Aile

Ailemle sıkıntı yaşıyorum

Gizli Kullanıcı27 Nisan 2026 18:10

Merhaba, ben 27 yaşındayım ve annem ve babam boşandı. Annem ve kardeşimle yaşıyorum. Küçüklüğümden beri hiçbir hareketim beğenilmezdi, sabahları genelde gergin uyanan birisiyim, küçüklüğümden beri ‘’bu ne sinir, dikkat çekmek için böyle yapıyosun” tarzında söylemlere maruz kaldım. Hasta olduğumda bile kızılırdı neden hasta oldun diye, ve bu sadece annem babam değil, teyzelerim tarafından da yapılıyordu. Kısacası sürekli dışlanıyordum gibi hissediyordum. Ve ben ne yapsam haksızdım, kardeşim ve kuzenlerim daha kötü şeyler yapsa da onlara hiçbir şey söylenmezdi. Bunlar tabii ki yıllarca içimde birikti ve bende kimseyi sevmeme ve saygı göstermeme gibi bir şey oluştu. Şu an yaşadığım her şeyde annemi suçluyorum, babam bir yerden sonra çok değişti ve daha ılımlı oldu, fakat annem hiç değişmedi. Her konuda, erkek arkadaşlarım konusunda, arkadaşlarım konusunda hangi sıkıntımı anlatsam hep beni suçlu buldu ve bana küçükken “benim gibi birisinden nasıl senin gibi bir çocuk çıktı” dedi. Büyüdüğümde ise yine benzer söylemler devam etti her tartışmamızda. Ben bir sıkıntımı anlattığımda bana “salak mısın” da dedi, dinlemediği de oldu. Şu an iş bulamıyorum, ve sınava hazırlanıyorum ve güzel giden bir ilişkim var, geçen gün sohbet ederken bunları konuşuyorduk ve bana “evlenmeyi düşünüyorsan sınavı kazanmalısın, erkek arkadaşın da bunu bekliyordur evlenmek için” dedi. Zaten sınav ve iş bulamama stresi beni sarmışken, bu daha da üstümde baskı oluşturuyor. Bir yanım annemi sevse de, onu suçlamaktan da geri duramıyorum. Elimde olsa muhtemelen asla görüşmem. Ne yapacağımı nasıl bir yol izleyeceğimi bilmiyorum

Bu soru 6 Mayıs 2026 11:34 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,


Anlattıklarınızı dikkatle okudum. Yaşadığınız şey yalnızca annenizle yaşanan sıradan çatışmalar gibi görünmüyor; uzun yıllara yayılan, kişinin kendilik algısını derinden etkileyebilen bir duygusal yaralanma örüntüsüne benziyor. Sürekli eleştirilmek, duygularınızın küçümsenmesi, hasta olduğunuzda bile ihtiyaçlarınıza öfkeyle karşılık verilmesi, kardeşleriniz ve kuzenlerinizle kıyaslanmanız ve ne yaparsanız yapın yetersiz hissettirilmeniz bir çocuğun iç dünyasında çok derin izler bırakabilir. Çünkü çocuklukta insan, kendisini önce bakım vereninin gözünden tanır. Eğer o göz sürekli kusur arayan, eleştiren, küçümseyen ya da görmezden gelen bir gözse, zamanla kişi kendi içine de aynı sesi yerleştirmeye başlar.


Bugün sabahları gergin uyanmanız, üzerinizde sürekli bir baskı hissi taşımanız, hata yapmaya karşı yüksek hassasiyet geliştirmeniz ya da kendinizi yaşamın farklı alanlarında kolayca suçlu hissetmeniz tesadüfi değildir. Bunlar çoğu zaman yıllar boyunca kişinin sinir sisteminin eleştiriye ve tehdit algısına karşı aşırı tetikte kalmasının sonucudur. Bir çocuk için evin güvenli bir alan olmaması, bedensel olarak büyüseniz bile ruhsal olarak sürekli savunmada kalma hâli yaratabilir.


Yazınızda dikkatimi çeken noktalardan biri, yaşadığınız kırgınlığa rağmen annenizi sevmeye devam ettiğinizi söylemeniz. Bu çok karmaşık bir duygudur ve birçok insan bunu yaşar. Bir ebeveyne karşı aynı anda hem sevgi hem öfke hissetmek mümkündür. Bu bir çelişki değildir. Çünkü zihniniz bir yandan bağ kurmak isterken, diğer yandan maruz kaldığı yaralanmaları unutamaz. Sizin yaşadığınız içsel çatışma da tam olarak burada oluşuyor olabilir. Bir yanınız onay görmek, anlaşılmak, koşulsuz kabul edilmek isteyen çocuk tarafınızı taşıyor. Diğer yanınız ise artık yeniden incinmek istemeyen, sınır koymaya çalışan yetişkin tarafınızı.


Annenize karşı yoğun suçlama hissetmeniz de anlaşılır. Çünkü kişi çocuklukta karşılanmamış ihtiyaçlarının kaynağını yetişkinlikte daha net görmeye başlar. Ancak burada önemli bir ayrım var: Onu suçlamak, yaşadıklarınızı anlamlandırma sürecinizin bir parçası olabilir; fakat uzun vadede bütün yaşam enerjinizi bu öfkenin içinde tutmak sizi içeride kilitli bırakabilir. Amaç annenizi aklamak değildir. Ama hayatınız üzerindeki etkisini fark edip bundan sonra kendi yaşamınızı onun bıraktığı izlerin belirlemesine izin vermemektir.


Size söylediği evlilik, sınav ve ilişkinizle ilgili cümle de oldukça baskılayıcı. Özellikle zaten yoğun stres altındayken, destek olmak yerine üzerinize performans baskısı bindiren bir yaklaşım, geçmişte yaşadığınız yetersizlik duygusunu yeniden tetiklemiş olabilir. Burada önemli olan şu: Bu sözler sizin gerçeğiniz olmak zorunda değil. Bunlar büyük ihtimalle onun kendi kaygılarının, başarı ve değer algısının size yansıması.


Şu an hayatınızda iki önemli alan var: sınavınız ve ilişkiniz. Bu dönemde en çok ihtiyacınız olan şey, dışarıdan gelen eleştirel sesleri mümkün olduğunca filtreleyebilmek. Bunun için annenizle her konuyu paylaşmak zorunda değilsiniz. Özellikle sizi kıran, küçümseyen ya da kaygınızı artıran tepkiler veriyorsa, hayatınızın bazı alanlarını onun yorumundan korumanız psikolojik bir sınır koyma biçimidir. Aynı evde yaşamak sınır koyamayacağınız anlamına gelmez. Bazen sınır, fiziksel mesafeden çok duygusal erişimi düzenlemekle ilgilidir.


Şu anda iş bulamıyor olmanız ve sınava hazırlanmanız zaten başlı başına zorlayıcı bir süreç. Bu dönemde kendinizi annenizin sesiyle değil, kendi gerçekliğinizle değerlendirmeye çalışmanız çok önemli. Sizin değeriniz bir sınav sonucu ya da iş bulma hızınızla belirlenmez. Bunlar yaşamın dönemsel süreçleridir.


Umarım yazdıklarım size faydalı olur. Eğer konuşmak veya soru sormak isterseniz burada olacağım. Görüşmek dileğiyle.

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular