Aile baskisi
Ben 18 yaşindayim benim bir annem bir babam kardesilerim var annem cok tatli birisidir ama babam cok sert bir insan beni hic dinlemez ve ben derdimi hic kimseye anlatamiyorum babam beni cok üzdü zamaninda annemi aldatti birsey hissedemiyorum hayata karsi bakis acim değişti ve biz baska şehire taşindik benim babam dişari cikmama izin vermez hep caliştirmak ister beni Ne yapmaliyim nasil kurtulurum cok üstüme geliyor ben babamla gezmiş bir insan değilim başka kizlar babasiyla gülerken ben nasil kurtulcam diye düşünüyorum yardim edin
Bu soru 10 Ocak 2026 16:45 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yaşadıklarını anlatırken hissettiğin çaresizlik ve sıkışmışlık çok anlaşılır. 18 yaşında bir genç kadın olarak hem kendi hayatını kurmaya çalışıp hem de bu kadar yoğun bir aile baskısıyla yaşamak insanın iç dünyasını derinden sarsar. Özellikle baba figürünün sert, mesafeli ve dinlemeyen bir yerde durması; insanın kendini yalnız, değersiz ve görülmüyormuş gibi hissetmesine yol açar. Senin “derdim yokmuş gibi davranıyorum ama içimde bir şeyler koptu” demen aslında çok şey anlatıyor. Bu duygusuzluk hali bir zayıflık değil, uzun süredir maruz kaldığın hayal kırıklıklarının ve bastırılmış duyguların doğal bir sonucu.
Babanın anneni aldatmış olması, sadece annenle baban arasındaki bir mesele değildir; bu, tüm aileyi etkileyen bir travmadır. Çocuk ya da genç olman fark etmez, ebeveynin yaptığı bu tür bir ihanet güven duygusunu derinden zedeler. Hayata bakış açının değişmesi, insanlara ve özellikle erkek figürlerine karşı kafanın karışması bu yüzden çok normal. “Hiçbir şey hissetmiyorum” dediğinde aslında kalbin kendini korumaya almış olabilir. Çünkü hissetmek bazen çok acıtır ve insan zihni, acıyla baş edemediğinde duyguları kapatmayı seçer. Bu seni kötü ya da duyarsız yapmaz; sadece yorulduğunu gösterir.
Babanın seni sürekli çalışmaya zorlaması, dışarı çıkmana izin vermemesi ve seni dinlememesi ciddi bir kontrol ihtiyacına işaret eder. Bu tür baskılar çoğu zaman “senin iyiliğin için” gibi sunulur ama gerçekte kişinin birey olma alanını daraltır. Sen artık 18 yaşındasın; yetişkinliğe adım atmış bir bireysin. Kendi sınırlarının olması, arkadaşlarınla görüşmek istemen, dış dünyayı tanımaya ihtiyaç duyman çok sağlıklı ve insani. Bunların engellenmesi sende boğulma hissi yaratıyorsa, bu his doğru bir alarmdır. Çünkü insanın ruhu da tıpkı bedeni gibi sıkıştığında nefes alamaz.
Başka kızların babalarıyla gülüp eğlendiğini gördüğünde “ben neden böyle değilim” diye düşünmen çok acı bir karşılaştırma. Ama burada şunu net söylemek gerekir: Senin babanla kuramadığın bağ, senin eksikliğin değil. Her baba sevgi göstermeyi, duygusal bağ kurmayı beceremez. Bazı insanlar kendi içlerindeki yaralarla o kadar meşguldür ki çocuklarının duygularını göremezler. Bu gerçeği kabul etmek çok zor olsa da, kendini “ben yeterince iyi olsaydım böyle olmazdı” diye suçlamaman çok önemli. Çünkü bu, senin taşıman gereken bir yük değil.
“Nasıl kurtulurum?” diye sorman aslında iki şey anlatıyor: Birincisi, bu durumun sürdürülemez olduğunu fark etmiş olman. İkincisi ise özgürlük ve nefes alma ihtiyacın. Burada kurtulmak illa fiziksel olarak evi terk etmek anlamına gelmek zorunda değil, en azından şu an için. Önce zihinsel olarak kendini ayırabilmek çok önemli. Babanın sertliğini, kontrolcülüğünü ve sevgisizliğini “benim değerimle ilgili” değil, “onun sınırlılığıyla ilgili” olarak konumlandırman gerekir. Bu bakış açısı seni bir nebze de olsa içten korur.
Annenin tatlı biri olduğunu söylemen önemli bir detay. Eğer onunla konuşabileceğin küçük bir alan varsa, duygularını yumuşak ama net bir dille paylaşmayı deneyebilirsin. “Baba baskısı beni çok bunaltıyor, kendimi çok yalnız hissediyorum” demek bir suçlama değil, bir ihtiyaç ifadesidir. Her zaman beklediğin desteği alamayabilirsin ama denemek bile senin sesini duyurman açısından kıymetlidir. Eğer aile içinde bu mümkün değilse, dışarıda güvenilir bir yetişkinle konuşmak çok rahatlatıcı olabilir. Rehber öğretmen, okul psikolojik danışmanı ya da bir uzman; hepsi bu yükü tek başına taşımaman için var.
Şunu da bilmelisin: Bu evde yaşananlar senin tüm hayatın olmayacak. Şu an içinde bulunduğun şartlar seni tanımlamaz. Eğitim, iş ya da başka bir şehirde kuracağın yaşam; zamanla sana yeni kapılar açacak. Şu anki görevin “her şeyi çözmek” değil, kendini tamamen kaybetmeden bu dönemi atlatmak. Küçük hedefler koymak, kendine ait minicik alanlar yaratmak bile güç verir. Bir defter tutmak, yürüyüşe çıkmak, müzik dinlemek, hayal kurmak… Bunlar kaçış değil, hayatta kalma yollarıdır.
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Babasıyla gülememiş, sarılamamış pek çok kadın var ve bu onların sevgiyi hak etmediği anlamına gelmiyor. Senin değerin, bir babanın sana verebildiğiyle sınırlı değil. Şu an canın çok yanıyor olabilir ama bu, sonsuza kadar böyle kalacağı anlamına gelmez. Yardım istemen, sorgulaman ve “ben böyle yaşamak istemiyorum” demen senin içindeki güçlü tarafı gösteriyor. Yalnız değilsin ve bu hislerin geçerli. Nefes almaya devam et, kendin için bir gelecek hayal etmekten vazgeçme. Bu hayat sadece bu evden ibaret değil.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru olursa bizlere yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin. Aklına takılanları yorumlarda yazabilirsin. Kendine iyi bakman dileğiyle.
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Bulut Meditasyonu
Gerginlik – Rahatlama Tekniği
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.