aklıma sürekli olarak içinde bulunmak istemediğim durumlar ve kişilerin gelmesi
öncelikle bundan önceki eski sorumu görüyorsanız eğer sizden ricam lütfen onu da okuyarak bu yazacağım şeye bakmanız. çünkü içinde bulunduğum bu durumun içinde bir de beni ciddi rahatsız eden başka bir konu da bu anlatacağım konudur. hayatımda neredeyse 2 yıldır bir hayat arkadaşım nişanlım var. ilişkimizin ilk zamanlarında bu sorunu yaşamasam da sonrasında aklıma sürekli daha önce hayatımda olan kişi geliyor bazen bu durum çok sık yaşanıyor nişanlım yanımda olsun olmasın onunla bir şeyler yaşasak veya yaşamak bir dizi izlerken bile sürekli olarak birine benzeterek ister istemez aklıma geliyor bu aklıma geliş bir özlem ya da herhangi bir duygu barındırmıyor aksine ben artık bu düşüncelerin bu durumlardan kurtulup hayatıma rahat bir şekilde devam istiyorum. ben bunun bir kaygı bilincinde olarak davransam da bunu üstelemesem de yine de aklımdan çıkan ya da hayatımda bir sorun olmadan devam eden bir durum olmuyor.
Bu soru 19 Şubat 2026 09:15 tarihinde Psikolog Songül Çiğel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhabalar,
Sizi anladığımı belirterek başlamak istiyorum. Yazdığınız şey aslında birçok kişinin düşündüğünden daha yaygın olan ama çoğu insan bunu yüksek sesle söylemediği için “bende bir sorun var” gibi hissettiren bir durum. Öncelikle bu durum eski kişiye dair bir özlemden çok zihinsel bir takılma gibi görünüyor. Yani duygusal bağ hala sürüyor değil, zihnin geçmişten bir figürü referans noktası gibi kullanıyor. Bu genelde üç sebeple olur:
1. Zihin belirsizliği sevmez, tanıdık olanı çağırır.
İnsan beyni yeni ilişkilere alışırken, eski ilişkiyi bir karşılaştırma modeli gibi kullanabilir. Bu bilinçli bir kıyaslama değil; otomatik bir zihinsel reflekstir. Özellikle yeni ilişki ciddileştikçe (nişan gibi), zihin “bu durumdan emin miyim?” kontrolü yapar. Bu bir savunma mekanizmasıdır, ihanet ya da sevgi eksikliği değildir.
2. Bastırmaya çalıştıkça düşünce güçlenir.
Sen bu düşüncelerden kurtulmak istedikçe, beyin onları “önemli” sanıyor. buna ironi etkisi de diyebiliriz: “Bunu düşünmemeliyim” dediğin anda zihin onu daha sık getirir.
3. Bu bir duygu değil, bir düşünce alışkanlığı haline gelmiş olabilir.Yani mesele eski kişi değil; mesele zihnin o kişiyi otomatik bir çağrışım noktası yapmış olması. Tıpkı bir şarkının istemeden aklına gelmesi gibi.
Bunlara baktığımızda burada çıkardığımız kritik nokta şu:Bu düşünceler nişanlını sevmediğin anlamına gelmez.
Eski kişiyi özlediğin anlamına gelmez.
Bu, zihnin kaygı temelli kontrol davranışı olabilir.
Psikolojik olarak istemsiz düşüncelere yakın bir süreç aslında Bu düşüncelerle mücadele etmek yerine, terapide genelde şu yaklaşımı öneririz:
• Düşünce geldiğinde panik yapma
• “Neden geliyor?” diye analiz etme
• Suçluluk hissetme
• Onu kovmaya çalışma
Bunun yerine şunu düşün:
“Tamam, bu düşünce yine geldi. Demek ki beynim kaygı modunda. Geçmesine izin veriyorum.”
Direnç azaldığında sıklığı da azalır.Çünkü sorun düşüncenin gelmesi değil,senin onunla savaşmandır.Bu durum ilişki problemi değil, kaygı ve zihinsel kontrol ihtiyacıyla ilgili gibi görünüyor. Çözülebilir bir şeydir de bu.
Bundan sonra bu düşünce geldiğinde onunla mücadele etmek yerine içinden sadece şunu söyle:“Bu bir düşünce, gerçek değil. Zihnim şu an güven arıyor.”
Sonra bilinçli olarak dikkati bulunduğun ana ver: ortamda gördüğün bir nesneye, nişanlının sesine, dizideki sahneye… Yani düşünceyi kovma, ama peşinden de gitme. Bu yaklaşım zamanla beynine şunu öğretir:“Bu düşünce önemli değil.”Ve zihin önem vermediği şeyi tekrar tekrar getirmeyi bırakır.
Zihninin sana oyun oynaması, kalbinin yanlış yerde olduğu anlamına gelmez. Sen bu düşüncelerden rahatsız oluyorsan, bu zaten ilişkinin içinde kalmak istediğini gösterir. Bazen iyileşme, bir şeyi tamamen yok etmek değil; onun varlığıyla daha sakin yaşayabilmeyi öğrenmektir. Ve bu öğrenilebilen bir beceridir.
Sevgilerle🌸
Psikolog Songül Çiğel
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Objeye Odaklanma
Taşla Duyusal Farkındalık Egzersiz
çok güzel ve sade dille açıklanmış
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.
Yorumlar
Gizli Kullanıcı
durum 1 gibi değil benim düşüncelerim bir şeylerini karşılaştırmıyorum genelde ama zorlandığım bir süreç
21 Şubat 2026 14:46Gizli Kullanıcı
merhaba tekrar cevap veriyor musunuz bilmiyorum ama bu bahsettiğim şey eskiyle kıyaslamak vb değil hatta hatırlamak bile istemiyorum, bir oyuncağı, nişanlımın gülüşünü vb bile ona benzetiyorum günlerce bu anlar bu hafızalar ya da onunla geçirdiğim herhangi bi an o kadar net ki kafamda ama nişanlımla olan anılarımızı bile unutabiliyorum o kişi benim için güvenli hissettirmiyor ki nasıl böyle bir şey olabilir? anlatamadım ama umarım anlaşılabilmişimdir
23 Şubat 2026 02:08Psk. Songül Çiğel
Merhabalar tekrardan, evet yeniden cevap verebiliyoruz, birazcık geç cevaplıyorum sadece kusura bakmayın hemen sorunuza geçelim isterseniz, Öncelikle bir noktayı birlikte ayıralım istiyorum: Yaşadığın durum özlemek değil, kıyaslama da değil, hatta “onu istiyorum” da değil ise Yaşadığın şey bana daha çok zihnin istemsiz şekilde bir kişiyi referans noktası yapması gibi geldi. Umarım doğru anlayabilmiş ve ayırt edebilmişimdir. Eğer doğru ayırt edemediysem düzeltmeni memnuniyetle bekleyeceğim🫶🏻 Nasıl bir kişi referans noktası olabilir diye bakarsak aslında iki tane temel psikolojik mekanizma devreye giriyor burada İlki: Duygusal hafızanın gücü dediğimiz şey. Beynimiz güvenli olanı değil de, yoğun olanı daha net kaydediyor. Eğer geçmiş ilişkinde yoğun duygular, belirsizlik, iniş çıkış, stres ya da yüksek heyecan oldu ise ; bu anılar amigdala dediğimiz duygusal merkezde güçlü iz bırakıyor. Güvenli hissettirmemiş olması bu yüzden bir çelişki değil tam tersine, belirsizlik ve stres hafızada daha kalıcı bir etki yapar. Bu yüzden nişanlınla olan anıları unutman onu sevmediğin anlamına gelmiyor. Güvenli bağlanmada beynimiz alarm vermez. Bir Alarm durumu olmadığı için de beynimizde kayıt altında “hemen hatırlanacak/acil olacak” şekilde tutulmaz. İkincisi de zihnin takılma döngüsüdür: Baktığımızda sen bu düşünceleri istemiyorsun. Hatta onlardan rahatsız da oluyorsun ve nasıl olur hala aklıma gelir diye düşündüğünü anlıyorum. İşte tam da burada beynimiz aslında şunu yapıyor: “Demek ki bu konu önemli, o zaman kontrol etmeye devam edeyim.” Bunu baz alırsam bu artık bir kişi meselesi değil;zihnin kontrol etme alışkanlığı olmuş durumda. Bir oyuncağı, bir gülüşü, bir sahneyi benzetmen; bilinçli bir tercih gibi değil de bir çağrışım zinciri gibi . Zihnin bir benzerlik yakalıyor ve otomatik olarak o anı ile eşleştiriyor. Buna bakarsak bu durum şuna da benzer: Yeni bir araba modelini fark etmeye , hoşuna gitmeye başladığında her yerde onu görmeye başlamak gibi. Araba miktarı artmıyor, ona ettiğin dikkatin artıyor. “Güvenli hissettirmiyordu, nasıl böyle oluyor, sürekli aklıma geliyor ?” diyorsun o noktaya bakarsam da yoğun ilişkilerde beynimiz kişiyi değil, o ilişkideki yaşadığımız uyarılmışlık halini kaydeder. Bu bir özlem olmak durumunda değildir. Bu bir tamamlanmamışlık ve yoğunluk izi olabilir. Bu aslında sevgi sayılmaz .bir sinir sistemi izi sayılır. Bir öneri olarak şunu söyleyebilirim. Bir süre bu düşüncelerin anlamını çözmeye çalışma, diğer mesajımızda da buna benzer bir öneride bulunmuşum aslında temeli aynı olduğu için benziyorlar.Çünkü her analiz her düşünce, o döngüyü besler. Döngüyü beslememek için de Düşünce geldiğinde sadece şu şekilde bir çizgi çek : “Bu benim geçmişimden kalan bir sinir sistemi izi. Şu anki gerçeğim değil.” Bundan sonrasında ise hiçbir yorum yapmadan, düşünmeden açıklamadan hayatına devam et. Zihnin bir kişiyi sık hatırlaması, kalbinin hâlâ orada olduğu anlamına gelmez. Bazen beynimiz güvenli olanı değil, yoğun olanı saklar. Ve alışkanlıklar oluşur alışkanlıklar, üzerine savaşarak değil; üzerine sakin kalarak söner. Sevgilerimle🌸
28 Şubat 2026 17:48