Psikoloji

Düğünüme 2 ay kaldı korkuyorum

Gizli Kullanıcı25 Haziran 2025 04:10

Betül canbel ile de devam etmek istiyorum Betül hanım akşam konuştuk yine ağırlıklı benim konuşma yaptığım bir akşam oldu sadece ilk oturduğumuz da özür dilerim diyerek başladı cümlesine o gün oraya seninle kavga etmek için değil artık bu durum bitsin normale dönelim diye geldim dedi bende normale dönmek uğruna geldiğinde yerde parmağımdan yüzük aldın ve hiç unutmayacağım bir cümle söyledin dedim sonrasında konuşmaya başladım ben ben konuşmaya başlayınca geri çekildi yine çok ortak bir dil kullandım bunca şey yaşanmış olmasına rağmen ama cümle aralarında yine duvar ördü sanki bana “bilmiyorum sürekli benden birşey duymak istiyorsun zaten konuştuk tekrar konuşmak istiyorsun tekrar meyi duymak istiyosun “ dedi bende yeni bir bakış açısı yakalamak belki dedim sonrasından ağırlıklı benim konuşma ve soru cevap yönelttiğim bi konuşma oldu sonlara doğru bu yüzük çıkarma hareketi ve babanın önüne atıcam ssni dediği cümlesini hatırlattım aynı durum yeğeninin başına gelse burda kalkar karşısındaki çocuğu mu suçlarsın yoksa kız yeğenini mi dedim çocuk ona bence karşısındaki çocuğun kemiklerini kırmak geçer içinden dedim işte bende bir kızım ve benimde bir ailem var bu yaşadıklarımın birini duysalar sana yapmak isteyeceklerini düşünebiligor musun dedim bunları empati Yapabilmen için söylüyorum dedim sonra oda bunları söyle beni doldur doldur sonra arkasından güzel bir şey bekliyorsun dedi yine bir sessizlik oluştu aramızda Sonrasında gitmeye yakın karşısına oturdum Aslında tüm beklediğini gerçekten içten dilenmiş elimi tuttuğu gözlerimin içine bakarak söylediği “özür dilerim hatalıyım ve yanında olmak istiyorum” cümlenden ibaret ve sonrasında da kendi kötü yanından beni koruyacağına dair söz vermen gerek dedim Uzun bir süre karşısında Bana bunu yapmasını bekledim Yapmadı ve ben de hayal kırıklığına uğradım ilk geldiğimde senden burada özür diledim dedi tekrar mı yapmam gerekiyor illa bir şeyleri dedi O anla bu an istediğim şey bir mi dedim ben de Kaç defa özür dilediğini ya da kaç defa gelip gittiğini bunları sayarak mı yapacaksın hayatın boyunca dedim Sonrasında yanından kalktım ve bir köşeye oturdum uzun bir süre sesszizlik oldu somrasında kalk gidelim o zaman hiç bir yere varamıyoruz dedim o da sen memnun olmuyorsun hiç bir şeyden dedi ne yapsam olmuyor dedi sonra tutup sarıldı sonrasında seni seviyorum dedi bende bunu duymak istemiyorum ki konu sevgi değil dedim özür diledi ama bu da benim isteğimle oldu sanki bir şey söyle artık bana dedim sürekli bunun üstüne “özür dilerim çok özür dilerim” dedi ama hiç bir anlam ifade etmedi sanki evlendiğimizde böyle tsrtışmalar bunlar olmayacağjna söz ver dedim söz dedi ama bu da bana iyi hissettirmedi..sonrasında kalkıp gitmemiz gerekiyordu artık eve kalktık yüzükleri gösterdi takmayacak mısın dedi açık söyliyim içimden gelmedi sonra o üzülünce aldım elime belki aklıma güzel bri an kazınır diye “takmam için yeniden evlenme teklif etmen gerekir dedim diz çöküp” güldü bekledi takmamı bende onu bekledim şaka söylememiştim suratı düştü gidelim dedi yüzükler kalsın burda dedi bende neden yapmıyorsun dedim memnun olmuyorsun hala hiç bir şeyden dedi bu sefer benimde yüzüm düştü aldım taktım elime onun eline verdim yüzüğü ama mutlu hissetmedim hiç bir yere de varmadı konuşma sıkışıp kaldım yine sanki eve dönerken ikimizde hiç konuşmadık ağzmızı açmadık şimdi ne yapmam gedektiğini bilmiyorum

Bu soru 25 Haziran 2025 09:22 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba Sevgili Seda,


Yazdıklarını okurken içinde bulunduğun duygusal karmaşayı, beklenti ve hayal kırıklığı arasında gidip gelen ruh halini anlıyorum. Düğününüze iki ay kalmışken yaşadığın bu belirsizlik, hem kalbini hem zihnini yoran bir sarmala dönüşmüş gibi görünüyor. Bir tarafta yıllarını verdiğin, sevdiğini düşündüğün, ortak hayaller kurduğun bir ilişki var; diğer tarafta ise artık seni tatmin etmeyen, içinde bir şeylerin eksik kaldığını hissettiren, sana “güvende değilim” duygusu yaşatan kırılgan bir bağ. Bu duyguların hepsi çok gerçek ve senin bu denli yoğun bir şekilde hissediyor olman ne kadar duyarlı, bilinçli ve kendini tanımaya çalışan biri olduğunu gösteriyor. Bu yazının amacı, sana ne yapman gerektiğini dikte etmek değil; yaşadıklarını seninle birlikte daha net görmene yardımcı olmak ve karar sürecinde kendini yalnız hissetmemen için yanında olmak.


Konuşmalarınızda senin sürekli olarak kendini ifade etmeye çalışman, açıklama istemen, tekrar tekrar bazı olaylara dönüp anlamaya ve çözüm üretmeye çalışman, aslında ilişkide üstlendiğin rolün bir göstergesi: Duygusal taşıyıcı olmak. Bu, ilişkide sorunları fark eden, çözüm için çaba gösteren, duygular üzerine düşünen ve bu duyguların etkilerini anlamaya çalışan kişi olmak anlamına gelir. Karşındaki kişi ise, bu yükü sırtlanmakta ya isteksiz ya da duygusal olarak bu kapasiteye sahip değil gibi görünüyor. Sen ona "hatalarını fark et, empati kur, özür dile ve bunu bir dönüşümle destekle" dediğinde, o ise sana “daha ne istiyorsun?”, “kaç kere söyleyeceğim?” gibi cümlelerle yanıt veriyor. Bu durum seni sadece anlaşılmamış hissettirmiyor, aynı zamanda değersizleştirilmiş gibi de hissettiriyor. Sanki hislerin fazla, taleplerin abartılıymış gibi...


Halbuki senin istediğin bir çiçek, bir söz ya da gösteriş değil. Senin istediğin şey, onun senin duygularını gerçekten anladığını hissettiren bir yaklaşım. Özür dilemesini istemen, geçmişteki hataların telafisi için bir farkındalık göstergesi olsun diyedir. Fakat o bu özürleri ya yetersiz şekilde sunuyor ya da sadece sen istediğin için söylüyormuş gibi bir hal alıyor. Özür, samimi olduğunda onarıcıdır. Ama senin anlatımından görüyoruz ki bu özürler bir zorunluluk, bir görev gibi verilince anlamını kaybediyor ve seni daha da yaralıyor.


Dikkat çekici bir diğer konu da yüzük meselesi. Bu sembolün senin için taşıdığı anlam, onun için taşıdığı anlamdan çok daha derin görünüyor. Senin için yüzük bir bağlılık göstergesi, bir saygı ve sadakat nişanesi. Ama o yüzüğü tartışmalarda bir tehdit unsuru olarak kullanıyor; çıkarıyor, veriyor, bekliyor... Bu da aslında ilişki içinde yaşanan çatışmaların ne kadar güç savaşına dönüştüğünün göstergesi. Sen yüzüğü takmak için ondan tekrar bir evlenme teklifi istiyorsun -ve bu çok değerli bir istek. Çünkü bu teklif, sadece romantik bir jest değil; ilişkinin yeniden kurulması, yeni bir dil bulunması, belki geçmişin affedilmesi için sembolik bir başlangıç. Ama o bu çağrıyı bir “memnun edememe” tepkisiyle cevaplıyor. Bu da gösteriyor ki, ilişkiniz şu anda iki kişinin eşit sorumluluk aldığı bir yerden ziyade, bir tarafın daha çok çaba sarf ettiği ve diğerinin bu çabayı “yetmeyen” olarak gördüğü bir noktada sıkışmış durumda.


Senin en çok kırıldığın şey, kendini ne kadar açık ve sade şekilde ifade etmeye çalışsan da bunun tam olarak duyulmadığını fark etmen. O sana sarıldığında, “seni seviyorum” dediğinde, senin zihninde çınlayan şey bu cümlenin romantikliği değil, içeriğinin karşılıksızlığı. Çünkü sevgi, sadece söylenen değil, yaşatılan bir şeydir. Ve sen bu sevgiyi yaşatacak temel davranışların, saygının, empati ve sorumluluğun eksik olduğunu deneyimliyorsun. Bu yüzden de “konu sevgi değil” diyorsun. Çünkü sen bir his değil, bir tutum bekliyorsun.


Sevgili Seda, senin yaşadığın şey sadece evlilik öncesi stres değil. Bu bir duygusal çelişki. Bir yanın hâlâ seviyor, alışkanlıklarla, anılarla, birlikte kurduğun hayallerle bağlı hissediyor. Ama diğer yanın bu bağın seni boğduğunu, yalnızlaştırdığını, değersizleştirdiğini söylüyor. Sen artık bu iki ses arasında sıkışmış durumdasın. Geceleri içinden ağlayan ses "yorgunum, güvende değilim, kendimi kaybediyorum" diyor. Ama sabahları yüzüğü yeniden takan el "belki değişir, belki düzelir" umuduna sarılıyor. Bu çelişkiyi çözmenin tek yolu, dışarıdan bir çözüm değil; kendi içine dönüp “ben bu ilişki içinde kim oluyorum?” sorusunu sormaktan geçiyor.


Bu aşamada sana şu soruları sorman yardımcı olabilir:


Bu kişiyle bir ömür geçirmek beni özgürleştirir mi, yoksa sıkıştırır mı?


Özür dilemediği, empati kurmadığı, beni duymadığı her anda ne hissediyorum?


Bu ilişkiyi yürütmek için sadece ben mi çabalıyorum?


Evlilik sonrasında bu davranışların düzelme ihtimali mi daha yüksek, yoksa artma ihtimali mi?


Son olarak: Bu kişiyle evlenmek mi beni daha çok mutlu eder, yoksa bu evlilikten vazgeçmek mi beni daha çok özgürleştirir?


Cevaplar zor, ama senin içinde. Sen zaten kendini tanımaya çalışan, duygularını ifade edebilen, farkındalığı yüksek bir kadınsın. Bu özelliklerin seni güçlü kılıyor. Bu gücünü kullanarak kendi hayatının sorumluluğunu almak, bazen çok sancılı ama çok iyileştirici bir adımdır.


Unutma, evlilik senin mutluluğunu gölgeleyen bir yolculuk olmamalı. Kendini sürekli açıklamak, sürekli affetmek, sürekli anlaşılmaya çalışmak zorunda kaldığın bir yerde hayat boyu kalmak seni zamanla tükenmişliğe götürür. Bu karar, sadece iki kişilik bir karar değil. Aynı zamanda senin kim olduğunu, nasıl bir yaşam sürmek istediğini ve neyi hak ettiğini belirleyen bir karardır. Lütfen kendine dürüst ol. Korkunun seni yönetmesine izin verme. İçindeki sesi susturma. Unutma: Hayat düğünden ibaret değil. Hayat, huzurlu hissettiğin, kendin olmaktan korkmadığın, sevginin içinde saygının ve anlayışın da olduğu bir bütünlükten ibaret. Sen bunu hak ediyorsun.


Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru veya aklına takılanları yeni bir soru oluşturarak sorabilirsin.


Sevgiler,

Psikolog Betül Canbel

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

Betül hanım sizden danışmanlık almak istesem burdan harici nasıl ulaşabilirim

25 Haziran 2025 09:34
Psk. Betül Canbel

Merhaba Sevgili Danışan, Sosyal medya hesabımdan ulaşabilirsiniz. Profilimde de linki mevcut 🌼 Sevgiler, Psikolog Betül Canbel

25 Haziran 2025 10:02

Cevaplanmış benzer sorular