Aile

Affettikçe dahası olacak mı düşüncesi

Gizli Kullanıcı10 Mart 2026 22:03

Soruyu Şevval kurnaz ünyılmaz cevaplayabilir mi? Çok korkuyorum affettikçe sanki daha büyük daha farklı şeylerle gelecek diye içim ürperiyor. O güven duygusunu bende komple bitirdi. Eşime asla güvenmiyorum güvenmekte içimden gelmiyor zaten. Ona inanma duygumu yitirdim ben. Sıkıştığı an yalana itiyor kendini ben doğrusundan emin olduğum şeylerde bildigimi bildiği konularda doğrusunu duyabilirim eşimden hele ki böyle kadın konularında asla dürüstlüğü seçmez gerekirse yemin eder. Aslında benim için yemin etmesi ıspatlamasından bile daha önde gelir. Ama eşim yemin ederse inanmam. Çünkü kavgaların gidişatı boşanmaya gidecegini düşündüğü için yalan da olsa yemin etmeyi tercih eder. Ama ben başkalarından duyacağıma veya ben sorduğumda yalan söyleyip ben doğrusunu kendi imkanlarımla buluyorsam daha çok deliriyorum. Kendi dürüst olmayı seçse belki de bu kadar güvensiz olmayacaktım. Beni bu güne kadar hep kısıtladı sürekli gözleri üstümdeydi ailemden bile kıskanıyordu. Onsuz ailemle gülüp eğlendiğimde mutsuz olurdu suratı düşerdi. Şimdi bu şekilde bunları yaşatan bir adam nasıl olur da sürekli bana yanlış yapar hiç anlamış değilim. Bundan sonrada erkekleri de anlayacağımı düşünmüyorum açıkçası. Çok merak ediyorum bu yaşatılanları bir kadın yapsa ne olurdu. Veya da tek erkeklerde mi var stres anını yönetemediklrinde kendilerini rahatlatma yolu. Kadnlar stres anında moralleri bozukken cinsellik hayal etmezler veya böyle şeylerle uğraşmazlar. Moral bozuklukları rutin hayatını bile etkiler. Bir erkekler mi etkilenmiyor anlamıyorum. Veya etkileri seks mi ? Soruyu Lütfen Şevval kurnaz ünyılmaz cevaplayabilir mi 🙏

Bu soru 17 Mart 2026 20:58 tarihinde Klinik Psikolog Şevval Kurnaz Ünyılmaz tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,

Öncelikle sorunu geç yanıtlayabildiğim için özür diliyorum.

Seni ailenden bile kıskanması, sürekli gözünün üzerinde olması ve senin neşeni bile sabote etmesi aslında çok tipik bir savunma mekanizmasıdır. Kendi iç dünyasında sadakat sorunları olan veya zihni bu tip kadın konularıyla meşgul olan kişi, partnerinin de öyle yapabileceğini düşünür. Seni kısıtlaması aslında seni korumak değil, kendi içindeki o yanlış yapma potansiyelini sende görerek seni kontrol altında tutma çabasıydı. Yani o kısıtlamalar, bugünkü yanlışlarının birer sinyaliymiş aslında.

"Kadınlar moral bozukken rutinden koparken, erkekler neden cinselliğe yöneliyor?" sorunun cevabı hem biyolojik hem de psikolojik aslında. Erkeklerin bir kısmı için cinsellik, sadece bir haz aracı değil; stresi, başarısızlık hissini veya moral bozukluğunu hızlıca susturan bir duygusal anestezidir.

Sorunlarla yüzleşecek olgunluğu olmayan bir erkek, stres anında beynini dopaminle uyuşturmak ister. Cinsellik onlar için bir rahatlama yoludur çünkü o anlık haz, gerçek hayatın sorumluluklarını ve vicdan azabını baskılar.

Kadınlar genellikle stresi işleyerek, konuşarak ve bağ kurarak çözmeye meyillidir. Moral bozukken cinsellik hayal etmemen çok normal; çünkü senin için yakınlık, güven ve huzurla başlar. Güvenin olmadığı yerde arzunun sönmesi kadın ruhunun doğasında vardır.

Bir kadın yaptığında ne olurdu demişsin.. Bu sorunun cevabı maalesef toplumsal çifte standartlarımızda gizli. Bir erkek yaptığında elinin kiri ya da stresten yaptı gibi içi boş bahanelerin arkasına sığınılırken, bir kadın bunu yapsa toplum ve hatta aynı yapıdaki eşi tarafından çok daha ağır, geri dönülemez etiketlerle yargılanırdı. Eşinin seni ailenden bile kıskanacak kadar kısıtlayıcı olması, senin bu tip bir yanlışını asla stres diye karşılamayacağının en büyük kanıtıdır.

Onun yeminlerine inanmamakla aslında çok büyük bir adım atmışsın. Artık ıspat ya da yemin peşinde koşmayı bırakmalısın. Çünkü o dürüstlüğü değil, günü kurtarmayı seçiyor. Senin için önemli olan onun ne dediği değil, senin ne bildiğin ve neye inandığın olmalı.

Sen kendi imkanlarınla gerçeği bulduğunda delirmek yerine şunu söyle: "Ben gerçeği biliyorum ve onun yalan söylemesi benim değil, onun karakter sınavıdır." Topu ona at, suçluluk duygusunu sen taşıma.

Seni ailenle bile eğlenirken mutsuz eden o baskıcı tavrın artık hayatını yönetmesine izin verme. Onun yaşattığı bu güvensizlik ortamında, senin en büyük sığınağın kendi sosyal bağların ve ailen olmalı.

"Daha büyüğüyle gelecek" korkusu, belirsizliğin yarattığı bir kaygıdır. Kendine şu soruyu sor: "Eğer gerçekten daha büyüğü gelirse, benim sınır çizgim neresi? Nerede 'dur' diyeceğim?" Bu sınırı netleştirmek, o ürpertiyi biraz olsun kontrol etmeni sağlar.

Eşinin yalanı bir strateji haline getirmesi, seninle bir hayat ortaklığı değil, bir kedi-fare oyunu oynadığını gösteriyor gibi. Sen dürüstlük bekledikçe o köşe kapmaca oynamaya devam edecek.

Şu an asıl karar vermen gereken şey şu: Sen ömür boyu bir dedektif gibi iz sürmeye ve her yeminde biraz daha eksilmeye mi devam edeceksin, yoksa onun bu yalan sarmalından bağımsız kendi huzur alanını mı inşa edeceksin?


Bu konuda daha fazla soru sormak istersen burada oluyor olacağım.. Tekrardan geç cevapladığım için çok çok üzgünüm.


Sevgilerle


Aşağıda bu konunun seni gerdiği zamanlar için rahatlatacağını düşündüğüm bir egzersiz de bırakıyorum.

💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler

1
Gerginlik – Rahatlama Tekniği
Kas gruplarını bilinçli olarak sırayla kas–tut–bırak döngüsünde çalıştırarak bedendeki gerginliği çö...
Gevşeme Teknikleri⏱️ 6 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

Yazdıklarınızla birebir savaşıyorum zaten kendi içimde. Benim yapımda kadınsal konuların ufağı büyüğü yok. Kadın konularında çok netim aslında. Çizgimde bellidir. Aldatmak illede yatakta basmak veya konuşması değil benim için. Sadakat eliyle gözüyle bedeniyle düşünceleriyle olmadı. Ben böyle düşündüğüm için zaten yediremiyorum yaptıklarını.

17 Mart 2026 22:07
Gizli Kullanıcı

Sizin sorduğunuz soruyuda bende kendime sürekli soruyorum ama birdaha başka türlü veya bu şekılde birşey olursa affımın olacağını düşünmüyorum açıkçası. Korkum bu yüzden aslında birdaha olursa onu affetmeyeceğim bunda eminim. Ama korkum onu hayatımdan çıkartmak değil ki 3 tane çocuğum var ve düzenli bir hayatım var ben 1 çocuğum varken o bekar hayatı yaşadım çocuğumu babasız büyüttüm şimdi hem o kızıma hemde şuanki eşimden olan 2 cocuguma bu hayatı yaşatmaktan korkuyorum. Yoksa çoçuklarım olmasaydı onu bensizlikle cezalandırır çıkardım hayatından direk. İçim anca böyle soğurdu ona karşı.

17 Mart 2026 22:16
Uzm. Kl. Psk. Şevval Kurnaz Ünyılmaz

Anlıyorum, çizgilerinin bu kadar net olması aslında senin karakterinin gücünü gösteriyor; ancak bu netlik, çocukların için kurduğun o düzenle çarpıştığında büyük bir iç savaşa dönüşüyor. Çocuklarını babasız büyütme korkunu çok iyi anlıyorum. Ancak aldatılan ve değersiz hissettirilen bir annenin mutsuzluğu, çocukların ruhunda o düzenli görünen evden daha büyük izler bırakabilir. Sınırın senin özgürlüğündür. "Bir daha olursa affetmeyeceğim" demen, aslında senin çıkış kapının anahtarıdır. Bu kararlılık seni ona mahkum etmez, aksine kontrolü senin eline verir. Sen çocukların için bir fedakarlık yapıyorsun, bu çok kutsal; ama bu fedakarlığın seni tamamen tüketmesine izin verme. Kendine ayırdığın o son sınır senin ruhsal sigortandır. Bu konu hakkında danışmak istediklerin olursa lütfen yeni soru sorma kısmından bana ulaşabilir misin ?

17 Mart 2026 22:25

Cevaplanmış benzer sorular