Şevval  Kurnaz Ünyılmaz

Uzm. Kl. Psk. Şevval Kurnaz Ünyılmaz

Türkiye, İstanbul

Bilişsel Davranışçı Terapi - Aile Danışmanlığı- Çocuk/Ergen/Yetişkin Danışmanlığı

4.8
(39 Yorum)

Uzman Hakkında

2022 yılnda İstanbul Işık Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. İstanbul Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansımı onur öğrencisi olarak tamamladım.

Eğitim

  • Işık Üniversitesi - Lisans
  • Üsküdar Üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Çocuk ve Ergenlerde BDT
  • Aile Danışmanlığı
  • Yeme Bozukluğunda Diyalektik Yaklaşımlar

Uzmanlık Alanları

Obsesif Kompulsif Bozukluk
Travma ve TSSB
Yeme Bozuklukları
Aile Danışmanlığı
İlişki Sorunları
Mindfulness/ Farkındalık
Çocuk ve Ergen Psikolojisi
Evlilik ve Evlilik Öncesi Konular
Aldatılma
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
Kardeş Kıskançlığı
Zaman Yönetimi
Aile İçi Şiddet
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği
Çift Terapisi
Varoluşsal Kaygılar
Narsistik Kişilik
Bağımlılıklar
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışçı Terapi

Cevaplar (164)

Merhaba,Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin aynı evde yaşamaya devam etmesi hukuken yasak değildir ancak bazı riskler taşır. Çekişmeli davalarda aynı evde yaşamak, Yargıtay tarafından bazen "affetme" veya "hoşgörü" olarak yorumlanabilir ve bu durum davanızın reddine yol açabilir. Ancak ekonomik imkansızlıklar veya çocuğun bakımı gibi zorunluluklardan dolayı aynı evde yaşamak, Yargıtay'ın güncel kararlarına göre tek başına "af" sayılmaz. Bu durumda evlilik birliğinin fiilen sona erdiğini, örneğin odaların ayrıldığını ispatlamanız davanızın seyri açısından önemlidir. Boşanma davası açıldığında hakimden müşterek konutun size ve çocuğunuza tahsis edilmesini isteyebilirsiniz. Genellikle çocuğun düzeninin bozulmaması için konut anneye tahsis edilir ve bu durumda eşinizin evden ayrılması gerekir. Eşinizin çalışmıyor olması, size ve çocuğunuza karşı olan mali yükümlülüklerini tamamen ortadan kaldırmaz. Eşiniz işsiz olsa bile mahkeme onun potansiyel iş gücünü, mal varlığını ve sizin ihtiyaçlarınızı gözeterek nafaka ödemesine karar verebilir. İşsizlik tek başına nafaka ödememe sebebi değildir. Dava açılır açılmaz kendiniz ve çocuğunuz için geçici (tedbir) nafakası talep edebilirsiniz; bu destek davanın başından itibaren bağlanabilir. Süreç içerisinde incinme, öfke, kırgınlık, suçluluk veya gelecek kaygısı hissetmeniz oldukça doğaldır. Bu duyguları yok saymak yerine onlara alan açmak ve "Bu duyguyu yaşaman çok anlaşılır" diyerek kendinize şefkat göstermek rahatlatıcı olabilir. Boşanma aşamasında "Bundan sonra ne olacak?" sorusunun yarattığı belirsizlik kaygıyı artırır. Bu belirsizliği sürecin bir parçası olarak kabul etmek ve her şeyi aynı anda çözemeyeceğinizi bilmek stresinizi azaltabilir. "Her şeyi ben halletmeliyim" düşüncesi kriz anlarında yükünüzü ağırlaştırır. Aile üyeleri, arkadaşlar veya sosyal destek sistemlerinden yardım istemeyi normalleştirin. Eğer yaşadığınız psikolojik zorluklarla baş etmekte güçlük çekiyorsanız, mutlaka bir uzmandan (psikolog veya psikolojik danışman) yardım almalısınız. Uzman yardımı almak süreci anlamlandırmanıza ve dayanıklılığınızı artırmanıza yardımcı olur. Yasal haklarınızı ve başvurabileceğiniz yerleri bilmek size büyük bir güç ve güven verir. Örneğin, maddi gücünüz olmasa bile adli yardım yoluyla ücretsiz avukat alabileceğinizi veya ekonomik yoksunluk durumunda devletten SED (Sosyal ve Ekonomik Destek) talep edebileceğinizi bilmek, geleceğe dair maddi kaygılarınızı ve dolayısıyla psikolojik baskıyı hafifletebilir. Özetle; krizi inkar etmemek, duyguları konuşmaya açık olmak, esnek davranmak ve en önemlisi hem hukuki hem de psikolojik yardım almaktan çekinmemek bu dönemi daha huzurlu atlatmanızı sağlayacaktır. Her zaman bize ulaşabilirsiniz. Sevgilerle

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan,Yaşadığınız bu süreç, hem kendi kimliğinizi bulma isteğiniz hem de ailenizle olan bağınızı koruma çabanız arasında sıkışmış olmanız nedeniyle oldukça yoğun bir duygusal deneyim. Annenizin evlatlıktan reddetme gibi çok sert tepkileri ve sizin bunca yıl kendi isteklerinizden vazgeçmiş olmanız, bu konunun üzerinizde ne kadar büyük bir yük oluşturduğunu gösteriyor. Annenizle konuşurken konuyu bir haklı-haksız çatışmasından çıkarıp, kendi ihtiyaçlarınıza ve duygularınıza odaklanan bir "Hatasız Alan" oluşturmaya çalışın. Şiddetsiz İletişim felsefesinin dört adımını uygulayabilirsiniz:Gözlem: Yargılamadan durumu ifade edin. (Örn: "6 yıl önce bir hevesle kapandım ama son 3 yıldır bu şekilde kendimi mutlu hissetmiyorum. ")Duygu: Saf duygunuzu dile getirin. (Örn: "İstediğim gibi yaşayamadığımda kendimi çok mutsuz ve kısıtlanmış hissediyorum; senin tepkinden de çok korkuyorum. ")İhtiyaç: Duygunun altındaki ihtiyacı belirtin. (Örn: "Dürüstlüğe, iç huzura ve senin tarafından olduğum gibi kabul edilmeye ihtiyacım var. ")Rica: Somut ve reddedilmeye açık bir istekte bulunun. (Örn: "Bu kararımı anlamaya çalışmanı ve bana saygı göstermeni rica ediyorum, ne dersin?")Annenize, bu kararın onu reddetmek veya ona karşı gelmek olmadığını, aksine kendi doğrularınızla yaşama isteği olduğunu anlatın. Eğer yüz yüze konuşmak çok zor geliyorsa veya cesaretinizi toplayamıyorsanız, duygularınızı bir mektuba dökerek ona verebilirsiniz. Bu, hem sizin kendinizi daha iyi ifade etmenizi sağlar hem de annenize bu durumu sindirmesi için zaman tanır. Başörtüsünü çıkarmanın dininizi reddetmek anlamına gelmediğini, hatta bu şekilde kendinizi inancınız konusunda daha net ve doğru hissedeceğinizi belirtebilirsiniz. Bazı kişiler, istemediği bir şeyi yaparak yaşamaktansa, olduğu gibi görünmenin kendilerini daha inançlı hissettirdiğini ifade etmektedir. Annenizin vereceği ilk tepki yine sert olabilir; ancak bu tepkilerin zamanla yumuşayabileceğini söyleyebilirim. Anneniz muhtemelen duyduklarına inanamadığı için sert tepki verecektir. Ancak benzer deneyimlerde, 3-4 saatlik uzun ve dürüst konuşmaların sonunda annelerin yumuşayabildiği ve "ne halin varsa gör" gibi kabule yakın bir noktaya geldiği görülmüştür. Sınırlarınızı korumak için kararınızda kararlı olduğunuzu, aynı argümanları nezaketle ama sürekli tekrarlayarak gösterebilirsiniz. Bu, sizin bu konuda ne kadar ciddi olduğunuzu anlamasına yardımcı olur. Ebeveynlerin çocuklarını her yaşta bebek gibi görme ve kontrol etme eğilimi, sağlıklı sınırların çizilmesini zorlaştırabilir. Yetişkin bir birey olarak kendi kararlarınızı verme hakkına sahip olduğunuzu ve bu sınırların aslında ailenizle olan ilişkinizi daha samimi ve sürdürülebilir kılacağını vurgulayın. Kendinize şu soruyu sorun: "Şu anki davranışımın (veya sessiz kalışımın) uzun vadede kendimle ve annemle olan ilişkime etkisi ne olacak?". Kendi öz saygınızı korumak için bazen zorlayıcı konuşmaları göze almak gerekebilir. Sonuç olarak, annenizin sizi evlatlıktan reddetme tehdidi onun kendi korkularından ve değer yargılarından kaynaklanıyor olabilir. Ancak sizin "istediğiniz gibi bir hayat sürme" hakkınız, en az onun duyguları kadar saygıyı hak ediyor. Bize her zaman ulaşabilirsiniz. Sevgilerle

Devamını Oku...

Merhaba,Yaşadığınız durum, kaynaklarda belirtilen psikolojik şiddet türlerinin birçok unsurunu barındırmaktadır. Eşinizin aşırı kıskançlığı, ailenizle görüşmenizi kısıtlaması ve sizi izole etmeye çalışması tipik birer psikolojik şiddet ve kontrol edici davranış örneğidir. Ayrıca, tartışmalar sırasında üzerinize yürümesi fiziksel saldırganlık, hakaret etmesi ise sözel şiddet kapsamına girer. Eşinizin konuşmaya çalıştığınızda uzaklaşması ve tartışma sonrası uyguladığı uzun sessizlikler, "duvar örme" olarak adlandırılan ağır bir psikolojik şiddet türüdür. Bu yöntem, karşı tarafı yok sayarak cezalandırma amacı taşır ve "senin benim için bir değerin yok" mesajı verir. Bu davranışın kronikleştiği ilişkilerde boşanma riski %90'ın üzerindedir. Bu sessizlik karşısında kendinizi suçlamak yerine, bunun bir manipülasyon yöntemi olduğunu fark etmeniz önemlidir. Eşinizin telefonda başka kadınların içeriklerine bakması ve sohbet gruplarına dahil olması, Türk Medeni Kanunu çerçevesinde "sadakat yükümlülüğünün ihlali" ve "güven sarsıcı davranış" olarak kabul edilir. Bu tür eylemler, fiziksel bir aldatma olmasa dahi duygusal sadakatsizlik sayılır ve boşanma davasında tam veya ağır kusur olarak değerlendirilebilir. Gebelikte maruz kalınan yakın partner şiddeti; anne sağlığı açısından depresyon, anksiyete ve kronik ağrılara; bebek için ise erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve gelişim geriliği gibi ciddi risklere yol açabilir. Tartışmaların çocuğun yanında olması onda kaygı, korku ve davranış sorunları yaratabilir. Çocuklar aile içindeki gerginliğe asla alışmazlar ve bu durum onların kortizol seviyelerini yükselterek gelişimlerini olumsuz etkiler. Uzmanlar, bitmeyen bir çatışma içinde büyümenin, çocuk için boşanmadan daha hasar verici olabileceğini belirtmektedir. Eşinizle konuşmaya çalışırken suçlayıcı ifadeler kullanmak yerine, kendi hislerinize ve ihtiyaçlarınıza odaklanan **"Ben Dili"**ni tercih edin. "Sen hep böylesin" veya "Beni anlamıyorsun" gibi cümleler karşı tarafı savunmaya itebilir. Bunun yerine "Bu şekilde davranıldığında kendimi yalnız ve değersiz hissediyorum, desteğine ihtiyacım var" gibi ifadeler çözüm ihtimalini artırabilir. Eşinizin tartışma sonrası uyguladığı sessizlik, sizi cezalandırma ve yok sayma amacı taşıyan manipülatif bir yöntemdir. Bu durumla başa çıkmak için: Eşiniz sustuğunda veya uzaklaştığında onu konuşmaya zorlamak daha fazla kapanmasına neden olur; onun kendi duygularıyla baş başa kalmasına izin verin. İletişimin koptuğunu hissettiğiniz an "Şu an birbirimizi duyamıyoruz, sakinleşince konuşalım" diyerek ortamdan uzaklaşın. Öfke yükseldiğinde 20-30 dakikalık bir mola vermek, tartışmanın hakarete dönüşmesini ve ilişkinin daha fazla zarar görmesini engelleyebilir. Sınır koymak bir ceza değil, sizin ihtiyaç tarifinizdir. Hakaret edildiğinde veya üzerinize yüründüğünde "Bu şekilde konuşulduğunda iletişime devam edemiyorum, sakinleştiğinde tekrar deneyelim" diyerek net ve uygulanabilir sınırlar çizin. Eğer bu davranışlar (hakaret, tehdit, izolasyon) süreklilik arz ediyorsa, bunlar tehlike işareti olarak kabul edilmeli ve önceliğiniz güvenliğiniz olmalıdır. Çocuklar aile içindeki gerginliği ifade etmeseler bile derinlemesine hissederler ve bu durum onlarda yüksek kortizol seviyelerine (stres hormonu) yol açar. Tartışmaların çocuğun yanında olması onda kaygı, korku, umutsuzluk ve davranış sorunlarına yol açabilir. Çocuk bir tartışmaya tanık olduysa, ona anlayabileceği bir dille "bazen büyüklerin de anlaşamadığı konular olabileceği ama çözüm bulmaya çalıştıkları" açıklanmalıdır. Yaşadığınız durumun tek başınıza çözülemeyecek kadar ağırlaştığını ve güven sarsıcı davranışların (kadın fotoğraflarına bakma vb. ) kronikleştiğini fark etmek önemlidir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın psikodestek. aile. gov. tr adresi üzerinden e-Devlet şifrenizle giriş yaparak ücretsiz çevrimiçi aile danışmanlığı hizmetine başvurabilirsiniz. Her türlü psikolojik baskı ve şiddet durumunda 7/24 rehberlik ve danışmanlık almak için Alo 183 hattını arayabilir veya WhatsApp ihbar hattını (0 501 183 0 183) kullanabilirsiniz. Eğer eşiniz ikna olursa, duvar örme gibi ağır iletişim sorunlarını çözmek için bu alanda uzmanlaşmış bir çift terapisti ile çalışmak sağlıklı kapılar açmanıza yardımcı olabilir. Hamilelik döneminde maruz kalınan bu baskılar sizi depresyon ve anksiyete riskine karşı açık hale getirebilir. Bu nedenle kendi iyilik halinizi merkeze alarak profesyonel bir destek sistemine dahil olmanız hayati önem taşımaktadır. Her zaman bize ulaşabilirsiniz. Sevgilerle

Devamını Oku...

Merhaba,Yaşadıklarınızın sizin zihninizi ve duygu dünyanızı bu kadar karıştırması çok doğal. 5 yıl gibi uzun sayılabilecek bir sürenin ardından gelen bu tür belirsiz mesajlar, insanın duygusal dengesini ciddi şekilde sarsabilir ve bittiğini sandığınız bir sürecin zihninizde tekrar sorgulanmasına neden olabilir. Bazı insanlar hayatlarında yalnızlık hissettiklerinde, kendilerini güvende hissettikleri eski alanlara (sizinle olan bağa) yönelirler. "Bizi hatırlatan şeyler paylaşmak" veya sevgi cümleleri kurmak, onun için o anki yalnızlığını hafifletme yoludur. Sizi özlediğini hissettirip, hemen ardından günlerce kaybolması; ilişki hissinin duygusal konforunu yaşamak istediğini ama bir ilişkinin getirdiği gerçek sorumluluk, tutarlılık ve emek kısmına yanaşmak istemediğini gösterir. Kendi zihninde sizden tamamen kopamamış olabilir; ancak bu durum, tekrar sağlıklı bir evlilik kurmak istediği anlamına gelmez. Sadece aranızdaki bağı "yedekte" veya hazır tutma eğilimi olabilir. Devamlı bir yakınlaşıp bir uzaklaşma (yakınlaş-uzaklaş döngüsü), psikolojide değişken oranlı pekiştirme dediğimiz duruma yol açar. Yani bir ödülün (ilgi, sevgi, arama) ne zaman geleceğini bilemediğinizde, o kişiye ve duruma olan zihinsel odaklanmanız katlanarak artar. Bu da sizde bir türlü kapanamayan bir dosya etkisi yaratır ve enerjinizi tüketir. Bu kafa karışıklığını gidermenin yolu onun ne istediğini tahmin etmeye çalışmaktan değil, sizin neye ihtiyacınız olduğunu belirlemekten geçer. Duygusal mesajlar veya paylaşımlar geldiğinde bunlara duygusal tepkiler vermek yerine, aranıza koruyucu bir mesafe koyun. Eğer aradığında ya da mesaj attığında konu oğlunuz dışındaki duygusal konulara kayıyorsa, odağı tekrar oğlunuza çekin. Belirsizlik insanı en çok yoran şeydir. Sizi aradığı veya bir paylaşımda bulunduğu bir anı değil; sakin, nötr bir zamanı seçerek onunla açıkça konuşabilirsiniz:"Aramızdaki iletişimin bir gün çok yakın, bir gün tamamen kopuk olması benim kafamı karıştırıyor ve duygusal enerjimi olumsuz etkiliyor. Eğer tekrar denemek gibi net bir niyetin ve bunun için alacağın sorumluluklar yoksa, oğlumuzla ilgili konular dışında duygusal paylaşımlar yapmanı istemiyorum. "Bir insanın ne söylediği (sevdiğini söylemesi, hatıra paylaşması) değil, ne yaptığı esastır. Tutarlılık göstermeyen, günlerce ortadan kaybolan bir ilgi; olgun ve kararlı bir birleşme isteğini değil, sadece anlık duygusal dalgalanmaları gösterir. 5 yıldır hayatınızda yeni bir düzen kurdunuz. Onun bu gel-gitli davranışlarının, kurduğunuz bu huzurlu alanı bozmasına izin verip vermemek sizin elinizde. Zihninizi "O ne istiyor?" sorusundan çıkarıp, "Ben bu tutarsızlıkla yaşamak istiyor muyum?" sorusuna yönlendirin. Siz netleşip duygusal sınırlarınızı çizdiğinizde, onun tutarsız davranışları artık zihninizi bu kadar meşgul edemeyecektir. Sevgilerle

Devamını Oku...