Ben niye böyleyim nasıl değişirim
Ben bunu kendimi bile zar zor ikna ettim galiba o yüzden çok yardıma ihtiyacım var. Biz 5 kardeşiz ben ikinci olanım ben bir süredir en küçük ve ondan bir büyük kardeşimi hiç sevemiyorum. Sevmek değil de ne bileyim görmek etrafımızda olmalarini istemiyorum. Bir yere giderken gelsinler istemiyorum. Özellikle en küçük olanı mesela bir doğum gününde pasta kesilecek başına geçiyor görmemiş gibi bir de otur diyince lafımı dinlemiyor üstüne çok sinirleniyorum onun çocuk olduğunu biliyorum 10 yaşında sanırım. Ancak böyle haraketler yapması beni çok sinirlendiriyor. Başka şeyler de var tabi bu şekilde ayağımın altında dolaşıp duruyor otursun gözüme gözükmesin istiyorum. Benden bir küçük olan da onun gibi şımarık kimseyi önemsemiyor ona da genel olarak sinirleniyorum ancak en çok en kucuk olana dediğim gibi hiç görmek istemiyorum. Bu beni üzüyor çünkü o bir noktada benim kardeşim ancak dediğim gibi her hareketi çok batıyor. Büyük olan da da aynı şeylere sinir oluyorum konuşmasin istiyorum o da çok bilmiş tam ergenlik döneminde. Yani bu çocuklara karşı duygu hissedememek beni rahatsız ediyor. Ben küçükken bir şey yaparken herkesi düşünür ona göre hareket ederdim ama onların bu hali beni çok sinirlendiriyor
Bu soru 24 Şubat 2026 12:24 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Bu duyguları itiraf edebilmek cesaret ister. “Kardeşimi görmek istemiyorum” demek kolay bir cümle değil. Bu seni kötü biri yapmaz; bu, içinde çözülmemiş bir şeylerin olduğuna işaret eder.
Yazdıklarından şunu hissediyorum: Seni en çok zorlayan şey kardeşlerinin davranışlarından çok, onların rahatlığı ile senin geçmişteki “fazla sorumlu” halin arasındaki fark. “Ben küçükken herkes düşünürdü, ona göre hareket ederdim” diyorsun. Yani sen erken olgunlaşmış, uyumlu, sorumluluk alan bir çocuk olmuşsun. Şimdi onların daha rahat, daha umursamaz, daha çocuk gibi davranması sende bir adaletsizlik duygusu uyandırıyor olabilir.
Bazen öfke aslında kıyasın maskesidir. İçeride şu cümle olabilir: “Ben bu kadar dikkatliyken, onlar nasıl bu kadar rahat olabiliyor?” Bu bilinçli bir kıskançlık değil; yük taşımış bir çocuğun yorgunluğu olabilir.
En küçük kardeşinin 10 yaşında olduğunu söylüyorsun. Onun pasta başına geçmesi, laf dinlememesi gibi davranışları seni orantısız şekilde sinirlendiriyor gibi görünüyor. Bu genelde tetiklenme dediğimiz durumdur. Yani davranış küçük ama içerde uyandırdığı duygu büyük. Bu da çoğu zaman geçmişten gelen bir “ben de çocuk olamadım” hissiyle bağlantılı olabilir.
Şunu nazikçe düşünmeni isterim: Küçük kardeşine mi kızıyorsun, yoksa onun temsil ettiği şeye mi?
Belki özgürlüğe, belki rahatlığa, belki korunmaya…
Ayrıca ikinci çocuk olmak da sistem içinde ilginç bir pozisyondur. Büyük kadar sorumlu, küçük kadar korunmuş değildir. Arada kalmışlık duygusu gelişebilir. Bu da görünmeme hissi yaratabilir. Eğer içten içe “Ben hep idare eden oldum” diye bir hikâye varsa, başkalarının şımarıklığı daha batıcı olur.
Bir de şunu fark ettim: “Onu görmek istemiyorum” diyorsun ama ardından “Bu beni üzüyor çünkü o benim kardeşim” diyorsun. Yani duygusuz değilsin. Aksine, duygun var ama öfke o duygunun üstünü örtmüş.
Rumi’nin bir sözü vardır: “Öfke rüzgâr gibidir; söndüğünde ardında gerçeği bırakır.” Belki öfke geçince altında kırgınlık ya da görülmeme hissi kalacak.
Burada değişim için ilk adım suçluluk değil, merak. Kendine şunu sorabilirsin:
– Onların hangi davranışı beni en çok tetikliyor?
– Bu bana geçmişte neyi hatırlatıyor?
– Ben çocukken hangi ihtiyacım karşılanmamış olabilir?
Ayrıca şu küçük pratiği deneyebilirsin: En küçük kardeşine kızdığın bir anda hemen tepki vermek yerine içinden sadece şu cümleyi söyle: “Bu bir çocuk davranışı.” Bu cümle seni davranışın gerçek boyutuna geri getirir. Çünkü zihnimiz bazen küçük bir davranışı “saygısızlık” ya da “değer görmemek” gibi büyütür.
Kardeş ilişkileri en karmaşık bağlardan biridir. Sevgi, kıyas, rekabet, adalet duygusu hepsi iç içedir. Sen bozuk değilsin. Sadece içindeki bazı eski kayıtlar aktif.
Ve şunu unutma: Birini görmek istememen, onu sevmiyor olduğun anlamına gelmez. Bazen mesafe, duygunun dinlenme halidir.
Belki de mesele “Ben niye böyleyim?” değil; “Ben ne zamandır bu kadar yük taşıyorum?” sorusudur.
Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde benimle iletişime geçebilirsin🤍
Psikolog Lara Yelda Aktaş
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.