Ayrılık acısını atlatıp hayattan tekrar zevk almam için ne gerekir
3 yıllık bir ilişkim vardı nişanlanmıştık onunla evlenmek için şehir değiştirdim bunu yapmak için bir sınava canla başla saatlerce emek vermem gerekti nişanı attık bir yıl ara ara görüşerek ayrıl barış tekrar devam ettik ama o belirsiz davrandığı ve ilgisiz olduğu için ondan ayrıldım, beni çok seviyor sanıyordum ama sonrasında benimle barışmak için hiç bir şey yapmadı hayatımdan çıkalı 3 ay oldu hiçbir şeyden zevk almıyorum hayatıma devam edemiyorum artık yaşımın geçtiğini bir daha asla mutlu olamayacağımı 26 yaşına terk edilmiş ve bir daha hiç sevilmeyecek biri olduğumu düşünerek giriyorum ne yapmalıyım
Bu soru 5 Şubat 2026 16:20 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yaşadıkların sıradan bir ayrılıktan çok daha fazlası. Bir ilişkiyle birlikte bir şehir, bir gelecek hayali, emek verilmiş planlar ve “olması beklenen hayat” da kaybolmuş. Bu yüzden hissettiğin boşluk sadece birini özlemek değil; kurduğun yaşamın bir anda elinden alınmış gibi hissettirmesi. Böyle bir kayıptan sonra hayattan zevk alamamak, donukluk ve umutsuzluk hissetmek anlaşılır bir tepkidir.
Ayrılıktan sonra zihnin sürekli aynı yere takılıyor olabilir: yaşım geçti, bir daha mutlu olamam, terk edildim ve sevilmeyeceğim. Bu düşünceler acının içinden doğar ve insanı olduğundan daha karanlık bir geleceğe ikna eder. Ancak şu an hissettiğin çaresizlik, hayatının gerçekten böyle olacağının kanıtı değil; yoğun bir yasın içinden bakmanın sonucudur. Üç ay çok kısa bir süre. Özellikle bu kadar ciddi bir ilişkinin ardından zihnin ve bedenin hâlâ toparlanmaya çalışıyor.
Şunu da ayırt etmek önemli: Onun geri dönmemesi, senin yetersiz ya da sevilmez olduğun anlamına gelmez. Bu, onun bu ilişkiyi taşıyamadığı ya da sorumluluk alamadığı bir noktayı anlatır. Sen sevmiş, çabalamış ve bağ kurmuşsun. Bunlar kayıp değil; senin ilişki kurabilme kapasitenin göstergesi.
Şu an hayattan zevk alamaman, aslında kendini koruyan bir duraklama hâli olabilir. Zihin, yeni bir acı yaşamamak için duyguları kapatır. Bu hâl kalıcı değildir ama zorla “iyi olmaya” çalışıldığında daha da uzayabilir.
Küçük bir egzersiz önermek istiyorum:
Her gün sadece 10 dakika ayır. Büyük hedefler koymadan, kendine şu soruyu sor ve yaz:
“Bugün bana biraz daha az ağır gelen ne olabilir?”
Cevap çok küçük olabilir. Bir duş, kısa bir yürüyüş, bir müzik, bir kahve. Ama önemli olan “mutlu olmak” değil, donukluğun içinden minik bir hareket yaratmak. Zevk duygusu genellikle bir anda geri gelmez; küçük temaslarla yavaş yavaş uyanır.
Bir başka kısa çalışma da şu olabilir:
Bir kağıda seni en çok zorlayan düşünceyi yaz:
“Bir daha asla mutlu olamayacağım.”
Altına şunu ekle:
“Bu düşünce şu anki acımın sesi mi, yoksa geleceğin kesin bir gerçeği mi?”
Bu soruyu her gün aynı düşünce geldiğinde kendine sormak, onun seni tamamen ele geçirmesini engeller.
Şunu bilmeni isterim: 26 yaşında terk edilmiş olmak, hayatın bittiği anlamına gelmez. Şu an bitmiş gibi hissetmen, henüz yasın içindeyken geleceğe bakmaya çalışmandan kaynaklanıyor. Gelecek, acı biraz sakinleştiğinde daha farklı görünecek.
Şu an senden beklenen güçlü olman ya da hemen toparlanman değil. Yasına alan tanıman, kendini suçlamadan bu süreci taşıman. Hayattan yeniden zevk alma hâli, çoğu zaman kendine bu izni verdiğinde sessizce geri gelir. İhtiyaç halinde benimle iletişimde bulunabilirsin...
-Psikolog Lara Yelda Aktaş
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.