• Anasayfa
  • Sorular
  • Biraz içimi dökmek istedim buraya ve bu anlattığım durumları nasıl yenebilirim
Psikoloji

Biraz içimi dökmek istedim buraya ve bu anlattığım durumları nasıl yenebilirim

Gizli Kullanıcı11 Temmuz 2026 21:37

Merhaba, 20 yaşındayım, genç bir kızım. Kendimi bildim bileli arkadaşlık ilişkilerinde değersiz hissettirilen taraf ben oldum. Arkadaşlarıma verdiğim değerin, sevginin karşılığını hiç bir zaman alamadım. Değersiz hissettirildim. Karşı tarafın sevgisini hiç bir zaman hissetmedim. Ben sevgi sözcükleri kullanarak, sarılarak, öperek, bazen karşı tarafa onu sevdiğimi söyleyerek sevgimi belli ettim ama çoğu arkadaşlık ilişkilerimde bunu yapan ben oldum. Karşı taraf bu söylediklerimi yapmadı. Bakın, harfleri yutuyorum ve konuşamıyorum (cümle kuramıyorum, kelimeleri doğru söyleyemiyorum). Bu durumu nasıl yenebilirim? Akıcı konuşamıyorum, öyle söyliyim. Diksiyonum iyi değil. Ben özgüven eksikliği, diyolog kuramamak (sohbet nasıl başlatılır, konu nasıl açılır, bu yaşıma rağmen hala bilmediğim için), sosyalleşemedim. Sessiz bir insandım, asosyal bir insandım. Bu ilkokuldan beridir böyle. Bu yüzden de bu anlattığım özgüven eksikliği, diyolog kuramamak vb. şeyleri yaşadım. Ailemin umrun da bile olmadığım için ailem fark etmedi bile benim bu sorunlarımı. Daha doğru annemin baskıları ve beni kısıtlaması yüzünden de bu sorunları yaşadım. İlkokul da sınıf hocam tarafından sözlü zorbalık gördüm. Sınıf arkadaşlarım tarafından sözlü ve fiziksel zorbalık gördüm. Hocam annemle sürekli tartışıyordu. Hocam sınıf toplantıların da beni velilere kötülüyordu. Beni hiç sevmiyordu. Şu konuda yardımınıza ihtiyacım var. Hocama o kadar çok kin ve nefret doluyum ki neden bana böyle davrandığını öğrenmek istiyorum ama öğrenemiyorum. Hocamı tamamen beynimden silip atmak istiyorum. Bir tek bana böyle davrandı gibi hissediyorum. Hocamı beynimden nasıl silip atarım? Hatırladıkça çok kötü hissediyorum. Yani ilkokul pek iyi geçmedi. Orta okulda da sözlü ve fiziksel zorbalığa maruz kaldım bazı insanlar tarafından. Sonra geçtim liseye. 3 kere okul değiştirdim. Lisenin ilk dönemi çok asosyal, yalnız ve çok negatif düşünmeye başladım. Okula gitmek istemiyordum. Duygusal olarak çok kötüydüm. Sürekli ağlamak istiyordum, ağlıyordum da. Arkadaşım yoktu. İnsanlara arkadaşlık teklif ediyordum. Keşke etmeseymişim. Tanıştığıma pişman olduğum kişiler oldu. Bu yüzden dolayı. Sonra ise 10 sınıfa geçtim. 10 sınıfta aynı geçti. Asosyal, aşırı düşünen, aşırı kafaya takan biri oldum. Özgüvensiz, saf, salak ve insanlar tarafından kullanılan biri oldum. İyi niyetim hep suistimal edildi. Sessiz, derslerin de başarısız olan, kendini savunamayan... Çocukluktan bu yaşıma kadar kendimi savunamayan biri oldum. Hayır diyemeyen biri oldum. Lisede 10 sınıfta kaldım. Başka bir okula nakil yaptım. Tekrar 10 sınıfı okudum ve nakil yaptığım okulda da sınıfta kalacaktım ama zar zor geçirdiler hocalar beni. Ders çalışmak içimden gelmiyordu. Çok çabuk pes ediyordum. Çok çabuk sıkılıyordum. Çabam yoktu. Çok tembeldim, halada öyleyim. 10 sınıfta sözlü olarak 3 kız arkadaş tarafından zorbalık gördüm. Bu kızlara bir zararım yoktu ve beni sevmiyorlardı. Bu kızların ele başından korkuyordum. Aşırı obez biriydi, kendini bir şey zannediyordu. Bir ara arkadaşıma bana acıdığı için benimle arkadaş olduklarını söylemişti. Dış görünüşüme laf etmişlerdi ve ben o gün derste ağlamıştım onlar yüzünden. Lise pek iyi geçmedi yani. Sonra ise YKS sınavına girdim. Mezuna kaldım. Aile evinde daha da kötü hissetmeye başladım. Ailem üzerime geliyordu. Tekrar girdim sınava ve sonuçların açıklanmasını bekliyorum. Psikolojim hiç iyi değil. Kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Beni seven insanların olduğunu hissetmiyorum. Ailemle aram iyi değil. Arkadaşım yok. Var ama şöyle, 2 tane yakın arkadaşım var. Biri sanaldan konuşuyoruz ve bu kişi yabancı. Biri ise Türk. Bu arkadaşlarım tarafından sevildiğimi düşünmüyorum. Mesajlarıma cevap vermeleri uzun sürüyor. Başka insanlarla tanışınca beni unutuyorlar. Böyle düşünüyorum. Türk olan arkadaşım böyle oldu. Üniversiteye gitti ve yeni insanlarla tanışınca beni unuttu. Hayatımda konuştuğum yakın olan arkadaşlarımı sildim hayatımdan çünkü bana iyi gelmediler ve onlardan soğuma sebep oldular. Ve arkadaşım kalmadı sildiğim için onları. Yalnızlıktan yanlış insanlarla arkadaşlık kurdum ve o yanlış insanları da sildim hayatımdan. Özlediğim arkadaşlarım oluyor ama tekrar arkadaş olamam o kişilerle. Şuam konuştuğum arkadaşım mesajlarıma uzun süre bakmadığı oluyor. Beni sevdiğini düşünmüyorum. Ona sürekli aynı konuları açtığım için belki benden soğumuş olabilir ama o arkadaşım bana sürekli aynı konuları anlatsa ben ondan bıkmam. Uzun süren bir arkadaşlığımız var ve küsüp barıştık onla. Ve ona karşı içimde bir sevgi yok. Canım sıkıldığı için ona yazıyorum çünkü konuşacak kimsem yok. Mesajlarıma bir süre bakmasa bile ben hala mal gibi yazıyorum. Ben yazmasam o yazmaz bile bana. Anlayacağınız üzere hayatım böyle geçti. Şu durumlarla başa çıkmak istiyorum. Bunlar ise şunlardır: özgüven eksikliği, aşırı düşünmek, aşırı kafaya takmak, çok yalnız hissetmek, diyalog kuramamak, sohbet başlatamamak, kendimi sevmiyorum, hayattan keyif almıyorum, kendimle barışık değilim, hayır diyemiyorum, sözlü olarak kendimi savunamıyorum, bedenimi ve yüzümü sevmiyorum, sürekli negatif düşünüyorum, olumsuz düşünüyorum, hayata karşı hiçbir inancım yok, hayatımda iyi şeyler olacağını düşünmüyorum, insanlar tarafından kullanılıyorum, saf ve salak yerine konuluyorum, insanların söylediği iki güzel lafa kanıyorum ve çok mutsuzum. Bu uygulamayı ilk defa buldum ve içimi dökmek istedim. Bu arada 3 kere psikoloğa gittim ve pek faydasını gördüğümü düşünmüyorum. Çoğu kez psikiyatriye gittim ama devletteki psikiyatristler dinlemiyor bile. Psikoloğa özele gittiğim için şu an param yok ve gidemiyorum. Ailemde para vermez. Ve psikologum sadece dinliyor, arada bir soru soruyor. Bu yüzden faydasını gördüğümü düşünmüyorum. Devlette ise psikoloğa gittim ama ikisi de erkek doktordu. Biri göz teması kurmadı. Diğer bir doktora gittiğim zaman bir daha gelmem gerektiğini düşünmediğini söyledi. Anlatacaklarım bu kadar. Yardımcı olursanız çok sevinirim.

Bu soru 13 Temmuz 2026 20:18 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan...


Yazdıklarınızı okurken aslında ne kadar uzun zamandır taşıdığınız ağır yükleri ve bunların ne kadar dışa vurulmaya, anlaşılmaya ihtiyacı olduğunu hissedebildim. Gerçekten oldukça zor zamanlar geçirmişsiniz. Yazınız boyunca yalnızca bugün yaşadığınız sıkıntıları değil, çocukluğunuzdan bugüne kadar uzanan birçok kırgınlığı, hayal kırıklığını ve yalnızlık hissini de paylaşmışsınız. Bunların hepsini birlikte ele alalım isterim.


Öncelikle arkadaşlık ilişkilerinizden bahsetmişsiniz. Gösterdiğiniz sevginin karşılığını hiç alamadığınızı, bazen davranışlarınızla bazen de sözcüklerinizle sevginizi ifade etmenize rağmen bunun size geri dönmediğini hissettiğinizi anlatmışsınız. Yazdıklarınızdan, ilişkilerde emek veren, karşısındaki insanı değerli hissettirmeye çalışan biri olduğunuzu görebiliyorum. Ancak bu çabalarınızın karşılıksız kaldığını düşündükçe zamanla kendinizi değersiz hissetmeye başlamışsınız. Bir insan tekrar tekrar böyle deneyimler yaşadığında, "Ben yeterince sevilecek biri değilim.", "İnsanlar sonunda beni terk ediyor." ya da "Hep fazla veren taraf benim." gibi düşünceler geliştirebilir. Bu düşünceler de yeni ilişkilerde yaşanan küçük belirsizlikleri bile daha büyük tehditler gibi algılamamıza neden olabilir.


Aslında bahsettiğiniz harfleri yutma, akıcı konuşamama ve sohbet başlatmakta zorlanma gibi durumlar da yaşadığınız süreçlerle ilişkili olabilir. Kaygı, yoğun üzüntü ve sürekli yargılanma korkusu kişinin kendini ifade etmesini zorlaştırabilir. Özellikle çocuklukta konuştuğunda eleştirilen ya da değersiz hissettirilen kişiler, yetişkinlikte de hata yapmaktan çekinebilirler. Elbette bunun ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir; ancak yaşadığınız sosyal kaygının bunda etkisi olabileceğini söyleyebilirim. Bunlar değiştirilemeyecek özellikler değil, zamanla üzerinde çalışılabilecek becerilerdir.


Ailenizin size karşı baskıcı tutumundan ve yaşadığınız zorlukların fark edilmediğinden de bahsetmişsiniz. Bir çocuğun yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının değil, duygusal ihtiyaçlarının da görülmeye ihtiyacı vardır. Yazınızı okurken, uzun yıllardır "Kimse beni gerçekten anlamadı." duygusunu taşıdığınızı hissettim. Bu nedenle bugün insanlardan göreceğiniz küçük bir ilgi bile sizin için çok değerli hâle gelirken, en ufak bir uzaklaşma ise sizi yeniden yalnız hissettiriyor olabilir.


Özellikle öğretmeninizle yaşadığınız deneyim ise gerçekten oldukça ağır. Okul, çocuğun kendini güvende hissetmesi gereken yerlerden biridir. Ancak sizin için tam tersine korkunun, utancın ve değersizlik hissinin yaşandığı bir ortama dönüşmüş. Öğretmeniniz tarafından eleştirilmeniz, diğer velilerin önünde kötülenmeniz ve üzerine akran zorbalığı yaşamanız, bir çocuk için taşınması oldukça zor deneyimlerdir. Bu nedenle bugün hâlâ öğretmeninize karşı öfke ve nefret hissetmeniz oldukça anlaşılır.


Hocanızı zihninizden tamamen silmek istemeniz de bu acının artık sona ermesini istemenizden kaynaklanıyor olabilir. Ancak ne yazık ki yaşadığımız olayları zihnimizden tamamen silmek mümkün değildir. Bunun yerine terapi sürecinde, o yaşantıların bugün üzerimizde bıraktığı etkiyi değiştirebilmek ve bizim için şu anki anlamlarını farklılaştırabilmek mümkündür. Çünkü bugün canınızı acıtan yalnızca öğretmeniniz değil; onun size hissettirdiği "Ben değersizim.", "Ben yetersizim." gibi inançlar olabilir. Zamanla bu inançların gerçekten size ait olup olmadığını sorgulamak ve onların yerine daha gerçekçi düşünceler geliştirmek mümkündür.


Daha sonra ortaokul ve lisede de zorbalık yaşamaya devam etmişsiniz. Okul değişiklikleri, yalnızlık, arkadaşlık kurma çabalarınızın karşılıksız kalması ve akademik olarak zorlanmanız da bu yükü artırmış gibi görünüyor. Bu kadar uzun süre kendini güvende hissedemeyen birinin sürekli tetikte olması, aşırı düşünmesi, insanlara güvenmekte zorlanması ya da kendisini sürekli eleştirmesi aslında şaşırtıcı değildir. Bazen kişi kendisini "tembel" olarak tanımlar; ancak yoğun psikolojik yük altında olmak da motivasyonu ciddi şekilde etkileyebilir.


Yazınız boyunca kendinizden bahsederken "saf", "salak", "başarısız" gibi oldukça sert ifadeler kullandığınızı fark ettim. Fakat ben yazınızı okurken bunlardan çok, yıllarca eleştirilmiş ve değersiz hissettirilmiş bir genç görüyorum. Çocuklukta bize söylenen sözler zamanla kendi iç sesimiz hâline gelebilir. Belki de bugün kendinize söylediğiniz birçok cümle, geçmişte başkalarından duyduğunuz cümlelerin bir yansımasıdır. Bu nedenle kendinize karşı daha şefkatli bir dil geliştirebilmek de iyileşmenin önemli bir parçasıdır.


Hayır diyemediğinizi ve insanların sizi kullandığını düşündüğünüzü de paylaşmışsınız. Bazen çocuklukta kabul görmek için sürekli uyum sağlamayı öğrenen kişiler, yetişkinlikte de kendi ihtiyaçlarını geri plana atabilirler. Oysa sağlıklı ilişkilerde sınır koymak sevgiyi azaltmaz; aksine ilişkinin daha güvenli olmasını sağlar. "Hayır" diyebilmek bencillik değil, kişinin kendisine de değer verdiğinin bir göstergesidir.


Ayrıca, psikolojik destek alıp almamak tamamen sizin kararınızdır ve bu ihtiyacı en iyi değerlendirebilecek kişi yine sizsiniz. Ancak paylaştığınız yaşam öyküsüne baktığımda, çocukluk döneminden itibaren yaşadığınız zorbalıklar, aile ilişkileriniz, özgüven sorunları ve bugün hâlâ devam eden yalnızlık, değersizlik ve ilişkilerde zorlanma hislerinizin bir psikolog eşliğinde ele alınmasının size iyi gelebileceğini düşünüyorum. Daha önce terapi deneyimlerinizden istediğiniz verimi alamamış olmanız elbette hayal kırıklığı yaratmış olabilir; ancak her psikoloğun çalışma yaklaşımı birbirinden farklıdır. Bu nedenle, kendinizi hazır hissettiğiniz bir zamanda yeniden araştırma yaparak, çalışma alanı ve yaklaşımı size daha uygun olan bir psikologla sürece başlamayı değerlendirebilirsiniz. Terapi yalnızca yaşadıklarımızı anlatmak değil; yaşadıklarımızın bugün hayatımızı nasıl etkilediğini birlikte anlamak ve bu etkileri dönüştürmeye çalışmaktır.


Son olarak şunu söylemek isterim sevgili danışan... Yazınız boyunca kendinizi olumsuz sıfatlarla tanımlamış olsanız da ben satırlarınızda değişmek isteyen, yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışan ve tüm bu yorgunluğa rağmen yardım istemekten vazgeçmeyen bir genç görüyorum. Bu çok kıymetli bir güçtür.


Geçmişinizi değiştiremeyiz ve yaşananları tamamen silemeyiz. Ancak geçmişinizin bugün kendinize ve insanlara bakışınızı yönetmesine izin vermemeyi zamanla öğrenebilirsiniz. Kendinize karşı biraz daha anlayışlı olmaya çalışın. Çünkü yıllardır sizi eleştiren sesler zaten yeterince yüksek konuşmuş. Şimdi ise belki de en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, sizi yargılayan değil; anlayan yeni bir iç ses geliştirebilmektir.


Unutmayın, yaşadıklarınız sizi etkilemiş olabilir; ancak sizi tanımlamak zorunda değildir. 🌿


Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman bana ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle Kalın

Psikolog Ecem Bakıner

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular