Psikoloji

Anksiyetenin Fiziksel ve Ruhsal belirtileri

Gizli Kullanıcı6 Nisan 2026 23:25

Özet olarak anlatayım mı neyim var

1-doğuştan Konjenital adrenalin hiperplazi hastası olarak dünyaya gelmişim bebeklikten beri kortizon ve cortinef kullanıyorum bebekliğim ve çocukluğum hep böyle geçti hastanelerde çok sık hastalanıyordum ama bunlar bişey değildi kortizon kullandığım için stresle alakalı bi hastalığım var kısacası 9-10 yaşıma kadar böyle oldu ama hiç stresli hissetmedim kendimi 10 yaşımda bir gece pazartesi sabahı Babamı Gözlerimin önünde kalp krizinden kaybettim küçücük ellerimle babama kalp masajı yaptım ve vefat etti 11 yaşımda gözümün üstünde baskı sersemlik buldu biraz ve 10 tane doktorlara gittim ve bişeyim çıkmadı babamı kaybetmek travmasından. Yine her şey düzeldi derken hormon problemi çıktı testesteron üretmemesi ve yaşıtlarım gibi gelişemediğim için ağlayıp ağlayıp duruyordum ve 5 Nisan 2019 da yani 7 yıl öce aniden bir sersemlik hiç yaşamadığım kalp çarpıntısı tansiyon yükselmesi derken aldı başını gitti 2019-2026 hâla geçmiyor antidepresan kullanıyorum 4 yıldır bazen diyorum bak geçti yine tekrarlıyor 2-3 gün yutmasam diyorum yeniden geri geliyor belirtiler testesteron derken şuan tedavide anksiyete 4 yıldır bazen kesintili olarak tedavide ama bana şunu söyle ailem diyordu 7 yıldan beri bizi bitirdin 50-60 doktorlara gittik hâla kendi gelmiyorsun bizi öldürcen diyorlar gör halimi b ama insan o panik halinde iken o anksiyete krizinde kendini kontrol edemiyor hiç bir şey yok. Bunlar anksiyetenin oyunu bile diyemiyor deliriyorum yada kötü bişey olucak diyorum genellikle mevsim değişiklerinde çok şiddetleniyorlar hap kullansam bile

Bu soru 15 Nisan 2026 20:47 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,


Sizin yaşadıklarınızı tek bir başlık altında geçiştirmek doğru olmaz; tablo daha bütünlüklü bir şekilde anlaşılmalı. Siz doğuştan gelen bir fiziksel hastalıkla (konjenital adrenal hiperplazi) büyümüşsünüz, uzun süre kortizon kullanmışsınız ve bu durum zaten vücudunuzun stres sistemini (adrenalin–kortizol dengesi) hassas hale getirir.


Bunun üzerine 10 yaşında babanızı gözlerinizin önünde kaybetmeniz çok ağır bir travma. Küçük yaşta böyle bir kayba tanık olmak, üstelik müdahale etmeye çalışmak, zihinde ve bedende derin bir iz bırakır. Sonrasında yaşadığınız sersemlik, baskı hissi gibi şikâyetlerin bir şey çıkmaması aslında sık gördüğümüz bir durumdur; çünkü bu belirtiler çoğu zaman travmanın ve kaygının bedensel yansımalarıdır.


Ergenlik döneminde yaşadığınız hormon problemleri ve yaşıtlarınızdan farklı gelişmek de sizin için ayrı bir stres kaynağı olmuş. Yani hem fiziksel hem psikolojik olarak uzun süreli bir yük taşımışsınız. 2019’da başlayan ani çarpıntı, tansiyon yükselmesi, sersemlik gibi belirtiler ise çok tipik bir panik atak başlangıcına benziyor. Bu noktadan sonra bedeniniz adeta alarmda kalmayı öğrenmiş.


Şu an yaşadığınız durum büyük ihtimalle kronik anksiyete + panik atak döngüsü ve buna eşlik eden travma sonrası hassasiyet. Yani sizin beyniniz tehlike yokken bile tehlike varmış gibi alarm veriyor.


Şunu net söylemek gerekir: Siz “kontrolsüz” ya da “deliriyor” değilsiniz. Panik anında böyle hissetmeniz, bu durumun doğasından kaynaklanır. O an beynin mantıklı kısmı geri planda kalır, alarm sistemi öne geçer. Bu yüzden bir şey yok diyememeniz çok normal. Bu sinir sisteminin öğrenilmiş bir tepkisidir.


İlaç konusuna gelince: Antidepresanları birkaç gün bırakınca belirtilerin geri gelmesi de beklenen bir durumdur. Bu ilaçlar düzenli kullanıldığında etkilidir; kesip başlamak sinir sistemini daha da dengesiz hale getirebilir. Bu yüzden mutlaka bir psikiyatri doktoru eşliğinde, düzenli ve planlı kullanılmalıdır. Ancak şunu da bilmek önemli: İlaçlar tek başına yeterli olmaz. Sizin yaşadığınız durumun içinde travma, beden hassasiyeti ve düşünce kalıpları var. Bu yüzden psikoterapi, özellikle travma odaklı terapi, tedavinin çok önemli bir parçasıdır.


Ailenizin söyledikleri ise sizi daha da zorlayan bir unsur olmuş. “Bizi bitirdin” gibi cümleler, sizin zaten suçluluk ve çaresizlik hissinizi artırır. Oysa sizin yaşadığınız şey isteyerek yaptığınız bir durum değil; siz de kendi başınıza bir mücadele veriyorsunuz aslında.


Bu döngüden çıkmak için aktif bir şekilde tedaviye katılmanız, kaçınma ve korku döngüsüyle yüzleşmeniz gerekiyor. Yani bu tamamen sizin elinizde olmayan bir şey değil; ama tek başınıza irade ile çözülecek bir şey de değil.


Mevsim geçişlerinde artması da çok yaygındır; çünkü hem hormon dengesi hem de beden ritmi değişir, bu da hassas sinir sistemini tetikleyebilir.


Doğru yaklaşım: düzenli ilaç takibi, terapi ve yavaş yavaş korkulan durumlarla güvenli şekilde yüzleşme. Sizde bir şey var ama adı konulamıyor değil; aslında parçaları net olan bir tablo var. Eğer konuşmak isterseniz veya sormak istediğiniz bir şey olursa burada olacağım.


Görüşmek dileğiyle.

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular