dini kaygilar ve cehennem korkusu
Merhaba, ben 20 yaşındayım. 16 yaşında kendi isteğimle tesettüre başladım ve namaza başladım, ailem dindar değil ama ben bunu seçtim. Son 4–5 yıldır namaz kılıyordum ama son zamanlarda bıraktım ve bunun için kendimi çok suçlu hissediyorum.
Genel olarak kaygılı biriyim ve dini kaygılarım çok sık oluyor. Özellikle cehenneme gitme korkum var ve bu konuda nasıl yaklaşmam gerektiğini bilmiyorum.
Psikoloğumla konuşuyorum ama Müslüman değil ve dini kaygılarımı tam olarak anlamıyor gibi hissediyorum. Konuşacak kimsem yok ve çok yalnız hissediyorum.
Sadece bana yol gösterecek, yargılamayacak birinin düşüncelerini duymak istiyorum. Bu düşüncelerimin normal olup olmadığını ve korkularımla başa çıkmanın yollarını öğrenmek istiyorum.
Bu soru 12 Nisan 2026 09:28 tarihinde Psikolog Aslıhan Atalan tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan … anlattıklarını okurken şunu hissettim:
Sen aslında inancını kaybetmiş biri değilsin. Tam tersine, inancını çok ciddiye alan ama bu yüzden içi sıkışan birisin.
Ve bu çok insani.
Şöyle düşün… sen 16 yaşında kendi isteğinle bu yolu seçmişsin. Bu zaten başlı başına çok güçlü bir şey. Yani bu senin içinde gerçekten bir karşılığı olan, değer verdiğin bir alan. Ama son zamanlarda hem hayatın yükü, hem yorgunluk, hem de kaygı üst üste gelince… bu alan sana huzur vermek yerine baskı hissettirmeye başlamış.
Bir tarafın hâlâ “yakın olmak istiyorum” diyor,
diğer tarafın “çok yoruldum” diyor.
Ve sen bu ikisinin ortasında kalıyorsun.
Aslında en çok zorlayan şey de bu:
Namazı bırakmak değil…
👉 “Bıraktım, demek ki kötü biriyim, ya affedilmezsem?” düşüncesi.
Burada çok önemli bir ayrım var ama…
Senin yaşadığın şey sadece dini bir mesele değil, aynı zamanda kaygının dini alana yansıması.
Kaygılı zihin hep şunu sorar:
“Ya en kötü ihtimal olursa?”
Bu da sende şu şekle dönüşmüş:
“Ya cehenneme gidersem?”
“Ya yeterince iyi değilsem?”
Ama bu ses… inancının sesi değil aslında.
👉 Bu, kaygının sesi.
Çünkü inancın sadece korkudan ibaret değil.
İçinde merhamet de var, anlayış da var, niyet de var. Ama senin zihnin şu an sadece “ceza” tarafına odaklanmış gibi.
Bir de şu döngü oluşmuş gibi hissediyorum:
Namazdan uzaklaştıkça suçluluk artıyor,
suçluluk arttıkça yaklaşmak zorlaşıyor,
yaklaşamadıkça daha çok suçluluk geliyor…
Bu kısır döngü insanı çok yorar.
O yüzden sana şunu söylemek istiyorum:
Şu an ihtiyacın olan şey kendini zorlamak değil.
👉 Kendinle daha yumuşak bir ilişki kurmak.
Mesela her şeyi bir anda düzeltmek zorunda değilsin.
“Ya tamamen başlayacağım ya da hiç” gibi bir şey yok.
İstersen sadece şöyle düşün:
“Ben bugün sadece bir küçük adım atsam, ne olurdu?”
Belki sadece 1 vakit.
Belki sadece dua etmek.
Belki sadece içinden konuşmak.
Bu bile bir bağdır.
Çünkü inanç dediğimiz şey bazen ritüelden önce ilişkidir.
Bir de şu düşünceye biraz mesafe koymaya çalış:
“Cehenneme gideceğim.”
Bu bir gerçek değil.
Bu bir düşünce.
Ve kaygılı zihin düşünceleri çok gerçekmiş gibi hissettirebilir.
Kendine şöyle diyebilirsin:
“Şu an kaygım konuşuyor.”
Bu küçücük fark bile zihni biraz rahatlatır.
Psikoloğunla ilgili söylediğin şey de çok anlaşılır…
Bazen insan, karşısındaki kişinin kendi inanç dünyasını “hissetmesini” ister. Bu çok doğal. Psikoloğun seni anlamaya çalışıyor olabilir ama sen yine de eksik hissedebilirsin.
İstersen bunu onunla açıkça da konuşabilirsin:
“Bu konu benim için çok hassas, burada daha çok anlaşılmaya ihtiyacım var” diye.
Ya da ileride bu alana daha yakın bir terapist de düşünebilirsin. Ama bu bir zorunluluk değil.
Ve yalnızlık kısmı…
Bence en çok orası can yakıyor.
İçinde bu kadar şey varken, bunu paylaşacak birini bulamamak… insanı daha da içine kapatır. Ama şunu bilmeni isterim:
Senin yaşadığın bu ikilem… düşündüğünden çok daha yaygın.
İnançla, korkuyla, suçlulukla, uzaklaşmayla boğuşan çok insan var.
Sadece çoğu bunu dile getirmiyor.
Sen bunu ifade edebilmişsin.
Bu bile çok değerli bir şey.
Son olarak sana şunu bırakmak istiyorum:
Sen kötü biri değilsin.
İnancını kaybetmiş biri de değilsin.
Sen sadece yorulmuşsun.
Ve biraz da korkmuşsun.
Ama korkuyla kurulan ilişki uzun sürmez.
İnsan eninde sonunda ya kaçar ya tükenir.
O yüzden belki de şimdi…
korkudan biraz uzaklaşıp, daha yumuşak, daha anlayışlı bir yerden yeniden yaklaşma zamanı.
Acele yok.
Zorunluluk yok.
Yargı yok.
İstersen birlikte bu korkular geldiğinde ne yapacağını da adım adım konuşabiliriz.
Ben buradayım 🤍
Psk.Aslıhan Atalan
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Küçük Şükür Molası
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.