Psikoloji

Düğünüme 2 ay kaldı korkuyorum

Gizli Kullanıcı10 Haziran 2025 13:33

Öncelikle betül canbel ile devam etmek istiyorum konuma betül hanım süreci konuştuk ama ben anlayamıyorum kendimi çıkılmaz bi hale girdim sanki kafayı yiyecek gibiyim eskisi gibi buluşmalardan keyif almıyorum bir an önce eve dönme çabam var sanki ben böyle biri değildim evleneceğim adamdan kaçmak çok garip hissettiriyor evde durduğumda daha iyi hissediyorum eskiden buluşmak için ben can atardım şimdi ise kendime zaman ayırmak için bu normal değil biliyorum yanlış anlayacak gönlü kırılacak diye buluşuyorum ama eski hevesim yok paylaşamıyorım bunu onunla ne yapmam gerekiyor

Bu soru 10 Haziran 2025 17:11 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba Sevgili Danışan,


Bu zorlu süreçte sana eşlik etmek benim için değerli. Sana ait bu duyguların tekrar tekrar gündeme gelmesi aslında bir sorunun çözülmediğinin, bastırılmaya çalışıldığının ama içten içe seni hala ne kadar yorduğunun bir göstergesi. Yazdıklarını okuduğumda ilk hissettiğim şey şu oldu: Sen artık bu ilişkinin doğal akışından uzaklaştığını, kendi iç dünyanda sıkıştığını ve bu sıkışmanın seni zihinsel, duygusal hatta fiziksel anlamda da yorduğunu fark etmişsin. Bu farkındalık çok kıymetli, çünkü seni gerçek çözümlere götürebilecek ilk adım tam da burası.


İlişkilerde insanlar bazen bir dönem büyük bir bağlılık, özlem, heyecan hissederken; başka bir dönemde bu duyguların azaldığını, yön değiştirdiğini, hatta bazı duyguların tamamen sustuğunu fark edebilirler. Bu her zaman “artık sevmiyorum” anlamına gelmez ama “bu ilişki beni hâlâ besliyor mu?” sorusunun cevabını aradığının göstergesidir. Senin şu anda yaşadığın da tam olarak bu.


Eskiden buluşmalara can atarken şimdi kendini zorlayarak gittiğini, partnerinin yanında kendini iyi hissetmediğini, hatta bir an önce eve dönmek için çabaladığını söylüyorsun. Bu, sadece bir yorgunluk hali değil sevgili danışan, bu artık iç dünyanda duygusal bağın çözülmeye başladığını gösteren güçlü sinyaller olabilir. Bu his seni o kadar derinden etkiliyor ki, “kafayı yiyecek gibiyim” diyorsun. Bu cümle aslında bastırdığın duyguların artık zihninde bir yük haline geldiğini ve taşınamaz hale geldiğini gösteriyor.


Bu noktada seni en çok zorlayan şeyin partnerinle yaşadığın duygusal uyumsuzluk kadar, bu duyguları onunla paylaşamıyor olman olduğunu da görüyorum. Çünkü ona karşı bir kırmama çaban, üzülmesin, gönlü kırılmasın düşüncen seni sessiz kalmaya itiyor. Ama bu sessizlik seni daha da yalnızlaştırıyor. Sanki bir şeyleri bozmamak uğruna içindeki gerçekleri görmezden gelmeye çalışıyorsun. Oysa sevgili danışan, senin duyguların da, senin iç sıkışmışlığın da, senin geri çekilme halin de çok gerçek. Bunları bastırmak, sadece süreci daha karmaşık bir hale getiriyor.


Peki neden bu hale geldin?


Bunu anlamak için biraz geriye bakmak gerekiyor. Sen bu ilişkide zamanında çok şey verdin. Elini taşın altına koydun, sürekli fedakârlık yaptın, bazen kendi isteklerinden vazgeçip karşı tarafı mutlu etmeye çalıştın. Ve o dönemlerde sana yüklenen “güçlü kadın” rolü artık seni yormaya başlamış olabilir. Çünkü bu kadar uzun süre kendi duygularını arka plana attığında, bir noktada içsel boşluklar oluşur. Şu an yaşadığın da belki tam olarak bu: O kadar çok verip, o kadar az aldın ki… Kalbin artık yorulmuş olabilir.


Bir başka önemli nokta: Evlilik yaklaştıkça artan bu kaçma isteği. Düğüne 2 ay kalmış olması, bu ilişkinin artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini zihnine fısıldıyor olabilir. Bu seni korkutuyor çünkü “ya gerçekten mutlu olamazsam?”, “ya bu huzursuzluk hiç geçmezse?”, “ya bir ömür yanlış bir hayatın içinde sıkışırsam?” gibi sorular, iç sesinde giderek büyüyor olabilir. Bu duygular, bir kararsızlık gibi görünebilir ama aslında sana bir şey anlatmaya çalışıyor olabilir: Belki de sen, bir süredir kendi duygularını bastırıyor, ihtiyaçlarını dile getirmiyor ve “mış gibi” yaparak bir geleceğe hazırlanıyorsun. Bu da ister istemez ilişkide sahiciliğini kaybettiriyor.


Bir başka önemli farkındalık: Kendine zaman ayırmak istemen. Eskiden birlikte vakit geçirmeye can atarken, şimdi yalnız kalmayı istemen bir suç değil. Bu aslında senin “kendi sesini duymaya”, “benliğine dönmeye” ve “gerçekten ne istediğini keşfetmeye” duyduğun ihtiyacın göstergesi. Belki de hayatında ilk kez kendini dinlemeye çalışıyorsun. Ve ne yazık ki bazı ilişkilerde bu ihtiyaç, partner tarafından yanlış anlaşılır. Ama şunu net söyleyebilirim: Kendini duymak için alan açmak bencillik değil, içsel olgunluğun bir işaretidir.


Şimdi sana şu soruları yöneltmek istiyorum:


Gerçekten bu adamla bir ömür geçirebileceğine inanıyor musun?


Şu an yaşadığın duygular, geçici bir yorgunluk mu, yoksa kalbinde bir şeylerin sona erdiğinin işareti mi?


Partnerinle birlikteyken kendin gibi hissediyor musun, yoksa kendin olmaya çalışırken bile dikkatli davranmak zorunda mı kalıyorsun?


Ona bu duygularını paylaşsaydın, sence seni yargılar mıydı, yoksa anlamaya çalışır mıydı?


Bu sorulara vereceğin içten yanıtlar, aslında ne yapman gerektiğini sana gösterecek. Eğer bu yanıtlar içinde “yoruldum”, “eksik hissediyorum”, “artık aynı heyecanı duymuyorum” gibi ifadeler varsa, o zaman bu ilişkinin son düzlüğüne tekrar bakmak gerekebilir. Belki de senin asıl korkun, evlilik değil; yanlış bir hayatı kabullenmek olabilir. Bu nedenle bu süreci biraz duraklatarak, bir adım geri çekilip objektif bakabilmek için kendine izin vermen çok değerli olabilir.


Peki ne yapmalısın?


Bu duygularını onunla dürüstçe konuş. Onu kırmamak için sustuğun her şey, eninde sonunda hem seni hem onu kıracak hale gelir. Kırmadan, suçlamadan, “ben” dilini kullanarak konuşabilirsin. “Son zamanlarda içsel olarak çok yorgun hissediyorum, bu süreçte biraz daha kendi içime dönmeye ihtiyacım var, bunu sana anlatmakta zorlandım ama artık içime sığmıyor” gibi bir açıklama hem seni özgürleştirir hem de ona gerçekleri anlaması için fırsat tanır.


Kendine birkaç günlük bir mola ver. Kısa bir şehir dışı kaçamağı ya da yalnız geçireceğin bir hafta sonu bile olabilir. Bunu bir “karar verme kampı” gibi değil, sadece “kendini duyma alanı” gibi gör. Duygular bazen sessizliğin içinde daha net konuşur.


Profesyonel destek almayı değerlendir. Çünkü şu an yaşadıkların sadece bir ilişki krizinin değil, aynı zamanda senin kimliğini yeniden kurma sürecinin göstergesi. Ve bu süreçte sana eşlik edecek bir uzmanın varlığı, kendini yalnız hissetmene engel olabilir.


Son olarak şunu unutmamanı isterim: Hiçbir karar, seni mutsuz edecek kadar kutsal değildir. Evlilik büyük bir sorumluluk ama sırf “vakit geçtik”, “düğüne 2 ay kaldı”, “herkese duyurduk” diye verilen bir kararın ömrü çok daha yorucu olabilir. Oysa senin hayatın, senin huzurun, senin iç sesin her şeyden daha önemli.


Sen değerlisin. Hislerin gerçek. Unutma ki güçlü olmak her şeye katlanmak değil, bazen “durmak” demektir. Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru veya aklına takılanları yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin.


Sevgiler,

Psikolog Betül Canbel


Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular