Kaygı

Değişim ne zaman olacak?

Gizli Kullanıcı22 Haziran 2026 15:56

Yıllardır aşamadığım bir sorunum ben kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum bulunduğum ortamda daha iyi bir yere gelebilirdim bugün burda olmayabilirdim herkes başarmış ben yapamamışım yaşım 32 olacak benden küçükler evlendi çocukları var yuvaları düzenleri var benimse hiçbir şeyim yok ne kadar denesemde bu yolda başarılı olamıyorum kendimi farklı şekilde meşgul edecek şeyler yapıyorum ama içimdeki o duygu o düşünceler peşimi bırakmıyor yenemiyorum atlatamıyorum mutlu olduğum ortamda bile olsam gerçek anlamda mutlu olamıyorum yapmış olduğum işimde bile mutlu değilim hep eksik hissediyorum etrafta yaşıtım olan insanların yuva kurduklarını aile olduklarını görüyorum çok üzülüyorum asla yapamıyorum bir türlü bu düşüncelerden kurtulamıyorum içimi kemirip duruyor çaresini bulamıyorum sırf yuva kurmak içinde sıradan biriyle evlenemem sanki bu durum hiç değişmeyecek gibi yıllardır dualar ediyorum sanki kabul olmayacak gibi aile ile yaşamakta zor nereye gitsem bu duygu ve düşünceler benimle birlikte bir şey oldu bana sanki içimden bir şeyler sökülüp alındı mutlu olamıyorum artık sevinemiyorum hiç bir şeye hep eksik hissediyorum birinin bana bunların geçeceğini söylemesini istiyorum yıllardır aynı döngüyü yaşıyorum evlilik meraklısı bir insan değilim ama yaş ilerledikçe insan istiyor nasıl atlatacağımı bilmiyorum bana yardımcı olabilir misiniz

Bu soru 23 Haziran 2026 09:23 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,


Yaşadığınız duyguların ağırlığını satırlarınızdan hissetmek mümkün. Uzun yıllardır içinizde taşıdığınız bu eksiklik hissi, yalnızlık duygusu ve hayatın sizden bir şeyleri esirgediği düşüncesi zamanla yalnızca bir düşünce olmaktan çıkıp adeta dünyaya bakış biçiminize dönüşmüş gibi görünüyor. Bu nedenle ne kadar farklı şeylerle meşgul olsanız da, ne kadar güçlü olmaya çalışsanız da, o iç ses tekrar ortaya çıkıp size aynı şeyi söylüyor: Herkes ilerledi, ben geride kaldım. Bu kadar uzun süredir devam eden bir duygusal yükün sizi yorması, mutsuzlaştırması ve umutsuzluğa sürüklemesi oldukça anlaşılır bir durum.


Ancak dikkatimi çeken önemli bir nokta var. Sizin acınızı yaratan şey yalnızca evlenmemiş olmak ya da çocuk sahibi olmamak gibi görünmüyor. Çünkü yazdıklarınızda asıl öne çıkan tema, kendinizi eksik hissetmeniz. Eğer yarın evlenseniz bile, yıllardır içinizde yer etmiş olan bu eksiklik duygusu kendiliğinden tamamen ortadan kalkmayabilir. Çünkü mesele sadece sahip olunamayan bir yaşam düzeni değil; aynı zamanda kendinizi sürekli başkalarının hayatıyla kıyaslamanız ve kendi yaşam öykünüzü değersizleştirmenizdir.

İnsan zihni bazen hayatı tek bir ölçüte indirger. Sizin durumunuzda bu ölçüt büyük ölçüde yuva kurmak ve aile sahibi olmak olmuş gibi görünüyor. Oysa çevrenizde gördüğünüz insanların hayatlarının yalnızca dışarıdan görünen kısmını biliyorsunuz. Evli olmak, çocuk sahibi olmak ya da belirli bir yaşta belirli hedeflere ulaşmak her zaman iç huzuru ve mutluluğu garanti etmez. Fakat zihniniz yıllardır mutluluğu tek bir noktaya bağladığı için, sahip olduğunuz diğer şeylerin değerini görmekte zorlanıyor olabilir.


Bir başka önemli nokta da şu: Siz geleceğe dair umudunuzu tamamen kaybetmiş değilsiniz. Bunu, birilerinin size bunların geçeceğini söylemesini istemenizden anlayabiliyorum. Eğer gerçekten vazgeçmiş olsaydınız, bu kadar yoğun bir özlem ve arayış içinde olmazdınız. İçinizde hâlâ yaşamın değişebileceğine dair bir parça umut var. Belki çok yorulmuş, çok beklemiş ve çok hayal kırıklığı yaşamış durumdasınız; fakat umut tamamen kaybolmuş görünmüyor.


Şunu bilmenizi isterim: Hayatta bazı insanlar istediklerine erken ulaşırken, bazıları daha geç ulaşır. Bu durum onların daha değerli ya da daha başarısız olduğu anlamına gelmez. Toplum bize belirli yaşlarda belirli şeyleri başarmamız gerektiğini öğretiyor. Fakat gerçek yaşam çoğu zaman bu kadar doğrusal ilerlemez. Kimi insanlar 25 yaşında evlenir ve 35 yaşında boşanır, kimi insanlar 40 yaşında hayatının aşkını bulur, kimi insanlar ise çok daha farklı yollar çizer. İnsan hayatı bir yarış değildir; fakat uzun süre kendinizi başkalarıyla karşılaştırdığınızda zihniniz bunu bir yarış gibi algılamaya başlayabilir.


Yıllardır devam eden bu boşluk hissi, hiçbir ortamda tam anlamıyla mutlu olamama, sürekli geçmişi ve eksiklikleri düşünme, elde ettiklerinizden tatmin olamama gibi durumlar aynı zamanda depresif bir duygudurumun ya da kronikleşmiş bir yas hissinin işareti de olabilir. Bu nedenle yalnızca pozitif düşünmeye çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz. Bu duyguların kökenini anlamak, hangi ihtiyaçların karşılanmadığını keşfetmek ve yıllardır taşıdığınız yükü bir uzman eşliğinde çalışmak oldukça faydalı olabilir.


İnsan bazen yıllarca aynı döngünün içinde kaldığını düşünür ve hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi hisseder. Fakat psikolojik olarak en zor dönemlerde bile değişim mümkündür. Şu anki acınızın büyüklüğü, gelecekte mutlu olamayacağınız anlamına gelmez. Siz yalnızca uzun zamandır çok ağır bir yük taşıyorsunuz. Öncelikle kendinizi yıllardır özlemlerine rağmen hayata tutunmaya çalışan, mücadele eden ve hâlâ umut arayan biri olarak görmeye çalışın.

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular

Kaygı

Duygumdan nasıl emin olurum

Ezgi hanım merhabalar💐,aslında genel olarakta anksiyeteye yatkın birisiyim örneğin bir misafir beklediğimde herşeyin mükemmel olmasını isterim en iyisi olsun isterim zamanında yetişsin isterim ve aşırı stres yaşarım,bu benim huyum sanıyorum çünkü hiç bırakamadım yani mutlu giden ilişkimde partnerim bianda soğuk olursa ve ben bunu hissedersem yemek yiyemem ondan mesaj beklerim bütün günüm mahvolur ki partnerim içinde bu böyle trip atıyorsam o hatalıysa gerçekten moralim düzelene kadar onunda morali bozuluyo beni o yüzle görmek istemiyormuş. Aslında benim duygusal ihtiyaçlarım bu ilişkide daha önceden çok daha karşılanıyordu ama yaklaşık 5-6 aydır bu eksik yeterince iletişim kuramıyoruz işlerinden kaynaklı ve ben haliyle bu duruma bozuluyorum çünkü en ufak bir afedersin kusura bakma konuşması yapmıyor direk benim hayatıma devam etmemi istiyor ve ben bunu kabul edemiyorum,zorundaymışım gibi bi tavır olarak görüyorum bu durumu ve kimse hiçbişeye zorunda değil. Ben naz yapmak istiyorum trip biz kadınların en doğal hakkıyken ben bundan da nasibimi alamıyorum yani ben bişey yapmadım kusura bakma diyo ki buluşma ayarlayamayan partnerim bu durumda. Yani şuanda daha öncede sizinle paylaştığım üzere de gelgitli bir dönemdeyim ama şununda farkındayım duygusal bir olgunluk yaşadım bunu çok zor geçirdim aşırı zor geçirdim yani kaç defa sizlere yazdım bilmiyorum ama çocuk gibi severken şimdi olgun gibi seviyorum bu bana yeni gelen bi duygu evet heyecan var ama o eski çocuksu şeyler yok daha olgun tavırlar ve düşüncelerdeyim daha kadın olduğumu hissediyorum. Evliliğe adım atmama sebebimde babamla yaşayamadığım anlar ve vakitler şuanda emekli oldu ve tamamen bizimle bu zamanların tadını çıkartmak istiyorum çünkü zaman çok kısa evet belki bizim içinde kısa ama bilemiyorum:(. Geçmişte yaşadığım hiçbir kaygım yok açıkçası en uzun ilişkimi yaşıyorum şuanda kimseyle evlilik düşünmemiştim biz evlilik için çeyizlik eşyalarımızı bile aldık o kadar ileri gittik ama o geçmişteki bendi Buda şimdiki ben istemiyorum tamamen değil sadece evlilik olgunluğu yuva kurabilme hissiyatı bunların üstesinden gelmem için gerçekten o kıvama gelmem lazım yoksa çabuk pes ederiz. Bu ilişkiye gerçekten çok değer veriyorum kendimi huzurlu hissettiğim mutlu hissettiğim sayısızca an var ve olmaya devam edeceğini düşünüyorum bilemiyorum tabiki ama henüz konuşamadık partnerimle iyi sonuçlanırsa inşallah böyle devam eder:). Ailemle ilişkimi hiç kıyaslamadım aslında Ezgi hanım çünkü burası çoğunluk ve alışılmış bir düzen diğer tarafta sadece ikimiz ve çok sakin bir ortam,ailemle beraberken herkes kendi düzenindeyken ben partnerimle beraber oluyorum yani mesajlaşıp konuşuyoruz her zaman hep beraber olamayız babam tv izlerken kardeşim ders çalışıyor ve ben tek kalıyorum kendisi de o durumda öyle tabi ama o tek çocuk evi kalabalık değil oda annesini bırakmak istemiyor benim gibi evlerimizde çok uzak şimdi o yakın istiyor annesine bende babama yakın istiyorum hatta alt katında yaşasak nasıl mutlu olurum ama bu süreç biraz zor olucak gibi görünüyor.