Kaygı

dini kaygilar ve cehennem korkusu

Gizli Kullanıcı5 Nisan 2026 21:23

Merhaba, ben 20 yaşındayım. 16 yaşında kendi isteğimle tesettüre başladım ve namaza başladım, ailem dindar değil ama ben bunu seçtim. Son 4–5 yıldır namaz kılıyordum ama son zamanlarda bıraktım ve bunun için kendimi çok suçlu hissediyorum.

Genel olarak kaygılı biriyim ve dini kaygılarım çok sık oluyor. Özellikle cehenneme gitme korkum var ve bu konuda nasıl yaklaşmam gerektiğini bilmiyorum.

Psikoloğumla konuşuyorum ama Müslüman değil ve dini kaygılarımı tam olarak anlamıyor gibi hissediyorum. Konuşacak kimsem yok ve çok yalnız hissediyorum.

Sadece bana yol gösterecek, yargılamayacak birinin düşüncelerini duymak istiyorum. Bu düşüncelerimin normal olup olmadığını ve korkularımla başa çıkmanın yollarını öğrenmek istiyorum.

Bu soru 12 Nisan 2026 09:28 tarihinde Psikolog Aslıhan Atalan tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan … anlattıklarını okurken şunu hissettim:

Sen aslında inancını kaybetmiş biri değilsin. Tam tersine, inancını çok ciddiye alan ama bu yüzden içi sıkışan birisin.


Ve bu çok insani.


Şöyle düşün… sen 16 yaşında kendi isteğinle bu yolu seçmişsin. Bu zaten başlı başına çok güçlü bir şey. Yani bu senin içinde gerçekten bir karşılığı olan, değer verdiğin bir alan. Ama son zamanlarda hem hayatın yükü, hem yorgunluk, hem de kaygı üst üste gelince… bu alan sana huzur vermek yerine baskı hissettirmeye başlamış.


Bir tarafın hâlâ “yakın olmak istiyorum” diyor,

diğer tarafın “çok yoruldum” diyor.

Ve sen bu ikisinin ortasında kalıyorsun.


Aslında en çok zorlayan şey de bu:

Namazı bırakmak değil…

👉 “Bıraktım, demek ki kötü biriyim, ya affedilmezsem?” düşüncesi.


Burada çok önemli bir ayrım var ama…

Senin yaşadığın şey sadece dini bir mesele değil, aynı zamanda kaygının dini alana yansıması.


Kaygılı zihin hep şunu sorar:

“Ya en kötü ihtimal olursa?”


Bu da sende şu şekle dönüşmüş:

“Ya cehenneme gidersem?”

“Ya yeterince iyi değilsem?”


Ama bu ses… inancının sesi değil aslında.

👉 Bu, kaygının sesi.


Çünkü inancın sadece korkudan ibaret değil.

İçinde merhamet de var, anlayış da var, niyet de var. Ama senin zihnin şu an sadece “ceza” tarafına odaklanmış gibi.


Bir de şu döngü oluşmuş gibi hissediyorum:

Namazdan uzaklaştıkça suçluluk artıyor,

suçluluk arttıkça yaklaşmak zorlaşıyor,

yaklaşamadıkça daha çok suçluluk geliyor…


Bu kısır döngü insanı çok yorar.


O yüzden sana şunu söylemek istiyorum:

Şu an ihtiyacın olan şey kendini zorlamak değil.

👉 Kendinle daha yumuşak bir ilişki kurmak.


Mesela her şeyi bir anda düzeltmek zorunda değilsin.

“Ya tamamen başlayacağım ya da hiç” gibi bir şey yok.


İstersen sadece şöyle düşün:

“Ben bugün sadece bir küçük adım atsam, ne olurdu?”


Belki sadece 1 vakit.

Belki sadece dua etmek.

Belki sadece içinden konuşmak.


Bu bile bir bağdır.


Çünkü inanç dediğimiz şey bazen ritüelden önce ilişkidir.


Bir de şu düşünceye biraz mesafe koymaya çalış:

“Cehenneme gideceğim.”


Bu bir gerçek değil.

Bu bir düşünce.

Ve kaygılı zihin düşünceleri çok gerçekmiş gibi hissettirebilir.


Kendine şöyle diyebilirsin:

“Şu an kaygım konuşuyor.”


Bu küçücük fark bile zihni biraz rahatlatır.


Psikoloğunla ilgili söylediğin şey de çok anlaşılır…

Bazen insan, karşısındaki kişinin kendi inanç dünyasını “hissetmesini” ister. Bu çok doğal. Psikoloğun seni anlamaya çalışıyor olabilir ama sen yine de eksik hissedebilirsin.


İstersen bunu onunla açıkça da konuşabilirsin:

“Bu konu benim için çok hassas, burada daha çok anlaşılmaya ihtiyacım var” diye.


Ya da ileride bu alana daha yakın bir terapist de düşünebilirsin. Ama bu bir zorunluluk değil.


Ve yalnızlık kısmı…

Bence en çok orası can yakıyor.


İçinde bu kadar şey varken, bunu paylaşacak birini bulamamak… insanı daha da içine kapatır. Ama şunu bilmeni isterim:

Senin yaşadığın bu ikilem… düşündüğünden çok daha yaygın.


İnançla, korkuyla, suçlulukla, uzaklaşmayla boğuşan çok insan var.

Sadece çoğu bunu dile getirmiyor.


Sen bunu ifade edebilmişsin.

Bu bile çok değerli bir şey.


Son olarak sana şunu bırakmak istiyorum:

Sen kötü biri değilsin.

İnancını kaybetmiş biri de değilsin.


Sen sadece yorulmuşsun.

Ve biraz da korkmuşsun.


Ama korkuyla kurulan ilişki uzun sürmez.

İnsan eninde sonunda ya kaçar ya tükenir.


O yüzden belki de şimdi…

korkudan biraz uzaklaşıp, daha yumuşak, daha anlayışlı bir yerden yeniden yaklaşma zamanı.


Acele yok.

Zorunluluk yok.

Yargı yok.


İstersen birlikte bu korkular geldiğinde ne yapacağını da adım adım konuşabiliriz.

Ben buradayım 🤍

Psk.Aslıhan Atalan

💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler

1
Küçük Şükür Molası
Küçük şükür molası, gün içinde minnettar olduğunuz anlara bilinçli şekilde odaklanarak pozitif duygu...
Pozitif Psikoloji⏱️ 3 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular

Kaygı

Duygumdan nasıl emin olurum

Ezgi hanım merhabalar💐,aslında genel olarakta anksiyeteye yatkın birisiyim örneğin bir misafir beklediğimde herşeyin mükemmel olmasını isterim en iyisi olsun isterim zamanında yetişsin isterim ve aşırı stres yaşarım,bu benim huyum sanıyorum çünkü hiç bırakamadım yani mutlu giden ilişkimde partnerim bianda soğuk olursa ve ben bunu hissedersem yemek yiyemem ondan mesaj beklerim bütün günüm mahvolur ki partnerim içinde bu böyle trip atıyorsam o hatalıysa gerçekten moralim düzelene kadar onunda morali bozuluyo beni o yüzle görmek istemiyormuş. Aslında benim duygusal ihtiyaçlarım bu ilişkide daha önceden çok daha karşılanıyordu ama yaklaşık 5-6 aydır bu eksik yeterince iletişim kuramıyoruz işlerinden kaynaklı ve ben haliyle bu duruma bozuluyorum çünkü en ufak bir afedersin kusura bakma konuşması yapmıyor direk benim hayatıma devam etmemi istiyor ve ben bunu kabul edemiyorum,zorundaymışım gibi bi tavır olarak görüyorum bu durumu ve kimse hiçbişeye zorunda değil. Ben naz yapmak istiyorum trip biz kadınların en doğal hakkıyken ben bundan da nasibimi alamıyorum yani ben bişey yapmadım kusura bakma diyo ki buluşma ayarlayamayan partnerim bu durumda. Yani şuanda daha öncede sizinle paylaştığım üzere de gelgitli bir dönemdeyim ama şununda farkındayım duygusal bir olgunluk yaşadım bunu çok zor geçirdim aşırı zor geçirdim yani kaç defa sizlere yazdım bilmiyorum ama çocuk gibi severken şimdi olgun gibi seviyorum bu bana yeni gelen bi duygu evet heyecan var ama o eski çocuksu şeyler yok daha olgun tavırlar ve düşüncelerdeyim daha kadın olduğumu hissediyorum. Evliliğe adım atmama sebebimde babamla yaşayamadığım anlar ve vakitler şuanda emekli oldu ve tamamen bizimle bu zamanların tadını çıkartmak istiyorum çünkü zaman çok kısa evet belki bizim içinde kısa ama bilemiyorum:(. Geçmişte yaşadığım hiçbir kaygım yok açıkçası en uzun ilişkimi yaşıyorum şuanda kimseyle evlilik düşünmemiştim biz evlilik için çeyizlik eşyalarımızı bile aldık o kadar ileri gittik ama o geçmişteki bendi Buda şimdiki ben istemiyorum tamamen değil sadece evlilik olgunluğu yuva kurabilme hissiyatı bunların üstesinden gelmem için gerçekten o kıvama gelmem lazım yoksa çabuk pes ederiz. Bu ilişkiye gerçekten çok değer veriyorum kendimi huzurlu hissettiğim mutlu hissettiğim sayısızca an var ve olmaya devam edeceğini düşünüyorum bilemiyorum tabiki ama henüz konuşamadık partnerimle iyi sonuçlanırsa inşallah böyle devam eder:). Ailemle ilişkimi hiç kıyaslamadım aslında Ezgi hanım çünkü burası çoğunluk ve alışılmış bir düzen diğer tarafta sadece ikimiz ve çok sakin bir ortam,ailemle beraberken herkes kendi düzenindeyken ben partnerimle beraber oluyorum yani mesajlaşıp konuşuyoruz her zaman hep beraber olamayız babam tv izlerken kardeşim ders çalışıyor ve ben tek kalıyorum kendisi de o durumda öyle tabi ama o tek çocuk evi kalabalık değil oda annesini bırakmak istemiyor benim gibi evlerimizde çok uzak şimdi o yakın istiyor annesine bende babama yakın istiyorum hatta alt katında yaşasak nasıl mutlu olurum ama bu süreç biraz zor olucak gibi görünüyor.