Şevval  Kurnaz Ünyılmaz

Uzm. Kl. Psk. Şevval Kurnaz Ünyılmaz

Türkiye, İstanbul

Bilişsel Davranışçı Terapi - Aile Danışmanlığı- Çocuk/Ergen/Yetişkin Danışmanlığı

4.7
(27 Yorum)

Uzman Hakkında

2022 yılnda İstanbul Işık Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. İstanbul Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansımı onur öğrencisi olarak tamamladım.

Eğitim

  • Işık Üniversitesi - Lisans
  • Üsküdar Üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Çocuk ve Ergenlerde BDT
  • Aile Danışmanlığı
  • Yeme Bozukluğunda Diyalektik Yaklaşımlar

Uzmanlık Alanları

Obsesif Kompulsif Bozukluk
Travma ve TSSB
Yeme Bozuklukları
Aile Danışmanlığı
İlişki Sorunları
Mindfulness/ Farkındalık
Çocuk ve Ergen Psikolojisi
Evlilik ve Evlilik Öncesi Konular
Aldatılma
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
Kardeş Kıskançlığı
Zaman Yönetimi
Aile İçi Şiddet
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği
Çift Terapisi
Varoluşsal Kaygılar
Narsistik Kişilik
Bağımlılıklar
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışçı Terapi

Cevaplar (81)

Merhabalar sevgili danışan,Partnerinle bir birliktelik yaşamış olman, seni ona psikolojik olarak mühürlemiş gibi hissettiriyor. Ancak bilmen gereken en önemli şey şu; bu düşünce tamamen toplumsal baskı ve tutucu yetiştirilme tarzının bir ürünüdür. Bu düşünce sağlıklı bir muhakeme değil, korku kaynaklı bir reflekstir aslında. Bir insanla bir şeyler paylaşmış olmak, hayatının geri kalanını o insana borçlu olduğun anlamına gelmez. Eğer bugün o kişiyle aranda hiçbir fiziksel yakınlık olmasaydı ve ailen yine aynı tepkiyi verseydi, "Ayrılmalı mıyım?" diye daha rahat sorabilirdin. Şu an sırf bu mecburiyet yüzünden sağlıklı karar veremiyorsun. Evlilik, bir borç ödeme yeri değil, bir ömrü beraber yürütme kararıdır. Kendini bu sebeple mahkûm hissetmek, ileride mutsuz bir evliliğin en büyük temeli olabilir. Ailenin tobacco shop işletmeciliğine karşı duruşu aslında sadece parayla ilgili değil; el alem ne der ve statü kaygısıyla da ilgili olabilir. Ticaret her zaman risklidir; bir memur da sıkıntı yaşayabilir, bir esnaf da çok zengin olabilir. Maddi sorun yaşayıp yaşamayacağın partnerinin mesleğinden ziyade, onun çalışkanlığı, sorumluluk bilinci ve parayı yönetme becerisiyle ilgilidir. Ailenin bu konudaki uyarısını tamamen kulak ardı etme ama bunu bir felaket senaryosu olarak da görme. Partnerinin iş disiplini nasıl? Gelecek planı var mı? Zeki mi? Asıl bakman gereken yerler burası. Ailenin bir hocaya istihareye yattırması ve olumsuz sonuç aldıklarını söylemesi, tutucu ailelerde sıkça kullanılan bir manevi ikna yöntemidir. İstihare, kişinin kendi adına, kalbinin mutmain olması için yaptığı bir şeydir; başkasının senin hayatın hakkında vahiymiş gibi olumsuzluk bildirmesi dini açıdan da tartışmalıdır. Kendi kalbinin ferahlığı, başkasının gördüğü rüyadan daha gerçektir. Babanı üzmek istememen çok asil bir duygu, ancak şu gerçeği kabul etmelisin: Baban senin hayatını yaşamayacak. Eğer ailenin zoruyla bu ilişkiden vazgeçersen ve ileride mutsuz olursan, içindeki o öfke ailene yönelecek. Eğer onların rızasıyla ama sırf mecburiyetten evlenirsen ve partnerinle sorun yaşarsan, yine onları suçlayacaksın. Partnerine bakarken şunu düşün: "Eğer aramızda o birliktelik hiç yaşanmasaydı, onun karakteri, huyu ve hayat tarzı için yine de evlenmek ister miydim?" Eğer cevabın "Evet" ise aşkın için mücadele et. Eğer "Hayır, sadece o olay yüzünden kopamıyorum" diyorsan, bu evlilik seni kurtarmaz, daha büyük bir hapse sokar. Partnerinle bu konuyu açıkça konuş. Ailenin çekincelerini (onları suçlamadan) anlat. "İleride dükkanla ilgili bir sıkıntı olursa B planımız nedir?" diye sor. Onun vereceği cevap senin kaygılarını dindiriyor mu, bak. Eğer o insanla yol yürümeye karar verirsen, "Ben bu insanla mutluyum ve onun sorumluluk sahibi olduğuna inanıyorum" diyerek duruşunu bozma. Tutucu ailelerde ilk tepki her zaman hayır ve asla olur. Ancak senin kararlılığını ve bu işin sadece heves olmadığını gördüklerinde, zamanla (zor olsa da) kabullenme sürecine girerler. Hayat senin hayatın. Hata yapma hakkın da, mutlu olma sorumluluğun da sadece sana ait. Kendine karşı dürüst olduğun bir an seç ve o kararın arkasında dur. Sen her halinle değerlisin, yaşadığın hiçbir şey seni daha az layık yapmaz. Daha fazla soru sormak istersen burada oluyor olacağız. Sevgilerle

Devamını Oku...

Merhabalar sevgili danışan,Burada erkek arkadaşının da bakış açısını anlamak önemli olabilir. Belki de o, ailesiyle arasını iyi tutmak zorunda hissediyor çünkü dış dünyada ona destek olan (veya olacak olan) bir dayanağa ihtiyacı var. Ailesinin seni ona kötülemesi karşısında sessiz kalması, onları onayladığı için değil, onlarla şu an bir çatışmaya girecek gücü kendinde bulamadığı için olabilir. Cevap verememesi bir umursamazlık değil, belki de bir çaresizlik belirtisidir. Senin rahatsızım demen de bir o kadar önemli. Çünkü sen dışarıda onun için mücadele ederken, onun en yakınlarının seni hedef alması ve sevgilinin buna karşı bir kalkan olamaması seni yalnız hissettiriyor. Bu bir iyi-kötü savaşı değil aslında, bir iletişim ve sınır problemi diyebiliriz bunun için. İlişkinizdeki bu aile dengesizliği seni yoruyor ve bu durumun ileride nasıl evrileceğine dair haklı kaygıların var. Ben sana "o adam şöyledir, böyledir" diyemem; ama şunu sormak isterim:Seni bu kadar rahatsız eden şey, onun ailesinin söyledikleri mi, yoksa onun bu durum karşısındaki sessizliğinin sende yarattığı anlaşılmıyorum hissi mi?Ailesinin onun hakkındaki kötülemelerini dinlemeyi bırakmalısın. Sana ne zaman onu kötülemeye başlasalar, "Benim onunla 5 yıllık bir geçmişim var, neyin ne olduğunu biliyorum, lütfen bunları bana anlatmayın" diyerek konuyu kesebilirsin. Onlar anlattıkça sen doluyorsun, doldukça erkek arkadaşına yansıtıyorsun ve aranız bozuluyor. Bu kapıyı sen kapatmazsan, onlar seni doldurmaya devam eder. Onların erkek arkadaşının yüzüne gülüp senin yanında onu kötülemelerini izlemek zorunda değilsin. Bu yanlış tavıra tanık olmak senin insanlara olan güvenini bitirir. Ailesiyle arana bir mesafe koy. Sadece "nasılsınız" düzeyinde bir iletişim yürütmeye çalış. Ona gidip "Ailen neden böyle?" diye sormak yerine (çünkü buna cevabı yok), ona şunları söyleyebilirsin: "Ben senin için buradayım ama senin ailenin benim yanımda seni kötülemesine, senin de buna sessiz kalmana artık tahammül edemiyorum. '' Bu, senin sınırındır. Onun senin ailene karşı takındığı "para gönderme, mesafe koy" gibi emir kiplerine karşı kendi iradeni ortaya koymalısın. "Kendi ailene gösterdiğin toleransı benim ailemden esirgemeni adil bulmuyorum. Benim ailemle ilişkim benim kararımdır. " diyerek bu dengesizliği bozabilirsin. Sen onun ailesine bu kadar sabrederken, onun senin ailene bu kadar sert olması senin üzerindeki kontrolünü artırır. Kendini istenmeyen birisi gibi hissetmek yerine, "bu ilişkinin direği benim" özgüvenine geç. Ailesi seni istemiyorsa eğer, bu onların sorunu. Sen sevdiğin adamın arkasındaysan ve o çıktığında seninle bir hayat kuracaksa, gerisi sadece önemsiz birkaç durum olmalı senin için. Yeni bir soru sormak istersen bizlere ulaşabilirsin. Sevgilerle

Devamını Oku...

Merhabalar,Annenin yaşadığı kaza çok üzücü, evet, ama bu senin suçun değil. Onun bakıcısı haline gelmiş olman senin bir tercihin, mecburiyetin değil. Bunu onlara anlatamazsın belki ama en azından kendi içinde bunu kabul etmen lazım. Eve internet bağlatmamak, seni dışarı çıkarmamak. .. Bu bir koruma yöntemi değil. Ailenin geçmişteki meseleler yüzünden sana şiddet uygulamış olması, şu anki bakıcılık görevini bir tür cezaya dönüştürmüş muhtemelen zihinlerinde. Seni eve hapsederek hem annene baktırıyorlar hem de hata yapmanı engellediklerini sanıyorlar. Bu baskı altında senin patlamaman, sinirlenmemen imkansız. Sevgilinden ayrılmak isteyip isteyememe konusundaki kararsızlığın muhtemelen şundan: O senin dış dünyayla, o ev dışındaki eski hayatınla olan tek bağın. Ondan ayrılırsan tamamen yalnız kalmaktan korkuyorsun belki de. Ama bir yandan da geçmişteki hatalar ve ailenin ona olan tepkisi yüzünden yaşadığın şiddet, o ilişkiyi senin gözünde bir yük haline getirmiş gibi. Şu an sağlıklı karar veremezsin çünkü çok bunalmışsın. Sırf yalnız kalmamak için mi tutunuyorsun, yoksa gerçekten o adamı mı istiyorsun? Bunu anlamak için kendine şu soruyu sor: "Eğer şu an özgür olsaydım ve her yere gidebilseydim, yine de onunla mı olurdum?"Sana annenin durumunu hatırlatıp seni susturmaya çalıştıklarında, içindeki suçluluk duygusuna teslim olma. Sinirlenmeye, üzülmeye ve bunalmaya hakkın var. Birine bakıyor olmak, kendi duygularından vazgeçtiğin anlamına gelmez. Onlara bağırmak yerine, "Ben elimden geleni yapıyorum ama benim de nefes almaya ihtiyacım var, ben de insanım" diyerek net bir sınır çizmeye çalış (şiddet ihtimalini göz önünde bulundurarak, kendini tehlikeye atmadan). Madem internet yok ve dışarı çıkamıyorsun, evde kendine ait bir uğraş bulmalısın yoksa senin için her şey çok zorlaşabilir. Kitap okumak, yazı yazmak ya da sadece kendine ayırdığın yarım saatlik bir sessizlik bile olsa. .. Zihnini o evden dışarı çıkaracak bir şeye ihtiyacın var. İlişkini şu an bir kurtuluş yolu olarak görme. Eğer sana iyi gelmiyorsa, geçmişteki hatalar sürekli önüne geliyorsa, o da senin stresini artırıyor demektir. Belki de bir süreliğine karar vermemeye karar vermek en iyisidir. İlişkiyi akışına bırak, şu an asıl sorun o değil, senin özgürlüğün. Ailenden başka kimse yok mu? Bir teyze, bir akraba ya da güvenebileceğin bir komşu? "Ben çok bunaldım, anneme bir gün siz bakın, ben bir saat hava alayım" diyebileceğin birini bulmaya çalış. Bu yükü tek başına omuzlamamaya çalış. En çok neye ihtiyacın var şu an? Sadece birinin seni gerçekten duymasına mı, yoksa o kapıdan çıkıp hiç dönmemeye mi?Kendini suçlama. Yaşadığın hayat şu an çok ağır ve senin bu tepkilerin kötü evlat olduğun için değil, tükenmiş bir insan olduğun için. Biraz daha dayanmaya çalışırken, kendi ruhunu korumak için zihninde bir yerlere kaçmayı öğrenmelisin. Belki bir terapi sürecine girmek bu süreçte sana rahatlatıcı gelebilir, imkanın varsa buna da yönelebilirsin. Yeni bir soru sormak istersen burada oluyor olacağız. Sevgilerle.

Devamını Oku...

Merhabalar sevgili danışan,Sana bir şey sorarak başlamak istiyorum; birisi sana çok yakın davrandığında tam olarak neyin olmasından korkuyorsun? Seni gerçekten tanırsa seni sevmeyeceğinden mi, yoksa başka bir şeyden mi? Bunu biraz içinde sorgular mısın ?Ayrıca bu durum seni çok yoruyor olmalı. Bir yandan kimsenin seni gerçekten anlamadığını düşünüp aşk ve dostluktan mahrum kaldığını hissediyorsun, diğer yandan bu imkan önüne geldiğinde ellerinle itiyorsun. Bu durum bir suçluluk duygusu yaratıyor ama inan bana, bunu bilerek yapmıyorsun. Bu, geçmişten getirdiğin bir hayatta kalma stratejisi olabilir. Birisi sana gerçekten yaklaştığında, senin o yalnız ama güvenli alanına girmiş oluyor. Yakınlık demek, görülmek demektir. Görülmek ise incinebilir olmak anlamına gelir. Birinin seni tamamen tanıması, seni eleştirebileceği veya bir gün bırakıp gidebileceği riskini de beraberinde getirir. Zihnin bu riski almamak için, daha canın yanmadan "Onu nasıl uzaklaştırırım?" planları yaparak kontrolü elinde tutmaya çalışıyor olabilir. Biri senden uzaklaştığında, o güvendiğin yalnızlık bir anda istenmemek veya yetersizlik hissine dönüşüyor olabilir. O anki peşinden koşma hali, aslında o kişiye duyduğun özlemden ziyade, kendi değerini o kişinin ilgisi üzerinden tekrar kanıtlama çabası belki de. "Bak, hala beni istiyor, demek ki değerliyim" onayını alana kadar rahatlama hissi gelmiyor olabilir. Onayı aldığın an, yani yakınlık tekrar başladığında ise döngü başa sarıyor ve yine boğulmuş hissediyorsun. Kendini suçlamak, kaygını daha da artırır ve döngüyü hızlandırır. Sadece "Şu an korkuyorum ve bu yüzden uzaklaşmak istiyorum" diyerek duyguna isim koymayı dene. Biriyle her şeyi paylaşmak zorunda değilsin. Adım adım, küçük paylaşımlarla ilerle. Kontrolün sende olduğunu kendine hatırlat. "Şu an bu kadarını paylaşıyorum, daha fazlasına hazır değilim" demek bir haktır. İlaç tedavisi depresif ruh halini dengelemek için çok kıymetlidir, ancak bu ilişki örüntülerini çözmek için bir psikolog ile psikoterapi süreci (özellikle bağlanma odaklı bir terapi) ilaçla birleştiğinde çok daha kalıcı sonuçlar verir. Başkası yakın davrandığında değerli, uzak davrandığında değersiz değilsin. Sen, başkalarının ilgisinden bağımsız olarak, sadece var olduğun için bir değere sahipsin. Bu cümleyi içselleştirmek zaman alır ama iyileşmenin anahtarı buradadır. Yalnız hissettiğinde bunun bir his olduğunu, senin kaderin olmadığını hatırla. Bu düğüm, sen kendine karşı nazik olmayı öğrendikçe yavaş yavaş çözülecek. Daha fazla soru sormak istersen yeni soru sorma kısmından bizlere ulaşarak soru sorabilirsin. Sevgilerle

Devamını Oku...