Düğünüme 2 ay kaldı korkuyorum
Öncelikle yazıma Betül Canbel yanıtlamıştı yeniden onunla iletişim kurabilirsem çok sevinirim konuya kendisi hakim en azından düğünüme 2 ay kaldı ve 8 yıllık bir birlikteliğim olduğunu söylemiştim.Aramızdaki sevgi bağı çok farklı çok değişik ikimizde birbirimizi seviyoruz ama ben eskisi gibi seviyor muyum bilmiyorum bunu sorguluyorum sürekli öyle çok kavga ettik ki bu son yıllarda ettiğimiz kavgaların bazıları iteklemerde oldu küfürlü konuştuğu da ya da çok yüksek desibelden bağırıp şiddete meyilli hareketlerde çok iyi anılar biriktirdiğimiz kadar çok kötü anılarda kazındı beynime hep ve her kavganın sonunda benim bir adım atmamla son buldu bu kavgalar onun bana gelmesiyle değil yenik düşüyordum çünkü onsuz bir hayat hayal etmek kimsesiz kalmak gibi geldi benim için korktum.Ama şimdi ise evde annem ve babam gibi olmaktan kprkuyorum annemde sürekli düzelsin diye babama ya azar çekerdi ya da uzun uzun konuşurdu babamda ya yükselir bağırır ya da umruna bile getirmezdi.Bazı huyları babama benziyor nişanlımında hiç bir kavgamızda benden özür dilemedi 8 sene oldu belki 2 defa özür dilemiştir bana söylediği söz hep şey olur “sen benim sözümü dinlediğin sürece biz mutlu oluruz ama sen bunu bana itaat et diyorum gibi anlıyorsun” benim benliğimi kararlarımı hiçe saydığı sadece kendi isteklerinin olduğu ve onların olduğu noktada ilişkiye huzur geleceğini hissettiriyordu bana son dönemde iyice arttı elbette bu yöndeki davranışları en son çalıştığım eczanedeki abinin nişanı vardı elbetteki bende davetliydim beraber gitmek istediğimi bir aile olduğumuzu seninle katılmak çok isterdim diyerek kibarca ifade ettim ancak hemen sert bir tepkiyle gitmiyorsun hiç bir yere dedi.Sırf eczanedeki abiyi hiç tanımadığı halde sevmediği için bende senin sevip sevmemenle alakası yok davete icabet etmek gerekiyor onlar benim iş arkadaşlarım dedim ve sen katılmıyorsan da ben gitmek durumundayım dedim.Bana gidersem parmağımdaki yüzüğü çıkarıp gitmemi söyledi nişan atacağını söyledi bir önceki kavgamızda da yine onun istediği bir şey olmadığı için yüzüğü çıkarmıştı yine tekrarlanmış oldu bu davranışı yeniden sözleriyle sonrasında o davete gitmediğim için onu kaybetmek istemediğim insanlara yalan söylemek zorunda kaldım ve sırf gitmeden diye biz barışmış olduk ve bana iyi davrandı ama ben kendi benliğimi kaybetmiş sınırlarımı ihlal edilmiş hissettim pişman oldum sonrasında bana gösterdiği sevginin hiç bir kıymeti kalmadı gözümde şimdi bir kavgalı bir barışık ilerliyoruz ama bu yanlış iletişim hali onun üstümdeki bu baskıcı tavrı kısıtlamaları benimde içimden çok şey aldı götürdü ve dahası yanlış anlaşılmadan anlatabilirim umarım ki beni bu süreçte öyle duygusal anlamda yoksun bıraktı ki sevgiyi çalışırken dışarıdan gördüğüm ilgi insanlarım bana güzelsin bile demesi hoşuma gitmeye başladı (8 senelik sevgililik hayatımızda çok nadir güzelsin der sırf egom tatmin olmasın diye) eczaneye gelen genci yaşlısı sürekli çok güzelsin dedikçe gıururum okşandı bana bakanlarda oldu ama ilişkime saygımdan her zaman bir ilişkim olduğunu belli ettim insanlara ancak bu ilgi görme hali de hoşuma gitti çünkü öyle mahrum kalmışım ki güzelsin,hoşsun denmesine susamışım sanki buna ama böyle hissettiğim içinde yine acaba artık ben vazgeçiyor muyum sorgusuna düştüm pek heves hissetmiyorum onunla böyle olmamamız gerektiğini çokça konuştum bu iletişim kopukluğunun bizi bitirme noktasına getirebileceğini çok kez söyledim ama ne zaman dıygularımı açsam ya ağzımdan çıkan bir cümleyi alıp ters anlayıp sinirleniyor ya da bir süre sonra telefon alıp eline oynamaya başlıyor özellikle kavga arkasındaki konuşmalarda bunu çok yapıyor hayalimde hep elele tutuşarak birbirimizin suratını