anksiyete
Merhabalar, ben 22 yaşındayım. Birkaç kez hoşlandığım kızlar oldu ama ya açılamadım ya da ret yedim. Temizliğime ve giyimime hep dikkat etmişimdir .Ağzım da laf yapar, mahzur görün.Ne kadar dikkat etsem de bir türlü ruh eşimi bulamadım ve sevgilim olmadı. Bilmiyorum, benden hoşlanan olup da görmemişimdir. Mesela bir gün kafede arkadaşlarımla tatlı yemeye gittik. Yanımızda da bir kız grubu oturuyordu ve aralarından birisiyle göz göze geldik. Ben de içten bir şekilde kızla bakışıyorum. Bön bön bakmıyordum, arada arkadaşımla sohbet ediyorum. Sonra onlar ayrıldı, hesabı ödeyecekler. Arkadaşım da bana "Kanka gitsene yanına." dedi. Anksiyet o sırada tavan yaptı ve kızla sohbet edemedim. Çünkü daha öncesinde yaşadım bir kız da uzaklaştı. Şimdi size soruyorum, sevgili psikoloğumuz: "Nerede hata yaptım?"
Bu soru 17 Mart 2026 15:50 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızı okurken hem kaygınızın sizi zaman zaman ne kadar zorladığını hem de gerçekten derin ve anlamlı bir bağ kurma isteğinizin güçlü olduğunu hissettim. Öncelikle bilmenizi isterim ki, anlattığınız durum bir “hata” değil. Birine açılmak, reddedilmek ya da adım atmaya çalışıp kitlenmek, kendinizi haksız yere yüklemenize sebep olabilir. Ama siz, temizliğinize ve giyiminize gösterdiğiniz özen, sohbet etme yeteneğiniz ve ilişkilere verdiğiniz önemle, aslında ne kadar dikkatli ve hazır olduğunuzu gösteriyorsunuz; bu çok değerli bir özellik.
Kafede yaşadığınız anı düşündüğümde, hissettiklerinizi çok iyi anlayabiliyorum. Daha önce hoşlandığınız birine yaklaşamamak ya da beklediğiniz gibi sonuçlanmayan deneyimler, zihninizde “Ya reddederse?”, “Ya rezil olursam?” veya “Ya yine uzaklaşırsa?” gibi kaygıları tetiklemiş olabilir. Bu tamamen normal bir tepkidir. Aslında kaygı, beynimizin bizi olası risklerden korumak için geliştirdiği bir mekanizmadır; geçmiş deneyimlerimizi hatırlatıp “bir dahaki sefere dikkatli ol” sinyali verir. Sorun, kaygının sizi aşırı şekilde kontrol etmeye başlamasıdır ve bu da adım atmanızı engelleyebilir. Burada eksik olan bir şey değil, insan olmanın doğal bir parçasıdır.
Kaygıyı yönetmenin ilk adımı, onu fark etmek ve yargılamadan gözlemlemektir. Kendinize nazik davranmak, “Bu kaygı sadece beynimin bana uyarı vermesi” diye düşünmek, süreci daha yönetilebilir hâle getirir. Küçük adımlarla başlamak da önemlidir; bir bakış, bir gülümseme veya kısa bir selam bile özgüveninizi güçlendirir. Kendinize destekleyici cümleler kurabilirsiniz: “Sadece tanışacağım, yanlış yaparsam da sorun değil.” Karşı taraf her zaman olumsuz tepki vermek zorunda değildir ve verirlerse de bu sizin hatalı olduğunuz anlamına gelmez. “Ya rezil olursam?” gibi düşünceler çoğu zaman gerçeği yansıtmaz; bunlar zihninizin sizi korumaya yönelik oyunlarıdır.
Önceki deneyimler, gelecekteki tüm deneyimlerinizi belirlemez. Her karşılaşma yeni bir fırsattır.
Unutmayın, ilk adımı atmak çoğu zaman en zor kısmıdır ve siz zaten bu cesareti gösteriyorsunuz. Kendinize gösterdiğiniz anlayış, farkındalık ve küçük adımlar sayesinde kaygınız zamanla azalacak ve ilişkilerde daha özgüvenli hissedeceksiniz.
Sözlerimi bitirirken bir soruyla bitirmek isterim: “Ben adım atmaya çalışırken beni durduran şey bana ne söylüyor?” Bu sorunun cevabını yakaladıkça, sizi durduran ve kaygıya sebep olan etkeni daha iyi görebilir ve karşı tarafla daha rahat, daha gerçek temaslar kurabilirsiniz.
Tekrardan yazmak, sormak ve danışmak istediğiniz herhangi bir konu olursa bana buradan veya profilimden her zaman ulaşabilirsiniz.
Sevgiyle Kalın,
Psikolog Ecem Bakıner
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.