Babama söylerken ve söyledikten sonra nasıl bir yol izlemem lazım?
Ben 11 yaşında kapanmış biriydim sonra uzun süreler açılmak isteyip cesaret edememekte geçti lise sondan üniversite boyunca ve hep kendimi atanınca diye telkin ettim. Aileme ilk söylediğimde babam beni silersin dedi sonra atandıktan sonra gelmeden önce annem oraya gidince açılırsa ne yaparsın falan demiş o da yapmaz öyle şey diye kısa kesmiş, neyse şu an 6 7 ay olacak açıldım ayda yılda bir görüyorum zaten onlar da çok görmüyor beni, hatta ben gelmelerini istiyorum ama bilmediği için bana zor oluyor diye çağıramıyorum, işim yoğun az boşluk veriliyor genelde ama artık yoruldum taşımaktan sürekli rüyalarımda görüyorum artık bilmesi gerekiyor küsse bile illa bir gün barışır saklayarak bu süreyi de uzatıyorum ama çekiniyorum neden diyecek nasıl diyecek ne söylemem gerek ya da süreci nasıl yönetmem gerekecek bilmiyorum gerçekten küserse ne yapmam gerek kızarsa ne yapmam gerek bilmiyorum psikolojik olarak buna nasıl hazır olmam gerek bilmiyorum tek bildiğim şey çok yorgun olduğum ve dürüst bir şekilde yaşamak istediğim…
Bu soru 23 Haziran 2026 09:26 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Anlattıklarınızı okurken, aslında yalnızca bir kıyafet ya da görünüş değişikliğinden değil, yıllardır içinizde taşıdığınız çok ağır bir yükten söz ettiğinizi hissediyorum. Siz yaklaşık yirmi yıldır bir tarafınızın istediği bir şeyi ertelemek, gizlemek ve sürekli bunun sonuçlarını düşünmek zorunda kalmışsınız. İnsan bu kadar uzun süre kendi hayatıyla ilgili önemli bir konuyu taşımak zorunda kaldığında yalnızca yorulmaz; aynı zamanda suçluluk, kaygı, korku ve baskı da birikmeye başlar. Rüyalarınızda görmeniz, sürekli zihninizin buna dönmesi de bu nedenle şaşırtıcı değil. Çünkü zihniniz size artık bu yükün taşınmasının zorlaştığını söylüyor olabilir.
Dikkatimi çeken bir nokta var. Siz aslında kararınızı çoktan vermiş gibisiniz. Açılmışsınız, kendi yaşamınızı bu şekilde sürdürüyorsunuz ve dürüst olmak istediğinizi söylüyorsunuz. Buradaki asıl çatışma açılmalı mıyım sorusu değil; Babamın tepkisiyle nasıl baş edeceğim sorusu gibi görünüyor. Bu ikisi birbirinden farklı şeylerdir. Çünkü kendi kararınız konusunda belli bir netlik var, fakat sevdiğiniz bir insanın hayal kırıklığına uğraması, öfkelenmesi ya da sizi reddetmesi ihtimali sizi korkutuyor.
Psikolojik olarak hazırlanmanız gereken ilk şey şu olabilir: Babanızın vereceği tepki sizin kontrolünüzde değil. İnsanlar bazen yıllarca doğru cümleyi ararlar; öyle bir cümle kurayım ki karşı taraf üzülmesin, kızmasın, beni hemen anlasın isterler. Fakat gerçek hayatta böyle bir garanti yoktur. Siz ne kadar sakin, saygılı ve açık konuşursanız konuşun, babanızın ilk tepkisi öfke, şaşkınlık, kırgınlık ya da sessizlik olabilir. Bu onun duygusudur. Sizin sorumluluğunuz ise kendi gerçeğinizi dürüstçe ifade etmektir.
Bir diğer önemli nokta, babanızın yıllar önce söylediği sözlerin sizde bıraktığı etki olabilir. Bir çocuğun babasından seni silerim benzeri bir mesaj duyması çok ağırdır. Aradan yıllar geçmiş olsa bile o korku hâlâ içinizde yaşıyor olabilir. Ancak bugün o sözü duyan kişi artık 11 yaşındaki çocuk değil. Kendi işini yapan, kendi hayatını kuran, yetişkin bir bireysiniz. Bu korkunun büyüklüğü bazen geçmişteki çaresizlik hissinden beslenebilir. O dönemde babanızın tepkisi hayatınızı tamamen belirleyebilirdi. Bugün ise üzülürsünüz, kırılırsınız, yas tutarsınız ama yine de yaşamınıza devam edebilirsiniz.
Konuşma öncesinde kendinize şu soruyu sormanızı öneririm: En kötü ihtimal gerçekleşirse ne yaparım? Örneğin babanız kızarsa ne yaparsınız? Muhtemelen sakin kalmaya çalışır, ona zaman tanırsınız. Konuşmak istemezse bir süre bekleyebilirsiniz. Küserse? Bu çok can yakıcı olur ama bu durumun sonsuza kadar süreceğinin garantisi yoktur. İnsanlar bazen ilk anda çok sert tepki verir, sonra zamanla duyguları değişebilir. Şu anda zihniniz en kötü senaryoyu kesin gerçekmiş gibi yaşıyor olabilir.
Bana kalırsa sizin en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, babanızın tepkisini kontrol etmek değil; o tepki ne olursa olsun ayakta kalabileceğinize güvenmek. Çünkü insan ancak bunu hissettiğinde dürüstçe yaşayabilir. Şu an yaşadığınız yorgunluk da biraz buradan geliyor gibi görünüyor. Bir yanda kendiniz olmak istiyorsunuz, diğer yanda ilişkinizi korumaya çalışıyorsunuz. Uzun süre iki tarafı aynı anda taşımak çok yorucudur.
Kendinize şunu hatırlatmayı deneyin: Bir ebeveynin üzülmesi, kızması veya hayal kırıklığı yaşaması, çocuğunun yanlış bir şey yaptığı anlamına gelmez. Bazen ebeveynler kendi beklentileri ile çocuklarının gerçekliği arasındaki farkla yüzleşmekte zorlanırlar. Bu onların duygusal süreçleridir. Siz ise kendi hayatınızı dürüstlükle yaşamaya çalışan bir yetişkinsiniz.
Şu cümleniz çok dikkat çekiciydi: Tek bildiğim şey çok yorgun olduğum ve dürüst bir şekilde yaşamak istediğim. Bazen karar vermemizi sağlayan şey korkunun bitmesi değildir. Korku devam ederken, taşıdığımız yükün korkudan daha ağır hale gelmesidir. Sizin anlattıklarınızda da biraz bunu hissediyorum. Korkuyorsunuz ama aynı zamanda saklamanın bedeli de artık çok ağır geliyor.
Korkmanız normal, çekinmeniz normal, hatta konuşmayı ertelemiş olmanız da normal. Çünkü mesele sadece bir açıklama yapmak değil; yıllardır taşıdığınız bir korkuyla yüzleşmek. Ancak unutmayın ki dürüst yaşama isteğiniz, korkunuzdan daha güçlü olmaya başlamış gibi görünüyor. Bu da önemli bir değişim.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.