Aynı evde iki yabancı olarak yaşamak zorunda mıyım?
Bu soru 7 Ağustos 2026 15:20 tarihinde Klinik Psikolog Şevval Kurnaz Ünyılmaz tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhabalar,
Pek çok ebeveyn gibi siz de "mutsuz bir evliliği çocuk için sürdürmeli miyim?" sorusunu soruyorsunuz. Araştırmalar, boşanmanın tek başına çocuk üzerinde kaçınılmaz bir olumsuz etkisi olmadığını, asıl belirleyici olanın ebeveynler arasındaki çatışmanın miktarı ve ilişkinin kalitesi olduğunu göstermektedir.
Sürekli çatışmanın, düşmanca davranışların ve ebeveynler arasındaki uyumsuzluğun olduğu bir ev ortamı, çocukların psikolojik uyumunu boşanmadan daha fazla olumsuz etkileyebilir. Çocuklar, ebeveynlerinin tartışmalarını sağlıklı çözemediğini gördüklerinde bunu model alırlar.
Çocuklar için en ideal ortam, anne-babanın aynı çatı altında olduğu az çatışmalı bir ailedir. Ancak evlilik sürse bile yoğun çatışmanın devam etmesi çocukta depresyon, anksiyete ve düşük benlik saygısına yol açabilir.
Eşinizin ailesinin müdahalesi ve eşinizin sizi koruyamaması, kök aile ile sınırlar çizilememesi olarak tanımlanır.
Türk aile yapısında kök ailelerin evliliğe müdahalesi en önemli boşanma nedenlerinden biridir. Eşinizin evlendikten sonra önceliği kurduğu yeni yuva olmalıdır; dışarıdan yönetilen bir evlilik temelleri zayıf bir bina gibidir.
Eşiniz "ailene sınır koy" dediğinizde bunu "ailemle görüşme" olarak algılıyor olabilir. Oysa sınırlar bir saldırı aracı değil, mülkiyetinizi (yuvanızı) koruma yöntemidir.
Eşinizin teyzesinin hakaretlerine "bir şey diyemem" demesi, onun "ayrılma ve bireyselleşme" sürecini tamamlayamadığını, hala kök ailesinin otoritesi altında hissettiğini gösteriyor olabilir.
Eşinizle yaşadığınız konuşup çözememe ve sonrasında "dırdır ediyorsun" suçlaması tipik bir iletişim döngüsüdür.
Eşinizin "uykum var sonra konuşuruz" diyerek konuyu geçiştirmesi ve çözüme ulaştırmaması bir duvar örme davranışıdır ve ilişkiye en çok zarar veren iletişim hatalarından biridir.
Siz duyulmadığınızı hissettikçe konuyu tekrar açıyor, o ise bunu baskı olarak görüp daha çok geri çekiliyor olabilir. Bu durumda sorun tek bir kişi değil, ikinizi de içine çeken bu döngüdür.
Suçlayıcı "sen zaten hep böylesin" cümleleri savunmayı artırır. Bunun yerine "Bu olay olduğunda ben kendimi çok kırılmış ve yalnız hissediyorum" gibi kendi duygu ve ihtiyaçlarınıza odaklanan bir dil kullanmak savunmayı azaltabilir.
Duygularınızı Sahiplenin: Eşinizin sizi anlamasını beklemek yerine, kendi kırgınlığınızın ve ihtiyaçlarınızın sorumluluğunu alın.
Savaşmak Yerine "Birlik" Mesajı Verin: Ona "ailen mi ben mi" gibi bir rest çekmek yerine, "Biz bir aileyiz ve dış müdahaleler bizi yıpratıyor, yuvamızı beraber korumalıyız" mesajını verin.
Tartışmaların hararetli olduğu anlarda değil, ikinizin de sakin olduğu soğuk zamanlarda ihtiyaçlarınızı dile getirin.
Çocuğunuz için mutsuz bir evliliği sürdürmek, eğer evdeki çatışma ve huzursuzluk çözülmüyorsa çocuğunuza yarardan çok zarar verebilir. Karar vermeden önce eşinizle bu sorunları (tercihen bir uzman eşliğinde) yapılandırılmış bir şekilde çözmeyi denemeniz, her iki tarafın da sorumluluk almasını sağlamak açısından önemlidir.
Sevgilerle
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.