Kaygı

mantığımın ve kalbimin ardında kalıyorum

Gizli Kullanıcı4 Mayıs 2026 15:36

Sevgilim var Pakistanli ben Turkmenistanli ailem çok istemiyor ama ben onu çok seviyorum son zamanlar cok sinirli oldu surekli kavga edip barışıyoruz. zor bir okulda okuyor beyni cok yorgun surekli kavga ediyoruz sonra barışıyoruz onunda beni sevdigini biliyorum ne yapacagimi bilmiyorum yoksa ayrilmali miyim yoksa anlasip iliskimi devam ettirmeli miyim ben ona sakinlesdirici tedavi almasini istiyorum bu dogru olurmu

Bu soru 19 Mayıs 2026 09:38 tarihinde Klinik Psikolog Şevval Kurnaz Ünyılmaz tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhabalar,

Farklı kültürlerden gelmenin getirdiği ailevi baskılar, bir yandan sevdiğin adamın okul hayatındaki ağır zihinsel yorgunluğu, diğer yandan da aranızdaki o yıpratıcı kavga-barışma döngüsü seni duygusal olarak çok yormuş gibi görünüyor. Ne yapacağını bilememen, "Ayrılmalı mıyım yoksa devam mı etmeliyim?" ikilemi arasında sıkışıp kalman çok normal.

Onun adına bir tedavi yöntemi belirlemek ya da ona "Sakinleştirici ilaç almalısın" şeklinde yaklaşmak ilişkide ters tepebilir. Çünkü tıp eğitimi almamış kişilerin birbirine ilaç önermesi hem tıbbi olarak doğru değildir hem de karşı tarafta "Bende bir sorun var, beni kusurlu görüyor" düşüncesini tetikleyerek öfkesini daha da artırabilir.

Sorunu onun sinirliliği olarak değil, okul stresinin ona ve ilişkiye verdiği zarar olarak konumlandırmalısın. Ona "Okulunun seni çok yorduğunu, beyninin bittiğini görebiliyorum. Bu stresle tek başına baş etmek zorunda değilsin. Ruh sağlığını ve bizi korumak için bir psikologdan ya da psikiyatristten profesyonel bir destek almayı düşünür müsün? Ben de bu süreçte yanındayım" şeklinde yaklaşmak çok daha yapıcı ve profesyonel bir zemin hazırlar.

Sürekli kavga edip hemen ardından barışıyor olmanız, aranızdaki sorunların aslında çözülmediğini, sadece halının altına süpürüldüğünü gösterir. O anki öfke patlaması geçince sevgi ağır basıyor ve barışıyorsunuz, ancak öfkeye sebep olan kök neden (okul stresi, aile baskısının yarattığı gerginlik vb.) değişmediği için ilk kıvılcımda sistem yeniden patlıyor.

Kendine şu soruyu sormanı isterim: "Ben onun şu anki halini mi seviyorum, yoksa stresli olmadığı zamanlardaki potansiyel halini mi?" Eğer sadece düzelme ihtimalini seviyorsan, bu durum seni bitmek bilmeyen bir tahammül sürecine sokar.

Hemen "Ayrılmalı mıyım?" sorusuna kesin bir yanıt vermek yerine, ilişkine son bir şans tanımak ve durumu test etmek için söylediklerimi uygulayabilirsin.

O çok sinirli olduğunda veya tartışma büyümeye başladığında onunla inatlaşmayı bırak. "Şu an ikimiz de çok gerginiz, beynin de çok yorgun. Bu konuyu yarın sakin kafayla konuşalım" de ve konuşmayı orada kes. Onun öfkesine senin de öfkeyle karşılık vermen yangına körükle gitmektir. Eğer mola kuralına rağmen sana saldırmaya veya saygısızlık yapmaya devam ediyorsa, bu durum stresin ötesinde bir sınır problemidir.

Sakin bir anınızda onunla açıkça konuş: "Seni çok seviyorum ama bu sürekli kavga hali benim ruh sağlığımı ve hayata olan enerjimi tüketiyor. Okulunun zor olduğunu biliyorum ama bu durumun faturasının bana kesilmesini kabul edemiyorum. İlişkimizin devam etmesi için bu stresle baş etme konusunda somut bir adım atmana (terapi, profesyonel destek vb.) ihtiyacım var."

Türkmenistan ve Pakistan kültürlerinin aile dinamikleri, evlilik ve ilişki beklentileri birbirinden farklı olabilir. Ailenin bu ilişkiyi istememesi sende gizli bir "Gelecekte zaten olamayacağız" kaygısı yaratıyor olabilir. Bu kaygı da seni ilişkide daha alıngan veya baskıcı yapabilir. Kendine ve partnerine karşı dürüst olmalısın. Ona şunu sorabilirsin: "Biz tüm bu kültürel zorluklara ve aile baskılarına karşı, birbirimizi yıpratmadan, sağlıklı bir şekilde yan yana durabiliyor muyuz?"

