Babama yaptıklarının normal olmadığını nasıl söyleyebiliriz
Merhaba 22 yaşındayım kendimi bildim bileli babam dengesiz tavırlar sergiliyor
Ne zaman konussak bir fikir belirtsek ona başkaldırmışız hakaret etmişiz gibi davranıyor ortada birşey yokken alınganlık yapıyor günlerce küsüyor bazen keyfi yerinde ama dısarda evin tam tersi oluyor bir misafirlikteyiz veya eve biri geldi orada her fikre açık herkesi kaale alan biri oluyor biz niye böyle yaptığını sorunca ben hep hatalıyım zaten bir daha kimseyle konusmayız görüşmeyiz diyor
Kendi birsey beceremese bile bizi sebep görüyor her şeyi büyütüyor herkese normal olan seyler bizde kaos sebebi en ufak olayda panik yapıyor dünya nın sonu gelmiş gibi asırı uç tepkileri var bugün ne pişirelim diye sormak bile bir anda tartısma oluyor hal böyle olunca kardeşimle çok odamızdan çıkmıyor kendi işimizi kendimi hallediyoruz bu sefer konusmadığımıza sinirleniyor bizi kasıtlı yanlış anlamaya çalışıyor kac kere anlatmaya calıstım ama nafile tmm diyor iki gün normal davranıyor sonra diğer günler yine aynı dışarıya karşı mahçup tavırları varken evde zıttı oluyor hep kendini haklı görüyor o ne dese yapsa kabul etmeliymişiz gibi kendi kendine kafasında olayı büyütüyor abartı laflar söylüyor sonra bizi hatalı buluyor bazen kendi kendine somurtkan duruyor depresif şekilde sorunun ne olduğunu sorunca yok birsey diyor hep huyuna gitmeye calışıyoruz ama olmuyor bizde geriliyoruz
Bu soru 23 Ocak 2026 11:49 tarihinde Psikolog Songül Çiğel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhabalar,
Anlattıkların çok yorucu olan, kafa karıştırıcı ve insanın içini kemiren durumlar olabiliyor. Kendini ve yaşadıklarını açtığın için teşekkür ederim. Anlattıklarında sağlıksız bir aile içi bir iklim var.
Babanın bir gün iyi, bir gün aşırı alıngan, küskün, patlayıcı olması ev içinde sürekli tetikte olma hali yaratır. Bu tür ortamlarda çocuklar şunu öğrenir : “ ne zaman neye kızacağını bilmiyorum en güvenlisi geri de durayım”
Bu yüzden sen ve kardeşin odalara çekilerek yani geride kalarak kendinize korunma alanı oluşturmuş görünüyorsunuz.
Dışarıya karşı anlayışlı, esnek ve saygılı olan babanız evde ise kontrolcü ve alıngan olması aslında sık görülen bir durumdur. Bu genellikle o kişinin: Dışarıda onay ihtiyacını karşılaması ve eve gelince evde bastırdığı öfkeyi ve yetersizlik hissini boşaltması ile ilişkilidir. Yani boşaltılan yük sizsiniz ama sebep siz değilsiniz.
“Ben zaten hep hatalıyım”, “Kimseyle görüşmeyiz o zaman” gibi cümleler aslında sorumluluktan kaçmanın ve karşı tarafı suçlulukta bırakmanın bir yoludur, kendisini mağdur konuma alır . Bu pasif agresif bir savunmadır. Amaç genelde şu olur: karşı taraf geri adım atsın , onu yatıştırsın ve haklılığını sorgulamasın.
En küçük konunun bile kaosa dönüşmesi, panik tepkiler, uç söylemler şunu düşündürür: Duygularını düzenlemekte zorlanıyor,Stresi tolere edemiyor, iç dünyasında çok fazla bastırılmış kaygı ya da öfke vardır. Bunu farkında olarak yapmayabilir. Ama etkisi yine de yıkıcı olur.
Sizin de geriliyor oluşunuz çok normal ve anlaşılır bir durumdur. Bunu söylemen de çok önemli çünkü bu durum : sürekli bastırılmış öfke, gerginlik ve suçlulukla karışık öfke yaratır. Bu bir karakter sorunu değil, uzun süreli olan duygusal bir stresin sonucudur.
Babanın davranışları; duygusal olgunlaşmanın eksik olduğu, eleştiriye tahammülünün çok düşük olduğu, Kontrol ihtiyacının yüksek olduğu , kaygı ve öfkenin sağlıklı ifade edilemediği bir yapıya işaret ediyor. Ama burada çok net bir sınır var:
Onun psikolojisi, sizin ruh sağlığınızı feda etmenizi gerektirmez.
