Psk. Hamide Güven 
İstanbul
Psikodinamik terapi
Uzman Hakkında
Nişantaşı Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur derecesiyle mezun oldum. Lisans eğitimim süresince ve mezuniyetimin ardından farklı klinik kurumlarda stajlar yaparak saha deneyimi kazandım. Teorik bilgilerimi uygulama fırsatı buldum.
Mesleki gelişim yolculuğumda hem yetişkin hem de çocuk odaklı yaklaşımları benimsedim. Bu doğrultuda; Psikodinamik Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Rüya Çalışmaları üzerine yoğunlaşırken, çocuklarla çalışma alanında yetkinleşmek adına Oyun Terapisi eğitimini tamamladım. Tanı ve değerlendirme süreçlerinde ise MMPI ve Objektif Testler uygulama yetkinliğine sahibim.
Klinik çalışmalarımın yanı sıra, Psychology Times platformunda psikoloji alanında yazılar kaleme alarak güncel literatürü takip etmeye ve bilgi birikimimi paylaşmaya devam ediyorum.
Eğitim
- Nişantaşı Üniversitesi - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- Psikodinamik Psikoterapi Eğitimi
- Rüya Yorumlama Atölyesi Eğitimi
- Aktarım Odaklı Psikoterapi Eğitimi
- Kısa Süreli Çözüm Odaklı Psikoterapi Eğitimi
- MMPI Uygulayıcısı Eğitimi
- Oyun terapisi eğitimi
- Objektif testler eğitimi
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Psikodinamik Psikoterapi
Cevaplar (37)
Merhaba,Anlattığınız durum birçok insanın uzun süreli ilişkilerde zaman zaman yaşayabildiği ama konuşulmadığında oldukça yıpratıcı hale gelebilen bir süreç Öncelikle şunu söylemek isterim: yaşadığınız bu yoğun şüphe ve zihinsel sorgulama hali sizi kötü biri yapmaz. Genellikle bu durum, kişinin ilişki içinde yaşadığı güven sarsılmalarının ve kaybetme korkusunun bir sonucudur. İlişkinizin başında güveninizin yüksek olduğunu söylüyorsunuz. Ancak zaman içinde yaşanan gitgeller ve partnerinizin geçmişteki bir ilişkisinin fark edilmesi zihninizde bir tehdit algısı oluşturmuş olabilir. İnsan zihni, bir kez tehdit hissettiğinde kendini korumak için sürekli veri toplamaya başlar. Bu yüzden onun söylediklerini irdelemek, davranışlarının altında anlam aramak veya o kızın nerede olduğunu araştırmak aslında zihninizin kontrol kazanmaya çalışma biçimi. Fakat paradoksal olarak bu araştırma ve kontrol çabası çoğu zaman rahatlatmak yerine kaygıyı daha da büyütür. Sürekli senaryo kurma durumu da bu döngünün bir parçasıdır. Zihin belirsizliğe tahammül etmekte zorlandığında boşlukları çoğu zaman en kötü ihtimallerle doldurur. Böylece ortada somut bir kanıt olmasa bile kişi kendini gerçek bir tehdit varmış gibi hissedebilir. Siz de bunu bataklık gibi tarif etmişsiniz çünkü düşünceler ne kadar çoğalırsa duygusal yoğunluk da o kadar artar. Bu noktada yardımcı olabilecek ilk adım, düşünceler ile gerçeklik arasındaki farkı fark etmeye çalışmaktır. Zihninizde beliren her ihtimal gerçek olmak zorunda değil. Bir düşüncenin zihninizde oluşması onun doğru olduğu anlamına gelmez bazen bu sadece kaygının ürettiği bir ihtimaldir. İkinci olarak, sürekli araştırma ve kontrol davranışlarını biraz azaltmaya çalışmak önemlidir. Çünkü o kişinin sosyal hayatını takip etmek veya karşılaşma ihtimallerini düşünmek beyninize sürekli tehdit var mesajı gönderir. Bu da kaygının devam etmesine neden olur. Bir diğer önemli nokta ise partnerinizle kurulan iletişimdir. Güven duygusu yalnızca içsel bir süreç değildir aynı zamanda ilişki içinde yeniden inşa edilen bir şeydir. Duygularınızı suçlayıcı bir dille değil, ben diliyle ifade etmek bazen rahatlatıcı olabilir. Örneğin “Son zamanlarda içimde açıklayamadığım bir güvensizlik hissi oluştu ve bu beni yoruyor” gibi bir paylaşım, hem sizi rahatlatabilir hem de partnerinizin süreci anlamasına yardımcı olur. Son olarak kendinize şu soruyu sormanız faydalı olabilir: Bu düşünceler ortaya çıktığında gerçekten bir kanıt mı görüyorum, yoksa zihnim olasılık mı üretiyor? Bu ayrımı fark etmek zamanla zihinsel döngüyü zayıflatabilir. Unutmayın, güven tamamen kaybolmuş bir şey olmak zorunda değildir çoğu ilişkide zaman zaman sarsılabilir ve yeniden inşa edilebilir. Şu an yaşadığınız şey yoğun görünse de, üzerinde çalışıldığında değişebilen bir süreçtir. Bana sormak istediğiniz başka bir soru olursa cevaplamak için burada olacağım. Sağlıcakla kalın. 🌿
Merhaba, Anlattığınız durum gerçekten çok zor bir duygusal deneyim. Sevdiğiniz bir insandan kavga ederek ya da kırılarak değil, koşullar nedeniyle ayrılmak daha da acı verici. Çünkü ortada bitmiş bir sevgi değil, yarım kalmış bir bağ var. Bu nedenle şu an kalbinizde hissettiğiniz boşluk, kopmuşluk ve yalnızlık duygusu oldukça anlaşılır. Sevdiğiniz bir insanla vedalaşmak, özellikle de sarılıp ağlayarak ayrılmak, zihinde ve bedende gerçek bir kayıp deneyimi yaratır. Bu yüzden şu an yaşadığınız şey aslında bir yas sürecine benzer. Bir ilişki bittiğinde insanlar çoğu zaman yalnızca partnerlerini değil, aynı zamanda onunla kurdukları günlük düzeni de kaybederler. Onunla konuşmak, gün içinde mesajlaşmak, bir şeyi paylaşmak… Bunların bir anda kesilmesi insana tutunacak dalı kırılmış gibi hissettirebilir. Siz de onu yalnızca sevgili olarak değil, aynı zamanda arkadaşınız olarak görmüşsünüz. Bu nedenle boşluk hissinin güçlü olması çok doğal. Şu an zihninizin sürekli “onu bir daha göremeyeceğim” düşüncesine gitmesi de oldukça normal. İnsan zihni ani kayıpları kabullenmekte zorlanır ve sürekli geçmişe dönme ya da yeniden görme isteği üretir. Bu bir zayıflık değil, bağlanmanın doğal bir sonucudur. Sevdiğimiz biri hayatımızdan çıktığında beynimiz bir süre onu hâlâ hayatımızın bir parçası gibi aramaya devam eder. Bu süreçte kendinize izin vermeniz çok önemli. Güçlü görünmeye çalışmak ya da hemen toparlanmak zorunda değilsiniz. Ağlamak, özlemek, boşluk hissetmek bu sürecin bir parçasıdır. Duygular bastırıldığında genellikle daha uzun sürer; fakat yaşandığında zamanla yumuşamaya başlar. Bir diğer önemli nokta ise şu: şu an hissettiğiniz yoğun acı, o insanla kurduğunuz bağın değerli olduğunu gösterir ama bu acı kalıcı değildir. İnsan zihni zaman içinde yeni bir denge kurma kapasitesine sahiptir. Bugün çok imkânsız gibi görünse bile, zaman geçtikçe kalbinizin bu kaybı daha farklı bir yere koyabildiğini fark edebilirsiniz. Şu anda yapabileceğiniz en koruyucu şeylerden biri, kendinizi tamamen yalnız bırakmamaktır. Güvendiğiniz bir arkadaşla konuşmak, günlük hayatın küçük rutinlerini sürdürmek, dışarı çıkmak veya zihninizi biraz dağıtabilecek şeylerle meşgul olmak iyileşme sürecini destekler. Bu, onu unutmak anlamına gelmez; sadece kalbinizin bu ayrılığı daha sağlıklı şekilde işlemesine yardımcı olur. Severken vazgeçmek zorunda kalmak gerçekten çok ağır bir deneyimdir. Ama bu durum sizin sevme kapasitenizin ne kadar güçlü olduğunu da gösterir. Zamanla bu yoğun acı biraz daha yumuşar ve şu an dayanılmaz gelen duyguların yerini daha sakin bir hatırlama hali alır. Eğer benimle tekrar konuşmak isterseniz bir şeyler anlatmaya ihtiyaç duyarsanız sizin için burada olacağım. Umarım yazdıklarım sizin için faydalı olmuştur. Görüşmek dileğiyle. 🌿
Merhaba,Anlattıklarınızdan oldukça yorulduğunuz ve bir süredir hem ilişkiyle hem de çevrenizde oluşan yanlış anlamalarla mücadele etmek zorunda kaldığınızı anlıyorum. Böyle durumlarda kişi çoğu zaman kendini sürekli açıklama yaparken, savunurken veya yanlış anlaşılmaları düzeltmeye çalışırken bulur. Bir süre sonra bu durum gerçekten çok yıpratıcı hale gelir. Bu yüzden geri çekilme ve kendinizi korumaya çalışma isteğiniz oldukça anlaşılır bir tepki. İlişkinin dinamiğine baktığımızda başlangıçta yoğun bir fedakârlık yaptığınızı söylüyorsunuz. İlişkilerde fedakârlık elbette vardır, ancak tek taraflı veya sürekli hale geldiğinde dengeyi bozabilir. Bir taraf sürekli anlayan, affeden veya tolere eden konumda olduğunda zamanla içsel bir yorgunluk oluşur. Siz de bir noktada kendinizi toparlayıp daha fazla fedakârlık göstermemeye karar vermişsiniz gibi görünüyor. Bu aslında birçok insanın yaşadığı bir sınır koyma sürecidir. Bazen bir kişi sınır koymaya başladığında çevredeki insanlar bunu “değişti, bencilleşti veya ego yaptı” şeklinde yorumlayabilir. Oysa bu çoğu zaman kişinin kendini koruma ve denge kurma çabasıdır. İnsanlar sizi eski rolünüzle tanıdığı için, o rol değiştiğinde anlamlandırmakta zorlanabilirler. Bir diğer zorlayıcı nokta ise araya giren üçüncü kişiler ve laf taşıma durumu gibi görünüyor. İlişkilerde en çok karmaşa yaratan şeylerden biri, doğrudan iletişim yerine dolaylı iletişimin devreye girmesidir. Şarkılı paylaşımlar, gönderme içeren sözler, başkalarından gelen yorumlar… Bunlar çoğu zaman gerçeği netleştirmek yerine daha fazla belirsizlik ve yanlış anlama üretir. Siz de bir noktada bunun içinde sıkışmış gibi hissediyor olabilirsiniz. Şu anda söylediğiniz “kendi yoluma devam etmek istiyorum” cümlesi aslında önemli bir içsel yönelim gösteriyor. Bazen insanın iyileşmesi, herkesin ne düşündüğünü açıklamakla değil, kendi sınırlarını netleştirmekle başlar. Her yanlış anlaşılmayı düzeltmek zorunda değilsiniz. Herkesin sizin hikâyenizi doğru bilmesi de her zaman mümkün olmayabilir. Aşk mı mantık mı fedakârlık mı sorusu ise çoğu zaman tek bir cevabı olan bir soru değildir. Sağlıklı bir ilişkide bu üç unsur genellikle dengede bulunur. Sadece fedakârlık varsa kişi tükenir. Sadece mantık varsa duygusal bağ zayıflar. Sadece yoğun duygu varsa da ilişki istikrarsız hale gelir. Şu anki süreçte kendinize biraz psikolojik mesafe tanımanız, sosyal çevredeki gerilimli iletişimlerden uzaklaşmanız ve kendi hayat ritminize dönmeniz oldukça koruyucu olabilir. İnsanlar bir süre sonra genellikle yeni bir gündeme yönelir ve bu tür döngüler kendiliğinden söner. Şunu da hatırlamak önemli: kendinizi korumak, sınır koymak ve yolunuza devam etmek bencillik değildir. Bu çoğu zaman ruhsal sağlığınızı korumanın bir parçasıdır. Şu anda yaptığınız şey biraz da bu gibi görünüyor. Eğer bana sormak istediğiniz başka bir şey olursa cevaplamak için burada olacağım. Görüşmek dileğiyle. 🌿
Merhaba,Duygularınızı bu kadar dikkatle sorguluyor olmanız aslında farkındalığınızın yüksek olduğuna işaret eder. İlişki içerisinde duygularınızın ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Bu durum her zaman sevgisizliğin göstergesi değildir; çoğu zaman zihinsel olarak analiz etmeye yatkın kişilerde görülen doğal bir süreçtir. Özellikle duygularını anlamlandırmaya çalışan kişiler bazen seviyor muyum yoksa sadece ilgiyi mi seviyorum? sorusuna takılabilir. Sevgi ile ilgi ihtiyacını ayırt etmek için bazı soruları kendinize sorabilirsiniz. Öncelikle partnerinizle birlikte olmadığınız zamanlarda onu yalnızca size gösterdiği ilgiyle mi hatırlıyorsunuz, yoksa onun kişiliğini, düşüncelerini, varlığını da özlüyor musunuz? Eğer aklınıza gelen şey sadece size iyi hissettiren davranışlarıysa, bu biraz daha ilgi ihtiyacına işaret edebilir. Fakat onun nasıl biri olduğu, neler düşündüğü, hayatının nasıl olduğu gibi yönleri de sizin için önemliyse bu genellikle daha derin bir bağın göstergesidir. Bir diğer nokta, partnerinizin iyiliğini sizin ilişkinizden bağımsız olarak da önemseyip önemsemediğinizdir. Sevgi çoğu zaman yalnızca bana ne hissettirdiği ile ilgili değildir; aynı zamanda onun iyi olmasını isteme duygusunu da içerir. Onun mutlu olması, gelişmesi, iyi hissetmesi sizin için değerliyse bu duygunun içinde sevgi olma ihtimali oldukça yüksektir. Sürekli sorgulama hali ise bazen duygunun yokluğundan değil, zihnin aşırı analiz etme eğiliminden kaynaklanır. Çok düşünen kişiler duyguları doğal akışında yaşamaktansa onları sürekli test etmeye çalışır. Bu da zaman zaman duygunun kendisini bulanıklaştırabilir. Duygular her zaman yüzde yüz net ve kesin hissedilmez; çoğu ilişkide zaman zaman kararsızlık ve belirsizlik yaşanr. Partnerinize karşı net konuşmamanız da doğrudan sevmediğiniz anlamına gelmez. Bazen insanlar karşı tarafı kırmamak, yanlış bir şey söylememek ya da kendi duygularından tam emin olamadıkları için açık konuşmakta zorlanabilirler. Bu durum çoğu zaman ilişkiyi koruma isteğiyle de bağlantılı olabilir. Kendinize şu soruyu sormanız yardımcı olabilir: Bu insan hayatımda olmasa sadece ilgisini mi özlerdim, yoksa onun varlığını mı? Bu sorunun cevabı genellikle duygunun yönünü biraz daha netleştirir. Bunun yanında kendinize zaman tanımanız da önemlidir. Sevgi bazen ani bir kesinlikten ziyade, birlikte geçirilen zaman içinde yavaş yavaş daha net hale gelen bir duygudur. Siz duygularınızı anlamaya çalışan, kendini gözlemleyen birisiniz; bu da aslında sağlıklı bir ilişki kurabilmenin önemli bir parçasıdır. Son olarak bu düşünceler sizde hangi durumlarda oluşuyor diye bakmanızı isteyeceğim sizden. Sizce bu düşünceleriniz ne gibi durumlarda tetikleniyor? Diğer insanlara karşı da bu tarz düşüncelere sahip misiniz? Aklınıza takılan ve sormak istediğiniz bir şey olursa cevaplamak adına burada olacağım. Şimdilik hoşçakalın. 🌿