Değişmediklerini nasıl kabul edebilirim bağımlılık
değerli hocalarım;
1 yıllık ılıskım var aramızda 3 yas var. Benden küçük. Ama her anlamda biraz ergenliğini atamamış pasif agresif. Yanyana cok aşık hep ama uzaktayken ilişkde her istediği olmayınca direkt ayrılıyor engelliyor. 3 5 gün 1 hafta ortadan kayboluyor özledim diye geliyor. Uzun zamandır ben atıyorum ilk adımı Çabası yok hep ben peşindeyim nerdeyse ama sorsanız hep aşık. Geçmişimi öne sürüyor. Aramıza güvensizlik girmişti gecmısımde söylemediğim bişeyi öğrenmişti cok yıkıldı abarttı. Barıştık 3 hafta beraberdık haftasonları güzeldi her şey. Ama en ufak tartışmada yine geçmişimi öne sürerek ‘ ona mı gıdıceksın’ bilmem ne gözlerine bakınca yalan görüyorum twitleri. Güvenim kırıldılar. Konu o değil halbukı cok basit bi konu ama ayrıldı Kendısınden her anlamda iyiyim ama duygusal olarak çok yıpratıyor ve değişeceğini düşünüp hep barışıyorum. Bağımlılık yarattı sanırım kendisinde. Bunu nasıl değiştirebilirim :(
Bu soru 25 Kasım 2025 19:50 tarihinde Uzman Klinik Psikolog Elif Kızılkaya tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Yaşadığınız ilişki dinamiğini ele aldığımızda, duygusal olarak oldukça yıpratıcı ve döngüsel bir süreçten geçtiğiniz anlaşılıyor. Partnerinizin ilişkideki tutumu, özellikle uzakta olduğunda kopma ve engelleme davranışları, tartışmalarda geçmişi sürekli gündeme getirmesi, ani ayrılık kararları, ardından geri dönüşleri ve pasif–agresif tepki biçimleri, duygusal regülasyon güçlükleri yaşadığını düşündüren bir tablo oluşturuyor. Bu tür tepkiler genellikle kişinin kendi duygularını sağlıklı şekilde ifade edememesi, ayrılık kaygısı veya kontrol ihtiyacını yoğun yaşamasıyla ilişkilidir.
İlişkide rollerin giderek tek taraflı hâle gelmesi, sizin sürekli ilk adımı atan, toparlayan, telafi eden taraf olmanız ise zaman içinde hem duygusal yükü artırır hem de partnerinizin bu davranış döngüsünü değiştirmesini engeller. Çünkü her kopuşun ardından yeniden bir araya gelmek, o döngüyü farkında olmadan pekiştiren bir mekanizma oluşturur. Bu durumun sizde “bağımlılık” hissi yaratması da oldukça anlaşılır; zira tutarsız yakınlık–uzaklık davranışı, kişide yoğun bağlanma tepkilerini tetikleyebilir.
Partnerinizin geçmişle ile ilgili yaşadığı kırılmaları, her tartışmada bir koz veya tehdit unsuru gibi kullanması, ilişkinin asıl sorunlarını konuşabilmenizi zorlaştırıyor. Oysa sağlıklı bir ilişkide geçmiş, bir tartışmanın en hassas noktasına dönüştürülmez; aksine birlikte iyileşmesi gereken bir alan olarak ele alınır. Geçmişin güncel sorunlara sürekli taşınması, iletişimin odağını kaydırdığı için hem güvensizliği artırır hem de sizin değersizleştirilmiş hissetmenize yol açar.
Bu döngüyü değiştirebilmek için öncelikle şunları fark etmek önemli:
1. İlişkiyi tek başına toparlamanız mümkün değil.
Değişim, iki tarafın da sorumluluk almasıyla başlar. Siz ne kadar çabalarsanız çabalayın, partneriniz kendi davranış örüntülerini fark edip düzenlemek istemediği sürece dengeli ve güven veren bir ilişki kurmak zor olacaktır.
2. Sınır koymak, ilişkinin sağlığı için gereklidir.
Ani engellemeler, kaçışlar ve geri dönüşlerin artık size nasıl hissettirdiğini açık, sakin ve net şekilde ifade etmeniz; bu davranışların sizin için kabul edilebilir olmadığını belirtmeniz gerekir. Sınır koymak tehdit değildir; ilişkiyi koruyabilmenin temel şartıdır.
3. Geçmişin sürekli kullanılmasına izin vermemelisiniz.
Partneriniz tartışmalarda konuyu bağlamından koparıp geçmişe taşıdığında, konuşmanın sağlıklı bir zeminde ilerleyemeyeceğini fark edip bu döngüyü sonlandırmak gerekir. “Bu konunun çözümü geçmişi değil, şu anı konuşmayı gerektiriyor” gibi yönlendirici bir tutum geliştirilebilir.
4. Tutarlı davranış ve duygusal sorumluluk beklemek en doğal hakkınızdır.
Bir ilişkide sevgi kadar, süreklilik ve istikrar da önemlidir. Yüz yüze çok yakın ama uzaklaşınca kopan ilişkiler genellikle duygusal olgunlaşma alanında eksikliklere işaret eder. Bu noktada partnerinizin de profesyonel destek alması, duygu düzenleme ve ilişki becerileri açısından katkı sağlayacaktır.
5. Kendi duygusal sınırlarınızı güçlendirmeniz gerekir.
Sürekli onaran, telafi eden taraf olduğunuzda, kendi ihtiyaçlarınız ikinci plana düşer. Oysa ilişkide hem sizin hem de partnerinizin ihtiyaçlarının görünür olması gerekir. Bu nedenle, sizin de dinlenmeye, anlaşılmaya, emek verilmesine hakkınız olduğunu hatırlatmak önemlidir.
Son olarak, bu ilişkiyi sürdürüp sürdürmeme kararı elbette size aittir. Ancak kararınız ne olursa olsun, bu döngünün sizi duygusal olarak yıprattığını kabul etmek ve kendinizi koruyacak bir duruş sergilemek çok değerli. Sevgi, acı çekerek veya sürekli telafi ederek yürüyen bir süreç değildir. Partnerinizin davranışlarını değiştirmesi ancak kendi farkındalığı, isteği ve sorumluluk almasıyla mümkündür. Siz de bu süreçte hem kendinizi güçlendirmeyi hem de ilişkinin sağlıklı bir zeminde ilerleyip ilerlemediğini objektif bir gözle değerlendirmeyi hak ediyorsunuz.
Uzman Klinik Psikolog Elif Kızılkaya
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.