Bu ortamda kendini psikolojik nasıl koruyacağını konuşabiliriz. Burda amacımız babanı değiştirmek değil, senin daha az yıpranman.
“Onun duyguları benim sorunluluğum değil” i netleştir. Babanın alınması, küsmesi, panik tepkileri ve ben hep hatalıyım çıkışları sen ona doğru cümleyi kurmadığın için olmuyor. Bunu kendine her seferinde hatırlatman gereken bir iç ses olarak düşün.
Bu tür bir ilişkide böyle kişilerde en çok yoran şeylerden birisi de şu olur : Sürekli kendini anlatmaya, niyetini ispatlamaya çalışma.
Ama şunu bil sen ne kadar anlatırsan anlat yanlış anlamaya devam edebilir. Çünkü sorun anlamaması değil, anlamayı istememesi. Ne yapabilirsin peki? Uzun savunmalar yerine kısa ve nötr cümleler kur:
• “Öyle düşünmedim.”
• “Tartışmak istemiyorum.”
• “Şu an konuşmak iyi gelmiyor.”
Açıklamaya çalıştıkça ve açıklama uzakça,gerilim artar.
Babanı çözmeye çalışma. “Neden böyle?”, “Neyi var?”, “Niye değişmiyor?” soruları zihni kemirir.Ama gerçek şudur: Sen onun terapisti değilsin ve farkındalık geliştirmek onun sorumluluğu. Senin işin kendini korumak.
Çocuklar ebeveynlerine iyi gelmek, onları iyileştirmek zorunda değildir. Kendine iyi gelmek, farkındalık kazanmak bireyin kendi elindedir. Bu tablo içinde de yaşadıkların, senin dayanıklılığını sorgulatacak kadar zorlayıcı olabilir; ancak unutma ki sorun senin kim olduğunda değil, maruz kaldığın duygusal düzendedir. Kendini korumayı öğrenmen bir uzaklaşma değil, ruh sağlığını sahiplenme biçimidir.
Sevgilerle🌸
Psikolog Songül Çiğel
Geri dönütünüz için çok teşekkür ederim peki babam için yapabiliriz
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.
Yorumlar
Psk. Songül Çiğel
Merhabalar tekrardan😊 bu soruyu sormanız çok olgunca ve düşünceli bir davranış. Aile bireyleri bir yetişkini tedavi edemez, ancak ilişkinin daha az yaralayıcı bir hâl almasını sağlayabilir. Bu noktada yapılabilecek en sağlıklı şey, duyguyu beslemek yerine davranışa sınır koymaktır. Uzun açıklamalar, tekrar tekrar iyi niyet anlatmaları ya da yatıştırmak uğruna kendinden vazgeçmek çoğu zaman gerilimi azaltmaz; aksine farkında olmadan bu döngüyü sürdürür. Bunun yerine sakin, kısa ve tutarlı bir duruş ilişkiyi daha güvenli kılar. Bağırılan, küçümsenen ya da yanlış anlaşılan bir ortamda konuşmayı sürdürmemek bir cezalandırma değil, ruhsal bir sınırdır. Aile içinde ortak ve tutarlı bir tavır da önemlidir. Biri idare ederken diğeri sınır koyduğunda, sorun kişisel olmaktan çıkıp bir güç mücadelesine dönüşebilir. Oysa herkes için geçerli olan, net ama sakin sınırlar, karşı tarafın neyin kabul edilebilir olduğunu anlamasını kolaylaştırır. Bu sınırlar suçlayıcı olmadan, “sen böylesin” demeden; yalnızca “bu şekilde konuşulduğunda geri çekiliyoruz” gibi sonuç odaklı ifadelerle kurulabilir. Profesyonel destek önerisi de ancak sakin zamanlarda, zorlamadan ve yargılamadan yapılabilir. Kabul edilirse bu büyük bir kazanımdır; edilmezse bu, aile fertlerinin yetersizliği değildir. Bazı ebeveynler içgörü geliştirmekte zorlanır ve değişimi tehdit olarak algılar. Bu acı gerçeği kabul etmek, vazgeçmek değildir ; beklentiyi gerçekçi bir yere çekmektir. Son olarak aile bireylerinin yapabileceği en iyileştirici şey, babayı değiştirmeye çalışmak değil; sağlıksız döngüye katılmamayı seçmektir. Duygusal sınırlar, mesafe ve tutarlılık; sevgi eksikliği demek değil, ruh sağlığını koruma biçimidir. Bir ebeveynin yükünü taşımak çocukların görevi değildir; çocukların görevi, kendi ruhsal bütünlüklerini koruyabilmektir. Tekrar sorun olduğunda merak ettiğin her şeyi cevaplamaktan mutluluk duyarım. Sevgilerle 🌸
23 Ocak 2026 19:59