bu kadar ince düşünmek ve bu kadar kırılıp darbe almak
hayatım boyunca herkese iyi oldum kimseyi incitmedim ama kendime hiç iyi olamadım çok üzüldüğüm şeyler oldu kırılınca kendimi hep uzun uzun anlattım biri benden gidince ağladım hep ağladım Oysaki benim ağlamam karşındakini yanımda tutmayacaktı. Ben bunun ağırlığında boğuldum ama hep aynısını yaptım omuzları yüksek aslında bir çok sorumluluk almış ama duygusal olarak hassas bir elif işte ne denir başka ki
Bu soru 14 Nisan 2026 09:06 tarihinde Klinik Psikolog Esra Nur Erbir tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhabalar,
Paylaştıklarınız, uzun süredir devam eden bir kendini ihmal etme ve başkalarını önceleme örüntüsüne işaret ediyor. “Herkese iyi oldum ama kendime olamadım” ifadeniz, klinik olarak sık karşılaştığımız bir durumu oldukça net özetliyor. Bu tür bir örüntüde kişi, ilişkilerde kabul görmek ve bağını korumak adına kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı öğrenir; zamanla bu, otomatikleşmiş bir ilişki kurma biçimine dönüşür.
İlişkilerde kırıldığınızda kendinizi uzun uzun anlatmanız, yoğun duygularınızı ifade etmeniz ve ağlamanız aslında bir “bağ kurma ve bağı sürdürme çabası” olarak anlaşılabilir. Yani burada bir zayıflıktan ziyade, ilişkide kalma isteğinizin güçlü bir ifadesi var. Ancak sizin de fark ettiğiniz gibi, bu çaba her zaman karşılık bulmayabilir. Birinin kalıp kalmaması, sizin ne kadar üzüldüğünüzle değil; o kişinin duygusal kapasitesi, isteği ve ilişkiye verdiği değerle ilgilidir. Bu noktada yaşadığınız hayal kırıklığı oldukça anlaşılır. Çünkü zihninizde şu tür bir anlam oluşmuş olabilir: “Bu kadar çaba gösterdim, bu kadar üzüldüm ama yine de gitmeyi seçti → Demek ki ben yeterince değerli değilim.” Bu çıkarım duygusal olarak çok güçlü hissedilse de, nesnel bir gerçeklik olmak zorunda değildir. Daha çok, tekrar eden deneyimlerin oluşturduğu bir içsel inanç gibi değerlendirilebilir. Kendinizi “çok sorumluluk alan ama duygusal olarak hassas” biri olarak tanımlamanız da önemli. Bu, bir çelişki değil; aksine sıklıkla birlikte gördüğümüz bir yapı. Dışarıdan güçlü, dayanıklı ve yük alabilen; içeride ise incinmeye açık ve duygusal olarak derin bir taraf… Bu hassasiyet bir zayıflık değil, ancak sınırlar olmadığında sizi yıpratan bir faktöre dönüşebilir.
Bu süreçte çalışılabilecek bazı alanlar şunlar olabilir:
- Sınır koyma becerisi: İlişkilerde “kendinizi anlatma” ihtiyacınız yükseldiğinde, bunun gerçekten anlaşılma ihtiyacından mı yoksa karşı tarafı kaybetmeme çabasından mı kaynaklandığını fark etmeye çalışabilirsiniz. Her duyguyu açıklamak zorunda değilsiniz.
- Duygusal düzenleme: Yoğun duygular geldiğinde hemen davranışa dökmek (uzun mesajlar, yoğun açıklamalar gibi) yerine, önce o duyguyu regüle etmeyi öğrenmek önemli olabilir. Nefes egzersizleri, kısa süreli dikkat yönlendirme ya da duyguyu yazıya dökme bu noktada yardımcı olabilir.
- Kendine yönelme: “Ben şu an ne hissediyorum ve neye ihtiyacım var?” sorusu, bu süreçte temel bir rehber olabilir. Bu ihtiyacı önce kendinizin karşılamaya çalışması, dışa bağımlılığı azaltır ve içsel değeri güçlendirir.
- İlişki seçimlerini gözden geçirme: Sürekli olarak sizin veren taraf olduğunuz ilişkilerde bulunma eğilimi, bilinçli bir tercih olmayabilir; ancak farkındalıkla birlikte değiştirilebilir. Daha karşılıklı, dengeli ve duygusal olarak erişilebilir kişilerle bağ kurmaya yönelmek uzun vadede daha besleyici olacaktır.
- Yeni deneyim alanları oluşturma: Sadece mevcut ilişkiler üzerinden değil, yeni sosyal ortamlar, ilgi alanları veya bireysel aktiviteler üzerinden kendinizi yeniden inşa etmeniz mümkündür. Bu, geçmişteki örüntülerin dışına çıkabilmek için önemli bir adımdır.
Şunu özellikle vurgulamak isterim: Sizin yaşadığınız şey bir “yetersizlik” değil, daha çok öğrenilmiş bir ilişki kurma biçiminin artık size iyi gelmemeye başlamasıdır. Bu farkındalık, değişim için oldukça kıymetli bir başlangıçtır. Artık odak noktanızın yavaş yavaş şuraya kayması önemli olabilir:
“Karşımdaki beni bırakır mı?” yerine “Bu ilişki benim için sağlıklı mı, bana iyi geliyor mu?”
Bu perspektif değişimi, zamanla hem değersizlik hissini azaltır hem de daha dengeli ilişkiler kurmanıza yardımcı olur. Kendinize gösterdiğiniz eleştirel yaklaşımı biraz daha şefkatli bir dile dönüştürmeniz bu süreçte oldukça koruyucu olacaktır. Herkese gösterdiğiniz anlayışın bir kısmını kendinize yöneltmeyi öğrenmek, belki de bu sürecin en temel kazanımı olabilir.
Sorunları daha detaylı konuşmak isterseniz burada olduğumu hatırlatmak isterim.
Sevgilerle,
Kl. Psk. Esra Nur ERBİR
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Küçük Şükür Molası
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.