• Anasayfa
  • Sorular
  • Arkadaşlarla ilgili kaygı, akşamları artan çarpıntı, yalnızlık hissi ve böyle kalma korkusu.
Sosyal Hayat

Arkadaşlarla ilgili kaygı, akşamları artan çarpıntı, yalnızlık hissi ve böyle kalma korkusu.

Gizli Kullanıcı9 Ocak 2026 19:53

Ben küçüklüğümden beri çok sosyal bir insan değilim. Genelde sadece okulda vakit geçiriyorum. İlkokuldan beri hep kendi cinsimle, yani erkeklerle takılıyordum. Kızlar beni pek sevmezdi. Liseye geçtiğimde de ilk başlarda yine erkeklerle takıldım ama sonra kızlar bana daha iyi davranmaya başlayınca kız grubuna dahil oldum.

Şimdi lise sona geçtim ama kız arkadaşlıkları kendi cinsinle kurduğun arkadaşlık gibi olmuyor. Bu durum geçen sene beni biraz rahatsız etmeye başlamıştı, bu sene ise iyice batmaya başladı. Takıldığım kızların bazı hareketleri de beni rahatsız ediyor. Özellikle son 3–4 haftadır bu konulara çok fazla takıyorum.

Sınıfımızda benden başka 3 erkek daha var. Bunlardan ikisi çok yakın arkadaş. Tabii hepsinin okul dışında da bir hayatı var, sevgilileri var. Benim hiç sevgilim olmadı. Ayrıca onlara göre daha çekingenim. Bu yüzden kendimi geri kalmış hissediyorum. Tipimi beğenmiyorum, özgüvenim yok. Bunlar beni çok üzüyor. Normalde bu kadar takmıyordum ama son zamanlarda içim hiç rahat değil.

Son iki haftadır sınıftaki erkeklerle daha yakınız. Eskisine göre en azından. Sadece ben değil, kız grubum da onlarla yakınlaştı. Okulda kızlı erkekli karışık muhabbet etmeye başladık. İlk başta hoşuma gitti çünkü kendi cinsimle konuşmak iyi geldi. Ama yine de tam samimi değiliz. Özellikle o iki erkek çok iyi arkadaş; onları görünce hem özeniyorum hem kıskanıyorum. Çok rahat konuşuyorlar, şakalaşıyorlar. Ben onlar gibi değilim. Ayrıca okul dışında da ayrı hayatları var.

Kızlar erkeklerle daha rahat ve samimi konuşabiliyor. Ben eskisine göre daha rahat olsam da hâlâ o kadar değilim. Sınıfta oturduğum yer yüzünden tam bir çemberin içine de giremiyorum. Sevgili muhabbeti döndüğünde kızlı erkekli çok kaynaşıyorlar. Onları gördükçe üzülüyorum, kırılıyorum. Fiziksel olarak beni dışlamıyorlar ama arkamdan konuşuluyordur diye düşünüyorum.

Yine de erkeklerle eskisine göre daha çok konuşuyorum. Aşırı samimi olmasak da muhabbetler arttı. Mesela dün okula girmedik, kızlı erkekli kafeye gittik ve bayağı eğlendik. Kendimi dışlanmış hissetmedim. Herkes ortama dahildi.

Ama bugün okul çıkışı iki erkek yemeğe gidecekti. Kızlar da bir şekilde dahil oldu. Erkeklerden biri rahatsız olmuş gibi hissettirdi. Belki planı bozulduğu için canı sıkılmıştır, bilmiyorum. Diğeri iyiydi. Ayrıca kızlardan biri sürekli cıvık cıvık hareketler yapıyor, bu beni rahatsız ediyor. Erkekleri de rahatsız ediyor olabilir.

Asıl konu şu: Haftam genelde bir mutlu bir mutsuz geçiyor. Eve gidince, günüm ne kadar iyi geçerse geçsin, kalp çarpıntısı, boğazımda düğümlenme oluyor. Son 3 gündür ağlama isteği geliyor. Önceden sadece gece yatakta ağlıyordum, şimdi okulda da yansımaya başladı. Kimse görmüyor ama gözlerim doluyor.

