gösterebilir. İlk adım olarak, karşı tarafla küçük ve anlamlı sohbetler başlatmayı deneyebilirsiniz, ortak ilgi alanlarınız doğrultusunda sohbeti devam ettirdiğiniz kişiyle aynı etkinliklere katılmak ya da hobi gruplarına dahil olmak, hem sizi rahat hissettirecektir ayrıca bireysel olarak katılım sağladığınız faaliyetlerde de benzer ilgi alanlarına sahip kişilerle tanışma şansı sunabilirsiniz. Bu süreçte kendinize sabırlı olmalı ve her şeyin bir anda düzelmeyeceğini kabul etmelisiniz. İlerleme zaman alır, ancak tutarlı çaba ile fark edilir hale gelir. Erteleme alışkanlığı, sorumluluklarınızı yerine getirmenizi zorlaştırabilir ve hayatınızı kaotik bir hale getirebilir. Bu konuda görevlerinizi küçük, ulaşılabilir parçalara ayırmak ve her bir parçayı tamamladığınızda kendinizi ödüllendirmek etkili bir yöntemdir. Ayrıca, Pomodoro Tekniği gibi zaman yönetimi yöntemleri, odaklanmanızı artırabilir. En önemli işleri önce tamamlamak, üzerinizdeki baskıyı azaltabilir ve diğer sorumluluklara daha rahat odaklanmanızı sağlayabilir. Tüm bu süreçlerde, bir psikologdan profesyonel destek almanız kritik önem taşır, çünkü terapide duygusal düzenleme ve öz şefkat geliştirme becerileri kazanırsınız. Bu tür beceriler, yalnızca mevcut sorunlarınızı çözmekle kalmaz, aynı zamanda gelecekte benzer durumlarla karşılaştığınızda daha dayanıklı olmanıza yardımcı olur. Kendinizi yargılamak yerine, şu ana kadar başardıklarınıza odaklanarak pozitif bir tutum geliştirmek de önemlidir. Bu yolculuğun zor olduğunu biliyorum, ancak doğru destek ve çabayla hayatınızda anlamlı değişiklikler yapabilirsiniz. Umarım yeterince açıklayıcı ve faydalı olmuştur, geri bildirimleriniz benim için çok değerli, kendinize iyi bakın!-Sevgiler, Psikolog Meliha İrem Ergin