Ani ölümden korkuyorum
yakın zamanda bir yakınımızı genç yaşta kaybettik. hayatım boyunca pek çok cenazeye katıldım ve ölümü normalleştirdiğimi düşünüyordum ancak bu kayıp bana çok ağır geldi. genç ölüm sadece bir hikaye gibi gelirdi ve bizim başımıza gelmez diye düşünürdüm. ancak bunun garantisi olmadığını fark ettim. ailemi bu şekilde ani bir olayla kaybetme korkum başladı. hiçbir sebep yokken bu aklıma geliyor ve ağlamaya başlıyorum bu duyguyu nasıl kontrol altına alabilirim bilmiyorum. şu an lise öğrencisiyim ve ani bir kayıpla hayatımın dönüm noktalarında yanımda olmazlar diye çok kaygılanıyorum
Bu soru 22 Ocak 2026 23:57 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yazdıklarınızdan, yaşadığınız kaybın sizi ölüm fikriyle ilk kez bu kadar doğrudan ve sarsıcı bir yerden yüzleştirdiği anlaşılıyor. Daha önce cenazelere katılmış, ölümü zihinsel olarak normalleştirmiş olsanız bile; genç yaşta ve ani bir kayıp yaşandığında insanın güven duygusu kolayca zedelenebiliyor. “Bize olmaz” diye düşünülen bir ihtimalin gerçekleştiğini görmek, zihnin alarm sistemini devreye sokuyor. Bu yüzden aklınıza durduk yere görüntüler geliyor, içiniz daralıyor, ağlamaya başlıyorsunuz. Bu durum bir zayıflık değil; yasla birlikte artan kaygının doğal bir tepkisi.
Şu anda yaşadığınız korku, sevdiklerinize ne kadar bağlı olduğunuzu ve onların hayatınızdaki yerinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Zihniniz sizi korumak isterken sürekli senaryolar üretiyor, “hazırlıklı olayım” düşüncesiyle olası felaketleri gözünüzün önüne getiriyor. Özellikle hayatın dönüm noktalarındayken, ailenin yanınızda olmasına duyulan ihtiyaç daha görünür hale geliyor ve bu da kaygıyı besliyor. Burada fark edilmesi gereken nokta şu: Zihnin ürettiği bu düşünceler birer olasılık değil, korkunun diliyle yazılmış senaryolar. Hissettiğiniz duygu gerçek; fakat bu düşüncelerin şu an gerçekleştiğine dair bir kanıt yok.
Amaç korkuyu tamamen ortadan kaldırmak değil; onun hayatınızı yönetmesine izin vermemek. Kaygıyla mücadele etmek yerine onu düzenlemek, yavaşlatmak ve sınırlandırmak daha işe yarar. “Bunu düşünmemeliyim” demek çoğu zaman ters etki yaratır. Bunun yerine “Şu an zihnim beni korkutmaya çalışıyor ama bu bir düşünce” demek, mesafe yaratır ve duygunun yoğunluğunu azaltır.
Uygulayabileceğiniz küçük ama etkili bir egzersiz önermek istiyorum:
Kaygı yükseldiğinde bulunduğunuz ortama odaklanın. Gördüğünüz üç şeyi, duyduğunuz iki sesi ve temas ettiğiniz bir şeyi fark edin.
Ardından içinizden “Şu an güvendeyim, bu bir düşünce” cümlesini tekrarlayın.
Düşünceyi kovalamaya çalışmadan, geçmesine izin verin ve dikkatinizi tekrar bulunduğunuz ana getirin.
Buna ek olarak gün içinde belirli bir zamanı kaygı zamanı olarak seçebilirsiniz.
Kaygı günün başka bir anında geldiğinde kendinize “Bunu daha sonra düşüneceğim” deyin.
Zihnin her an tetikte kalmak zorunda olmadığını öğrenmesi için bu yöntem oldukça etkilidir.
Şu an yaşadığınız yoğunluk kalıcı olmak zorunda değil. Yas zamanla yer değiştirir, kaygı ise doğru şekilde ele alındığında daha yönetilebilir hale gelir. Sevdiklerinizi kaybetme korkusu, onları kaybedeceğiniz anlamına gelmez. Bu korku şu an sizin taşıdığınız bir duygu; geleceğin kesin bir habercisi değil. “Kaygı, gelecekte olacaklardan değil; şu anda taşıdığımız düşüncelerden beslenir.”Yalnız değilsiniz ve bu sürecin içinde daha dengeli hissetmenin yolları var.
Alta da önerdiğim gevşeme egzersizini gün içinde stres ve kaygı geldiğinde deneyebilirsiniz.
Ben burada olacağım, istediğiniz zaman yazabilirsiniz, sevgiler...
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Gerginlik – Rahatlama Tekniği
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.