Psikoloji

Düğünüme 2 ay kaldı korkuyorum

Gizli Kullanıcı23 Haziran 2025 10:30

Betül canbel ile görüşmek istiyorum.Öncelikle tekrar merhaba betül hanım bu süreçte başımdan çok durum geçti olayları az çok hatırlıyorsunuzdue sürekli nişanlımla konuşmaya çalıştım içimde bir rahatlık oluşsun artık yoluma istekli devam edebiliyim diye bana bu süreçte güzel davrandı güzel hareketler bulundu axaba ben mi inatla soeun görmek istiyorum diye düşündüm ama sanırım içimde cevapsız kalan bir türlü yanıtlanmamış sorulaeın verdiği yükten dolayı yaptığı güzel davranışları da görmüyordum tek istediğim ağzından beni umutlandıracak tatmin edecek güvence vedecek cümleler duymaktı olmadıkça hırçınlaştım ama yine de hep anlatmaya niyetim gönlüm vardı saygılı konuşmaya yol bulmaya çalıştım bana hep “senin istediğin noktaya gelmemi bekliyosun” “ben hep buydum “evet derken aklın nerdeydi” gibi konuştu ve ya olmuş olan durumlara istinaden “ben seni çok seviyorum,seni sakınıyorum” diyip sarıldı konunun üstü o şekilde örtüldü içimde sanki ertesi gün çok iyi davranıyor ama ben normalleşemedim yine konuşmaya başladım bıktı o da bu durumdan sürekli konuşuyorum hiç bir yere varılmıyır sonra memnun edemiyorum seni hiç bir şekilde diyor bende konu bana iyi davranman vs değil ki hislerimi paykaşıyorum ve hiç bir yere varamıyoruz diyorum işte “ben sana söyleyeceğimi zaten söyledim tekrar mı edicem sürekli”diyor.Ama içimde bir şeyler eksik kaldığından ve karşımda kestirip atan halletini görmekten çok yoruldum en son dün yine konuşmaya çalıştım belki de kendi istediğim noktaya gelsin diye bekliyorum bilmiyorum ama benim isteklerimle onun şstekleri aynı değil “sen de benim isteklerimi yapmıyosun aynı şey” diyor ama ben tavırsal bir istekte bulunurken o eylemsel şeyler istiyor ben onun bana kaba davranmamasını isterken o benden iş yerinde beraber çalıştığım abiyi sevmediği için düğününe gidemezsin bu konu kapandı dediğimi yapıcaksın diyor bende hayır bu senin hayır diyebileceğin bir konu değil davete beraber katılmak durumundayız sevmemeni anlayışla karşılıyorum ancak bu senin isteğine bağlı gitmeyeceğimiz bir yer değil diyorum sonra ben bu cevabı veriyorum diye kavga büyüyor.Son oturduğumuzda bu mesele için kavga etrmeye başladık ve ona “hayır” bu istediğini karşılamak durumunda olmadığını bunun gerçekçi bir istek olmadığını ifade ettiğimde elimden yüzüğü çıkardı kendinininkini de çıkardı bitsin o zaman dedi.Bende tamam dedim ilk defa geri çekildim normalde yalvaran “saçmalama tak yüzüğü” diyen seda yoktu yanında inmeye çalıştım arabadan çekiştirdi beni bin arabaya diye “bitti” dedim bu hareketinden sonra yüzüğü oyuncak haline getirdin ve ben sadece bir düğüne seninle katılmak istediğim için bunu yapıyırsun dedim bu sefer yüzüğü alıp o benim elime takmaya çalıştı “hayır” dedim o yüzüğü sen aldın elimden artık bitti dedim agresifleşti takmam için takmadım.annemle babamın yanına gitmeye diye sürdü arabayı “annen baban nerde? Konuşacağım bırakacağım seni onların yanına ?” Dedi ben de “amacın ne?” Dedim “atacsğım babanın önüne seni” dedi ve bende “şuan o kadar çirkin konuşuyorsun ki bırak ailemin yanına beni ne diyorsan de” dedim sürmeye başladı sonra bir anda durdu ve “tak şu yüzüğü” demeye başladı takmadım sonra arabayı geri çevirdi götüremedi ailemin yanına “tak şu yüzüğü diyr elimi tutup takmaya çalıştı” ben de “onca yaptışına rağmen hala seviyorum ama buna katlanmayacağım” dedim takmadım beni zorladı zorladıkça bende artık bağırmaya başladım arabayı evime doğru sürdü yol boyunca yüzüğü tak dedi bana bende takmadım “onca gün az önceye kadar hala yol bulmaya çalışıyordum o an ağzını açmadın şimdi hiç konuşma” dedim kendi kendine söylenmeye devam etti “ben buraya herşeyi düzeltmek için gelmiştim” dedi o söylendi ben söylendim arabadan en son bir söz söyleyerek indim ama ne dedim hatırlamıyorum bile evime koşarak çıktım ve sonrası yok konuşmuyoruz bu şekilde gittim yanından lütfen bana bir tavsiye verin

Bu soru 24 Haziran 2025 12:53 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba Sevgili Seda,


Yazdıklarını büyük bir dikkat ve özenle okudum. Şu an içinde bulunduğun duygusal karmaşayı, çaresizliği ve kafandaki “ne yapmalıyım” sorusunun ağırlığını fazlasıyla anlıyorum. Düğüne bu kadar az bir zaman kalmışken; ilişkinde bu denli kırılganlık, baskı, öfke, güvensizlik ve çözümsüzlük hissetmek seni hem geleceğe hem de kendi kararlarına dair derin bir sorgulamanın içine sokmuş. Anlattıklarında sadece bir tartışmadan ya da fikir ayrılığından söz etmiyoruz. Burada çok daha derin bir mesele var: Senin isteklerinle onun istekleri arasında kurulamayan köprü, senin duygusal ihtiyaçlarının inkâr edilmesi, senin iyi niyetinle kurmaya çalıştığın iletişimde sürekli duvara çarpman ve en önemlisi, sınır ihlalleriyle karşı karşıya kalman. Sevgili danışan, ne yaşadığını küçümsemek istemem ama önce şu gerçekle yüzleşmek gerekiyor: Bu ilişki artık sadece senin çabanla ayakta duruyor ve sen bu çabanın içinde yavaş yavaş kendini kaybetmeye başlamışsın.


Sen konuşmak istiyorsun, duygularını dile getirmek, güvende hissetmek, içini rahatlatacak bir yanıt duymak istiyorsun. Bu tamamen anlaşılır ve çok insani bir beklenti. Ancak karşındaki kişi, sana o güveni verecek, seni anlayacak ve ilişkiyi birlikte taşıyacak bir ortaklık sunmuyor. Duygularını paylaştığında "ben sana zaten söyledim, tekrar mı edeceğim" demesi, senin ihtiyaç duyduğun duygusal yakınlığa ne kadar uzak olduğunun bir göstergesi. Oysa sevgi sadece “seni seviyorum” demekle sınırlı değildir; sevgi, birinin duygusal ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmak, o ihtiyaçlarla ilgilenmek, kendini sadece haklı kılmaya çalışmak yerine iki kişilik bir dünyada bir denge kurabilmektir. Ancak senin partnerin sürekli “ben hep böyleydim, beni bu şekilde kabul et” diyerek sorumluluğu yalnızca senin üzerine yıkıyor. Bu, ilişkideki duygusal yükü tek başına sırtlamak zorunda bırakılmana neden oluyor. Böyle bir ilişkide zamanla hem ruhsal dayanıklılığın azalır hem de “ben neden sevilmiyorum, neden değer görmüyorum” gibi içsel sorgulamalar artar. Bu senin yetersizliğinden değil, karşı tarafın ilişki sorumluluğunu almamasından kaynaklanır.


Bir başka çok önemli konu da şudur: Anlattıklarında sınır ihlalleri çok net görülüyor. Sana bağırılması, elinin çekilmesi, yüzüğün zorla taktırılmaya çalışılması, seni ailenin önüne “atmakla” tehdit edilmesi; sevgiyle, güvenle, eşitlikle kurulmuş bir ilişkiye ait davranışlar değildir. Bunlar, bir kişinin duygusal kontrolü kaybetmesiyle ortaya çıkan ve psikolojik şiddetin bir formuna dönüşen davranışlardır. Bu noktada sevgili danışan, senin gösterdiğin direnci çok önemsiyorum. İlk kez “hayır” dediğinde, yüzüğü takmadığında, geri çekildiğinde verdiğin o karar çok kıymetliydi. Çünkü o an, kendini değil, ilişkinizi kurtarmaya çalışırken artık kendine zarar verdiğini fark ettiğin andı. Ve bu çok önemli bir fark ediştir. Kimi zaman insan sevdiği için tahammül eder, ilişkiyi kurtarmak ister ama bu tahammülün bedeli kendi ruhuna ödenmeye başladıysa orada bir durmak gerekir. Bu sadece ilişkiyi değil, insanın kendine olan saygısını, sınırlarını ve benliğini de etkileyen bir süreçtir.


Bir başka önemli nokta ise şu: Düğüne iki ay kalmış olması, bu ilişkiyi her şartta sürdürmek zorundaymışsın gibi hissetmene neden olabilir. “Bu saatten sonra ne denir, nasıl dönülür?” gibi düşünceler seni esir alabilir. Ama unutma, bir ilişki evliliğe yaklaştıkça daha da güçlenmelidir; güven, bağlılık ve netlik artmalıdır. Oysa senin yaşadıklarında netlik değil belirsizlik, güven değil kırılganlık, destek değil baskı ve zorbalık var. Burada asıl mesele düğün tarihi değil, bu kişiyle bir ömür geçirmenin ruhsal yükü. Şu an düğün telaşı, çevre baskısı, aile beklentisi gibi dışsal faktörler kararlarını gölgeliyor olabilir. Ama hayatının kararlarından biri olan bu ilişkiyi seçerken önceliğin iç sesin, kendi huzurun ve ruhsal güvenliğin olmalı. İnsanların ne diyeceği, sürece ne kadar emek verdiğin ya da düğün tarihinin yakın olması; seni mutsuz edecek bir ilişkiye “tamam” demeni gerektirmez. Çünkü ömür, sadece bir düğün gününden ibaret değil. O gün geçer, ama o ilişkideki yalnızlık, değersizlik ve tükenmişlik hissi devam eder.


Sen bu ilişkide "kendini korumaya çalışan", "sınırlarını göstermeye çalışan", "ben de bir bireyim" demek isteyen tarafsın. Şu anda yapabileceğin en önemli şeylerden biri, duygularını geçersizleştirmeden, yaşadıklarını küçümsemeden bir adım geri çekilip kendine şu soruyu sormak: “Ben bu insanla yaşlandığımda nasıl biri olurum?” Eğer bu soru sana huzur, güven, saygı dolu bir cevap vermiyorsa, o zaman bu ilişki yeniden düşünülmelidir.


Son olarak, lütfen şunu bilmeni isterim: Kendini koruman bencillik değil. Hayır demen suç değil. Sevilmek uğruna sınırlarını kaybetmen gerekmez. Eğer şu an konuşmuyorsanız bu bir fırsat olabilir. Sessizlik bazen ihtiyaç duyduğun netliği sana gösterebilir. Bu süreçte duyguların karmaşık olabilir ama önemli olan onları bastırmak değil, yavaşça gözlemlemek ve kendin için bir yol çizmek. Dilersen bu süreci bir uzmandan birebir destek alarak da değerlendirebilirsin. Çünkü bu kadar yüklü ve kırılgan bir ilişkide yalnız karar vermek çok zorlayıcı olabilir. Ama en önemlisi, bu kararı kendin için verdiğinde, hayatına saygı duyduğun, seni duyan, seni önemseyen bir ilişkiye yer açabilirsin.


Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir konu veya aklına takılanları yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin.


Sevgiler,

Psikolog Betül Canbel

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular