Çok dışa dönük biriyim ama bir o kadar da yalnız hissediyorum
Direkt konuya girmek istiyorum. Sınıfımda neredeyse herkesle arkadaşım ama arkadaş grubum sadece 4 kişilik. Ayrıca çok sessiz bir grubuz ve ayrıldığım sevgilim diğer eski en yakın arkadaşımın da olduğu (hoşlandığı kız benimle onu kıskandı diye konuşmama kararı almıştım.) kızlarla karışık olan grubunda kahkahalarla gülüyor. Bu da “benim yokluğumu hissetmiyorlar mı hiç?” Diye düşünmeme neden oluyor. Ama onlara gidip özür dilemek küstahça. Onları çok kıskanıyorum. Hep eksikmişim gibi geliyor. Sanki olmam gereken yer burası ama burayı rahat bulmuyormuşum gibi. Çok üzülüyorum ve onlar hayatı yaşarken ben burda küçülüyormuş gibi hissediyorum. Ayrıca bir soru sormak istiyorum izninizle. Psikologlar onlara gelen kişilerin ebeveynlerine çocuklarının ne anlattığını söylerler mi? Cevaplarsanız çok sevinirim!
Bu soru 28 Mart 2026 14:47 tarihinde Psikolog Aslıhan Atalan tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Anlattıkların çok tanıdık bir duygusal tabloyu gösteriyor: bir yandan bir gruba ait olma isteği, diğer yandan orada bulunamamanın yarattığı eksiklik ve kıyas duygusu. Özellikle eski partnerinin ve eski yakın arkadaşının olduğu bir grubun içinde neşeli ve rahat görünüyor olmaları, ister istemez sende “benim yokluğum hiç fark edilmiyor mu?” düşüncesini tetikliyor. Bu düşünce çok insani ama aynı zamanda duyguyu derinleştiren bir yorum içeriyor; çünkü onların dışarıdan görünen hali, senin yokluğunun onlar için ne ifade ettiğini tam olarak yansıtmayabilir. Sen şu an sadece onların gülen, eğlenen tarafını görüyorsun ve zihnin bunu “ben eksikim, onlar tamam” şeklinde tamamlıyor. Bu da kıskançlık, değersizlik ve geri çekilme hissini artırıyor.
Diğer taraftan “özür dilemek küstahça olur” düşüncen de seni hareket etmekten alıkoyan bir bariyer gibi duruyor. Oysa burada mesele özür dilemekten çok, kendi isteğinle bir temas kurmak isteyip istemediğini netleştirmek. Eğer gerçekten o grupla yeniden bir bağ kurmak istiyorsan, bu bir “alttan alma” ya da “kendini küçültme” değil, kendi ihtiyacını sahiplenmek olur. Ama istemiyorsan da kendini zorlamak zorunda değilsin. Şu an yaşadığın en temel çatışma, aslında “ait olmak istediğim yer mi burası, yoksa sadece dışarıda kalmış olmak mı canımı yakıyor?” sorusunda düğümleniyor.
Kendini “onlar hayatı yaşıyor, ben küçülüyorum” gibi hissetmen ise içsel bir karşılaştırmanın sonucu. Bu tür karşılaştırmalar genelde gerçeklikten çok duygunun etkisiyle şekillenir ve seni olduğundan daha geride, daha eksik hissettirebilir. Oysa senin de bir sosyal çevren var ve sessiz bir grup içinde olman, değersiz ya da eksik olduğun anlamına gelmez; sadece farklı bir ilişki biçimi içinde olduğunu gösterir.
Sorduğun soruya gelirsek: Psikologlar etik kurallar gereği danışanlarının anlattıklarını gizli tutmak zorundadır. Eğer kişi 18 yaşından büyükse, hiçbir şekilde ailesiyle bilgi paylaşılmaz. 18 yaş altındaysa da, danışanın kendisine ya da bir başkasına ciddi zarar verme riski gibi istisnai durumlar dışında, paylaşılan bilgiler yine gizli tutulur ve bu süreç genellikle danışanla birlikte yürütülür. Yani terapi ortamı, kişinin kendini güvenle ifade edebileceği bir alan olarak korunur.
Özetle, şu an yaşadığın duygular seni zorlasa da, bu durum senin eksik olduğun anlamına değil, ait olma ve görülme ihtiyacının şu an karşılanmadığına işaret ediyor. Burada önemli olan, kendini dışarıdan nasıl göründüğün üzerinden değil, gerçekten neye ihtiyaç duyduğun üzerinden anlamaya çalışman olacaktır.
Psk.Aslıhan Atalan
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.