Psk. Hamide Güven 
İstanbul
Psikodinamik terapi
Uzman Hakkında
Nişantaşı Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur derecesiyle mezun oldum. Lisans eğitimim süresince ve mezuniyetimin ardından farklı klinik kurumlarda stajlar yaparak saha deneyimi kazandım. Teorik bilgilerimi uygulama fırsatı buldum.
Mesleki gelişim yolculuğumda hem yetişkin hem de çocuk odaklı yaklaşımları benimsedim. Bu doğrultuda; Psikodinamik Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Rüya Çalışmaları üzerine yoğunlaşırken, çocuklarla çalışma alanında yetkinleşmek adına Oyun Terapisi eğitimini tamamladım. Tanı ve değerlendirme süreçlerinde ise MMPI ve Objektif Testler uygulama yetkinliğine sahibim.
Klinik çalışmalarımın yanı sıra, Psychology Times platformunda psikoloji alanında yazılar kaleme alarak güncel literatürü takip etmeye ve bilgi birikimimi paylaşmaya devam ediyorum.
Eğitim
- Nişantaşı Üniversitesi - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- Psikodinamik Psikoterapi Eğitimi
- Rüya Yorumlama Atölyesi Eğitimi
- Aktarım Odaklı Psikoterapi Eğitimi
- Kısa Süreli Çözüm Odaklı Psikoterapi Eğitimi
- MMPI Uygulayıcısı Eğitimi
- Oyun terapisi eğitimi
- Objektif testler eğitimi
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Psikodinamik Psikoterapi
Cevaplar (155)
Merhaba,Bu anlatımınızda tek başına “kaçınan bağlanma” demek yerine, kaygılı ve kaçınan tepkilerin aynı ilişkide birbirini takip ediyor olabileceğini düşünmek daha anlamlı görünüyor. Özellikle “onu çok seviyorum ama bazen sıkıcı buluyorum”, “benden soğuduğunu biliyorum ama böyle hissediyorum”, “yaklaşmak istiyorum ama yakınlaştıkça uzaklaşıyorum” şeklindeki ikilik dikkat çekici. Sevginizin azalmasından çok, ilişkinin sizin için anlamının ve yakınlık ihtiyacınızın son dönemde değişmiş olması da mümkün. Önceden partnerinizin sevgisini sık dile getirmesi sizi bunaltırken şimdi söylemediğinde terk edilme ya da soğuma ihtimali zihninizde daha fazla yer kaplıyor olabilir. Bu durumda partnerinizin davranışından çok, o davranışın sizde uyandırdığı anlam üzerinde çalışmak önemli. Arkadaşlarıyla dışarı çıktığında birden uzaklaşmanız da “toksik” olduğunuzu göstermez. Ancak bunu bir korunma biçimi olarak incelemek gerekir. Örneğin “O benden uzaklaştı → ben de önce ondan uzaklaşayım → böylece incinme ihtimalimi azaltayım” gibi farkında olmadığınız bir döngü oluşmuş olabilir. Ara verme isteğiniz de üzerinde durulması gereken bir nokta. Çünkü siz aslında ayrılmak istemediğinizi söylüyorsunuz. Belki ilişkiyi bitirmekten çok, ilişki içindeki yoğun duygudan kısa süreliğine uzaklaşmaya ihtiyaç duyuyorsunuz. Bir başka önemli nokta ise buluşmaya hazırlık süreciniz. Öğrenci olmanız ve o gün için para biriktirmek uğruna bugün zaman zaman temel ihtiyaçlarınızdan ödün vermeniz, ilişkinin kendisinden bağımsız olarak üzerinizde ciddi bir baskı oluşturuyor olabilir. “O gün güzel geçmeli, bunun için şimdiden fedakârlık yapmalıyım” düşüncesi, bugünkü hayatınızı askıya almanıza neden olabilir. Oysa sağlıklı bir buluşma, kendinizi tüketmeniz pahasına gerçekleşmek zorunda değil. Bu nedenle kendinize hemen “İlişkimden soğudum mu?” diye sormak yerine şunları ayırarak düşünmenizi öneririm: Partnerimi gerçekten istemiyor muyum, yoksa yakınlık kurduğumda ortaya çıkan kaygıdan mı uzaklaşıyorum? İlişkim mi sıkıcı geliyor, yoksa son dönemde hayatım genel olarak mı daraldı? Onun sevgisini mi istiyorum, yoksa onun beni sevdiğinden emin olmaya mı çalışıyorum?Bunların cevapları, yaşadığınız şeyin bağlanma örüntüsü mü, ilişkinin doğal bir dönüşümü mü, yoksa son dönemdeki stresinizin ilişkiye yansıması mı olduğunu anlamanıza yardımcı olabilir.
Merhaba,Babanızla ilişkinizin bugün geldiği noktayı yalnızca son yaşadığınız kavgıyla değerlendirmemek önemli. Geçmişte biriken kırgınlıklar, hayal kırıklıkları ve yaşanan çatışmalar, son kavgayla birlikte ilişkide bir kopuş hissi yaratmış olabilir. Babanızı geçmişte affetmiş olmanız, bugün yeniden aynı yakınlığı kurmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Aynı şekilde ameliyat geçirdiğinde yoğun bir üzüntü yaşamamış olmanız da onu hiç sevmediğiniz anlamına gelmez. Bazen uzun süre taşınan yoğun duyguların ardından kişi kendisini koruyabilmek için duygusal olarak uzaklaşabilir. Daha önce sizi çok etkileyen bir durumun artık aynı yoğunlukta etkilememesi, duygusuz olduğunuzdan çok, yorulmuş veya kendinizi korumaya geçmiş olabileceğinizi düşündürebilir. Ablanızın “bir gün öldüğünde pişman olursunuz” söylemi ise sizi gelecekte yaşayabileceğiniz bir duyguyla bugün karar vermeye itebilir. Oysa gelecekte ne hissedeceğinizi bugünden kesin olarak bilemezsiniz. Bu nedenle kararınızı yalnızca olası bir pişmanlık korkusuyla vermeniz gerekmiyor. Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: “Babamın ölebileceğini düşünmeseydim, şu anda onunla iletişim kurmayı gerçekten ister miydim?” Bu soru, kendi ihtiyacınızı başkalarının beklentisinden ayırmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca affetmek, yaşananları onaylamak ya da ilişkinin eski haline dönmesini kabul etmek değildir. Birini affetseniz bile sınır koyabilir, mesafenizi koruyabilir ve ilişkinizin biçimini yeniden belirleyebilirsiniz. Şimdilik kendinize “Babamı affetmeliyim” ya da “Onunla barışmalıyım” gibi bir hedef koymak yerine, “Babamla ilgili gerçekte ne hissediyorum ve benim için sağlıklı olan ilişki biçimi ne?” sorularına alan açmanız daha anlamlı olabilir. Nasıl hissetmeniz gerektiğine değil, gerçekten ne hissettiğinize izin vermeniz önemli.
Merhaba,Yaşadığınız durumun, geçmişte maruz kaldığınız kilo odaklı zorbalığın bugün bedeniniz ve yeme davranışınız üzerinde ciddi bir etki oluşturduğunu düşündürdüğünü söyleyebilirim. İnsanların kilonuz üzerinden sizi hedef alması sizin sorumluluğunuz değildir; ancak bu deneyimlerin sizde oluşturduğu utanç, kaygı ve yeniden zorbalığa maruz kalma korkusu zamanla kendinize yönelik cezalandırıcı davranışlara dönüşmüş olabilir. Özellikle yemek yedikten sonra yoğun pişmanlık hissetmeniz ve ardından kendinizi kusturmanız, yeme davranışı ile kusma arasında bir döngünün oluşmaya başladığını düşündürmektedir. Kusmanın kilo vermenize neden olduğunu düşünmeniz, bu davranışı anlaşılır veya güvenli hâle getirmez. Aksine, kusmanın kısa vadede bir rahatlama sağlaması davranışın tekrarlanmasını ve giderek güçlenmesini kolaylaştırabilir. Ayrıca tekrarlayan kusma; sıvı ve elektrolit dengesizlikleri, diş ve yemek borusunda hasar ve daha ciddi tıbbi komplikasyonlar gibi riskler taşıyabilir. Bu nedenle yeni başlamış olması önemli bir avantajdır; davranış yerleşmeden profesyonel destek almak uygun olacaktır. Burada yalnızca kilo verme davranışına değil, “yeniden zorbalığın kurbanı olmamak için bedenimi değiştirmeliyim” düşüncesine de çalışılması gerekir. Çünkü asıl sorun bedeninizin yeterince iyi olmaması değil, geçmişte yaşadığınız zorbalığın bugün kendinizi nasıl değerlendirmenizi etkiliyor olması olabilir. Bir psikiyatrist ve özellikle yeme davranışları konusunda deneyimli bir psikologla görüşmeniz uygun olacaktır. Görüşmede kusma davranışını, bir oturuşta çok yeme olarak tanımladığınız durumları, sonrasında yaşadığınız yoğun pişmanlığı ve kilo alma korkunuzu açıkça paylaşmanız önemlidir. Bu durum utanmanız gereken bir davranış değil; değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur.
Merhaba,Bence şu anda yaşadığınız şey, ilişkinizin devam edip etmemesiyle ilgili basit bir kararsızlıktan çok, ayrılığın yaratacağı suçluluk, özlem ve acıya dayanmakta zorlanmanızla ilgili. Çünkü anlattıklarınızdan ilişkinin son iki aydır sizi ciddi şekilde yorduğu, çok fazla tartışma yaşadığınız, karşı tarafın yaptığı hatalar gündeme geldiğinde konunun sürekli sizin geçmişte yaptığınız hataya döndüğü ve bunun sonucunda kendinizi sürekli suçlu hissettiğiniz anlaşılıyor. Buna rağmen ayrılmayı düşündüğünüzde onun yüzünü, başlangıçtaki güzel davranışlarını ve birlikte yaşadığınız güzel anları hatırlamanız çok anlaşılır. Fakat geçmişte güzel bir ilişkinizin olması, bugün bu ilişkinin sizin için sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bence burada kendinize sormanız gereken en önemli soru “Onu hâlâ istiyor muyum?”dan ziyade, “Onun üzülmeyeceğini ve ayrılığın onu kötü etkilemeyeceğini bilseydim, yine de bu ilişkide kalmak ister miydim?” sorusudur. Çünkü siz şu anda belki de ilişkide kalmayı istediğiniz için değil, ayrılığın yaratacağı suçluluk duygusundan kaçmak için tekrar tekrar barışıyorsunuz. Yan yana geldiğinizde her şeyin normale dönmesi de sizi yanıltabilir; yakınlık, alışkanlık ve birlikte geçirilen zaman o an için yaşadığınız kaygıyı bastırabilir. Fakat artık sevgi sözcüklerini kullanmak istememeniz, onun size söylediği güzel hitaplardan bile rahatsız olmanız ve içinizin bunları kabul etmemesi, içinizde ciddi bir kırgınlık ve duygusal uzaklaşma oluştuğunu düşündürüyor. Kendinizi eski hislerinize dönmeye zorlamanız gerekmiyor. Ayrıca onun üzülmesi sizin ilişkinizde kalmanız için bir gerekçe olmak zorunda değil. Birini sevmiş olmanız, onunla sonsuza kadar kalmanız gerektiği anlamına gelmez. Bir insanın sizden ayrıldığı için üzülmesi, sizin ona kötülük yaptığınız anlamına da gelmez. Belki de şu anda ihtiyacınız olan şey hemen bir karar vermekten çok, kendi acınızı da en az onunki kadar önemsemeyi öğrenmek. Çünkü siz de bu ilişkinin içinde uzun süredir acı çekiyorsunuz ve sizin iyi olmanız da en az onun iyi olması kadar önemli.