Düğünüme 2 ay kaldı korkuyorum
Öncelikle sorumu betül canbelin crvaplamasını istiyorum süreçte sürekli onunla konuştum betül hanım 8 yıllık birlikteliğimden bahsetmiştim olayları anımsıyorsanız bu iki gündür olan durumdan bahsetmek isterim nişanlım 2 gündür benim için anlattığım sağlıklı ilişkiyi olmasını istediğim ondan beklediğim davranışların hepsini yapıyor normalde kızacağı şeylere sakinlikle karşılıyor çok nazik ve kibar davranıyor 2 gündür bebek gibi davranıyor kısaca benimle de konuşmak istediğini söyledi henüz konuşmadık ama geç kalınmış davranışlar gibi geliyor sanki gülüyorum ama çok içten değil olmasını istediğim davranmasını beklediğim kişi gibi daveanıyor ama şimdide ben bir şey hissedemiyorum sanki ne konuşacağını da çok merak ediyorum sizlerle de paylaşmak istedim
Bu soru 8 Haziran 2025 11:33 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Öncelikle duygularınızı yeniden benimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Sürecinizi yakından bildiğim için bu aşamada yaşadığınız karmaşık duyguların ne kadar yoğun ve çelişkili olduğunu anlayabiliyorum. Daha önceki mesajlarınızda 8 yıllık bir ilişkinin ardından nişanlılık sürecinizde yaşadığınız kırılmaları, yorgunlukları, fiziksel ve psikolojik sınır ihlallerini, ilişkinizin sizi ne kadar yıprattığını detaylı bir şekilde konuşmuştuk. Şimdi ise o hep beklediğiniz tavırları, ilgi ve özeni görmeye başladığınız bir evrede, içinizde duygusal bir boşluk hissettiğinizi paylaşıyorsunuz. Bu çok anlaşılır ve aslında birçok insanın benzer şekilde deneyimlediği bir durum.
Bir ilişkinin içinde uzun süre mücadele eden taraf olursanız, sevgiye ulaşmak için sürekli emek veren, anlayış gösteren, affeden kişi olursanız bir noktada yorgun düşersiniz. Sizi inciten, yıpratan davranışlar uzun süre devam ettiğinde, ilişkinin bir noktada sizi duygusal olarak tüketmesi mümkündür. Bu yorgunluk hali, bazen karşı taraf değiştiğinde bile geç kalmış bir ferahlık gibi gelir ama artık duygularınız cevap vermez. Sizin de şu an yaşadığınız şeyin tam olarak bu olduğunu düşünüyorum.
Nişanlınız şu an “olmasını istediğiniz kişi” gibi davranıyor. Bu, dışarıdan bakıldığında olumlu bir gelişme gibi görünebilir. Ancak siz uzun süredir bu davranışları özlerken aynı zamanda yokluklarıyla baş etmeye çalıştınız. Kalbinizde bir beklenti vardı ve bu beklenti zamanla kırgınlığa, yorgunluğa, güvensizliğe dönüştü. Bu kırılma bir kez yaşandığında, onu eski yerine koymak kolay olmaz. Şimdi o size iyi davranıyor, ama siz geçmişteki incinmiş halinizle, “Neden bu kadar bekledi?” diye soruyorsunuz belki de. Haklısınız. Çünkü sevgi, sadece verilenle değil; ne zaman, nasıl ve ne şekilde verildiğiyle de ilgilidir.
Bu durumda “gülsem de içten gülmüyorum” demeniz, kalbinizin hâlâ tetikte olduğunu gösteriyor. Kalbiniz hâlâ kendisini korumaya çalışıyor. İçsel bir savunma mekanizması devrede. Çünkü daha önce defalarca beklentinizin karşılık bulmadığı, çabanızın görülmediği, fiziksel ve duygusal sınırlarınızın ihlal edildiği zamanlar oldu. Şimdi, geçmişin telafisi gibi gelen bu ilgiyi kabul etmekte zorlanmanız; duygusal olarak bağ kuramamanız aslında çok doğal. Kalbiniz hâlâ güvenli değil çünkü. Değişim var ama bu değişime gerçekten güvenebilir misiniz, yoksa bu bir geçici uyum çabası mı? Bu soruların cevabını içtenlikle arıyorsunuz.
Böyle zamanlarda, kişi kendini "ben mi abartıyorum, hislerim neden yok oldu" diye suçlayabilir. Oysa siz abartmıyorsunuz. Bu, sevgi eksikliğinin uzun süreli etkisi. Aşk, sevgi, güven; bunlar sadece bugüne ait değil, geçmişin izlerini de taşıyan duygular. Partnerinizin şu anki davranışları ne kadar olumlu olursa olsun, geçmişteki eksiklikler bu olumlu hali bastırabilir. Şu anda yaşadığınız şey tam olarak budur: Kalbinizin geç kaldığı bir değişimi sindiremeyişi.
“Ne konuşacağını çok merak ediyorum” demeniz, hâlâ net bir kapanış ya da net bir içgörü yaşamadığınızı gösteriyor. Belki de bu görüşme, sizin için bazı duyguların netleşmesine katkı sağlayabilir. Ama bu görüşmeden beklentiniz “her şeyin düzelmesi” değil, kendi duygularınızı daha iyi anlama süreci olmalı. Belki de bu konuşma, sizin için “evet, içim artık eskisi gibi değil” deme cesaretini göstereceğiniz bir an olabilir. Ya da belki hâlâ içinde az da olsa kalan hisleri sınayacağınız bir fırsat olur. Her iki ihtimal de çok kıymetlidir, çünkü sizi biraz daha gerçeğe yaklaştırır.
Evlilik gibi büyük bir kararın eşiğindeyken yaşadığınız bu duygusal karmaşa aslında bir uyarı sistemidir. İç sesiniz, size “dur, hislerine kulak ver, acele etme” diyor olabilir. Çünkü siz bu ilişkide çok şey verdiniz, ama aynı oranda karşılık alamadınız. Bu nedenle geç gelen iyi davranışlar, sizi sevindirmek yerine daha çok içsel çatışmaya sürüklüyor olabilir. Düğün tarihi yaklaşırken içinizde bir boşluk varsa, bu boşluk göz ardı edilmemelidir.
Son olarak, kendinize şu soruyu sormanızı isterim: “Ben bu ilişki içinde hangi halimle varım? Yorulmuş, vazgeçmiş, artık sevgiyi hissedemeyen halimle mi, yoksa hâlâ sevildiğimi hissetmeye ihtiyaç duyan halimle mi?” Bu sorunun cevabı, size ilişkinin gideceği yönü gösterecektir. Unutmayın, karşınızdaki kişi her ne kadar davranışlarını düzeltmeye çalışsa da, önemli olan sizin içsel olarak bu ilişkiye hâlâ kalbinizle bağlı olup olmadığınızdır.
Duygularınız geç geldikleri için değil, zamanında karşılık bulamadıkları için uzaklaşmış olabilir. Bu uzaklaşma, şu anda sizi bir içgörüye ulaştırıyor: "Ben artık aynı kişi değilim." Bu değişim, sizin büyümeniz, olgunlaşmanız, kendinize daha fazla sahip çıkmanız demek. Kendi ihtiyaçlarınızı ertelemeden, kalbinizi dinleyerek alacağınız her karar doğru karardır.
Siz hazır oldukça, neye ihtiyacınız olduğunu daha iyi fark edecek ve geleceğiniz için çok daha sağlıklı adımlar atacaksınız. Umarım cevabım faydalı olmuştur. Yeni sorularınız olursa, buradayım.
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.