Ona doğrudan ilaç veya sakinleştirici önermek yerine, yaşadığı yoğun zihinsel yorgunluk için bir uzman desteği almasını nezaketle teklif et. Ardından, yukarıda bahsettiğim mola kuralını ve sınır çizme konuşmasını uygula. Eğer partnerin senin bu çabana rağmen stresini yönetmek için hiçbir adım atmıyor, profesyonel desteğe yanaşmıyor ve seni öfke boşaltma alanı olarak görmeye devam ediyorsa; o zaman onun sevgisinden emin olsan bile kendi ruh sağlığını korumak adına ayrılık seçeneğini ciddi şekilde masaya yatırmalısın. Sevgi tek başına bir ilişkiyi sağlıklı yürütmeye yetmez; saygı ve duygusal olgunluk da gerekir.


Daha fazla soru sormak istersen buradayız


Sevgilerle


Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular

Kaygı

Duygumdan nasıl emin olurum

Ezgi hanım merhabalar💐,aslında genel olarakta anksiyeteye yatkın birisiyim örneğin bir misafir beklediğimde herşeyin mükemmel olmasını isterim en iyisi olsun isterim zamanında yetişsin isterim ve aşırı stres yaşarım,bu benim huyum sanıyorum çünkü hiç bırakamadım yani mutlu giden ilişkimde partnerim bianda soğuk olursa ve ben bunu hissedersem yemek yiyemem ondan mesaj beklerim bütün günüm mahvolur ki partnerim içinde bu böyle trip atıyorsam o hatalıysa gerçekten moralim düzelene kadar onunda morali bozuluyo beni o yüzle görmek istemiyormuş. Aslında benim duygusal ihtiyaçlarım bu ilişkide daha önceden çok daha karşılanıyordu ama yaklaşık 5-6 aydır bu eksik yeterince iletişim kuramıyoruz işlerinden kaynaklı ve ben haliyle bu duruma bozuluyorum çünkü en ufak bir afedersin kusura bakma konuşması yapmıyor direk benim hayatıma devam etmemi istiyor ve ben bunu kabul edemiyorum,zorundaymışım gibi bi tavır olarak görüyorum bu durumu ve kimse hiçbişeye zorunda değil. Ben naz yapmak istiyorum trip biz kadınların en doğal hakkıyken ben bundan da nasibimi alamıyorum yani ben bişey yapmadım kusura bakma diyo ki buluşma ayarlayamayan partnerim bu durumda. Yani şuanda daha öncede sizinle paylaştığım üzere de gelgitli bir dönemdeyim ama şununda farkındayım duygusal bir olgunluk yaşadım bunu çok zor geçirdim aşırı zor geçirdim yani kaç defa sizlere yazdım bilmiyorum ama çocuk gibi severken şimdi olgun gibi seviyorum bu bana yeni gelen bi duygu evet heyecan var ama o eski çocuksu şeyler yok daha olgun tavırlar ve düşüncelerdeyim daha kadın olduğumu hissediyorum. Evliliğe adım atmama sebebimde babamla yaşayamadığım anlar ve vakitler şuanda emekli oldu ve tamamen bizimle bu zamanların tadını çıkartmak istiyorum çünkü zaman çok kısa evet belki bizim içinde kısa ama bilemiyorum:(. Geçmişte yaşadığım hiçbir kaygım yok açıkçası en uzun ilişkimi yaşıyorum şuanda kimseyle evlilik düşünmemiştim biz evlilik için çeyizlik eşyalarımızı bile aldık o kadar ileri gittik ama o geçmişteki bendi Buda şimdiki ben istemiyorum tamamen değil sadece evlilik olgunluğu yuva kurabilme hissiyatı bunların üstesinden gelmem için gerçekten o kıvama gelmem lazım yoksa çabuk pes ederiz. Bu ilişkiye gerçekten çok değer veriyorum kendimi huzurlu hissettiğim mutlu hissettiğim sayısızca an var ve olmaya devam edeceğini düşünüyorum bilemiyorum tabiki ama henüz konuşamadık partnerimle iyi sonuçlanırsa inşallah böyle devam eder:). Ailemle ilişkimi hiç kıyaslamadım aslında Ezgi hanım çünkü burası çoğunluk ve alışılmış bir düzen diğer tarafta sadece ikimiz ve çok sakin bir ortam,ailemle beraberken herkes kendi düzenindeyken ben partnerimle beraber oluyorum yani mesajlaşıp konuşuyoruz her zaman hep beraber olamayız babam tv izlerken kardeşim ders çalışıyor ve ben tek kalıyorum kendisi de o durumda öyle tabi ama o tek çocuk evi kalabalık değil oda annesini bırakmak istemiyor benim gibi evlerimizde çok uzak şimdi o yakın istiyor annesine bende babama yakın istiyorum hatta alt katında yaşasak nasıl mutlu olurum ama bu süreç biraz zor olucak gibi görünüyor.