okşayarak sorunlarımızı konuşabildiğimiz anlar vardı senelerce bu günlerin hayalini kurduk çok zor imkanlarla savaştık hep dünya yakışıklısı da bir çocuk ama çok depresif hayata karşı da çok olumsuz biri aynı zamanda bende bir o kadar hayat dolu pozitif o sisli bir hava gibi bense ilkbahar ayı gibiyim cıvıl cıvıl ama herşeyim her adımım hesaplanıyor iplerle kollarımı bağlıyor sanki onunla beraber özgürleşmek isterken şimdi baskıcı aile hayatının sanki evli versiyonu olucakmış gibi korkuyorum ayaklarım geri gidiyor yorumlarınız benim için çok kıymetli düşündelerinizi sabırsızlıkla bekliyorum
Bu soru 4 Haziran 2025 13:42 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Yazdıklarında sadece bir ilişkiyi değil, bir kadının kendi ışığını yavaş yavaş nasıl kaybettiğini, sonra bir yerlerde yeniden o ışığı bulmaya çalıştığını, ama cesaretle korku arasında gidip geldiğini okudum. Sekiz yıllık bir emek var ortada… Bu ilişki sadece iki kişinin hikayesi değil; senin hayallerin, sevgin, sabrın, kendinden verdiklerin, umutla beklediklerin ve kaybettiklerin var içinde. Ama tüm bunların ağırlığı, seni bugün “ayaklarım geri geri gidiyor” diyecek noktaya getirmişse, bu hafife alınacak bir mesele değil. Bu, ruhunun artık “dur” dediği bir yer olabilir.
İnsanın en çok yorgun düştüğü duygulardan biri, yıllarca içinde emek verdiği bir şeyin artık kendisine iyi gelmediğini kabul etmektir. Sen de şimdi, bu noktada tam olarak bu gerçekle yüzleşiyorsun gibi. Çünkü bir zamanlar onsuz bir hayatı hayal bile edemezken, artık “ben kendimle kalmak istiyorum” diyorsun içinden. Bu değişim, her kadının hayatında kırılma anıdır. Sevgi hâlâ olabilir, ama sevginin bir yanı da güven, saygı, huzur ve destekle tamamlanır. Bunlar olmadığında, sevgi tek başına yetmez. Bu yüzden senin de dediğin gibi, “seviyor muyum, yoksa alışkanlık mı, ya da yalnız kalmaktan mı korkuyorum?” soruları artık kaçınılmaz hale gelir.
Yazdıkların, aslında bu ilişkinin içinde çok uzun süredir yalnız olduğunu gösteriyor. Sadece dışarıdan değil, sevdiğin kişinin yanındayken de... Çünkü gerçek anlamda anlaşılmak, duygularının ciddiye alınması, değerli hissedilmek bir ilişkide temel ihtiyaçlardandır. Ama sen, en çok ihtiyaç duyduğun anda bile “sen benim dediğimi yaptığın sürece sorun çıkmaz” gibi cümlelerle karşılanmışsın. Bu, bir sevgi dili değil. Bu, seni şekillendirmeye çalışan bir kontrol biçimi. Bu kadar uzun süre boyunca buna maruz kalmak, ister istemez senin de benliğini örseleyip yıpratmış olabilir.
Özellikle çalışmaya başladıktan sonra kendi ayakları üzerinde durduğunda, hayatındaki diğer her şeyi yeniden değerlendirir. Sen de işe başladıkça, daha önce fark etmediğin baskıları, kıskançlıkları, engellemeleri daha net görmeye başlamışsın. Eczanedeki ortamda aldığın en basit olumlu geri bildirimlerin bile seni ne kadar mutlu ettiğini yazmışsın. Çünkü yıllardır “güzel görünüyorsun” cümlesine bile hasret kalmışsın. Bu sadece fiziksel bir övgü değil; “görülmek” arzusu. İnsan, sevdiği kişi tarafından fark edilmek, takdir edilmek, değerli hissetmek ister. Ama sen bu ihtiyaçlarını dış dünyadan karşılamak zorunda kalmışsın. Bu da sana “ben bir şeyleri kaybettim bu ilişkide” dedirtmiş olabilir.
Seninle en çok rezonansa giren yerlerden biri şu oldu: bir tartışmada sen duygu paylaşımı yaparken, karşındaki insanın telefonu alıp ilgisini senden çekmesi. Bu o kadar kırıcı, yalnızlaştırıcı ve aşağılayıcı bir davranıştır ki; bu tekrar ettikçe insan “ben burada kimim, neden kendimi bu kadar anlatmak zorundayım, neden hep ben çabalıyorum?” diye sorgulamaya başlar. İlişki, bir kişinin omzuna yığılmış bir emekle yürüyemez. Sen sekiz yıl boyunca bu ilişkiyi taşımışsın, ama artık seni taşıyan biri yokmuş gibi hissediyorsun.
Bana yazdığın her cümlede kendini suçladığını da fark ettim. “Acaba çok mu değiştim?” “Eskisi gibi hissetmemem benim suçum mu?” gibi sorular soruyorsun. Oysa ki bu senin suçun değil. Bu, büyümenin ve fark etmenin bir sonucu. İnsan değiştikçe, bazı ilişkilerle arasında mesafe oluşur. Çünkü o ilişki senin yeni haline dar gelmeye başlar. Bu bir suç değil; bu, hayatın en doğal sürecidir. Senin gibi düşünen, senin gibi hisseden çok fazla kadın var. Sen yalnız değilsin.
Annenin babanla yaşadıkları, senin kendi ilişkinle ilgili en büyük korkunu açığa çıkarmış: “Aynı döngüye ben de mi giriyorum?” Kız çocukları çoğu zaman annelerini izler ve “ben asla böyle biri olmayacağım” der. Ama yetişkinliğe geldiğinde fark eder ki; o döngünün içinde çoktan yer almış. İşte bu fark ediş anı, çok ama çok değerlidir. Sen, tam olarak bu eşiktesin. Aynı ilişki örüntüsünün başka bir versiyonunu yaşamak istemiyorsun artık. Ne anne gibi susmak, ne de babanın baskıcı tavrına benzer bir ilişkide tükenmek…
Bütün bu anlattıkların ışığında, sana “hemen ayrıl” ya da “illa devam et” demek, elbette benim karar verebileceğim bir durum değil. Ama şunu çok net söyleyebilirim: İç sesin şu anda çok net. Sana ne söylüyor? Kalmak mı, gitmek mi, beklemek mi, konuşmak mı? Kendi iç sesinle baş başa kaldığında seni ne rahatlatıyor? Belki de en doğru cevap, en sessiz anlarında sana fısıldanandır.
Seninle bir egzersiz paylaşmak istiyorum. Bir gece yalnız kaldığında, bir kâğıt al. İkiye ayır. Sol tarafa “bu ilişki bana neler kazandırdı?” sağ tarafa ise “bu ilişki benden neler götürdü?” yaz. Sonra gözlerinle gör. Hangi taraf daha ağır? Bu liste sana kimseyi ikna etmek için değil, sadece kendine ayna tutmak için.
Şunu da unutma: Bir evlilik, hazırlıkları yapılmış diye olmak zorunda değil. Düğün tarihlerinden önce gelen duygular her zaman ciddiye alınmalıdır. Çünkü senin kararın, bir ömürlük bir hayatı şekillendirecek. Bugün “bu baskı zamanla azalır” diye düşündüğün şeyler, yarın daha da büyüyebilir. Sınırlarını bu kadar kolay aşan bir insanın, ileride bu alışkanlıklarını bırakması çok zor olabilir. Birlikte çift terapisi almayı teklif ettin mi? Ya da ettin de reddetti mi? Bu bile bir gösterge olabilir. Çünkü birlikte iyileşmeye istekli bir partnerle yol yürümek başka, sadece senin değişmeni bekleyen biriyle yol yürümek bambaşka bir şeydir.
Lütfen kendine şu cümleyi sık sık hatırlat: “Ben bir hayat kuruyorum. Bu hayatın içinde ben de var mıyım?” Eğer bu soruya için net bir “evet” diyemiyorsan, o hayata biraz daha mesafeyle bakman gerekebilir. Korkuyorsun, evet. Ama korkunun arkasında senin asıl gücün saklı olabilir. Korktuğun yerden cesaretle geçebilirsen, özgürlüğün orada olabilir.
Unutma, sen yalnızca bir gelin adayı değilsin. Sen bir bireysin. Hayalleri olan, ışığı olan, kendini ifade edebilen, güçlü bir kadınsın. Hiçbir aşk, senin o ışığını söndürmeye değmez.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru veya aklına takılanları sorabilirsin.🌿
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.
Yorumlar
Gizli Kullanıcı
betül hanım sizle konuştukça dünyam şuan daha da netleniyor sanki rahatlıyor içim geceleri bu bilinmezlik içinde uyuyamıyordum söylediklerinizin hepsini uyguluyacsğım ve partnerimle düşüncelrimi paylaşacağım paylaşma durumumdan sonrada olanları sizlere yeniden aktarmak isterim ama onca kişi arasından yeniden beni hatırlar mısınız acaba 🥹🤍
4 Haziran 2025 15:22Psk. Betül Canbel
Merhaba Sevgili Danışan, Hatırlarım siz içiniz rahat edecekse yeni sorularda bu başlığı değiştirmeyin. Güzel geri dönüşleriniz için teşekkür ederim. Yeni bir sorunuz olduğunda buradayım. Sevgiler, Psikolog Betül Canbel
4 Haziran 2025 15:28