Bu hisler yılbaşında başladı. O gün herkesin bir yılbaşı planı vardı. Arkadaşlarıyla ya da sevgilileriyle geçirdiler. Ben evdeydim. Kızlar da evdeydi ama özellikle erkeklerin çok sosyal ve mutlu olduğunu düşünüyorum. Onlara özeniyorum. Sosyal hayatları var gibi geliyor.

Şimdi yakınlaşıyoruz ama içimde sürekli “Ya istemiyorlarsa, ya onları sıkıyorsam?” hissi var. Kızların erkeklerle benden daha samimi konuşması da beni kıskandırıyor. Benim istediğim samimiyeti onların benden daha hızlı kurması çok üzüyor beni. Çünkü ben bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Son iki haftadır gerçekten çok depresif hissediyorum.

Daha anlatacak çok şey var ama şu an aklıma gelmiyor. Nereye yazacağımı da bilemedim.

Bu soru 10 Ocak 2026 10:08 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Yazdıklarını büyük bir dikkatle okudum. Anlattıkların çok anlaşılır, çok insani ve yalnızca “senin başına gelen tuhaf bir durum” değil. Yaşadığın şeyler, özellikle ergenliğin sonuna yaklaşırken, sosyal kimliğin, ait olma ihtiyacının ve kendilik algının yeniden şekillendiği bir dönemde oldukça sık görülür. Sen bunu fark edip bu kadar detaylı, dürüst ve içten bir şekilde ifade edebiliyorsan, bu zaten duygusal farkındalığının ve içgörünün ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesi.


Söylediklerinden şunu anlıyorum: Uzun zamandır sosyal ilişkiler senin için hem çok kıymetli hem de çok yorucu bir alan. Bir yandan ait olmak, samimi olmak, “ben de varım” demek istiyorsun; diğer yandan reddedilme, sıkıcı bulunma, istenmeme ihtimali seni sürekli tetikte tutuyor. Bu ikilik insanın içinde ciddi bir gerilim yaratır. Gün içinde nispeten iyi geçen anların bile akşam eve gelince kalp çarpıntısı, boğazda düğüm, ağlama isteğiyle yer değiştirmesi tam da bu bastırılmış gerilimin bedensel olarak kendini göstermesidir. Yani bedenin, gün boyu taşıdığın duygusal yükü akşam sana hatırlatıyor.


Arkadaşlık geçmişine baktığımızda, küçük yaşlardan beri kendi cinsinle daha rahat ilişki kurduğunu, karşı cinsle ve özellikle “grup içi dinamiklerde” kendini daha güvensiz hissettiğini söylüyorsun. Bu bir eksiklik değil, bir öğrenme biçimi. Sosyal beceriler doğuştan tam paket gelmez; temasla, tekrarlarla, bazen de zorlanarak gelişir. Sen şu an tam da bu öğrenme aşamasının içindesin. Ancak zihnin bunu “geri kalmışlık”, “yetersizlik”, “herkes benden ileride” gibi sert etiketlerle yorumladığında, doğal bir gelişim süreci bir tehdit algısına dönüşüyor.


Özellikle kıyas konusu çok dikkat çekici. O iki erkeği izlerken hem özenip hem kıskanman, onların rahatlığını ve sosyal hayatlarını kendinle karşılaştırman çok anlaşılır. Ama burada önemli bir nokta var: Sen dışarıdan yalnızca sonucu görüyorsun, süreci değil. Onların o rahatlığı belki yıllardır kurdukları bağların, belki defalarca yaşadıkları reddedilmelerin, belki de senin bilmediğin başka zorlanmaların sonucu. Zihin ise bunu “onlar doğal, ben problemliyim” şeklinde sadeleştiriyor. Bu sadeleştirme gerçeği yansıtmıyor, ama kaygıyı büyütüyor.


Kızların erkeklerle senden daha hızlı samimi olması seni özellikle yaralıyor gibi görünüyor. Burada yalnızca sosyal bir kıskançlık değil, “ben yetersizim” inancının tetiklendiğini hissediyorum. Oysa samimiyet tek bir hızda, tek bir biçimde kurulmaz. Bazı insanlar daha dışavurumcu, bazıları daha gözlemci, bazıları daha temkinlidir. Senin daha yavaş ısınman, daha çok düşünüp tartman, aslında ilişkilerde derinlik kurma potansiyelinin yüksek olabileceğini de gösterir. Ama şu an kendine bu tarafını görme izni vermiyorsun.


Akşamları artan çarpıntı, boğazda düğümlenme, ağlama isteği gibi belirtiler genellikle “tehlikedeyim” algısıyla ilişkilidir. Sosyal olarak dışlanma korkusu, insan beyni için ilkel bir tehdit gibidir çünkü ait olmamak, yalnız kalmakla eşleşir. Senin “ya böyle kalırsam” düşüncen tam da bu noktadan besleniyor. Bu bir kehanet değil, bir korku. Korkular geleceği anlatmaz; sadece şu anki yükün ne kadar ağır olduğunu gösterir.


Yılbaşı senin için bir kırılma noktası olmuş gibi. Herkesin planlı, mutlu, kalabalık olduğu düşüncesi senin yalnızlığını daha görünür kılmış. Burada da zihin yine seçici davranmış: Evde olan kızları değil, dışarıda olan erkekleri merkeze almış. Çünkü senin canını en çok acıtan yer orası. Zihin, acıyan yeri büyütme eğilimindedir.


Sen şu an “yakınlaşmaktan kaçan” biri değilsin. Aksine, zorlanmana rağmen kafeye gitmişsin, karışık grupta bulunmuşsun, muhabbetlere dahil olmuşsun. Bu çok kıymetli. Kaygıya rağmen hareket edebilmek ciddi bir güçtür. Sen bunu yapıyorsun ama kendine hiç kredi vermiyorsun. Sürekli “yetmedi, yeterince iyi değil” diyorsun.


Senin hem duygusal hem bedensel hem de düşünsel düzeyde yoğun bir yük taşıdığını görüyorum. Bu yüzden şu anda kendinle ilgili büyük kararlar vermek, “ben böyleyim” gibi kesin yargılara varmak yerine, bu süreci destekle geçirmeye ihtiyacın var. Eğer bu çarpıntılar, ağlama atakları ve çökkünlük hali artarsa ya da günlük işlevini daha çok etkilemeye başlarsa, bir psikologla yüz yüze ya da online olarak düzenli görüşmeni, gerekirse bir psikiyatri değerlendirmesiyle de destek almanı çok önemserim. Bu bir zayıflık değil; kendini ciddiye aldığının göstergesidir.


Son olarak şunu söylemek istiyorum: Sen duygularını bu kadar net ifade edebilen, ilişkileri önemseyen, kendini gözlemleyebilen birisin. Bu özellikler “sosyal olmayan” birinin değil, derin bağ kurma kapasitesi yüksek birinin özellikleri. Şu an zorlanıyor olman, böyle kalacağın anlamına gelmez. Bu bir geçiş dönemi ve sen bu dönemi farkındalıkla yaşıyorsun. Bu çok değerli.


Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru olursa bizlere yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin. Aklına takılanları yorumlarda yazabilirsin. Kendine iyi bakman dileğiyle.


Sevgiler,

Psikolog Betül Canbel

💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler

1
4-7-8 Nefes Tekniği
4-7-8 nefes tekniği, bedenin doğal gevşeme tepkisini harekete geçirerek stresi azaltan, uykuya geçiş...
Nefes Egzersizleri⏱️ 3 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →
2
5 Duyu Farkındalık Taraması
5 duyu farkındalık taraması, duyularınızı aktif şekilde kullanarak zihni anda tutar. Görme, dokunma,...
Farkındalık⏱️ 5 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular